www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Esad’dan istikrar uyarısı
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, BM Güvenlik Konseyi’nin ülkesine ambargo uygulaması halinde, bütün Ortadoğu ve dünyanın olumsuz etkileneceği uyarısında bulundu.

Sydney kentinde ırkçı hezeyan
Avustralya’nın Sydney kentinde, geçen hafta “iki Avustralyalı cankurtaranın Ortadoğulu gençler tarafından dövüldüğü” söylentisi, ırkçılar öncülüğünde toplanan gençlerin göçmenlere vahşice saldırmasına neden oldu.

‘Kaybeden Mısır halkı oldu’
Geçtiğimiz ay düzenlenen Doğu Konferansı için İstanbul’a da gelen Mısırlı sosyalist Arab Lûtfi, tartışmalı geçen genel seçimleri değerlendirdi. Lûtfi, Hüsnü Mübarek rejimi ile Müslüman Kardeşler örgütünün aynı madalyonun iki yüzü olduğu kanısında.


Esad’dan istikrar uyarısı
Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri’nin öldürülmesinden bu yana Amerikan baskısı altında olan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Batılı devletleri uyardı. Esad, Rus televizyonu Rossiya’ya verdiği demeçte, ülkesinin Birleşmiş Milletler ambargosuna maruz bırakılması halinde, Ortadoğu ve dünyanın olumsuz etkileneceğini belirtti.
Esad, Refik Hariri suikastı konusunda ülkesinin masum olduğunu yineleyerek, suikastle ilgili BM soruşturmasının siyasileştirildiğini kaydetti. Ortadoğu’nun dünyanın merkezinde olduğunu belirten Esad, “Suriye de Ortadoğu’nun merkezinde. Suriye ve Irak’ta durum iyi değilse, tüm bölge istikrarsızlaşır ve tüm dünya bunun bedelini öder” diye konuştu.
‘Suçlu varsa cezalandırılır’
Suriyeli lider, Hariri suikastı soruşturmasından sonra adaletin suçlu bulacağı bir vatandaşın “vatan haini” olarak görülerek sert bir biçimde cezalandırılacağını belirtirken, BM komisyonunun iddialarından herhangi birini ispatlamak için net kanıt ortaya koyması gerektiğini belirtti.
Soruşturmada adı geçenlerin değil, kanıtın önemli olduğunu belirten Esad, “Soruşturmanın siyasileştirilmesini kabul etmiyoruz. Komisyonun etrafında çalışmasını altüst eden belirli siyasi durum var” dedi.
Suriye Devlet Başkanı, ABD ve Fransa’nın baskısına rağmen, durumlarını bilen ve anlayan, Suriye’nin haklı olduğunu fark eden diğer ülkelerle dostane ilişkilere sahip olduklarını belirterek, “Bölgede herhangi bir siyasi ya da askeri hata, kaosa yol açar ve bu Rusya’nın güney sınırlarını etkiler” ifadesini kullandı.
‘Baskı artacak’
Bu arada, İsrail bağlantılı Debka sitesi, ABD ve Fransa’nın Suriye üzerindeki baskıyı artıracağını öne sürdü. Sitenin haberine göre Fransa, konuyla ilgili 7 maddelik bir karar tasarısı hazırlamış bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi’ne sunulacak olan tasarıda, Suriye’nin “BM soruşturmasıyla tam işbirliği yapmadığı” öne sürülüyor ve Hariri suikasti “bir terör eylemi” olarak nitelendiriliyor. Böylece, Suriye’nin “terörist” olarak damgalanmasının önü açılıyor.
ABD, tasarıya şu maddenin eklenmesini istiyor: “Suriye, 1636 sayılı Güvenlik Konseyi kararını ikinci kez ihlal etmiştir.” Böylece, Suriyeli hükümet yetkililerinin yurtdışına çıkışının yasaklanması ve yurtdışındaki mal varlıklarının dondurulması hedefleniyor.
Yeni sorgulamalar
İsrail sitesi, bunların yanı sıra, “şüpheli” Suriyeliler hakkında uluslararası tutuklama kararı çıkarılacağını, Viyana’da sorgulanan 5 Suriyeliye ek olarak, başka Suriyelilerin de sorguya çağrılacağını iddia etti.
BM savcısı Detlev Mehlis, Lübnan’ın El Müstakbel gazetesinde yayımlanan söyleşisinde, Suriye’den daha fazla tanığın Viyana’da sorgulanmasını isteyeceğini açıklamıştı.
Debka, gelinen noktada Suriye’nin Rusya’ya artık güvenemeyeceğini de ekleyerek, Suudi Arabistan hükümetinin de, Şam’ın “arabuluculuk” yapma teklifini reddettiğini kaydetti. Suriye karşıtı Lübnanlı Dürzi lider Velid Canbolat’ın Suudi Arabistan’ın başkentinde temaslarda bulunması, Suudilerin Suriye’ye karşı tutum aldığının ilk kanıtı olarak görülüyor.
Diğer yandan, Refik Hariri’nin öldürülmesiyle ilgili BM soruşturmasını yürüten Savcı Mehlis, soruşturmanın sonuçlarını içeren raporu önceki gece New York’ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a sundu.
Mehlis, bugün Konsey önünde raporunu sunacak.

