www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sağlıkta dönüşüm cinayeti
AKP Hükümeti’nin ‘Sağlıkta Dönüşüm”, “Genel Sağlık Sigortası” gibi adlarla uygulamaya başladığı politikalar, can almaya başladı. Yeşil kartlı olduğu halde Ankara’daki hastanelere kabul edilmeyen iki çocuktan biri hayatını kaybetti, diğeri bitkisel hayatta.

Lice’ye acı dönüş!
Diyarbakır’daki olaylar sırasında başına aldığı darp sonucu hayatını kaybeden 78 yaşındaki Halit Söğüt, köyüne geri dönmeye hazırlanıyordu. 14 yıl boyunca geri dönüş özlemi çeken Söğüt’ün, ancak cansız bedeni köyüne kavuşabildi. Babası Söğüt’ün cenazesini köye defnettiklerini anlatan Sevim Söğüt, “Babamın özlemi son bulmuştu. 14 yıl boyunca arzuladığı köyüne geri dönmüştü...” diyor.

Üniversitede ERASMUS eziyeti
Ankara Üniversitesi’nde uygulamaya konan ERASMUS sistemi, öğrencileri canından bezdirdi. Sistemin ağır koşulları nedeniyle çok sayıda öğrenci okuldan atılma sınırına geldi. Altyapısı hazırlanmadan uygulamaya konulan sistem nedeniyle mağdur olan öğrenciler, üniversite yönetiminin yeni bir düzenlemeye gitmesini istiyor.

GSS’nin getirileri ve götürüleri
Denizli Tabip Odası’nın düzenlediği GSS’nin getirileri, götürüleri ve gençliğe yansımaları konulu bir söyleşi yapıldı.


Sağlıkta dönüşüm cinayeti
Samsun’da evlerinde çıkan yangında zehirlenen 6 yaşındaki Alihan ve 5 yaşındaki Buğrahan, yeşil kartlı oldukları için hastanelere kabul edilmediler. Gün boyunca hastane hastane dolaşan çocuklardan Alihan hayatını kaybetti. Buğrahan ise bitkisel hayatta yaşam mücadelesi veriyor.
Yangından zehirlendiler
Samsun’da günübirlik inşaatlarda çalışarak hayatını kazanan Ali Karakılıç, birkaç günlük geçici iş için evinden ayrıldı. Eşi Songül Karakılıç da cuma günü hastaneye gitti. Çocukları 6 yaşındaki Alihan ve 5 yaşındaki Buğrahan evde elektrikli battaniye ile uyuyordu. Cuma günü saat 13.00 sıralarında elektrikli battaniyeden kaynaklanan yangında iki çocuk dumandan zehirlendi. Alihan ve Buğrahan, evin kapısını kıran komşuları tarafından hastaneye kaldırıldılar.
Olayı haber alarak Samsun Devlet Hastanesi’ne koşan baba Ali Karakılıç, çocuklarının orada komada olduğunu gördü. Çocuklar 19 Mayıs Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. 19 Mayıs Tıp Fakültesi Hastanesi Basınçlı Su Altı Tedavi Ünitesi’nde tedavi edilmesi ve tam donanımlı yoğun bakım ünitesinde kalması gereken çocuklar Su Altı Tedavi Ünitesi’nin personeli atanmadığı için Ankara’ya sevk edildi. Baba Karakılıç, basınçlı su tedavisi ünitesini kullanabilecek bir personelin hastanede bulunduğunu ancak görevlinin ağlayarak kendisine yetki ve imkan verilmediği için üniteyi kullanamadığını ilettiğini savundu.
‘Yeşil kartlı diye kabul etmediler’
