www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sözleşme kabusu!
Eğitime kaynak ayırmayarak öğretmen açığını ‘sözleşmeli öğretmenlik’ ile kapatmaya çalışan hükümet, tüm öğretmenleri sözleşmeli statüye getirmeyi amaçlıyor.

‘Basın yorum kattı’
Meclis Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonu Başkanı Musa Sıvacıoğlu, JİT Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Çörten ile görüşmesinde herhangi bir gizliliğin söz konusu olmadığını söyledi. Sıvacıoğlu, basının duruma yorum kattığını iddia etti.

Mimar ve mühendislerden
   ‘itiraz’ imzaları

Türkiye Mimar ve mühendisler Odal" mühendisler, “Bu ülkede yaşananlara itiraz ediyorum” adı altında başlattıkları imza kampanyası çerçevesinde toplanan 20 bin imzayı yaptıkları eylem ile Meclis’e ilettiler.

Iğdır karantinada
Tarım Bakanlığı, Iğdır’ın Aralık ilçesinde kuş gribine rastlandığını açıkladı. Bakanlık, numulerin analiz edilmesi sonucu salgındaki virüsün H5 tipi olduğunu açıkladı.


Sözleşme kabusu!
Gonca Erol
AKP Hükümeti bir taraftan öğretmen açığını ‘sözleşmeli öğretmenlik’ ile kapatmaya çalışırken bir taraftan da tüm öğretmenleri sözleşmeli statüye geçirme hazırlığında. Ancak eğitim fakültesi öğrencileri geleceklerini belirsizleştiren uygulamaya tepkili. Eğitim Sen aracılığıyla ellerine geçen bir sözleşme örneğini inceleyen öğrenciler “kabus gibi” diyerek endişelerini ifade ediyorlar.
Öğretmen değil “öğretici”
Öğrencilerin incelediği Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılmış olan sözleşmede, daha ilk cümle eğitimi nasıl bir belirsizliğin beklediğini gösteriyor. Sözleşmede, sözleşmeyi imzalayan kişi “kısmi zamanlı istihdam edilen öğretici” diye adlandırılıyor. Sözleşmeye göre bir öğreticinin çalışma süresi, günde en fazla 6 saat, haftada ise 4 gün. Sözleşmenin en çarpıcı maddeleri ise sebep göstermeksizin feshedilebileceği ve fesh halinde tazminat ödenmeyeceğini düzenleyen maddeler. 9 aylık düzenlenen sözleşmede saat karşılığı ücretlendirme yapıldığından hafta sonu ve yaz tatili hakları da öğreticilerin elinden alınıyor. Yani 9 ay çalışan öğretici 3 ay işsiz gezecek. Sosyal güvencesi olmayan öğreticinin, bir sözleşme döneminde 5 gün hastalanma hakkı var. Sözleşmelerinin bir sonraki eğitim döneminde yenilenip yenilenmeyeceği de belirsiz olan öğreticiler, sürekli işsizlik kaygısı taşıyacaklar.
Eğitime zarar verir
Bu sözleşmeyi inceleyen Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi öğrencileri “Sözleşmeyi gören öğrenciler bir şeyler yapalım diyor, o halde neyi bekliyoruz” diyerek fakültelerindeki 10 öğrenci topluluğunu ve öğrenci temsilcilerini bir araya getirdiler ve tüm eğitim fakülteleri ile ortak hareket etme kararı aldılar.
Konuya ilişkin görüşlerini aldığımız Yrd. Doç. Dr. Aydın Yaka da sözleşmeli öğretmenliğin ciddi zararlara yol açacağını söyledi. Sözleşmeli bir öğretmenin faydalı olamayacağını belirten Yaka “Ben nasıl olsa burada geçiciyim diyerek çalışan biri öğretmenlik mesleğini yapamaz”dedi.

