Devleti yöneten kişilerin Anadolu Aleviliği konusunda bilgi birikimleri yok. Devleti yöneten kişilerin, Başbakanın, cumhurbaşkanının doğru bilgilendirilmesi gerekiyor. Laikliği özümsemiş devlet görevlileri Anadolu Aleviliğine son derece samimi ve sempati ile bakıyor, laikliğin çimentosu olarak değerlendiriyorlar. Bir grup ise ‘acaba Türkiye’de bir Alevi-Sünni kavgası çıkar mı’ kaygısında. Bir grup da baskın Sünni eğitim alanlar, hükümette olduğu gibi Anadolu Alevilerinin Sünnileştirilmesinden yana. Amaç ‘Aliyi sevmekse ben daha çok Aleviyim’ gibi... İnançsızlık, samimiyetsizlik var. Devletin üst kademesinde yer alıp, devleti işleten kurumlarda Anadolu Aleviliği ile ilgili ciddi bilgi eksikliği var. Bilinmeyenler aydınlandıkça, bilgi eksikliği ortadan kalktıkça kaynaşmamız da daha kolay olacak. Bu bakımdan olumluya doğru gidiş var.
Siyasi partilerin yapısına, politikalarına, icraatlarına baktığınızda Alevilere kolay kolay yer vermediklerini görürsünüz. Diyanet’i masaya yatırıp, çağdaş, demokratik ülkelerle aynı düzeye getirmek için mücadele vermiyorlar. Bütün hükümetler, partiler öteden beri gözardı etmiş, yok saymış Alevileri. ‘Ayrım yapmıyoruz’ diyenlerin hepsi yalan söylüyor. Belki dünyada bu kadar somut, açık ayrımın olduğu başka bir alan yoktur. İlim ve bilgi zemininden uzaklaştığı için inanç önderleri yetişmemiştir. Parçalanmaları, değişik kimlik arayışları kimlik sorunları hep bundan kaynaklanıyor. Birçok sıkıntı sorun, büyük bölünmeler varmış gibi görünüyor ama bunlar sistemin uygulamalarından kaynaklanıyor. Bakarsan Sünni kesimde binlerce tarikat, birbirine karşıt gruplar var. Bizde de kimi ‘İslamın içindeyiz’, kimi ‘değiliz’, kimi ‘kültürüz’ diyor. Nedeni eğitimden, kültürden, inançtan uzaklaşmalardan kaynaklanıyor.
‘Aleviler ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyor’
Ercan Geçmez
(Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı G. B.)
Türkiye’nin demokratik, evrensel hukuk normlarına kavuşmalıdır. Bunları sağlanmadığı sürece Alevilerin sorunlarını da çözme imkanı yoktur. Aleviler devlet kurumlarında hâlâ ikinci sınıf muamele görüyor. Kendisine laik, hukuk devleti diyen devletin hiçbir kurumunda inanç merkezi olmaması lazım. TBMM’de, her kurumun altında bir mescit ya da cami vardır. Bunlar dahi büyük ayrımcılıktır. Meclis Başkanı ‘buyrun Aleviler gelsin Meclis’te cemevi açalım’ diyor. Siz Meclis Başkanı olarak cemevleri yasasını çıkartmıyor, karşı duruyor sonra korsan cemevi teklifinda bulunuyorsunuz. Bunlar ayıptır, hakaret olarak görüyoruz. Alevilerin sorunlarını sadece AKP Hükümeti’ne bağlamak da yanlıştır. 1982 Anayasası’nı hâlâ taşıyoruz. 1982’den sonra o kadar çok hükümetler değişti ki. Türkiye’nin utancı zaten 12 Eylül Anayasası ile yaşamaktır. Hâlâ kendilerine ‘laik, demokrat, çağdaş’ diyen insanlar o anayasanın arkasına sığınıyor. 82 Anayasası’nın getirdiği kurumları çağdaştır diye korumakla bir şey yapamazsınız. Çünkü o anayasanın temeli cuntadır, onun temelinde haksızlık, eşitsizlik vardır.
‘Alevi hareketi homojen değil’
Doç. Dr. Ayhan Yalçınkaya (Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi)
Alevilerin 84-85 sonrası başlayan 90’lardan sonra giderek ivme kazanan hareketi dünyadaki son gelişmeler çerçevesinde ele alınmalı. 1984-85’ten 1990’a kadar Alevilik hareketi ile milliyetçilik arasında bir ilişki kurulması zordu, bugünse kızıl elmacı bir Alevilik eğilimi bile belirmiş durumda. Bunun Kürt sorunuyla, AB’yle ilgisi var. Bunları ihmal edersek Aleviliğin 2000’li yıllarda neden milliyetçilik problemiyle hesaplaşmak zorunda kaldığını açıklayamayız. Bunun Aleviliğe ilişkin özel bir perspektif olduğunu düşünmüyorum. Genel olarak dünyayı algılama-çözümleme tarzlarımızla ilişkili. Marksist bir perspektiften Aleviliğe yaklaşacaksak öncelikle kendi perspektifimizin diğer meselelerde de Marksist çizgiye uygunluğundan emin olmalıyız.
Alevi hareketi dediğimizde homojen bir hareketten söz etmiyoruz. Örneğin Alevi hareketi Cem Vakfı’nın temsil ettiği bir hareket midir? Alevi Bektaşi Federasyonu’nun temsil ettiği bir hareket midir? En gelenekselinden, bir tür yeni tarz Protestan İslamiyeti inşa etmeye çalışan bir hareket midir? Hem evet, hem hayır. Uzlaşıyor gibi göründükleri şeyler var. Net olarak açığa çıkmış değil. Bütün Alevi örgütleri zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istiyor görünüyor, buna rağmen ABF hariç hiçbiri bir kampanyaya girişmiyor. Örneğin “Çocuğumu din dersine göndermiyorum” kampanyası kimsenin aklına gelmiyor. 20 miyon Alevi olduğu söyleniyor. Bunun 1 milyonu bu dersi alıyordur, bir hafta çocuklar bu derse girmese seyredin kopacak gümbürtüyü. Talebe rağmen birleşemiyorlarsa bunun arkasında farklı politik kavrayışlar yatıyor. Alevi hareketi içinde faşist, kızılelmacı bir damar da var, sosyalizmi ciddi biçimde önemseyen ya da geleneksel Kemalist reflekslere sahip, CHP’nin temsil ettiği sağ oluşumlara yakın büyük bir kütle de var. Bu hareketi homojen analiz şansımız çok fazla yok.
BİTTİ
Başa dön