Birlik ve Dayanışma Hareketi’nin düzenlediği, “Avrupa Birliği (AB), Neo-Liberalizm ve İşçi Sınıfı” başlıklı konferans önceki gün yapılan sunumların ardından sona erdi. Konferansın son gününde AB sürecinde Türkiye’de emek hareketi, sendikaların AB’ye yaklaşımı ve gençlik hareketlerinin AB’ye bakışı konuları tartışıldı.
Yard. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu “Yeni liberal politikaları meşrulaştırma aracı olarak AB” başlıklı sunumunda, AB’yi tartışanların konuyu tam olarak anlayamadığını söyledi. Özellikle sendikaların ve emek hareketinin büyük bir bölümünün AB’ye üyeliği desteklediğini, projelerin içinde yer aldığını kaydeden Müftüoğlu, AB’nin çalışma yaşamına olumlu bir katkı sunmayacağının görülmesi gerektiğini kaydetti. AB’yi savunanların Kopenhag Kriterleri’ni öne sürmelerinin de bir yanılgı olduğunu dile getiren Müftüoğlu, bu kiriterlerin amacının serbest piyasa ekonomisinin devamını sağlamak olduğunu ifade etti. Müftüoğlu, “Amaç bu olunca; insan hakları, demokrasi ve özgürlük beklenmemeli” diye konuştu. Katılım Ortaklığı Belgesi ve İlerleme Raporlarında, Kamu Yönetimi Temel Kanunu, GSS, özelleştirmeler, IMF ve Dünya Bankası gibi konularda attığı adımların desteklendiğini hatırlatan Müftüoğlu, bunlara karşı eylemler gerçekleştiren sendikaların, AB’yi desteklemesinin açıklanması gerektiğini belirtti.
‘Sosyal Avrupa’
Kristal-İş Eğitim Uzmanı Aziz Çelik ise AB’nin sendikal haklar konusunda olumlu etkileri olacağını savundu. Avrupa’nın haklar konusunda dünyanın en ileri yeri olduğunu kaydeden Çelik, Türkiye’nin bundan faydalanması gerektiğini söyledi. AB içinde; ABD gibi imparatorluk kurmak isteyen liberallerle, sosyal Avrupa isteyen kesimler arasında mücadele olduğunu kaydeden Çelik, Avrupalı sendikaların ve sol partilerin de AB’nin bu şekilde değişmesini istediklerini ifade etti.