Panele yoğun ilgi
Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi’nde öğrenci toplulukları ve öğrenci temsilcilerinin sözleşmeli öğretmenliğe ilişkin kampanyalarının ilk adımı olarak gerçekleştirdikleri panele öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Kalabalık nedeniyle birçok öğrencinin yerde oturarak izlediği panele Av. Hasan Hüseyin Evin ve Öğretmen Musa Piroğlu konuşmacı olarak katıldı. Evin “sözleşmeli öğretmenlik uygulaması birdenbire ortaya çıkmış değildir. Özellikle GATS anlaşmasının da imzalanmasıyla ülkemizdeki tüm hizmet alanları yerli ve yabancı tekeller için özel sektöre açılmıştır. Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması da tüm bunların doğal bir sonucudur” diyen Hasan Hüseyin Evin, yasalaştırılmak istenen Kamu Personel Rejimi ve Sosyal Güvenliğe İlişkin Yasa tasarılarının öğretmenler ve öğretmen adayları üzerindeki etkilerini de anlattı. Özellikle “sosyal güvenliğe ilişkin yasa tasarısı mecliste kabul edilirse bir sözleşmeli öğretmenin 9000 gün prim ödeyerek yani yaklaşık 50 yılda, yani 74 yaşında, emekli olabileceği”ni söylemesi öğrenciler içerisinde şaşkınlıkla karşılandı. “10 yıllık öğretmenim ve 8 yılda bu fakülteden mezun oldum, haklarım için her zaman bir şeyler yaptım ve bu yüzden önce, okulu bitiremeyeceksin deyip durdular, şimdi öğretmenim bu sefer de işten atılacaksın diyorlar.” diyerek öğrencilere; “kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmadı. Gelecekte çocuklarımıza verecek bir cevabımız olmalı, biz sessiz kalırsak onları çok daha zor günler bekliyor” dedi.

‘Önümüzü göremiyoruz’
Savaş Gür, Coğrafya Öğretmenliği, 4. sınıf
Öğretmenliğe ilişkin yapılan düzenlemeler nedeniyle artık önümü göremiyorum. Bir kişinin öğretmenlik görevini yerine getirebilmesi için öncelikle ihtiyaçlarını giderebilmesi gerekir. Önünü göremeyen bir öğretmen gelecek kuşakların önünü açamaz. Sözleşmeli öğretmenlik en temel haklarımızı elimizden alıyor. Çalıştığımız okullarda sözleşmemiz yenilenecek mi acaba korkusuyla çalışmak, okul yönetimine bağlı olmak öğretmenin kendisine saygısını öldürür.
Bilişim Topluluğu Başkanı Arif Cem Topuz, Bilgisayar Öğretmenliği 3. sınıf
Topluluğumuzun yürüttüğü çalışmalardan birisi sözleşmeli öğretmenlik üzerine. Sözleşme örneği elimize geldiğinde ve toplulukların bir araya geleceğini duyduğumuzda biz de çalışmaya katılmaya karar verdik. Öğrenci toplulukları ve temsilcileri bu karanlığa karşı bir araya gelmeli.


