Yaşar Usta da seçimlerde oy verdiği AKP'nin kendilerine sahip çıkmamasına tepki göstererek "AKP' ye oy verdim ama pişmanım. Oyu biz veriyoruz halka hizmet etsinler diye, onlar gidip zenginler ve patronlar için yasalar çıkarıyor. Çıkardıkları bu yasayla da Dalan gibiler kamulaştırma yapabiliyor. Psikolojimizi bozdular. Çocuklarımızın geleceği olan bu evleri kimseye vermeyiz" diye konuştu.
Yaşar ve Zarife Küçükbaş: 1984'ten beri İnönü Mahallesi'nde oturuyoruz. Bu nasıl adalet? Hükümet bir yasa çıkarıyor, adam gelip servetini büyütmek için evlerimize göz dikiyor. Sözüm ona kamulaştırma yapıyorlar. Daire başına 25-30 bin YTL gibi komik bedeller biçiyorlar. Biz bu evleri yapmak için 30 yıl çalışıp çabaladık, yılların emeğini öyle kolay kolay kimseye yedirmeyiz. Dalan, gelip ormanları kesip kendine yer yapıyor. Madem devlet kamulaştırmaya izin veriyor, o zaman üniversitenin hemen yanındaki İSKİ ve Bakanlık arazisini versinler. Ama ne İSKİ ne de Bakanlık arazisini vermiyor. Herkes gücünü yoksul vatandaşa karşı kullanıyor. Erdoğan gecekondulara 'çirkin' diyor. 'İstanbul'u gecekondulardan ve kaçak yapılardan temizleyeceğiz' diyor. Dalan gibi zenginlere gelince sesi çıkmıyor. Erdoğan'ın istemediği evlerimiz değil, biz yoksul insanlar.
"Bu evler için kocam sakat kaldı"
Serpil Yüksel: Bizim kat karşılığı tapularımız var, burada işgalci değiliz. Yıllarca çalışarak zor bela başımızı sokacak evler yaptık. Şimdi Dalan gelip evimizi başımıza yıkmak istiyor. Seçimlerde AKP'ye oy verdik, onlar da yemediler içmediler zenginlerden yana yasalar çıkardılar. 15 yıldır burada oturuyoruz. İSKİ'nın koca arazisi var ama vermiyor, biz neden evlerimizi verelim? Mahkeme bizden yana karar vermezse yeniden eylem yapacağız. Muhtar da Dalan'dan yana oluyor. Oy aldığı mahallelinin çıkarlarını koruyacağına, zenginlerin yanında yer alıyor. Bu evi yapmak için eşim on sene yurt dışında çalıştı. Çalışırken geçirdiği kaza nedeniyle kolu sakat, çocuğumun psikolojisi bozuldu. Geçen sene dersleri çok iyiyken simdi karnesi zayıf dolu. Her gün evlerimiz yıkılacak diye korku içindeyiz. Ama biz bu evleri kimseye yedirmeyiz.
"Üniversite değil ticarethane"