www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Mahkeme kararı: JİTEM var
Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 11 PKK itirafçısının yargılandığı davada mahkeme heyeti, JİTEM’in bir askeri birim olduğuna karar verdi.

Yine ‘Yeşil’ muamması
JİTEM’in adamı olduğu belirtilen ve adı çok sayıda faili meçhul cinayete karışan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın “yaşayıp yaşamadığı” sorusu bir kez daha kamuoyunun gündemine oturdu.

Dosya Adalet Bakanlığı’nda
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu eski Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ile kurul üyesi Prof. Dr. Baskın Oran’ın, ‘Azınlıklar raporu’ nedeniyle 5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmalarına başlandı.

AKP 4. kez kendini ‘akladı’
524 milletvekillinden 344 AKP’linin oyu ile Maliye Bakanı Kemal Unakıtan hakkındaki gensoru reddedildi. 179 kabul ve 1 çekimser oyun kullanıldığı gensoru oylamasında, AKP’lilerin fire vermemesi, Erdoğan’ın günlerdir süren baskı ve telkinlerinin etkili olduğunu gösterdi.


Mahkeme kararı: JİTEM var
Yıllardır hiçbir devlet yetkilisi tarafından kabul edilmeyen JİTEM’in varlığı ilk kez bir mahkeme tarafından kabul edildi. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi, JİTEM’in askeri bir birim olduğuna karar verdi.
Güneydoğu’da adam kaçırma, cinayet ve patlayıcı madde kullanma gibi çeşitli suçlara karıştıkları iddia edilen 10 PKK itirafçısının yargılanmasına Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Haklarında 3 yıl ile müebbet arasında değişen hapis cezaları istenen 11 sanığın yaklaşık 7 yıldır süren duruşmaları, JİTEM’le ilgili tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Müdahil avukatların sanıkların JİTEM elemanı olduğunu öne sürmesi mahkeme tarafından da kabul edildi.
3. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, savcının mütaalası üzerine, PKK itirafçısı sanıkların, elemanı olduğu iddia edilen JİTEM’in bir askeri birim olduğuna karar vererek, görevsizlik kararıyla dosyayı
Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilmesi amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.
Aralarında Gazeteci-Yazar Musa Anter cinayetine katıldığı öne sürülen Abdulkadir Aygan’ın da yer aldığı sanıklardan biri hakkında gıyabi tutuklama kararı bulunurken, diğer sanıklar tutuksuz yargılanıyor. Duruşma önümüzdeki günlerde 7’nci Kolordu Askeri Mahkemesi’nde görülecek.
Av. Elçi: JİTEM davaları birleştirilmeli
Kararı gazetemize değerlendiren Tahir Elçi, yıllardır JİTEM’in suç örgütü olduğunu dile getirdiklerini, sanıkların da JİTEM elemanı olduğunu söylediklerini belirterek “Ancak yetkililer daha önce bu yönde karar vermediler ve JİTEM’in varlığını kabul etmediler” şeklinde konuştu. Bölge halkının yıllardır JİTEM gerçeğini bildiğini ve mağdur edildiğini ifade eden Elçi, JİTEM’le ilgili birçok bilgi ve belge olduğunu ancak bunların makamlar tarafından değerlendirilmediğıine dikkat çekti. Türkiye’de ilk kez mahkeme kararında JİTEM’in varlığının kabul edildiğine vurgu yapan Elçi, kararda JİTEM’in askeri bir örgüt olduğunun da kabul edilmiş olduğunu dile getirdi. JİTEM oluşumunun soruşturulması gerektiğini söyleyen Elçi, JİTEM’le ilgili tüm davaların bir dosyada birleştirilmesi görüşünde olduğunu bildirdi. JİTEM’in bir suç örgütü olduğunu ve örgütlü suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Elçi, Türkiye’de JİTEM’le ilgili tüm dosyaların mercek altına alınmasının doğru olacağını dile getirdi. Elçi, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararın gecikmiş bir karar olduğunu ancak emsal olduğunu da dile getirdi.

