Alataş: 2005 yitik bir yıl oldu
İnsan Hakları Derneği’nin 2005 yılı Genel İnsan Hakları Raporu’nda, 2005’te de işkencenin sistematik olarak sürdüğü, ifade özgürlüğünün yasaklandığı ve demokratikleşme amacıyla çıkarılan yasaların yarattığı iyimser havanın yok olduğu ifade edildi. Raporu değerlendiren İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, 2005 yılının, demokratikleşme, insan hak ve özgürlüklerinin korunmasına dönük girişimler yapılmadığı için “yitik” bir yıl olduğunu söyledi. Alataş, “Azınlık ve Kültürel Hakları Raporu” üzerinde yaratılan fırtınanın, 2005 yılında hak ve özgürlüklere yaklaşımın nasıl olacağı konusunda ipuçları verdiğine dikkat çekerek, 2005’in toplumun kışkırtıldığı, saldırgan milliyetçiliğin desteklendiği, linç girişimlerinin cesaretlendirildiği hatta teşvik edildiği bir yıl olduğunu söyledi. “Bu durumdan vazife çıkaran” yasadışı örgütlenmelerin faaliyetlerini de hızlandırdığını anlatan Alataş, Susurluk kazasından sonra sinmiş görünen devlet içinde ya da destekli yasadışı örgütlenmelerin tekrar gündeme geldiğini ifade ederek, “Çünkü uygun bir zemin vardı. Hukukun işlemediği, kaosun olduğu dönemlerde, bu işler yürütülür. Şemdinli olayları da bu zamanda yaşandı” dedi. Son dönemde ortaya çıkan çetelere, devleti temsilen isimlerin de karıştığını hatırlatan Alataş, “Ülkenin yurttaşları olarak kendimizi nasıl güven içinde hissedeceğiz?” diye sordu. Türkiye’de son 15 yıldır çatışmalar ve ölümlerin yaşandığını, başta Kürt sorunu olmak üzere sorunların demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi yönünde adımlar atılmadığını hatırlatan Alataş, göreceli olarak önceki yıla oranla bir azalma olmasına karşın, işkencenin sistematik olarak devam ettiğini söyledi. Ayrıca, işkenceden haberdar olma konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını, bilgi almak için 27 savcılığa başvurduklarını ancak prosedür gereği bilgi alamadıklarını ifade etti. İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, 2005 yılının aydın, yazar ve siyasetçilerin arka arkaya yargılandığı bir yıl olduğuna işaret ederek, yargı dahil devlet kurumlarının, “devleti koruma” refleksinden kurtulamadıkları eleştiriside bulundu.
Kadınlar neden intihar ediyor?
Kadın intiharlarıyla yeniden gündeme gelen Batman’da son 5 yılda 402 kişinin intihar teşebbüsünde bulunduğu, 80 kişinin ise intihar ettiği bildirildi. İntihara teşebbüs edenlerin 281, intihar edenlerin ise 43’ü kadın. Batman Valiliği, töre ve namus cinayetleri ile kadın ve çocuklara yönelik şiddetin nedenlerini araştırmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’na ildeki intihar vakalarına ilişkin rapor sundu. Raporda, 1995-2000 yılları arasında Batman’da yaşanan, özellikle 1999-2000 yıllarında artış gösteren intiharlarda, Türkiye’deki genel yapıdan farklı olarak, kadın intiharların, erkek intiharlarından 3 kat fazla olduğu belirtildi. Türkiye’de yüz binde 3-3.5 olan intihar oranlarının, Batman’da bu yıllarda yüz binde 6.5 olduğuna dikkat çekildi. Rapora göre, intihar edenler 15-25 yaş aralığında. Kadınların yüzde 46.5’u bekar, yüzde 15.8’i imam nikahlı, yüzde 10.9’u resmi nikahlı. Erkeklerde ise bu oran sırasıyla yüzde 15.8, yüzde 4 ve yüzde 5.9. Eğitim durumu açısından bakıldığında intihar eden kadınların yüzde 29.3’ü, erkeklerin yüzde 15.4’ü cahil, kadınların yüzde 1.3’ü, erkeklerin yüzde 7.7’si okur-yazar, kadınların yüzde 16’sı, erkeklerin yüzde 19.2’si ilkokul mezunu, kadınların yüzde 4’ü, erkeklerin yüzde 11.5’i ortaokul, kadınların yüzde 6.7’si, erkeklerin 19.2’si lise eğitimli, erkeklerin yüzde 3.8’i üniversite eğitimli. Kadınların yüzde 42.7’sinin, erkeklerin ise yüzde 23.1’inin eğitim durumları bilinmiyor. Rapora göre, Batman’da 2001-2005 yılları arasında intihar olaylarında azalma görülüyor. Batman, bu dönem içinde polis sorumluluk bölgesinde yaşanan intiharlarda, iller arasında 2001’de 58, 2002’de 54, 2003’de 41, 2004 ve 2005’de 56. sırada. Bu dönemlerde, kadın intihar oranları, erkeklerden