19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi doktorlarının Ankara’daki hastanelerle telefonla temasa geçerek, çocukların tedavisinin yapılması için ricacı olduğunu anlatan Karakılıç, Ankara’daki hastanelerin yeşil kartlı olduğu için çocuklara tam donanımlı yoğun bakım ünitesi vermek istemediğini ileri sürdü. Baba Karakılıç, Ankara’daki hastanelerin kendilerine telefonda ilk sordukları sorunun sosyal güvenceleri olup olmadığı yönünde olduğunu ve yeşil kartlıyım demesi üzerine hastanelerin ya reddettiğini ya da yer yok diyerek kabul etmek istemediklerini iddia etti.
Karakılıç, “Telefon trafiği başladı. 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi Çocuk Acil’in yetkili doktoru Ankara’da bu tedavi için aramadığı hastane koymadı. Saatlerce hastane aradı. Hiçbir hastane kabul etmedi. Yeşil Kartlı olduğum için. Üstüne basa basa söylüyorum yeşil kartlı olduğum için hiçbir hastane çocuklarımın tedavisini kabul etmedi” dedi.
Ali Karakılıç, son olarak özel bir hastanenin kendilerini kabul ettiğini ancak Oksijen Merkezi’nden tedaviden çıkan çocukların kalması için tam donanımlı yoğun bakım odasını bulamadıklarını söyledi. Baba Ali Karakılıç sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocuklar tedavi altına alınınca hastaneleri tekrar telefon trafiğine tuttuk. Özel hastanenin sekreteri bayan ağlayarak doktorlardan merhamet dilendi. ‘Bakın bu aile perişan. Çocuklar gidiyor. Biri 5 yaşında diğeri 6 yaşında çocuklar. Maalesef kaybediyoruz. Ne olur’ dedi. Yine de hiçbir hastaneden yer bulamadık.”
‘Hızır Acil ambulans vermedi’
Bu sırada nakil için tam donanımlı bir ambulans ihtiyacı doğduğunu belirten baba Karakılıç, 112 Acil’i aradıklarını ancak Acil görevlilerinin “Götüreceğiniz hastaneden bize doktor ismi verin. Ben bunu teyit edeyim ki ona göre size ambulans vereyim. Ben hastane hastane hastanızı dolaştıramam” dediğini belirtti. Israrlarına rağmen 112 Hızır Acil Servisi’nin ambulans vermemesi üzerine Özel Ambulans Servisleri’nden doktorlu ambulans istediklerini belirten Karakılıç, “Doktorsuz bir ambulans gönderdiler bize. Karşılığında da bizden 100 milyon para istediler. Bir miktar para verdik onlara, ama özel habtanenin doktoru işini bıraktı ambulansla geldi. Fakat hiçbir tesisat ve yoğun bakıma yetiştirilemediği için maalesef ben çocuğumun birini kaybettim” dedi.
Karakılıç, “Sedyenin üstünde ambulans içerisinde hastane hastane dolaştık. GATA’ya gittik. Orada 45 dakika bir saat ambulans içerisinde kaldıktan sonra yerimiz yok dediler. Ambulansın içerisinde hiçbir oksijeni yok kalp cihazı yok. 6 yaşındaki oğlum Alihan GATA’nın önünde ambulans içerisinde beklerken öldü ve Alihan’ı GATA’nın morguna bıraktık. Çocuğum saatlerce ambulansta bekletildiği için bitkisel hayatta olduğu halde GATA’ya alınmadı” diye konuştu.