Başa dön


‘Basın yorum kattı’
Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonu dün toplanarak, Hakkari eski Valisi Erdoğan Gürbüz, Ovacık Kaymakam M. Cihan Feslihan ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanı Selim Akyıldız’ı dinledi. Komisyon Başkanı Musa Sıvacıoğlu, JİT Başkanı ile komisyon üyelerinden habersiz görüştüğünü yalanlayarak, basının yorum kattığını ileri sürdü.
Meclis Şemdinli Komisyonu dün saat 14.00’te toplandı. Komisyon Başkanı Musa Sıvacıoğlu, Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Çörten ile komisyon üyelerinden gizli görüşmesine ilişkin soruları yanıtladı. Soruları yanıtlayan Sıvacıoğlu, komisyon olarak Adalet Bakanlığı, Hakkari ve Şemdinli savcılıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’ndan bazı bilgiler istediklerini, bunların ya posta yoluyla ya da elden geldiğini söyledi. Jandarma Genel Komutanlığı’nın hazırladığı raporu, Çörten’i kastederek, bir komutanın bizzat elden getirerek komisyona teslim edildiğini belirten Sıvacıoğlu, “15.12.2005 tarihinde yazdığımız yazı var. O yazıya cevaben bir komutan getirdi raporu. Olay budur” dedi.
“Komisyon üyelerinin rapordan gazete haberiyle haberdar oldukları” yönündeki bir soru üzerine Başkan Sıvacıoğlu, “Hayır bakın onda değerli basın mensupları biraz yorum katmışlar. Komisyon üyelerinden gizli diye bir şey söz konusu değildir” savunmasını yaptı.
Gizlilik yokmuş
Gelen bilgi ve belgelerden başkan nasıl haberdar oluyorsa, bütün komisyon üyelerinin de aynı şekilde haberdar olduklarını ileri süren Sıvacıoğlu; “Biz burada komisyon olarak çalışıyoruz. Şu parti mensubu veyahut da bu parti mensubu diye bir çalışma içerisinde değiliz. Önemli olan olayın bütün hakikatı ile ortaya çıkmasıdır” dedi.
Sıvacıoğlu, rapor geldikten sonraki ilk toplantılarının bu olduğunu ve raporu değerlendireceklerini belirtti. Komisyon üyelerinden gizliliğin söz konusu olmadığı iddiasını yineleyen Sıvacıoğlu, “Komisyonumuzun tüm üyeleri çalışma şartlarını, stillerini zaten biliyorlar. Onlara gizli diye bir şey yoktur. Çünkü biz komisyon olarak çalışıyoruz” diye konuştu.
Komisyon kendi arasındaki toplantının ardından, ayrı ayrı Hakkari eski Valisi Erdoğan Gürbüz, Ovacık Kaymakamı M. Cihan Feslihan ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanı Selim Akyıldız’ı dinledi.


Başa dön


Mimar ve mühendislerden ‘itiraz’ imzaları
Türkiye Mimar ve mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) üyesi mimar ve mühendisler, “Bu ülkede yaşananlara itiraz ediyorum” adı altında başlattıkları imza kampanyası çerçevesinde toplanan 20 bin imzayı yaptıkları eylem ile Meclis’e ilettiler. “Mimarlar ve mühendisler susmayacak” diyen TMMOB üyeleri, AKP Hükümeti’ni uyardılar.
Meclis’e yürüdüler
TMMOB üyeleri dün TMMOB Genel Merkezi önünde flamalarlarla toplandılar. Alkış ve sloganlarla Meclis’e yürüyen mimar ve mühendisler, yol boyunca “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Mimarlar, mühendisler susmayacak” sloganları attılar.
Meclis önüne gelindiğinde bir açıklama yapan TMMOB Genel Başkanı Mehmet Soğancı, 2005 yılının yeni bir yıl olmasını dilediklerini ancak geçen yılın da emperyalizm ve onun yerli işbirlikçilerinin ve çokuluslu şirketlerin küreselleşme adı altında oluşturdukları mekanizmalarla halkı işsizliğe ve yoksulluğa sürüklediklerini ifade etti. Soğancı, geçen yılda da özelleştirme adı altında yağma ve talanın yaşandığına dikkat çekerek, mühendis, mimar ve şehir plancılarının halkın çıkarları için ürettikleri planların ülkeyi yönetenlerce tersine çevrildiğini söyledi.
‘Bizim bütçemiz değil’
Ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynakların emperyalizme ve çokuluslu şirketlere peşkeş çekildiğinin altını çizen Soğancı, “2005’e girerken çetelerin, rantçıların, barış düşmanlarının, mafya liderlerinin, uyuşturcu kaçakçılarının, rüşvetçilerin, katillerin toplumun en saygıdeğer kesimleri olarak anılmadığı, özgürlük ve barış rüzgarlarının tüm ülkeyi ve dünyayı etkisi altına aldığı yeni bir yıl olmasını dilemiştik, ama olmadı” dedi.
Siyasal iktidarın kendisinden öncekiler gibi yüzünü Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’na (DB) çevirdiğine işaret eden Soğancı, en doğal insan haklarının bile yok sayıldığını kaydetti. Soğancı, “Şimdi üyelerimizden topladığımız onbinlerce imzalı yazılarımızla bir kez daha uyarıyoruz. Tutulan yol, yol değildir. Biz, bu ülkenin mühendisleri, mimarları, şehir plancıları olarak bu ülkede yaşananlara itiraz ediyoruz. Bu bütçe bizim bütçemiz değildir. Bu yaşam bizim kabul edeceğimiz bir yaşam değildir” dedi. Toplanan imzalar açıklamanın ardından oluşturulan bir heyet tarafından Meclis’e verildi.