daha yüksek. Batman’da 2001-2006 yılları arasında 281 kadın, 121 erkek olmak üzere toplam 402 kişi intihara teşebbüs etti, aynı dönemde 43 kadın, 37 erkek 80 kişi intihar etti. Ocak 2006’da intihar vakalarında belirgin artış görüldü. Bu ayda 1’i erkek, 5 kişi intihar etti, 16 intihar girişimi oldu. Batman Barosu Başkanlığı’nın, ilde yaşanan intihar olaylarıyla ilgili hazırladığı ve komisyona sunduğu raporda ise intihara teşebbüs vakalarının bir kısmının, değişik nedenlerle gizli tutulduğu veya başka bir neden gösterildiği kaydedildi. İntihar eden veya intihar teşebbüsünde bulunanların büyük çoğunluğunun, 1985’ten sonra göç alan gecekondu mahallelerinde, köy özelliğindeki semtlerde yaşayan kişiler olduğu belirtildi. Raporda, intihar sonucu yakını ölen bir kişinin, ‘’Birey kendisine, aileler sokağa, Batman dışarıya kapalıdır’’ cümlesine yer verildi. Silah ve ipin, ölmeye karar verenlerin, ilaç ise ‘’canıma kıyarım’’ tehdidinde bulunanların yöntemi olduğuna işaret edildi.
DEHAP’lılara karakol kontrolü kaldırıldı
Kendini fesheden DEHAP’ın Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve 11 yöneticisi hakkında alınan adli kontrol tedbirleri kararı kaldırıldı. DEHAP yöneticileri hakkında 16 Ağustos 2005’te yapılan PM ve il başkanları toplantısının sonuç bildirgesinde, “Sayın Abdullah Öcalan” ifadesi geçtiği ve devlet tarafından muhatap alınması istendiği için alınan yurtdışı yasağı ve her hafta bulundukları Emniyet Müdürlüğü’ne başvurmalarını öngören adli kontrol tedbirleri, davanın ilk duruşmasında Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırıldı. Bakırhan ve arkadaşlarının yargılanmasına dün Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşmada savunma yapan DEHAP yöneticileri, sonuç bildirisini kabul ettiklerini belirterek, Kürt sorununun çözümü yönünde adım atılmasını istediklerini, şiddete çağrı yapmadıklarını, aksine barışçıl çözümden yana olduklarını söylediler. DEHAP’lılar adına ayrıntılı savunmayı yapan Tuncer Bakırhan, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünden yana olduklarını belirterek, “Aynı zamanda sayın Abdullah Öcalan’ın dönem dönem ifade ettiği ve basına da yansıyan, Türkiye’de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle Türkiye bütünlüğü dahilinde çözülmesine yönelik düşünceleri biliniyor. Bu düşünceler de bizim düşüncelerimizle benzerlikler gösterebilir. Bu benzerliklerin suç unsuru olarak görülmesini anlamak mümkün değildir” dedi. Mahkeme heyeti, Bakırhan ve DEHAP yöneticileri hakkında adli tedbirlerin, yeni Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun Adli Kontrol başlıklı 109’uncu maddesinin 3’üncü bendi uyarınca kaldırılmasını kararlaştırdı. Mahkeme, Mümin Ağcakaya’nın da ifadesinin alınması için duruşmayı 11 Nisan 2006 tarihine erteledi.
Danıştay’dan sözleşmeli öğretmenliğe fren
Danıştay, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1 Eylül 2005 tarihli 2005-2006 öğretim yılı için “Kısmi Zamanlı Geçici Öğretici” (Sözleşmeli Öğretmenlik) alımına ilişkin genelgesinin yürütmesini durdurdu. Edinilen bilgiye göre, Danıştay 12. Dairesi, Türk Eğitim-Sen’in, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Kısmi zamanlı geçici öğreticilik” konulu genelgesinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle açtığı davada ilk aşamayı sonuçlandırdı. Danıştay 12. Dairesi, söz konusu genelgenin yürütmesini durdurdu. Karar, taraflara yazıldıktan sonra tebliğ edilecek. Kararın gerekçesinde, öğretmenlik mesleğine nasıl başlanacağının yasalarda bulunduğuna ve öğretmenliğin bir kariyer mesleği olduğuna işaret edilerek, öğretmenliğin, Devlet Memurları Yasası’na göre asli ve sürekli görevlerden olduğunun belirtildiği öğrenildi. Gerekçede, özellik gerektiren kurslar için öğretici sıfatıyla öğretmenlerin görevlendirilebileceği, ancak genelgenin bu kapsamın dışına çıktığı vurgulandı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu karara yapacağı itirazı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşecek.
|