SANIKLAR JİTEM GÖREVLİSİ
Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görevsizlik kararı verilen 11 sanıklı dava ile ilgili duruşmada, savcı mütalaasında “JİTEM”e yer verdi. Savcının esas hakkındaki mütalaasında, şunlar yer aldı: “Sanıkların suç tarihinde JİTEM görevlisi olduklarının anlaşıldığı, JİTEM’in jandarma istihbaratına bağlı olarak faaliyette bulunduğu, askeri şahıslar oldukları, asker şahısların işlemiş oldukları suçlardan dolayı askeri mahkemede yargılanmasının gerektiği kanaatine varılmakta, dosyanın görevsizlik kararı verilerek Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur.”

BİRÇOK EYLEME KARIŞTILAR
İddianamede, çeşitli tarihlerde Diyarbakır, Mardin ve Batman’da öldürme, kundaklama, bombalama eylemlerini gerçekleştirdikleri belirtilen 11 sanığın TCK’nın 313. maddesi uyarınca, “cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” ve 450. maddesi uyarınca “Birden fazla kişiyi öldürmek” suçlarından 9’u hakkında müebbet, 2’si hakkında da 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

KOMAN JİTEM YOK DEMİŞTİ
Susurluk kazası sonrasında oluşturulan TBMM Susurluk Komisyonu’na bilgi veren Eski Jandarma Genel Komutanı Org. Teoman Koman “Jandarma teşkilatı içinde JİTEM adında legal ya da illegal bir örgüt kurulmamıştır, yoktur. Ama jandarma dışında bu ismi kullanıp kanunsuz işler yapan bir grup vardır” demişti.


Başa dön


Yine ‘Yeşil’ muamması
JİTEM’in adamı olduğu belirtilen ve adı çok sayıda faili meçhul cinayete karışan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın “yaşayıp yaşamadığı” sorusu bir kez daha kamuoyunun gündemine oturdu. İstihbarat birimleri tarafından “öldüğü” açıklanan Yeşil’in, önceki gün İstanbul’da polisin operasyonundan son anda kurtulduğu önü sürülürken, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, bu yöndeki iddiaları yalanladı. Cerrah, gazetecilerin sorusu üzerine, Mahmut Yıldırım’ın oğlu Murat Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 14 kişinin yakalandığı operasyon öncesi kaçtığı yolunda basında çıkan haberlerin doğru olmadığını iddia etti. Cerrah, “Biz operasyonumuzu, cumhuriyet savcısı ile birlikte ‘Yeşil’ olarak bilinen kişinin oğlu Murat Yıldırım’a yönelik yaptık. ‘Yeşil’in ne yarım saat öncesi, ne de yarım saat sonrası var. Yok öyle bir şey” dedi. Konuya ilişkin soruları yanıtlayan eski Milletvekili Fikri Sağlar, Yeşil’in, operasyonu önceden haber alarak kaçtığı iddilarının son derece ciddi olduğunu vurgulayarak, “Demek ki Yeşil’i hâlâ koruyan derin çevreler var” dedi.
Öte yandan CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, Mahmut Yıldırım’ın, emniyet güçlerinin geç müdahalesi sonucu elden kaçırıldığı iddiasının doğru olup olmadığını sordu. Seyhan, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın elden kaçırılmasının nedenlerinin açıklanmasını istedi. Seyhan, şunları kaydetti: “Mahmut Yıldırım’ın, derin devlet adına Irak’ta eğitim verdiği yönündeki iddialar doğru mudur? Yıldırım’ın, gerçek sonuca ulaşılmadan neden ‘ölmüş olabileceği’ kamuoyuna açıklanmıştır?”


