Mezar tahribatına soruşturma açılmadı
Siirt’in Eruh ilçesine bağlı Kavaközü (Tanzê) köyünde bulunan, 1991 yılında çatışmada ölen 5 PKK militanının mezarları 25 Nisan 2006’da tahrip edildi. Ölen militanlardan Mehmet Salih Yas’ın babası Eruh Cumhuriyet Savcılığı’nda suç duyurusunda bulundu. Ancak 28 Haziran tarihinde Yaş’a, kovuşturmaya yer olmadığına dair mahkeme kararı gönderildi. Görüşünü aldığımız Süleyman Yaş, mezarları üç ay önce restore ettirdiğini belirterek, “Mezarların tahrip edildiği ortada, böyle bir kararın verilmesi hukuki değil. Askerler tarafindan yapıldığı kesindir. Köylüler askerleri mezarda gördüklerini, ertesi gün de mezarların yıkıldığını gördüklerini söylüyorlar ama tanıklık yapmaya korkuyorlar. Aynı askerler biz mezarları yaparken köylüleri ve bizi mezarların kenarlarina beton dökmememiz için tehdit etti. Kararda mezarların tahrip edilmediği bakımsızlıktan öyle oldukları yazılıyor ama fotoğraflar açıkça gösteriyor. Karara itiraz edeceğiz” iddialarında bulundu.
Tunceli’de gergin gün
Tunceli’de önceki gün komando tugayına yapılan saldırıda bir asker hayatını kaybetti, bir asker de yaralandı. Akşam saatlerinde ise, Tunceli-Pülümür karayolunu kesen HPG’liler kimlik kontrolü yaptı. Atatürk Mahallesi’nde bulunan 4. Komando Tugayı’na önceki gün saat 14.30 sıralarında HPG’liler tarafından saldırı düzenlendi. Dinar Deresi bölgesini gözetleyen nöbetçi kulübelerinin hedef alındığı saldırıda; 1 er yaşamını yitirdi. Olayın ardından, Dinar Deresi’nde havadan ve karadan operasyon başlatıldı. Havan atışlarının gerçekleştirildiği bölgeyi, kobra tipi helikopterlerin havadan bombaladığı bildirildi. Öte yandan saldırının ardından, Tunceli-Pülümür karayolu da HPG’liler tarafından kesildi. Zağge bölgesinde yol kesen HPG’liler yaklaşık 40 aracı durdurarak, kimlik kontrolü ve örgüt propagandası yaptı. Olayı haber alan jandarma ve polisler, karşılıklı olarak Tunceli-Pülümür karayolunu trafiğe kapattı.
Demokrasi için birlik çağrısı
Emek Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel, yeni Sivasların yaşanmamasının yolunun, demokrasi için birlikten geçtiğini bildirdi. Sivas katliamının yıldönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Tüzel, ülke tarihine bakıldığında, sıkça, Sivas’ta olduğu gibi halk kitlelerinin birbirine karşı harekete geçirildiğine tanık olunacağına dikkat çekti. Bu siyaset ve toplum yönetme tarzının, insanlık değerleriyle bağdaşmayan burjuva kapitalist bir sınıfsal özellik olduğunu ifade eden Tüzel, şu uyarılarda bulundu: “Ülkemizde bir süredir halkın kimi nedenler ve söylemlerle karşı karşıya getirilip, duygu ve yaşam olarak uzaklaştırıldığını görmekteyiz. Özellikle bu hususların Türkiye iktidarlarının yıllardır çözmeyip toplumsal bir bölünmede bir araç olarak kullandığı iki sorunda odaklandığını kabul etmeliyiz. Bunlardan biri Kürt sorunu diğeri ise laiklik meselesidir. Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman laik bir devlet olamadığı için insanların inançları ve dini tercihleri, iktidarların üzerine oyunlar düzerek kullandıkları bir alan olmuştur. Bu politikayı askeri de, sivili de, muhafazakârı da, liberali de, sosyal demokratı da kullanmaktan kaçınmamıştır. Zorunlu din dersleri, türban baskılanmaları ve tartışmaları, diyanet bünyesinde binlerce memurun çalıştırılması, mezhepler arasında ayırımcılık ve Aleviliğin dışlanması türünden devlet yönetiminin birçok yönüyle din işlerine açıktan müdahale etmesinin örnekleri vardır. Böyle olduğu içindir ki kışkırtılmış kitleler oradan oraya sürüklenerek karşı karşıya