www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



En büyük destek aileden
Grevde 100 günü geride bırakan Serna Seral işçilerine en büyük desteği aileleri veriyor. Boş zamanlarında grev çadırında geçiren işçi aileleri, aluşturdukları “Aile Komitesi” ile sıkıntılara çözüm bulmaya çalışıyorlar.

İnsana verilen değer bu!
Asgari ücret, yapılan yüzde 8.65’lik zam oranıyla 480 YTL olurken, bu artışın asgari ücretle çalışan işçilerin geçim koşullarında hiçbir iyileştirme yaratmadığı görülüyor.

Asgari ücret öfkelendirdi
Ankara OSTİM’de çalışan işçiler, asgari ücreti belirleyen hükümeti “insafsızlıkla” eleştirdiler. Gazetemize görüşlerini aktaran işçiler, asgari ücrete yapılanın zam değil “harçlık gibi bir şey” olduğunu ifade ettiler.


En büyük destek aileden
Ercan Karakaya
Serna-Seral işçilerinin grevi, geçen hafta 100 günü geride bıraktı. Bugüne kadar birçok zorlukla karşılaşan işçilere, en büyük destek ailelerinden geliyor. İşçiler sendikalaşma mücadelesine başladığı günden bu yana onları yanlız bırakmayan aileleri, dayanışmaya devam edeceklerini söylüyorlar. Boş zamanlarında grev çadırına gelen aileler, oluşturdukları “Aile Komitesi” ile de sıkıntılara çözüm bulmaya çalışıyorlar.
Tunceli’den gelen annesi Fatma Gökmen’le birlikte grev çadırına gelen Nurcan Gökmen, grevdeki kardeşini yalnız bırakmayacaklarını söylüyor. Kendisi de asgari ücretli bir işçi olan Nurcan Gökmen, bir işçi olarak kardeşini anladığını ve aile olarak desteğe devam edeceklerini belirtiyor.
Biz de kazanacağız
Nazan Gündüz kısa bir süre önce işten çıkarılmış. Sık sık grev çadırına gelerek kardeşine destek olduğunu belirten Gündüz, “Annem, çocuğum, kız kaddeşim, hepimiz kardeşimizin yanındayız” diyor. İşten atıldıktan sonra maddi zorluk çektiklerini belirten Gündüz, “Kira veriyoruz, çocuk bakıyoruz, her şeye rağmen desteğe devam edeceğiz, o kazanırsa biz de kazanacağız” diye konuşuyor.
Baba oğul desteğe geldi
İşçi emeklisi Kalender Erten de oğlu Mustafa Erten ile birlikte grev çadırında. Grevdeki Kemal Erten, babasının ve kardeşinin ziyaretinden memnun, karşılaştıkları sıkıntıları aile olarak aştıklarını ifade ediyor.
Mustafa Erten, abisi gibi tekstil işçisi. İşyerindeki birçok işçi gibi sigortasız çalıştığını belirtiyor. Aile Komitesi’nde yer alan Erten, diğer ailelerle de görüşerek ortaya çıkan sıkıntıları aşmaya çalıştıklarını anlatıyor.
Başka bir işçi emeklisi Ali Gümüş, kendi zamanında, çalışma şartlarının daha rahat olduğunu anlatıyor. “Çocuklar haklarını alamadıkları için bu yola girdiler” diyen Gümüş, aileleri olarak üzerlerine düşenin destek vermek olduğunu söylüyor. Emekli aylığıyla oğlunun eşine ve çocuklarına destek olmaya çalışan Ali Gümüş, herkesi Serna-Seral işçilerine destek vermeye çağırıyor.

Patron görüşmeye geldi
TEKSİF Bakırköy Şube Başkanı Çetin Yelken, patronun sendika genel merkezi ile bir görüşme yaptığı bilgisini vererek, tekrar bir araya gelineceğini söyledi. Yelken, “Biz ve işçiler sözleşmeli ve sendikalı olarak işbaşı yapılmadan bu grevi bitirmeyeceğiz” dedi. Geçen hafta işçilerin de sendika genel merkezi ile görüştüğünü belirten Yelken, işçilerin maddi, araç ve lojistik desteğin artırılmasını istediklerini aktardı. İstanbul’da TEKSİF’in 6, Türk-İş’in 85 şubesi olduğunu hatırlatan Yelken, şu ana kadar birkaç sendika şubesi dışında desteğe gelen olmadığını söyledi. Dayanışma çağrısı yapan Yelken, “Buradaki kavga işçi sınfı için bir fırsat. Bu işçilerin duyarsızlığından şikayet eden sendika baronlarının da bir sınavı. İşçiler desteklemiyor diyorsunuz, buyrun buraya Serna Seral işçilerini görün!”