Başa dön


Iğdır karantinada
Iğdır’ın Aralık ilçesi, toplu kanatlı hayvan ölümleri görülmesi üzerine karantinaya alındı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, ilçeden gelen numulerin incelenmesi sonucu “Tavuk Vebası-Kuş Gribi” hastlağına rastlandığını açıkladı.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada; Iğdır’ın Aralık ilçesi Köprüler Mahallesi’nde kanatlı hayvanların ölümüyle ilgili bir ihbar alındığı, devamında ise bölgenin karantinaya alınarak inceleme başlatıldığı belirtildi. Açıklamada, bölgeden alınan numunelerde yapılan analizler sonrasında laboratuvardan gelen raporda hastalığın “Tavuk Vebası-Kuş Gribi” olduğu ve etkenin de Avian Influenza A virüsü H5 tipi olduğunun anlaşıldığı bildirildi. Ayrıca bölgede uygulanan geçici karantina uygulamasının da “kalıcı” hale getirildiği vurgulandı.
Düşünce yargılanıyor
Orhan Pamuk davasıyla Türkiye’nin gündemine oturan 301. madde tartışılmaya devam ederken düşünce ve ifade özgürlüğünü tartıştıran maddelerden dolayı açılan davalar ise sürüyor. EMEP Diyarbakır İl Örgütü’nün 3. Olağan Kongresi’nde yaptıkları konuşmalarından dolayı EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek, İl Başkanı Yavuz Karakuş, kapatılan HADEP’in İl Başkan Yardımcısı Mefair Altındağ ile Tes-İş 1 No’lu Şube Başkanı Ali Öncü’nün yargılanmalarına devam edildi. Avukat Deniz Doğan, duruşmada müvekkillerinin muhalefet yapma görevlerini yerine getirdiklerini dile getirdi. Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruşmaya 312/1 madde kapsamında “kanunun suç saydığı cürümü açıkça övmek” iddiası ile 6 aydan 2 yıla kadar hapis istemiyle sanık olarak yargılanan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek, İl Başkanı Yavuz Karakuş, kapatılan HADEP’in İl Başkan Yardımcısı Mefair Altındağ ile Tes-İş 1 No’lu Şube Başkanı Ali Öncü katılmazken avukatları hazır bulundu. Duruşmada konuşan Avukat Deniz Doğan, müvekkillerinin bir siyasi partinin kongresinde görüşlerini açıkladıkları için yargılandıklarını hatırlattı. Doğan, “Müvekkillerim bir siyasi partinin yöneticileri. Doğal olarak katıldıkları kongrede politika yapmış, yanlış gördükleri uygulamaları eleştirmiş, iktidara talip bir parti olarak muhalefet yapma görevlerini yerine getirmişlerdir. Yapılan konuşmalar tamamen düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındadır” dedi. Dava gerekçesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile çeliştiğini vurgulayan Doğan, ülkenin demokratikleşebilmesi için Anayasa’da kapsamlı bir değişiklik yapılması ve 301. maddenin kaldırılması gerektiğini savundu. Duruşma eksik belgelerin tamamlanması için 11 Mayıs 2006 tarihine erteledi.
Öğrenciler polis saldırısını kınadı
