www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Haydut devlete yine kalkan!
İsrail işgal ordusunun, Gazze’ye yönelik saldırıları sürerken, Filistinli temsilcilerin BM Güvenlik Konseyi’nin İsrail’i kınaması yönündeki girişimleri, ABD tarafından engellendi. ABD’nin temsilcisi John Bolton, krizden dolayı Hamas, Suriye ile İran yönetimlerinin kınanması gerektiğini iddia etti.

Fransız sermayesi atakta
2005 yılında dünyada en çok yurtdışı yatırım yapan ülkenin Fransa olduğu ve böylece ABD’nin ikinci sıraya düştüğü bildirildi.

Tecavüzcü askerlere soruşturma
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Iraklı genç bir kadına tecavüz edip, ailesinin diğer üç üyesiyle birlikte öldürmek suçlamasıyla 5 ABD askeri hakkında soruşturma açıldığını bildirdi.


Haydut devlete yine kalkan!
İsrail işgal ordusu Gazze Şeridi’ne yönelik saldırısını sürdürürken, Filistin’in BM temsilcileri Güvenlik Konseyi’nin İsrail’i derhal kınamasını talep etti. Ancak, bu talep İsrail’in güçlü müttefiki ABD tarafından reddedildi.
Filistin’de yaşanan insanlık dramına sırtını dönen ve Güvenlik Konseyi’nin İsrail’i kınayacak bir metin yayımlanmasına engel olan ABD’li temsilciler, İsrail’den önce Filistin hükümetinin ve “terörizme destek verdikleri için” Suriye ile İran’ın kınanması gerektiğini ileri sürdüler.
ABD’li temsilcilerin, bu çıkışı üzerine İsrail’in BM temsilcisi Daniel Carmon, İsrail’in kaçırılan askeri için “asgari şiddet içeren bir operasyon” başlatttığını iddia ederek, “Sivillerin zarar görmemesi ve insani durumun daha da kötüye gitmemesi için çaba sarfediyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Sessiz kalınmasın’
İsrailli temsilcinin, “asgari şiddet” açıklamasına karşın Filistinli BM temsilcisi Riyad Mansur, İsrail’in Gazze’deki hayati önemi olan elektrik ve su santrallerini ile İçişleri Bakanlığı’nı vurduğunu, aralarında bakan ile milletvekillerinin de bulunduğu 70’e yakın yetkiliyi tutukladığını hatırlatarak, “BM Güvenlik Konseyi, savunmasız sivil halka karşı girişilen bu denli ağır bir askeri operasyona karşı sessiz kalmamalı” dedi.
Filistinli temsilci, Güvenlik Konseyi’nin İsrail askerlerinin derhal Gazze’den çekilmesini ve hükümet yetkililerinin serbest bırakılmasını öngören bir deklarasyon yayımlaması gerektiğini kaydetti.
İsrail işgal ordusu, saldırısının ilk gününde Gazze’deki üç köprüyü, ana elektrik trafosunu ile bazı güç kaynaklarını ve su santralerini vurmuş ve yazın kavurucu sıcağında, 1.5 milyonluk Gazze’nin can damarlarını koparmıştı.
Şam ile Tahran’a ihtar
Filistinli temsilcinin ardından söz alan ABD’nin BM temsilcisi John Bolton, Filistin, İran ve Suriye’ye adeta “ihtar” verdiği konuşmasında, “BM Güvenlik Konseyi’den, kendi amaçlarının dışına çıkmasına ve kendisiyle çelişkiye düşmesine neden olacak bir istekte bulunamayız” dedi.
Sorunun çözümü için Hamas’ı işaret eden Bolton, “Krizin en hızlı ve iyi çözümü, Hamas’ın İsrail askeri Gilad Şalit’i derhal ve şartsız serbest bırakmasıdır” ifadelerini kullandı.
BM Güvenlik Konseyi’nin, İsrail’i değil, Şam ile Tahran yönetimlerini kınaması gerektiğini iddia eden Bolton, “ABD, krizin ve uzun vadede Ortadoğu’daki sorunların çözümü için, Suriye ile İran’ın teröre destek verme eğilimlerinden kurtulmaları ve Hamas ile ilişkilerini gözden geçirmeleri gerektiğini düşünmektedir” dedi.
Suriye’den, Şam’daki sürgün lider Halid Meşal’i tutuklaması ve ülkedeki Hamas bürolarını kapatmasını isteyen Bolton, Ortadoğulu birçok gözlemcinin, krizin çözümü için “kilit rolü” olduğunu belirttiği Meşal’i, “herkesçe bilinen uluslararası terörist lider” diye niteledi.

