www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Bolton İran’ı tehdit etti
ABD’nin ‘Birleşmiş Milletler karşıtı’ BM temsilcisi John Bolton, Tahran yönetimini tehdit etti. Bolton, ‘sıradışı’ diye nitelenen açıklamasında ‘diplomatik çabaların başarısız olması durumunda, askeri eylemin İran’ın nükleer programını durdurabileceğini’ söyledi.

Hukuk hiçe sayıldı
AP ajansı, Guantanamo’da tutulan Feruz Abbasi’nin çıkarıldığı askeri mahkemede konuşulanları ele geçirdi. Belgede, ABD’nin Cenevre Konvansiyonu’nu nasıl çiğnediği görülüyor.

Bush ‘silah yarışı’ başlattı
Pakistan muhalefeti, ABD Başkanı George Bu-sh’un Afganistan, Hindistan ve Pakistan’ı kapsayan gezisinin, Güney Asya’da fiilen silahlanma yarışını başlattığını bildirdi.


Bolton İran’ı tehdit etti
ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisi John Bolton, İran’a “askeri saldırı düzenlenebileceğini” söyledi. Bolton, İngiliz milletvekillerine yaptığı açıklamada, “diplomatik çabaların başarısız olması halinde, askeri eylemin İran’ın nükleer programını durdurabileceğini” ilan etti.
Washington’da temaslarda bulunan İngiliz heyetinden Milletvekili Eric Illsley, Bolton’un “İran, her seçeneğin masada olduğunu ve bunun ne anlama geldiğini bilmeli. Bütün nükleer çalışmaları durdurmak için, tek bir noktaya saldırmak dahi yeterli olacaktır” dediğini aktardı.
‘Sıradışı bir demeç’
İngiliz The Guardian gazetesi, böyle önemli bir yetkilinin, olası bir askeri saldırının ayrıntılarından bahsetmesinin “sıradışı” olduğuna dikkat çekti.
Gazetenin yorumuna göre, bu olası saldırı, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum üretme faaliyetini hedef alacak.
“Birleşmiş Milletler’e dahi karşı olmasıyla” bilinen John Bolton, Amerikan-İsrail Kamu İlişkileri Komitesi (AIPAC) adlı lobi kuruluşunda yaptığı konuşmada, sert tutumunu sürdürdü. Bolton, AIPAC kürsüsünden yaptığı konuşmada, “İran tehdidine karşı ne kadar çok beklersek, sorunu çözmek o kadar zorlaşacak. Kapsamlı çözümler için hazırlıklı olmalı, İran rejiminin arzettiği tehdidi sona erdirmek için bütün araçları kullanmalıyız” dedi.
Bolton’un sözleri, dün başlayan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu toplantısı öncesinde, kurumu baskı altına almayı amaçlıyor.
Avrupa ülkeleri, Rusya ve Çin gibi ülkeler ise, İran’a yönelik ekonomik ambargo çabalarına karşı çıkıyorlar.
Tuhaf bir iddia
Bu arada, İngiliz Daily Telegraph gazetesi, zenginleştirilmiş uranyum izlerini ortadan kaldırmak için İran’ın başkenti Tahran’daki bir parktan binlerce ağacın söküldüğünü yazdı.
Gazetede, “Batılı istihbarat servislerine” dayanarak verilen haberde, “Lavizan Atom Araştırmaları Merkezi yakınlarındaki bir parkta suçlayıcı nükleer izler taşıyabilecek 7 binden fazla ağaç ortadan kayboldu” iddiasında bulunuldu.
Diplomatlar 29 Ocak’ta AFP’ye, eski Lavizan askeri tesislerinin binalarının, uranyum izi arayan UAEA müfettişleri tarafından incelendiğini ve sürgündeki İranlıların tesisin varlığını açıklamasından bir yıl sonra kapanan tesisin binalarının yok olduğunu ve toprağın düzleştirildiğini anlatmıştı.
“Tesisin düzleştirildiğini ve 20 santimetre kadar toprağın ortadan kaldırıldığını” ileri süren Daily Telegraph’ta, bir üst düzey batılı yetkilinin, “Ağaçların ortadan kaldırılması, İranlıların nükleer programlarının gerçek yapısını maskelemek için almaya hazır olduğu önlemlere yeni bir örnektir” şeklindeki sözlerine yer verildi.
İran hükümeti ise, suçlamaları yalanladı.