Başa dön


Dosya Adalet Bakanlığı’nda
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu eski Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve kurul eski üyesi Prof. Dr. Baskın Oran hakkında açılan dava gergin bir ortamda başladı. Kaboğlu ve Oran’a destek vermek amacıyla mahkemeyi izlemeye gelen kalabalık salona sığmayıp, koridora taştı.
Kaboğlu ve Oran hakkında, TCK’nın düşünceyi cezalandıran 301 ve 216’ıncı maddeleri uyarınca “Türklüğü aşağıladıkları, suç işlemeye kışkırttıkları” iddiasıyla, 1.5 ile 5 yıl arasında hapis istemiyle açılan davanın ilk duruşmasının görülmesine dün Ankara 28’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı.
Duruşmayı, AB Türkiye Temsilciliğinden Sema Kılıçer, ABD, İngiltere ve Almanya elçiliklerinden temsilciler, KESK ve bağlı sendikalar, DİSK ve Genel-İş’ten yöneticiler, İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Kazım Genç, TİHV Genel Başkanı Yavuz Önen ve Ankara Barosu Başkanı Ahsen Coşar ile Prof Dr. İoanna Kuçuradi, Fikret Başkaya, Mithat Sancar ve Şanar Yurdatapan’ın da aralarında bulunduğu 100’ü aşkın kişi izledi.
Duruşmaya müdahil olma talepleri reddedilen Kamu Sen Genel Başkanı Akyıldız ile Genel Sekreter Fahrettin Yokuş, adliye önünde açıklama yaparak bu duruma tepki gösterdiler.
301’inci madde yargılaması durdu
Duruşmada daha sonra Hakim Avni Mis, suç tarihinin 2004 olması, o tarihteki TCK uyarınca, “Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin Kurumlarını Aşağılamak” suçundan yargılamanın Adalet Bakanlığı iznine tabi olduğunu hatırlatarak, bunun da sanıklar lehine olumlu sonuç doğurabileceğini gözönüne alınarak, durum hakkında iddia makamından görüş istedi. İddia makamı da sanıklar hakkında 301’inci maddenin 2’nci bendi uyarınca yapılacak yargılamanın durdurulması ve dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmesini, halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu düzenleyen 216’ncı madde uyarınca yargılanmaya devam edilmesi gerektiğini belirtti.
Mahkeme, belirtilen nedenlerle Oran ve Kaboğlu hakkında TCK’nın 310’inci maddesinin 2’nci bendi uyarınca yapılacak yargılamanın durmasına, 216’ncı madde uyarınca yargılanmalarına devam edilmesi yönünde bir ara karar aldıktan sonra ifadeler alındı.

Kaboğlu ve Oran’ın savunmaları
BİHDK’nın çalışmalarını, geçirdiği süreci anlatan Prof. İbrahim Kaboğlu, 50 sayfalık savunmasının özetini yaptı. İddianamenin gerekçeden yoksun olduğunu söyleyen Kaboğlu, insan haklarının ilerlemesi için gösterdikleri çabanın karşılığının sanık sandalyesine oturtulmak olduğunu dile getirdi. Davanın aynı zamanda üniversitelere ve bilim özgürlüğüne de yönelik bir dava olduğunu kaydeden Kaboğlu, raporu hazırlamalarının, Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu’nun yolsuzluklara ilişkin rapor hazırlaması kadar doğal olduğunu dile getirdi. Raporun düşünce özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine işarat eden Kaboğlu, Susurluk ve Şemdinli’yi hatırlatarak, bu tür çetelerin ancak düşünce ile alt edilebileceğine vurgu yaptı.
Karşı İddianame başlıklı savunmasını yapan Prof. Baskın Oran ise iddianamenin gayri ciddi olduğunu, yanlış bilgiler içerdiğini söyledi. İddianamede, Fransa, Almanya, İngiltere’den verilen örneklerin yanlış olduğunu, eksik bilgi içerdiğini dile getiren Oran, savcılığın karşı tez yazdığını, ideolojik görüş bildirdiğini kaydetti. İddianameyi, yanlış bilgi içerdiği için “İftiraname”, mahkeme ile alay edildiği için “istihzaname”, şahısların zaman kaybına yol açtığı için de “israfname” olarak tanımlayan Oran, bölücülük yapanın da bizzat iddianamenin kendisi olduğunu dile getirdi. Savunmasını, savcılık hakkında 12 ayrı maddeden oluşan bir suç duyurusuyla tamamlayan Oran, iddianameyi hazırlayanlar hakkında, akademik çalışmanın engellenmesi, ifade özgürlüğü ve Anayasanın ihlali, yargının ciddiyetine gölge düşürmek, kamu yararına aykırı davranmak, Osmanlı’yı yeniden ihdas çabası, görevi suistimal, vazifeyi ihmal, Anayasa Mahkemesi’nin aşağılanması, Atatürk’e hakaret, diktatörlügün getirilmek istenmesi ve milleti asli/tali biçiminde ayırarak bölücülük yapmak suçlarından suç duyurusunda bulundu.
Avukat Oya Aydın, dosya ile ilişkili olmadığı, yargılamayı gereksiz yere uzatacağı gerekçesiyle 58 kişilik tanık listesinin dinlenilmesi yönündeki ara karardan vazgeçilmesini istedi. Aydın, sanıkların suçlandığı rapordan, Başbakan’ın bile Hakkari’deki yürüyüşleri yatıştırmak, kamu barışını sağlamak için yararlandığını belirterek, derhal beraat kararı verilmesini talep etti.
Mahkeme, avukatların, Oran ve Kaboğlu’nun ısrarlı taleplerine karşın tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilmesi talebini reddetti.