İstanbul Üniversitesi (İÜ) öğrencileri, Ege Üniversitesi’nde 1997 yılında ölü bulunan Ali Serkan Eroğlu’nun ölümünün aydınlatılması talebiyle İzmir’de basın açıklaması yapan arkadaşlarının polisin saldırısına uğramasını protesto etti. Dün saat 13.00’te İÜ Edebiyat Fakültesi önünde toplanan öğrenciler, “Ali Serkan Eroğlu ölümsüzdür” ve “Yaşasın devrimci dayanışma” sloganlarını haykırarak, Eroğlu’nun fotoğraflarını taşıdılar. İzmir’deki saldırıyı kınadıklarını belirten öğrenciler adına yapılan açıklamada, “Saldırılara karşın tercihimiz mücadeleden yanadır” denildi. Öğrenciler ayrıca, İstanbul Üniversitesi’ne girişleri yasaklanan arkadaşlarına destek vermek amacıyla bugün saat 11.30’da kendi sınıflarını kuracaklarını açıkladılar.
İmam hatip yönetmeliği Danıştay’a götürüldü
Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Açıköğretim Liseleri Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle ilgili bazı maddelerin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle Danıştay’a başvurdu. Dava dilekçesini vermeden önce Danıştay binası önünde basına açıklama yapan Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in iddiasının aksine girişimlerinin, “ideolojik art niyetlerle” açılan bir dava olmadığını ifade etti. Dinçer, AKP Hükümeti döneminde meslek liselerine giden öğrenci sayısında yüzde 30-40, İmam Hatip Meslek Liseleri’nde ise yüzde 50 oranında artış görüldüğüne dikkat çekerek, “Yönetmelik değişikliğinin farkı buradan anlaşılıyor. Amaç, insanlara diploma vermek değil, üzerinde fırtınalar koparılan imam hatiplilere kolaylaştırıcı avantajlar sunmaktır” dedi. Bugüne kadar eğitimle ilgili pek çok yasa maddesi hakkında 3 bine yakın dava açtıklarını ve bunların hepsini kazandıklarını hatırlatan Dinçer, bu durumun, hükümetin yasaları ihlal ettiğinin açık göstergesi olduğunu ifade etti. Öte yandan Eğitim Sen’in açıklaması sırasında, Danıştay binası önündeki parkta bomba telaşı yaşandı. Parkta şüpheli bir paket olduğunun bildirilmesi üzerine basın açıklamasını takip eden sivil polisler çevrede önlem aldı. Fünyeyle patlatılan paketin içinde kadın çantası olduğu anlaşıldı.
‘Denenen’ atılıyor!
Şişli Ayazağa’da kurulu “Evyap Sabun Fabrikası”nda faaliyet gösteren taşeron firmalarda deneme süresini dolduran işçiler, işten çıkarılıyor. Evyap’ta taşeron olarak faaliyet sürdüren “Gökhan Ambalaj”da, 1 Aralık’ta 20 ve 26 Aralık’ta ise, 20 işçinin işine son verildi. Gökhan Ambalaj’da yeni işe giren işçilerin deneme süresi dolduktan sonra işten atıldığını belirten işçiler, bu uygulamanın sürekli olduğunu ve iş güvencelerinin olmadığını dile getirdiler. 3 bin işçinin çalıştığı Evyap’ta sadece 700 kadar işçi “kadrolu” çalışıyor. Diğerleri ise Erdem, Gökhan ve Ekol Nakliyat isimli taşeron firmalarda “istihdam” ediliyor. Toplusözleşme görüşmeleri öncesi yaşanan işten çıkarmaların, kadrolu işçilere “gözdağı olsun” diye yapıldığı ifade ediliyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net