Buğrahan bitkisel hayatta
Baba Karakılıç, diğer oğlu Buğra için sabaha karşı Atatürk Araştırma Hastanesi Doktoru Mustafa Bey’in yalvarmalarına dayanamayarak Hacettepe Tıp Fakültesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi’ne kabul edildiklerini ifade etti.
Baba Karakılıç, İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi’nin çocuklarını, Samsun’dan aradıklarında kabul etmek istemediğini belirterek hastaneye gittiklerinde doktorun, “Biz size söylemedik mi, neden geldiniz?” dediklerini öne sürdü. Karakılıç, “Buğra buraya kabul edildi, ama yaşama şansı sıfır. Bitkisel hayatta, beyin fonksiyonları tamamen ölü. Hiçbir tedaviye cevap vermeden cihaza bağlı şekilde yaşam mücadelesi veriyor. Ve biz de acılarımızla kapıların önünde dolaşıyoruz” dedi.
Olayın haber yapılmasından rahatsız olan Hacettepe Tıp Fakültesi İhsan Doğramacı Hastanesi görevlileri ise habercileri engellemeye çalıştı. Gazetecileri hastane dışına çıkarmaya çalışan görevliler ile aile yakınları arasında zaman zaman tartışmalar yaşandı.


Başa dön


Lice’ye acı dönüş!
Hikmet Erden
Diyarbakır’da yaşanan olaylarda hayatını kaybeden 78 yaşındaki Halit Söğüt, vasiyeti gereği 1992 yılında zorla boşaltılan köyünde defnedildi. Yıllarca köyünün özlemini yaşayan ve geri dönüş hazırlıkları yapan Söğüt’ün, ancak cansız bedeni köyüne kavuşabildi...
Diyarbakır’da çıkan olaylarda yaşamını yitirenlerden biri de 78 yaşındaki Halit Söğüt’tü. 30 Mart günü Hatboyu Caddesi üzerinde polisin müdahalesi sonucunda kafasına aldığı darp sonucu ağır yaralanarak Dicle Üniversitesi Beyin Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesi’ne kaldırılan ve 4 gün boyunca yoğun bakımda kalan Halit Söğüt, 2 Nisan günü hayatını kaybetti. Söğüt’ün cenazesi, vasiyeti üzerine Lice’nin (Direk) Derxust köyüne götürülerek defnedildi. Derxust, Söğüt’ün 1992 yılında askerler tarafından boşaltılan köyü. 14 yıl boyunca sürekli “Köyüme dönmek istiyorum” diyen Söğüt, ancak öldükten sonra geri dönebildi köyüne...
Evden son kez çıktı
Halit Söğüt’ün kızı Sevim Söğüt’ün anlatımlarına göre, baba Söğüt, Diyarbakır’da çıkan olaylar sırasında köye dönüş hazırlığı yapıyordu.
Söğüt’ün köye dönüş heyecanı sürerken, Muş’ta 14 HPG’linin öldürüldüğü haberi geldi. Cenaze törenine katılmak üzere evinden son kez çıkan Söğüt, Hatboyu Caddesi üzerinde polisin müdahalesi sonucunda kafasına aldığı darp sonucu ağır yaralandı. Kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren Söğüt’ün cansız bedeni, vasiyeti gereği köyünde toprağa verildi.
Söğüt’ün ölümünün ardından geriye acılı bir eş ve çocuklar kaldı. 68 yaşındaki Nafiye Söğüt yıllarca beraber yaşadığı eşini, toprağa vermenin acısını yaşıyor. Söyleyecek çok fazla söz bulamayan Söğüt, “Ne diyeyim ki. Biz bu devleti tanıyoruz. Önce köyümüzü yaktılar. Eşime yapmadıkları eziyet kalmamıştı. Ne mutluyduk köyümüzde. Bağımız, bahçemiz bostanımız vardı. Buraya gönderdiler, en büyük şeyi de burada yaşadık. Burada da eşimi öldürdüler” diyor.
‘Özlemi son buldu’
Yaşlı anne ve babasına yıllarca bakan Sevim Söğüt de, “Devlet 78 yaşındaki bir adamı acımasızca öldürdü. Yaşlı bir adam ne yapabilirdi, taş mı attı onlara, küfür mü etti onlara. Hiç acımadılar. O kadar vurmuştular ki kafası, elleri, yüzü her tarafı şişmişti” sözleriyle tepkisini dile getiriyor.
Babasının yıllarca özlemini duyduğu köyüne ancak cansız bedenini götürebildiklerini belirten Söğüt, defin sırasında yaşadıklarını ise şöyle anlatıyor: “Diyarbakır’ın 50 kilometre dışına kadar cenazeyi panzerler eşliğinde götürmek zorunda kaldık. Daha sonra da Lice’ye gidene kadar askerlerin kontrolünden geçtik. Bizi saatlerce beklettiler. Köye vardığımızda ise her tarafı asker sarmıştı. Cenazeyi defnettiğimiz gün yağmur ve çamur içersinde kalmıştık. Babamın özlemi son bulmuştu. 14 yıl boyunca arzuladığı köyüne geri dönmüştü...”