Başa dön


AKP 4. kez kendini ‘akladı’
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan hakkında “Galataport İhalesi ve mal bildirimi-banka hesapları; görevini kötüye kullandığı, ihaleye fesat karıştırdığı, ticari sır ve bankacılık sırrı kurallarını ihlal ettiği, kamu gücü ve yetkisini, siyasi ve kişisel sebeblerle sorumsuz bir şekilde kötüye kullandığı” iddiası ile verilen gensoru önergesi, AKP’lilerin oyları ile bir kez daha reddedildi. Böylece AKP’liler dördüncü kez kendilerini “ak”larken, “Ak parti Aklama partisi oldu” eleştirilerini getirdi.
CHP’lilerin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan hakkında, Galataport İhalesi ve mal bildirimi-banka hesapları; görevini kötüye kullandığı, ihaleye fesat karıştırdığı, ticari sır ve bankacılık sırrı kurallarını ihlal ettiği, kamu gücü ve yetkisini, siyasi ve kişisel sebeblerle sorumsuz bir şekilde kötüye kullandığı” iddiaları ile verilen gensoru önergesinin görüşülmesinde tartışmalar yaşandı.
Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın eleştirileri dinlemeyip; grubu adına konuşmalar sırasında Genel Kurul’a geldiği görüşmelerde, Meclis Başkanvekili AKP’li Sadık Yakut da muhalefetin sesini sık sık keserken, Unakıtan’ın süresini uzatmasına karşın müdahale etmedi.
Unakıtan hakkındaki iddiaların sıraladıktan sonra, Unakıtan’ın Başbakan’a bir yakınlığı olup olmadığını sorarak, “Kemal Abi” dedirten yakınlığın açıklanmasını istedi. Başbakan Erdoğan’ın merdivenlerden hızla indiğini, Bakan Unakıtan’ın ise bu inişin hızlanması için arkadan ittiğini belirten Koç’un ardından, ANAP grubu adına konuşan Süleyman Sarıbaş da “Ak parti olarak geldiniz, Aklama partisi olmayın” dedi. AKP’lilerin parti ve lider taassubu ile oy kullanmamasını isteyen Sarıbaş, vicdanlarının sesine uymaları çağrısı yaptı.
Maliye Bakanı’nın arkasında bürokratların bulunmasını eleştirerek, onlara da gölge düşürdüğü eleştirisi yapan CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu, naylon fatura düzenlemek, 53 dönüklük orman arazisini zimmet, oğlunun haksız mısır ticareti, Galataport, Offer ile ilişkileri suçlamasında bulunduğu Bakan Unakıtan’ın bu iddialara yanıt vermesini istedi.
Bölgede 15 Şubat gerginliği
Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesinin yıldönümü dolayısıyla bölgede birçok ilde protesto eylemleri yapıldı. Siirt’te düzenlenen protesto gösterilerine polis müdahale etti. Siirt’in çeşitli mahallelerinde bir araya gelen gençler yürüyüş düzenleyerek “Demokratik Konfederalizm” bayraklarıyla Öcalan’ın posterlerini taşıdı. Gösteriye müdahale eden Çevik Kuvvet ekipleri, göz yaşartıcı bomba kullandı. Cizre, Adana ve Mersin’de yapılan eylemlerde ise polisle göstericiler arasında zaman zaman gerginlik yaşandığı öğrenildi. Bu arada, Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesini protesto eden esnafın Hakkari ve Mardin’de kepenk kapattığı bildirildi. Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesini protesto eden Demokratik Toplum Partisi (DTP) üyeleri ise Tunceli ve Hatay’da bir günlük açlık grevi yaptı. Tunceli’de DTP binasına baskın düzenleyen polisin 3 yöneticiyi gözaltına aldığı öğrenildi.