Filistin ekonomisi çöktü
BM raporuna göre, Filistin hükümetine uygulanan ambargonun etkisi o kadar büyük ki, yönetim değişse ve ülkeye yardımlar yeniden başlasa bile ekonomi daha yıllarca belini doğrultamayabilir.
BM kuruşlarının başkanlarına gönderilen raporda, “Filistin topraklarındaki yoksulluk ve insani kriz daha önce görülmemiş bir seviyeye ulaşabilir ve çok daha uzun sürebilir” denildi. Raporda, ambargonun etkisinin, İntifada’nın en yüksek noktasındaki yoğun çatışmalardan daha büyük tahribata yol açabileceği de kaydedildi.
Raporda belirtilen en kötü senaryoya göre, Filistin ekonomisi 2007 sonunda, 2005 seviyesinin yüzde 35 altına inebilir. Buna göre işsizlik bu yıl yüzde 43, gelecek sene yüzde 52,4 olabilir.

ÖDP’den protesto
ÖDP İstanbul İl Örgütü, İsrail terörünü protesto etti. Dün Levent Metro İstasyonu girişinde toplanan ÖDP’li grup, “Filistin’e ambargo kalksın”, “İşgale son”, “Kaçırılanlar bırakılsın” yazılı dövizlerle ve sloganlarla İsrail’in İstanbul Başkonsolosluğuna yürüdü.Burada basın açıklamasını okuyan ÖDP İl Başkanı Sinan Tutal, İsrail’in suikast ve işkenceyi bir devlet politikası olarak uyguladığını, sivil halkı cezalandırma yoluna gittiğini dile getirdi.

Çelişkili açıklamalar
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın lideri olduğu El Fetih örgütünün silahlı kanadı El Aksa Şehitleri Tugayı’na bağlı gerillalar, 22 yaşındaki bir İsrail askerini önceki sabah kaçırdıklarını bildirdi. Ancak örgüt kısa bir süre sonra, açıklamasını geri çekti. İsrail askerini kaçıran Hamas’a bağlı İzeddin El Kassam Tugayları ise, yeni taleplerde bulundu. El Kassam Tugayları ile Hamas’a bağlı 2 grup adına yapılan açıklamada, İsrail cezaevlerinde 1000 Filistinli’nin serbest bırakılması istendi. Ancak bu talepler de İsrail tarafından reddedildi.
Öte yandan İsrail askerlerince tutuklanan Hamaslı bakan ve milletvekilleri açlık grevine başladı. İsrail’in Ofer cezaevinde getirilen 45 Hamaslı bakan ve milletvekili, İsrail ordusunca kaçırılmalarını protesto amacıyla açlık grevi başlattı.
Filistin Başbakanı İsmail Haniye ise, önceki gün, Gazze’ye yönelik İsrail saldırısından sonra ilk kez halka hitap etti ve Filistinliler’den “güçlü” olmalarını istedi. Haniye, İsrail’in, bakan ve milletvekillerini esir almasının, hükümet çalışmalarını etkilemeyeceğini, bu bakanların tüm görevlerinin üstlenildiğini de belirtti.
Haniye açıklamasında, Türkiye Başbakanı Erdoğan ile önceki gece yaptığı görüşmeye de değinerek, “Erdoğan ile uzun bir görüşme yaptım. Gazze’deki durumu anlattım. Temas halinde olacağız” dedi.
Erdoğan, önceki gece İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Filistin lideri Abbas ve Başbakan Haniye ile görüştüğünü, konuyla ilgili temaslarının süreceğini söylemişti.