Başa dön


Üniversitede ERASMUS eziyeti
Fırat Belen
Ankara Üniversitesi’nde uygulamaya konan SOCRATES-ERASMUS ECTS (Avrupa Kredi Transfer Sistemi) sisteminden ve yönetmelikten geriye akılda kalan tek şey; yüzlerce öğrencinin mağduriyeti oldu.
Altyapısı hiçbir şekilde hazırlanmadan getirilen bu sistem, AB üniversiteleri ile denkliği ve uyumu hedefliyor. Yani AB uyum süreci dahilinde uygulamaya konulmuş durumda. İki senedir uygulamada olan sistem hakkında öğrenciler şimdiye kadar hiçbir şekilde bilgilendirilmedi. Bu işleyişten kaynaklı sınıf tekrarı yapmak zorunda kalan birçok öğrenci, bugün okuldan atılma tehlikesiyle karşı karşıya.
Geçtiğimiz günlerde Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde (DTCF), Anadolu Kültür Sanat Topluluğu tarafından var olan sisteme ve yönetmeliğe karşı başlatılan kampanya, sistemden etkilenen öğrencileri bir araya getirmeye başladı.
Yeni sisteme ve yönetmeliğe ilişkin düzenlenen anket sonuçları ise sorunun tahmin edilenden de yakıcı bir hal aldığını ortaya koydu. Anket sonuçlarına göre, ankete katılanların yüzde 92’si sistem hakkında bilgi sahibi değil. Yüzde 89’u ise sistemin değişmesini istiyor.
Ortaya çıkan tabloya rağmen dekanlık görevlileri kendi çıkardıkları rakamlarla bu durumu kabullenmek istemiyor.
Öte yandan anket sonuçlarının tüm öğrencilere ilan edilmesinden sonra Anadolu Kültür Sanat Topluluğu’nun fakülte konferans salonunda düzenlediği toplantıyla sistemi tartıştı.
Fakülte ERASMUS koordinatörü, dekan yardımcısı ve öğrenci işlerinden bir yetkililinin de katıldığı tartışmada, öğrenciler tatmin edici cevaplar alamadı. Kendilerinin de katılımıyla kampanyanın daha da büyüyerek devam etmesi gerektiği kararını alan öğrenciler, tartışmalar sonucunda vizenin ağırlığının ve 1.80 barajının düşürülmesi, bütünleme sınavları hakkının verilmesi, barajı geçemeyenlere sınav hakkı tanınması gibi talepler belirledi. DTCF öğrencileri şimdi bu talepler doğrultusunda yeni çalışmalara hazırlanıyor.
Anadolu Kültür Sanat Topluluğu’nun başlattığı kampanya bundan sonra Fikir Kulübü ve Sosyal Bilimler Topluluğu’nun da katılımıyla daha güçlü bir şekilde devam ettirilecek.

SİSTEM ÖĞRENCİLERİ MAĞDUR ETTİ
Cemil Özdağ
(Halkbilim Bölümü öğrencisi)
“Üniversitede ikinci senem. Ortalamayı tutturamadığım için okuldan atılma durumum söz konusu. Benim durumumda olan çok sayıda öğrenci var. 25 kişilik sınıfta birçok arkadaş, ortalamadan kaldığı için şu an ikinci sınıfta 6 kişi var. Devlet okulunda okumamıza rağmen her şeye para ödüyoruz. Bu sistemden dolayı ekonomik anlamda da çok zor duruma düştük. Kimsenin öğrenim hakkımızı engellemeye hakkı yok. Okuldan öğrenci atma çok kolay olmamalı.”
Erkan Özen
(Antropoloji Bölümü 1. sınıf öğrencisi):
“Sistem tüm sosyal hayatı bitiriyor. Üniversitede kendimize katabileceklerimizi kısıtlıyor. Öğrenciler ezberciliğe itiliyor. Düşüncenin gelişmesinin önü kesiliyor. Öğrenci değişiminden yararlananların sayısına bakıldığında bunun da çok gerçekçi olmadığı görülüyor. Kampanya öğrencileri bir araya getirdi. Daha da genişletilmeli. Daha önce bu sistem hakkında hiç bilgilendirilmedik. Düzenlenen kampanya bu konuda etkili oldu. Sistem direk tepeden dayatma ile getirilmiş.
Özgül Yaman
(Antropoloji 1. sınıf öğrencisi)
“Sistem hakkında hiçbir şey bilmiyorduk. Kampanya ile birlikte sistem hakkında bilgi sahibi olduk. Öğrencilerin çoğu bu konuda hemfikir. Sistemin değişeceğini düşünmüyorum ama öğrenciye biraz tolerans tanınabilir. En büyük sorun geçme notunun 70 olması. Öğrenciler yüksek notlar almasına rağmen sınıfta kalabiliyor. Ortalamayı tutturamayıp üstten ders alamayan ve dönemi boş geçiren öğrenciler var.”