Öcalan’la görüşe koster engeli
İmralı Cezaevi’nde tutulan Abdullah Öcalan ile haftalık olağan görüşmelerini gerçekleştirmek amacıyla Gemlik’e geçen avukatları, kosterin bozuk olduğu gerekçesiyle İmralı Adası’na gidemedi. Abdullah Öcalan ile haftalık olağan görüşmelerini yapmak için Bursa’nın Gemlik ilçesine giden avukatları İbrahim Bilmez, Servet Özen, Mehmet Denizbüyük ve Öcalan’ın kızkardeşi Havva Keser’e Gemlik Jandarma Komutanlığı tarafından, “Kosterin bozuk olduğu ve İmralı’ya gidemeyecekleri” söylendi.
Ergin kardeşler şov yaptı
Kamuoyunda Karagümrük Çetesi olarak adlandırılan çetenin liderleri oldukları belirtilen, Nuri ve Vedat Ergin kardeşler ile adamlarının yargılandığı Uşak Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava başladı. Duruşma, sanık ve avukat sayısının fazlalığı nedeniyle mahkeme salonuna dönüştürülen Uşak Atatürk Spor Salonu’nda yapıldı. Tutuklu sanıklar Isparta, Afyon, Muğla ve İzmir’deki cezaevlerinden spor salonuna geniş güvenlik önlemleri altında getirildi. Davanın sabahki ilk bölümünde, Nuri Ergin, kardeşi Vedat Ergin ve Avukat Tuncay Kütükoğlu’nun Uşak E Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşanan 5 milyar liralık haraç isteme iddiasıyla ilgili duruşması yapıldı. Savunmasında “Biz sütten çıkmış ak kaşık değiliz” diyen Nuri Ergin, hakkındaki iddialarla ilgili “Ben Nuri Ergin’im. Bakkal, limoncu, manav değilim. Bazı kişileri dolar manyağı yaptım. Ben milyon dolarlarla oynarım. 5 milyarlık haraç istemem. 20 yıldır bu alemin içindeyim. Firardayken babamı öldüren kişiyi öldürdüm. Ben tetikçi tutmam, Çakıcı gibi değilim, sıkarım. Cezaevine küçük yaşta kıza tecavüzden, polis ve asker öldürmekten kişiler geliyordu. Askeri, polisi şehit edenin seve seve kafasına sıkarım. Bu yüzden DHKP-C’yi, Apo’yu karşıma aldım, hiç fark etmez”. dedi. Vedat Ergin ise savunmasında, ağabeyinin sözlerine katıldığını söyledi. Savunmaların ardından, mahkeme heyeti verdiği ara kararda sanıklar Nuri ve Vedat Ergin’in yeni savunma için taleplerinin kabul edildiğini, tutukluluk hallerinin devamını ve duruşmanın 17 Şubat 2006’ya ertelendi.
Hava hafta sonu ısınacak
Soğuk ve kar yağışlı hava Türkiye genelinde etkisini sürdürürken meteoroloji, hafta sonundan itibaren hava sıcaklıklarının hissedilir derecede artacağını açıkladı. İstanbul Meteoroloji Bölge Müdürü Mustafa Yıldırım, yaptığı açıklamada önümüzdeki cuma ve cumartesi günleri lodosla birlikte yağmur beklendiğini kaydetti. Yıldırım, kentte en düşük ve en yüksek hava sıcaklığının perşembe günü eksi 2/5, cuma günü 1/8, cumartesi günü de, 4/10 derece olacağını bildirdi. Öte yandan Kayseri ve Düzce’da, kar yağışı ve buzlanma nedeniyle ilk ve ortaöğretim kurumları 1 gün süreyle tatil edilirken, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 1316, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 925, Bolu’da 140, Çorum’da ise 413 köy yolu ulaşıma kapandı. Giresun’da da olumsuz hava koşulları nedeniyle 78 köye elektrik verilemiyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net