Başa dön


Fransız sermayesi atakta
2005 yılında dünyada en çok yurtdışı yatırım yapan ülkenin Fransa olduğu ve böylece ABD’nin ikinci sıraya düştüğü bildirildi.
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından hazırlanan rapora göre, dört büyük şirket yutmasının da etkisiyle Fransa, OECD ülkeleri arasında en büyük yurtdışı yatırımcısı oldu. ABD ise, özellikle vergi yasasındaki değişikliklerin etkisiyle, ikinci sıraya düştü. Fransa’nın diğer ülkelere yaptığı doğrudan yabancı yatırım, 2005 yılı içinde 116 milyar doları buldu. Bu rakamın 48 milyar doları; 4 büyük şirketin satın alınmasına harcandı. Bunlardan biri, İngiliz şirketi Allied Domecq’in 17.8 milyar dolara Fransız Pernod Ricard tarafından satın alınması olmuştu.
Çekim merkezi İngiltere
İngiltere ise, en çok yabancı yatırım çeken oldu. Ülkeye giren yabancı sermaye miktarı, 165 milyar dolar olarak gerçekleşti. Raporda, “Bu yüksek rakam, 2005 yılındaki sınır ötesi şirket alımlarının çoğunun İngiliz şirketlerini hedef almasıyla mümkün oldu” değerlendirmesi yapıldı.
30 sanayileşmiş OECD ülkesine yönelik doğrudan yabancı yatırım, yüzde 27 artarak 622 milyar dolara yükseldi. Çin ve Hindistan gibi OECD dışı bazı ülkelere akan yatırımın da arttığı görüldü.
2005 yılının; yüksek şirket kârları, düşük faizler, yüksek likidite gibi alanlarda “çok iyi bir yıl olduğunu” bildiren OECD, ufukta yine de bazı riskler göründüğünü kaydetti. Bu riskler arasında; devletlerin, şirketlerin yabancılara satılmasını engelleme eğiliminin artması ve faiz oranlarının artma eğilimi de bulunuyor. Bu eğilimin, şirketlerin “yatırım yapma iştahının” azalmasına yol açacağı kaydedildi.
OECD, Çin’e yönelik yabancı yatırımın bugüne dek imalat sektörüne dönük olduğunu, ancak artık hizmet sektörüne de yatırım aktığını bildirdi.
GM’ye şok teklif
Diğer yandan, Fransız otomotiv devi Renault ve onun Japon ortağı Nissan, “sarsıcı” bir teklifte bulundu. İki şirket, Amerikan General Motors (GM) ile “sektörü değiştirecek bir üçlü ittifak” içine girebileceklerini ilan etti.
Financial Times gazetesinin dünkü haberine göre, GM’nin yüzde 9.9 hissesine sahip olan dolar milyarderi Kirk Kerkorian, bu fikri iki hafta önce, Renault ve Nissan’ın şefi Carlos Ghosn’a iletti. Ghosn da, karşılık olarak, “üçlü bir ortaklık” önerisinde bulundu. Öneriye göre Renault ve Nissan,
GM’den yüzde 10’ar hisse alacaklar. GM Yönetim Kurulu, cuma günü teklifi görüşmek üzere toplandı. Ancak basına açıklama yapılmadı.
Gözlemciler, üç şirketin ittifak kurması halinde yıllık toplam satışı 326 milyar doları ve 15 milyon otomobili kuran bir devin ortaya çıkacağını belirtiyor. Bu miktar, dünya toplam otomobil üretiminin dörtte birine tekabül etmekte.
Gözlemciler ayrıca, GM’nin ciddi bir mali kriz içinde olduğuna ve ittifakın krizin sonlanmasına yardımcı olabileceğine dikkat çekiyor. Şirket, kriz nedeniyle geçtiğimiz yıl boyunca çok sayıda girişimini satmak zorunda kalmıştı. GM, yüzde 20 hissesini Renault ve Nissan’a satarak 3.3 milyar dolar elde edebilecek.