Başa dön


GSS’nin getirileri ve götürüleri
Denizli Tabip Odası’nın düzenlediği GSS’nin getirileri, götürüleri ve gençliğe yansımaları konulu bir söyleşi yapıldı. Söyleşiye konuşmacı olarak Denizli Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyeleri Doç. Dr Mehmet Zencir ve Dr. Sadi Demirok katıldı. DTO binasında gerçekleşen etkinliğe lise ve üniversite örencilerinin yoğun katımı gerçekleşti. Sağlık kavramı ve sağlık hizmetinin gelişimi konusunda bir slayt gösterimi sunan Zencir, sağlığın toplumsal düzenden etkilendiğini ve ona bağlı olarak değişimler gösterdiğini söyledi. Sağlığın sunumu ve kurumsallaştırılmasında yalnızca sağlık kurumlarının olmadığını bunun yanında sanayileşmenin, kırdan kente göçün ve daha pek çok durumun etkilediğini söyleyen Zencir, sağlığın korunmasında yalnızca tıbbi önlemlerin yeterli olmadığını bunun yanında sosyal önlemlerin de alınması gerekliliğini anlattı. Geçmişten bu yana verilen sınıf mücadeleleri ile çalışma yaşamı ile ilgili, sosyal güvenlik ile ilgili kazanımların yanında sosyalist devletlerin kurulduğunu anlatan Zencir “Sağlık, eğitim gibi konular insanların doğal hakları ve ihtiyaçlarıdır. Devlet yapısının amacı bu hakları güvence altına almak ve korumaktır. Fakat sermaye-devlet ilişkisinde bu kavramlar her zaman sermayeye dönük işlemeye çalıştırılır.Türkiye’yi düşünürsek dolaylı olarak sağlığın finansmanını sağlayanlar (KDV) yüzde 70’lerde, doğrudan finansman olanlar da (vergiler) yüzde 30 yer tutmaktalar. İlk olarak sıkıntıyı yaratan da bu orantısızlıktır. GSS ile ödediğin prim kadar sağlık hizmetine kavuşacaksın. Yani eğer senin ailen senin primini ödeyemiyorsa sen de sağlık hizmetinden faydalanamayacaksın. Ve daha sonra oluşturulan bu ortamla özel sağlık kurumlarının daha iyi olduğunu savunmaya başlayacak ve GSS’nin sonraki adımı özelleştirilmiş sağlık hakkının gaspına göz yumacaksın” dedi.
Sağlıkta piyasalaşma
Kentsel dönüşüm için kütüphane yıktılar!
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “Kentsel Dönüşüm Projesi” kapsamında pilot bölge seçtiği Kartal ilçesindeki bir kütüphanenin yıkılmasını protesto etmek isteyen vatandaşlar, sokağa döküldü. Yıkım alanına gelerek yıkımı engellemeye çalışan çok sayıda vatandaş, projeye ve kütüphanenin yıkılmasına tepki gösterdi. 75. Yıl Kartal Halk Kütüphanesi’ni proje kapsamında gece yarısı yıkmaya çalışan Kartal Belediyesi yıkım ekipleri, halkın tepkisiyle karşılaştı. Kartal Meydanı’nda bulunan kütüphanenin yıllardır çocukların eğtimine katkıda bulunduğunu söyleyen vatandaşlar, belediyeyi ve projeyi protesto etti. “Eğitim hakkımız engellenemez” şeklinde slogan atan halk, belediyenin bu yerleri yıkarak başkalarına satacağını söyledi. Ancak, bütün tepkilere rağmen yıkım devam etti. Proje kapsamında yıkımı planlanan binalarda ikamet edenler de, protestoya, binalara pankart asarak katıldı. Bina sakinleri, “Bu binaların elimizde tapusu var. Buraları yıktırmayacağız. Belediye bu binaların yerine başka şeyler yaparak satmak istiyor” diye konuştu. Halk eylemin ardından olaysız dağılırken, kütüphane yıkıldı. Daha önce de pilot bölge seçilen Kartal ilçesi sınırları içinde bir ilköğretim okulunun yıkılmıştı. Kartal’ın dönüşümü için Bağdat doğumlu İngiliz Mimar Zaha Hadid’e proje hazırlatıldı. Kartal’ı ağırlıklı olarak iş merkezi ve lüks konut alanları şeklinde planlayan projede Kartal halkına yer yok.
Karadeniz’deki kanser taraması temmuzda sonuçlanacak