Başa dön


İnsana verilen değer bu!
Erkan Araz
Asgari ücret, yapılan yüzde 8.65’lik zam oranıyla 480 YTL olurken, bu artışın asgari ücretle çalışan işçilerin geçim koşullarında hiçbir iyileştirme yaratmadığı görülüyor. İşçiler, yapılan zammın insana verilen değerin bir göstergesi olduğunu dile getiriyorlar.
Üç aydır işsiz olduğunu ve kapı kapı gezerek iş aradığını söyleyen Ertan Uslu, “Asgari ücret çok düşük, ama onu da bulamıyoruz. Asgari ücret de olsa çalışmak zorundayım. İş bulmak zorundayım, ama bulamıyorum. Ev kiraları çok yüksek. Sadece ev sahibine çalışayım diyorum, ama o da olmuyor” diyor. Geçim zorlukları nedeniyle çocuğunu okuldan almak zorunda kaldığını ifade eden Uslu, milyarlarca lira maaşla geçinemediklerini söyleyen milletvekillerinin emekçilere 380 milyonu reva gördüklerini belirtiyor. Hükümetin işsizliğe çözüm bulmasını isteyen Uslu’nun işsiz girdiği yeni yıldan beklentisi insanca yaşanacak bir hayat.
Alay ediyorlar
İnsana yeterince değer verilmediğini belirten tekstil işçisi Ali Menteşe de “Hangi hükümet başa gelirse gelsin aynı. Kimseye güvenmiyorum. Çünkü para babalarına kıyak geçiyorlar” diyor. Menteşe, 22 senedir Bursa’da işçilik yaptığını, bunca yıldır Uludağ’a bile gidemediğini belirtti. Menteşe, tepkisini “Aldığımız para para değil ki! İşyerlerinde çalışma koşulları çok kötü. Ücretler oldukça düşük. Özellikle de tekstil sektöründe durum böyle. Şimdi de kimse bize asgari ücrete zam yaptık demesin. Bu yapılan zam değil, alay etmektir” şeklinde dile getiriyor.
“Milletvekilleri yedi milyar maaşla geçinemiyor. Asgari ücretle çalışanlar nasıl geçinsin peki?” diye soran otomotiv yan sanayi işçisi Hüseyin Biber, hükümetin Sabancı, Koç gibi büyük tekellerin çıkarlarına göre hareket ettiğini söylüyor. Asgari ücretle çalışmasalar da zammın kendilerini etkilediğini dile getiren Biber, gelecekten çok umutlu olmadığını belirtiyor. Biber, sorunların çözümü de, AKP Hükümeti gibi hükümetlerin değil halkın yönetimde yer alarak kendi kendini yönetmesinde buluyor.

Kimse memnun değil
Asgari ücretin bu kadar düşük olmasının insanları bunalttığını dile getiren empirime (baskı) ustası Yusuf Çakır, insanlık dışı koşullarda çalıştıkları halde, insanca yaşayacak bir ücret alamadıklarını belirtiyor. Türkiye’de siyasilerin ve işadamlarının hep insan faktörünü atladıklarını ifade eden Çakır, “İşyerinde işçi sağlığı hiçe sayılıyor. Fabrikaların önündeki köpekler bile daha iyi muamele görüyor. Kimse çalıştığı işten ve aldığı ücretten memnun değil” diyor. İşçilerin kaderlerinin işverenlerin insafına bırakılmaması gerektiğini belirten Çakır, asgari ücretin kaldırılmasıyla ilgili tartışmalarla ilgili ise şunları söylüyor: “Eğer asgari ücreti kaldırırlarsa daha kötü olur. Bu sefer 200 milyona işçi çalıştırır işverenler. Zaten işsizlik çok olduğu için işverenlerin alternatifleri var ve daha da kötü koşullarda işçi çalıştırmaya başlarlar.”