Rusya konvertibiliteye geçti
Moskova hükümeti, cumartesi gününden itibaren Ruble üzerindeki kontrolü kaldırarak, para birimini tamamen konvertibil yaptı. Böylece Rusların yabancı bankalarda hesap açmasına izin verilecek ve ayrıca, yabancı sermaye üzerindeki kısıtlamalar hafifleyecek.
Maliye Bakanı Aleksey Kudrin, bu sayede onmilyarlarca dolar yabancı sermaye girişi beklediklerini bildirdi.
Gözlemciler ise, bu tip avantajların yanı sıra, Rusya’nın daha büyük bir yabancı rekabet altına gireceğini, ayrıca ekonomik kriz riskinin büyüyeceğini kaydettiler.


Başa dön


Tecavüzcü askerlere soruşturma
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Iraklı genç bir kadına tecavüz edip, ailesinin diğer üç üyesiyle birlikte öldürmek suçlamasıyla 5 ABD askeri hakkında soruşturma açıldığını bildirdi.
Önceki günkü bu gelişmeyle birlikte, Irak’taki işgal askerleri hakkında son haftalarda açılan dördüncü soruşturmayı da açmış olan Pentagon, mart ayında yaşanan tecavüz ve katliam olaylarının ayrıntılarının araştırıldığını belirtti.
Yerel haber kaynakları, ABD işgal askerlerinin Bağdat’ın güneyindeki Mahmudiye kentinde devriye gezerken, gördükleri Iraklı genç bir kadına tecavüz edip, öldürdükten sonra cesedini yaktıklarını ve genç kadının ailesinden birisi çocuk 3 Iraklı’yı daha öldürdüklerini bildirdi.
ABD ordusundan yapılan açıklamada ise, 5 askerin rütbesinin de çavuştan küçük olduğu, komutanlarınınsa olayla ilgisi olmadığı iddia edildi.
İtiraf gecikmedi
Adını vermek istemeyen bir askeri yetkili, haklarında soruşturma açılan askerlerden birinin ordudan ihraç edildiğini, halen Irak’ta olan diğerlerinin de silahlarına el konduğunu söyledi.
Askerlerden birinin suçunu itiraf ettiği belirtilirken, tecavüz olayının, Irak’taki iki ABD askerinin, tecavüz olayına karışan askerlerin kiyafetlerinde kan görmesi ve bunu üstlerine bildirmesi üzerine gün ışığına çıktığı ifade edildi.
‘Çabuk’ tepki mi?
Irak’ta son aylarda ortaya çıkan Hadisa, İshaki, ve Hamdanya katliamlarının ardından, Pentagon’un Mahmudiye’de yaşanan tecavüz ve katliam olaylarına ‘çabuk’ tepki verdiği öne sürüldü.
Washington’daki askeri avukat Eugene Fidell, “Son zamanlardaki olaylar, Pentagon’u en azından zaman konusunda daha açık olmaya itti” derken, insan hakları avukatları olayın mart ayında yaşandığını ve haziran ortalarında ortaya çıktığını belirterek, Pentagon’un soruşturma konusunda “yine yavaş” kaldığını belirtti.
ABD bulamadı, Guardian buldu!
Bu arada İngiliz “The Guardian” gazetesi, Küba’daki işkence üssü Guantanamo’da tutulan Afgan asıllı mahkûm Abdullah Mücahid’in duruşmasına tanık olarak çağrılan ve ABD hükümetinin, “uzun araştırmalar sonucunda bulamadığını” idda ettiği 4 tanığı sadece 3 günlük bir araştırma sonucunda buldu.
Guardian gazetesinde dün yer alan habere göre, eski Afgan emniyet müdürü Mücahid iki yıl önce ABD askerlerine komplo düzenlediği iddiasıyla tutuklandı ve Guantanamo’ya gönderildi. Askeri mahkemede halen devam eden dava sürecinde, kendisini aklayacaklarına inandığı 4 Afgan tanığı duruşmaya çağırmak isteyen Mücahid’e, ABD’nin cevabı, “Afganistan’daki uzun araştırmalarımıza rağmen Mücahid’in duruşmaya tanık olarak katılmasını talep ettiği kişileri bulamadık” oldu.
3 gün sürdü
Kararın açıklanmasından sonra, Afganistan’da sadece 3 gün süren “küçük bir araştırma” yapan Guardian muhabirleri, “Tanıkları bulmamız hiç de zor olmadı. Çünkü biri Afgan hükümeti için çalışıyor, diğeri başkent Kabil’deki bir Amerikan okulunda öğretmenlik yapıyor, ötekisi de Kabil’de yaşıyor ve sonuncusu ise ölmüş” ifadelerini kullandı.
Amerikan adaletinin işleyişini birkez daha gözler önüne seren olay hakkında ABD yönetimi yorum yapmaktan kaçınırken, İngiliz The Guardian gazetesi, “ABD Yüksek Mahkemesi, ABD Başkanı George W. Bush’un savaş suçlularının askeri mahkemelerde yargılanması emrini vermekle yetkisini aştığına hükmetti. Fakat, son yaşanan olayda bir kez daha görüldü ki, 2003 yılında tutuklanan ve ABD askerlerine ya da Afgan hükümet güçlerine yönelik hiçbir saldırı olayına karışmadığını ifade eden Mücahid’in kendini savunma hakkı, yasadışı bir biçimde elinden alınıyor” değerlendirmesini yaptı.