Başa dön


Hukuk hiçe sayıldı
İşkence üssü Guantanamo’da tutulan mahkûmların askeri mahkeme kayıtlarına dair ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) belgelerinde yer alan ifadeler, ABD’nin uluslararası hukuku hiçe saydığını bir kez daha gözler önüne serdi.
İşkence üssünde 2 sene boyunca keyfi yere tutulan İngiltere asıllı Feruz Abbasi adlı tutuklunun duruşma kayıtları, AP haber ajansı tarafından ele geçirildi. Belgelere göre, 2 sene boyunca tutulduktan sonra ilk kez askeri mahkemeye çıkarılan Abbasi, askeri mahkemeden “ya salıverilmesini ya da statüsünün belirlenerek, uluslararası ceza hukuku çerçevesinde yargılanmasını” talep ediyor. Abbasi, “Aleyhime somut delil olmaması nedeniyle beraatımı talep ediyorum. Ayrıca, savaş esiri statüsü ve uluslararası ceza hukukunun bana verdiği haklarımın iadesini talep ediyorum. Bu taleplerim Cenevre Sözleşmesi’ne uygundur” diye konuşuyor.
‘Bana hukuk deme!’
Abbasi’nin bu talebi, belgelerde ismi saklı tutulan mahkeme başyargıcı albay tarafından, “Bu mahkeme uluslararası ceza hukuku tanımaz. Cenevre Sözleşmesi ise bizi bağlamaz. Mahkemenin kıstasları, sizin Afganistan’da yaptıklarınızdır” diye karşılanıyor. ABD’li başyargıç, devamla, “Uluslararası hukuk umrumda değil. Bir daha uluslararası hukuk diye bir kelime duymak istemiyorum. Şunu iyice kafanıza sokun, uluslararası hukuk bizim derdimiz değil. Tek kurtuluş yolunuz bizimle işbirliği” diyor.

Altı tutuklunun hikayesi
Guantanamo’da tutulan mahkûmlara ilişkin belgeler ve askeri mahkemedeki duruşmalara ilişkin kayıtlardan bazıları şu şekilde; Emad Abdalla (25, Yemen, Öğrenci): Afganistan’ın Faysalabad kentindeki medresede Kur’an eğitimi alırken yakalandı. Guantanamo’ya götürüldüğünde, Afganistan’daki 19. gününü geçiyordu.
Abdülrezzak (Taliban eski Ticaret Bakanı): Askeri eğitimi olmaması nedeniyle Taliban hükümetinde ticaret bakanı olan Abdülrezzak, ABD işgalinden sonra çiftçiliğe döndü. Fakat birkaç ay sonra ABD askerlerince yakalanıp Guantanamo’ya götürüldü.
Fuad El Rabia (45, Kuveyt, Mühendis): Tutuklanmadan önce Kuveyt Havayollarında çalışan El Rabia, El Kaide’ye mali destek vermekle suçlanıyor. Kadir Handan (Afganistan, eczacı): Taliban’a yardım ve yataklık etme suçlamasıyla Guantanamo’da tutuluyor.
Kerem Seyid Hamsan (Yemen, asker): El Kaide’ye silah temin etmekle suçlanıyor. Fakat kendisi El Kaide’ye silah temin etmediğini, Pakistan sınırındaki uyuşturucu satıcılarıyla işbirliği yaptığını ifade ediyor.
Zeynel Abidin (Tacikistan, Taksi Şoförü): Mezar-ı Şerif’te tutuklanan Abidin, Hizb-i İslam örgütü lideri olmakla suçlanıyor. Fakat Abidin, ABD askerlerinin yanlış adamı tutukladığını söylüyor.