Başa dön


Asgari ücret öfkelendirdi
Cem Gurbetoğlu - Ümit Tamam - Taner Tekçam
Ankara OSTİM’de çalışan işçiler, asgari ücreti belirleyen hükümeti “insafsızlıkla” eleştirdiler. Gazetemize görüşlerini aktaran işçiler, asgari ücrete yapılanın zam değil “harçlık gibi bir şey” olduğunu ifade ettiler.
Laboratuvar malzemeleri üreten atölyede çalışan Taner Tekin, tornacı. Aldığı 415 lira aylığın yarısının kiraya gittiğini söyleyen Tekin “Asgari ücrete verilen zam bizim de maaşımızı etkiliyor” dedi. Patronların “fedakarlık yaptık” açıklamasına tepki gösteren Tekin, “Zaten boğaz tokluğuna çalışıyoruz. Bir hafta yemek yeyip, üç hafta oruç tutuyoruz” diye konuştu.
Aynı atölyede çalışan 40 yaşındaki Selim Yiğitbaş da düzgün bir zam yapılmasını beklediklerini, ancak yapılan artışa öfkelendiklerini anlattı. “Aldığımız boğazımıza gidiyor” diyen Yiğitbaş, bayramdan sonra yol ücretlerine yapılacak zamla asgari ücrete yapılan zamdan geriye bir şey kalmayacağını belirtti.
Harçlık gibi
Osman Görgülü ise “Yapılan zam değil, harçlık gibi bir şey. Geçen gün oğlum harçlık istedi, 30 milyon verdim, beğenmedi. Oğluma harçlık vermek için ek iş yapmam mı gerek?” diye sordu.
Aynı atölyede çalışan 21 yaşındaki Mustafa Öztürk de “Gönül gezmek ister, ama bu ücretle evde ailemle oturup televizyondan zenginlerin nasıl eğlendiğini izlemekle yetineceğiz, başka ne yapalım!” diye yakındı.
Asgari ücretle çalışan Ömer Önder, “Daha evli barklı değiliz, ama yine de aldığımız maaş yetmiyor” diyerek, bayramın yaklaştığını hatırlattı: “Kurbanda para toparlayabilirsek bir kurbanlık alırız, parayı denkleştiremezsek seneye…”
Fazla mesai ile
‘Hükümet artık engel olmasın’
Danıştay 1’inci Dairesi’nin, sendikaları ile toplusözleşme imzalayan Niğde Ulukışla Belediyesi Başkanı Hacı Avşar hakkında verdiği kararın, sözleşme hakkı açısından bir milat olduğunu söyleyen Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Vicdan Baykara, “Hükümet haklarımızı engelleme içinde olmasın” dedi. Baykara, bundan sonra hükümete düşenin engelleme çabası içinde olmamak olduğunu söyledi. KESK ve bağlı sendikaların yöneticilerinin de katıldığı bir basın toplantısı düzenleyen Vicdan Baykara, Niğde’nin Ulukışla Belediyesi ile 2004-2005 yıllarını kapsayan TİS imzaladıklarını, ancak İçişleri Bakanlığı tarafından Belediye Başkanı Hacı Avşar ve Sayman hakkında soruşturma açılması izni verildiği, ancak Danıştay 1’inci Dairesi’nin bu izni iptal ederek, “Yapılan TİS’in suç teşkil etmediği” kararını verdiğini hatırlattı. Baykara, bundan sonra hükümete düşen görevin, Anayasa ve yargı kararlarına uymak olduğunu kaydetti. KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul da hükümetlerin gelip geçtiğini ancak devletin “yasakçı” tutumunun hep kaldığını söyledi. AB’ye uyum doğrultusunda çok yasalar çıktığını ancak uygulamaların değişmediğini kaydeden Tombul, “Danıştay kararı göstermiştir ki yasak, aslında Anayasa ya da yasalarda değil, kafalardadır” Tombul, KESK olarak kendilerini yasa ile sınırlamadıklarını söyledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net