getirilebilmiş ve hatta kıyamlar tertiplenebilmiştir.” Sorunların kaynağında demokrasi yoksunluğunun yattığını kaydeden Tüzel, Meclis’te kabul edilen Terörle Mücadele Yasası’na (TMY) atıfta bulunarak, tüm demokrasi güçlerini, birliktelik içinde mücadele etmeye çağırdı. Demokratik Toplum Partisi (DTP), Alevilerin tarih boyunca haksızlıklara, katliamlara uğradıklarına vurgu yaptı. DTP Genel Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada, Kürt halkına uygulanan zorla göç ettirme politikasının Alevilere de uygulandığına işaret edilerek, Koçgiri ve Dersim gibi yerlerde Alevi-Kürt kimliğinin suçlu sayıldığına dikkat çekildi. Açıklamada, DTP’nin “Madımak Müze Olsun” kampanyasını desteklediği belirtilerek, tüm demokratik kamuoyuna da kampanyayı destekleme çağrısı yapıldı. SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın da herkesi, “Madımak Müze Olsun” kampanyasına destek vermeye çağırdı. KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, Sivas katliamını unutturmayacak şeylerden birinin 35 insanın katledilmesi, bir başka şeyin ise katliam ve linç kültürünün devlet politikası olarak yerleşmesi olduğunu belirtti. Tombul, Sivas katliamının işçilerin toplu sözleşme görüşmelerinin tıkandığı, kamu emekçilerinin grevli toplusözleşmeli sendika hakkı için eylemlerini yaygınlaştırdığı bir süreçte gerçekleştiğini hatırlattı. Dönemin DYP-SHP koalisyonunun, politik krizden kendi olanaklarıyla çıkamadığını ifade eden KESK Genel Başkanı, her krizin faturasının emekçilere çıkarıldığını belirtti. Jeoloji Mühendisleri Odası ile Ordu’daki kitle örgütleri ve siyasi partiler tarafından yapılan açıklamalarda da, katliamın gerçek sorumlularının açığa çıkartılarak, hak ettikleri cezalara çarptırılmaları talep edildi.
Gecekondu halkına ‘gıda yardımı’ tehdidi
Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında gecekonduları yıkılacak olan İlkerliler, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin “gıda yardımı” oyunuyla karşı karşıya. “Dikmen Vadisi 3’üncü Etap Projesi” olarak geçen ve İlker’deki yüzlerce gecekondunun yıkılmasıyla sonuçlanacak projenin kendilerini mağdur edeceğini söyleyen mahalle sakinleri, hemen her gün eylem yapıyor. Mahallelinin salı günü Ankara Büyükşehir Belediyesi önünde yaptığı eylemin ardından, belediye mahallede yüklü miktarda gıda yardımı dağıttı. Yardım, mahalleli tarafından “yıkım rüşveti” olarak değerlendirildi. Mahallede, “Gecekondusunu yıktırmayana, yardım yok” söylentisi dolaşıyor. Bazı mahalleliler belediyenin yardımını kabul etmemeye başladı. Gazetemize konuşan mahalle sakini Sultan Biçer Seven, Büyükşehir Belediyesi’nin yardım dağıttığını ancak sözleşme imzalamayanlara yardım verilmediğini söyledi. “Açlıktan ölmeye razıyız ama evimizi yıktırmayız” diyen Seven, arsayı da evi de borçlanarak aldıklarını anlattı. Belediyenin kendilerine net açıklama yapmamasından yakınan Seven, muhtarın da kendilerini sahiplenmediğini, belediyenin arkasında durduğunu ifade etti. Bu süreçte toplantılar yaparak, diğer bölgelerdeki yıkım süreçleri hakkında bilgilendiklerini belirten Seven, “Muhtarlar, kooperatif başkanları mahalleliyi sağcı-solcu, Alevi-Sünni diye bölmeye çalışıyor” dedi. İlyas Seven de belediyenin yardımları kullandığını kaydederek, “Burada insanlar asgari ücretle geçiniyor. Belediye yardımına ihtiyaç duyuyor. İnsanlar da evimiz gidiyor, bari yardım alalım diyorlar” dedi. Seven, konut dağıtımında, rantçıların kazanacağını düşündüklerini söyleyerek, “Tapulu, tapusuz, istibdatlı diye ayırmaya, psikolojik baskı kurmaya çalışıyorlar” dedi.
|