Başa dön


Bush ‘silah yarışı’ başlattı
Pakistan muhalefeti, ABD Başkanı George Bu-sh’un Afganistan, Hindistan ve Pakistan’ı kapsayan gezisinin, Güney Asya’da fiilen silahlanma yarışını başlattığını bildirdi. Pakistan Müslüman Ligası-Nawaz (PML-N) Başkan Yardımcısı Seyid Zafer Ali Şah, Pervez Müşerref liderliğindeki rejimin hatalı dış politikasının, Pakistan’ı “yalnızlaştırdığını” belirtti. Şah, “Bush’un ziyareti, Güney Asya’nın geleceğine dair senaryolarda olumsuz etki yaratacaktır” dedi.
Baskı arttı
Muhalif lider, Bush’un “Afganistan’ın inşasında oynadığı rol” nedeniyle Hindistan’ı övdüğünü, Afganistan’a ise “Pakistan’dan Taliban sızmalarına karşı daha çok şey yapmasını isteyeceğine” dair söz verdiğini hatırlatarak, bu şartlar altında Pakistan üzerindeki baskının daha da arttığını vurguladı.
PML-N lideri, ABD-Hindistan sivil nükleer anlaşmasını da eleştirerek, bu anlaşmanın bölgede yeni bir silahlanma yarışını başlatacağına dikkat çekti. Ali Şah, “Bush ayrıca Hindistan’a, son model F-16 ve F-18 jetlerinin Hindistan’da üretilmesine dair teklif sundu” dedi ve Bush’un Keşmir konusundaki “pasif tutumunun”, bölgedeki statükonun devam edeceğine dair bir gösterge olarak değerlendirildiğini belirtti.
Veziristan kan gölü
Basklı liderden genel grev çağrısı İspanya’da “terörist örgütle bağlantılı olduğu” suçlamasıyla kapatılan Batasuna partisinin lideri Arnaldo Otegi, Bask bölgesinde genel greve gidilmesi için çağrıda bulundu. Otegi, önceki gün düzenlediği basın toplantısında, iki ETA üyesinin, tutuldukları cezaevlerinde ölmelerini protesto etmek amacıyla 9 Mart Perşembe günü grev yapılmasını istedi. Bask bölgesi ile Navarre’yi kapsayan grev çağrısı, bölge halkının partiye desteğini göstermesi açısından sınav anlamı taşıyor. Tutukluların ölüm sebepleri, intihar ve kalp krizi olarak açıklanmıştı. Bu arada, cezaevindeki ölümleri protesto eden Batasuna yandaşları, cumartesi günü Portugalete kentinde polisle çatıştı.
Telekomda tekelleşme
ABD’nin önde gelen telekom şirketi AT&T, 67 milyar dolara, daha küçük rakibi BellSouth’u satın alıyor. Anlaşma tamamlandığında şirket, ABD’nin en büyük cep telefonu şirketi olan Cingular Wireless’ın da kontrolünü kazanacak. AT&T, bugüne dek bu şirketin yüzde 60’ına sahipti. BellSouth ise yüzde 40’lık hisse sahibiydi. AT&T, BellSouth’u yutması ile, piyasa kapitalizasyonu 165 milyar doları bulan dev bir şirket haline dönüşecek. Operasyon, BellSouth’un aslında “yuvasına” dönmesi anlamına geliyor. BellSouth ve bir dizi başka şirket, 1980’lerde AT&T’den kopmuştu. Birleşmenin ardından AT&T, 22 eyalette faaliyet yürütür hale gelecek. Şirket, böylece ülkenin güneydoğu kesimine yayılmış olacak. Sektör analistleri, 1980’lerdeki eski AT&T’nin “yeniden doğduğunu” belirtti.
Filistin’de yeni Şii örgüt iddiası
Filistin Ulusal Yönetimi ve Hamas’ın, ülkede yeni bir Şii örgütün izini bulduğu ve konuyu araştırmak üzere soruşturma ekibi kurduğu iddia edildi. İsrail’de yayımlanan “Jerusalem Post” gazetesinde yer alan iddiaya göre, işgal altındaki topraklarda “İran ya da Lübnan Hizbullahı destekli” Şii bir örgüt kuruldu. Gazete, “Yüksek Şii Konseyi” adı ile faaliyet yürüten örgütün, Filistinli örgüt İslami Cihad’ın eski yöneticilerinden Muhammed Gavanmeh tarafından yönetildiğini ileri sürdü. Örgütün Batı Şeria ve Gazze’de “etkili çalışmalar” yaptığını öne süren İsrailli gazete, “Yüksek Şii Konseyi, MOSSAD ajanlarınca öldürülen İslami Cihad eski Genel Sekreteri Fethi Şikaki’ye yakın Muhammed Gavanmeh tarafından, İran ya da Hizbullah desteğiyle kuruldu. Hamas, Şii grubun varlığını öğrendikten sonra soruşturma başlattı” diye yazdı. Filistin Yönetimi yetkilileri ve Hamas yöneticilerinin ifadelerine de yer veren Jerusalem Post, “Bir Hamas yetkilisi, örgütün kuruluşunu ve amaçlarını şüpheli olarak niteliyor. Bu yöneticiye göre, bazı güçler örgüt aracılığıyla Hamas’ı yönetimden etmeye çalışıyor” diye belirtti. Jerusalem Post’a konuşan Filistin Yönetimi yetkilisi ise, “Bu örgütün tek bir amacı olabilir: Filistin kentlerindeki Şii Müslümanlar’ın kışkırtılarak, ülkenin tıpkı Irak gibi bir mezhep çatışmasına yöneltilmesi” dedi. Filistinli bazı güvenlik görevlileri, Şii örgütün varlığını kabul ederek, “Örgütün derdi, Hamas’ın yeni hükümeti kurmasından sonra uluslararası baskı sonucu silahlı mücadeleyi bırakması. İran veya Hizbullah, bu boşluğu yeni bir Şii örgütle doldurmayı planlıyor” diye konuştular. Bu arada, İsrail Başbakanvekili Ehud Olmert’in sağcı Kadima Partisi’nden Avi Dichter, Filistin’deki seçimlerin ardından hükümeti kurmakla resmen görevlendirilen Hamas liderlerinden İsmail Haniye’yi, “hapis ya da ölümle” tehdit etti. İsrail iç istihbarat örgütü Şin Bet’in eski şefi olan Dichter, “Eğer Haniye ve bazıları, iktidarda olduklarında terör ile cinayet politikalarına devam ederlerse; kendilerini mahkemede ya da Şeyh Yasin’in yanında bulurlar” ifadesini kullandı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net