Sağlık Bakanlığı tarafından Çernobil kazasının ardından kanser vakalarının arttığı iddiaları üzerine Karadeniz Bölgesi ve çevresinde sürdürülen araştırmanın sonuçlarının, temmuz ayında açıklanacağı bildirildi. Ukrayna’daki Çernobil nükleer santralında 1986 yılında meydana gelen patlamanın ardından, Karadeniz Bölgesi’ndeki kanser vakalarında artış olduğu iddiaları üzerine, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı’nca başlatılan “Kanser ve Kanser Risk Faktörleri Araştırması” temmuz ayında sonuçlandırılarak kamuoyuna açıklanacak. Öte yandan, söz konusu araştırma kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan ve bir süre önce hazırlanan Trabzon çalışmasının teknik şartnamesi de iptal edilerek, yeni bir şartname hazırlandı. İlk şartnamenin, “Veri girişi ve istatistiksel analiz bileşenini de kapsayacak şekilde, bilimsel normlara uygun bir teknik şartname oluşturulması” amacıyla iptal edildiği, 27 Mart tarihinde yeniden düzenlenen yeni şartnamenin ihale işlemlerinin halen sürdüğü öğrenildi. Bu gerekçe doğrultusunda yeni bir formatla, Edirne’nin Eskikadın ve İsmailce köyleri, Rize’nin Fındıklı ve Pazar ilçeleri ile Isparta’nın Eğridir ilçesinde yürütülen araştırma kapsamındaki anket formu uygulamasından elde edilen verilerin, istatistiksel olarak en doğru şekilde değerlendirilmesi için, 21 Mart’ta düzenlenen veri girişi ve istatistiksel analiz teknik şartnamesinin de işleme konularak, ihale işleminin tamamlandığı bildirildi.
Taksici cinayeti yol kapattırdı
Ümraniye’de taksici Mehmet Aydın’ın kalbine iki kurşun sıkılarak öldürülmesi taksici arkadaşları tarafından protesto edildi. Araçlarıyla konvoy halinde hareket eden taksiciler E-5’te ve Maltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde yolu trafiğe kapattı. Maltepe 70 Evler Taksi Durağı önünde toplanan yaklaşık 200 taksi sürücüsü buradan toplu olarak E-5’e çıktı. Konvoyun hareketinden önce basın mensuplarının sorularını yanıtlayan 70 Evler Taksi Durağı Sorumlusu Rıza Boz, “Can güvenilğimiz olsun. Ölmek istemiyoruz. Başbakan’ımızdan, devlet bakanımızdan, belediye başkanlarımızından, emniyet müdürlerimizden bize sahip çıkmalarını istiyoruz. Bizlerden klimalı araba istemesini biliyorlar. Biz kabinli araçların da şart koşulmasını istiyoruz. Can güvenliğimiz için taksilerin kabini olsun” diye konuştu. Konvoy halinde hareket eden taksiciler, E-5 70 Evler Köprüsü-Gülsuyu mevkiinde Ankara istikametine yolu bir süre trafiğe kapattı. İstanbul Valisi Muammer Güler’in olay yerine gelmesini isteyen taksiciler, “Gelmezse yolu açmayız” uyarısında bulundu. Taksiciler yolu kısa bir süre kapalı tuttuktan sonra tekrar harekete geçerek yolu açtı. Topluca Maltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gelen taksiciler burada da yolu trafiğe kapatınca kendilerinden yolu açmalarını isteyen polislerle aralarında tartışma yaşandı. Kalabalık taksici grubu, alkış ve kornalarla arkadaşlarının öldürülmesini protesto ederken, “Vali istifa. Taksici burada devlet nerede? Paralarımızı alanlar neden burada yok?” şeklinde slogan attı. Gösteriye katılan taksicilerin plaka numaralarının bazı polisler tarafından kaydedilmesi ise polis ile taksiciler arasındaki gerginliği artırdı. Taksi konvoyu daha sonra Kartal Esenkent’te bulunan Cemevi’ne geldi. Mehmet Aydın’ın cenazesi yakınlarının gözyaşları ve feryatları arasında Kartal Cemevi’ndeki cenaze töreninin ardından Maltepe’deki Başıbüyük Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Tekne alabora oldu: 1 ölü
Samsun’un Çarşamba ilçesi açıklarında araştırma yapan İstanbul Üniversitesi (İÜ) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdoğan Okuş, teknesinin alabora olması sonucu hayatını kaybetti. Bir süredir Karadeniz’de araştırma yapan İÜ Denizbilimleri Enstitüsü’nde görevli Doç. Dr. Okuş ve yanında bulunan Remzi Handen’in içinde bulunduğu tekne Hürriyet beldesi açıklarında alabora oldu. Olayda Okuş, hayatını kaybederken, Handen kurtarıldı. Denizden çıkartılan Okuş’un cesedi otopsi yapılmak üzere Çarşamba Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net