Başa dön


Bağdat’ta kanlı saldırı: 66 ölü
Irak’ın başkenti Bağdat’ın doğusunda bir pazar yerinde bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda 66 kişi öldü, 87 kişi yaralandı. Irak polisinden Albay Hasan Calub, Şiilerin yaşadığı Sadr semtinde düzenlenen saldırıda 14 araçla 22 dükkanının tahrip olduğunu bildirdi. Bağdat’ta silahlı kişiler, bir Sünni kadın milletvekilini ve 7 korumasını kaçırdı. En büyük Sünni bloğu oluşturan Irak Uzlaşma Cephesi’nden Tayser Neceh el Meşhedani’nin, başkentin Şii nüfusun çoğunlukta olduğu Şaab mahallesinde kaçırıldığı öğrenildi. Başbakan Nuri Maliki’nin sunduğu “ulusal uzlaşma” planını ise “kimsenin kabul etmediği” açıklandı. AFP’ye açıklama yapan Ulema Şurası adlı en büyük Sünni grubunun bir yetkilisi, “Bu uzlaşma planını, ne önde gelen silahlı gruplar, ne siyasi örgütler, ne de Arap milliyetçileri kabul etti. Çünkü planda yabancı güçlerin çekilmesine ilişkin takvim yok” dedi. Müsenna Haris Edduri adlı yetkili, “Maliki’nin planı, esas itibarıyla kendisininki gibi siyasal örgütlere yönelikti. Amerikalılarla savaşanların göz ardı edilmesi, planın içini boşaltmış” dedi. Edduri, ülke toprakları işgal altındayken siyasi sürece asla katılmayacaklarını belirterek, “Bu sözde girişim, hükümetin reklam kampanyasından başka bir şey değil” diye konuştu ve planı kabul ettikleri söylenen silahlı grupları kimsenin tanımadığını belirtti. Hükümete yakın medya, bazı silahlı grupların planı kabul ettiğini yazmıştı. Öte yandan önceki gün, ülkenin kuzeyindeki bir kontrol noktasına direnişçilerin düzenlediği saldırıda, 5 ABD askeri öldü. Iraklı Tümgeneral Enver Muhammed Emin, saldırının Kerkük’ün 60 kilometre güneybatısında düzenlendiğini söyledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net