BEYRUT’TA KANLI SALDIRI
Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Suriye karşıtı görüşleriyle bilinen milletvekili ve gazeteci Gebran Tueni, bombalı bir saldırı sonucu öldürüldü. Saldırıda üç kişi daha öldü. Tueni, ülkenin en büyük gazetelerinden Nahar’ın sahibiydi.
Beyrut polisi Hıristiyanların yaşadığı bölgede meydana gelen patlamaya bomba yüklü bir aracın yol açtığını açıkladı. Patlamada onlarca kişi yaralanırken, çok sayıda araç ve binada hasar meydana geldi.
Lübnan’da son aylarda meydana gelen bir dizi patlama, basın organları tarafından Hariri suikastıyla bağlantılandırılarak, Suriye’ye yüklenmişti.
Suriye hükümeti, saldırının zamanlamasının, Suriye’nin itibarını zedeleme niyetinin göstergesi olduğunu bildirdi.
Dürzi lider Velid Canbolat ise, Suriye’yi sorumlu tuttu. Canbolat, “Tüeyni, Hariri’yi ve gazeteci Samir Kasrir’i kim öldürdüyse onlar tarafından öldürüldü” dedi.


Başa dön


Sydney kentinde ırkçı hezeyan
Avustralya’nın Sydney kentinde, geçen hafta “iki Avustralyalı cankurtaranın Ortadoğulu gençler tarafından dövüldüğü” söylentisi, ırkçılar öncülüğünde toplanan gençlerin göçmenlere vahşice saldırmasına neden oldu. Sokakta gördükleri Ortadoğulular’a saldıran binlerce Avustralyalı; Sydney sokaklarında dehşet saçtılar. Ellerinde Avustralya bayrakları ile bira şişeleri taşıyan içkili kalabalık, “Ortadoğulu görünümlü” herkese hücum etti. Önceki gece boyunca süren ırkçı şiddet olaylarında 31 kişi yaralandı ve 28 kişi tutuklandı.
Saldırılara ilişkin bir açıklama yapan New South Wales eyaleti siyasi lideri Morris Imme, olayları kınayarak, “Bazı kişilerin Avustralya bayrakları ve içki şişelerinin arkasına sığınarak, tolere edilmeyecek davranışlar sergilediklerini gördüm. Polis bu haydut ve serserilere karşı acımasız olacaktır” diye konuştu. Avustralya’daki Müslüman liderler ise, sağduyu çağrısı yaptılar.
“Sydney Daily Telegraph” gazetesinin birinci sayfasında yer alan ve beyaz gençleri trende esmer bir kişiye saldırırken gösteren fotoğrafın altındaki “Okuyun: Yüz Karamız” şeklindeki başlık ise dikkat çekti. Basın, “hoşgörü Avustralyası’na ne olduğunu” sorguluyor.
‘Araplar defolun!’
Sydney’deki olaylar, ırkçıların ‘Ortadoğulu gençlerin iki cankurtaranı dövdüğü’ iddiası üzerine patlak verdi. Irkçı kalabalık, önce Cronulla sahilinde toplandı. Ellerinde Avustralya bayrakları ile birlikte içki şişeleri taşıyan binlerce sarhoş Avustralyalı, önce, “Araplar defolun. Avustralyalılar buraya” şeklinde sloganlar attı ve kısa süre sonra da, göçmen görünümlü vatandaşlara saldırmaya başladı.
Saldırılardan önce Lübnan asıllı bir kadın nasibini aldı. Marketten çıkan kadına saldıran kalabalık, onu ağır yaraladı. Kadını dövenlerin genç kızlar olması dikkat çekti. Bu saldırının ardından, polise direnen ve yolda gördükleri “Ortadoğulu görünümlü” bir kişiye saldıran kalabalık, kentteki Ortadoğulular’a ait araç, ev ve dükkanlara da zarar verdi. Irkçı grup, polis arabalarını ve ambulansları da şişe yağmuruna tuttu.
Cronulla sahilinde başlayan olaylar, Sydney’deki iki plaja daha sıçradı. Marubra plajında gençler beyzbol sopalarıyla 100 kadar aracın camlarını kırdı. Polis ile çatışan ırkçılar, Marubra Bay oteline de zarar verdiler. Marubra’da yaşanan olaylarda 2 kişi yaralandı. Botani plajında çıkan olaylarda ise, bir kişi bıçaklandı.
Brighton-Le-Sands bölgesinde de, 200’ü aşkın ırkçı, göçmenlere saldırdı. Polis ile çatışan ırkçıların 16’sı gözaltına alındı.
Avustralya Başbakanı John Howard, itidal çağrısı yapmakla yetindi.


Başa dön


‘Kaybeden Mısır halkı oldu’
Cihan Çelik
Mısır’da 3 aşamalı meclis seçimleri, çarşamba günü sona erdi. Seçimler sonucunda, Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in partisi NDP kan kaybetti, ancak Meclis’te çoğunluğunu korudu. Yasaklı olan Müslüman Kardeşler’e yakın bağımsız milletvekilleri ise, sandalye sayılarını artırdı.
Müslüman Kardeşler’in, ABD yönetiminin “Ilımlı İslam” politikaları üzerinden yükseldiğini belirten Mısırlı sosyalist Arab Lûfti; ülkedeki seçim sürecini, Evrensel’e anlattı.
Evrensel: Mısır’daki seçim sürecini genel hatlarıyla özetleyebilir misiniz?
Arab Lûfti: Öncelikle seçimlere katılım oranının yüzde 25’te kaldığını belirtmeliyim. Bu da, halkın çoğunluğunun ülkedeki siyasi süreçten ayrı durduğuna işaret ediyor. 70 milyon nüfuslu Mısır’ın seçimlere bu denli ilgisiz kalmasının sebebi, yönetime olan güven eksikliği ve hükümetin sindirme-yıldırma kampanyaları. Seçim sürecini, ülkenin iki büyük gücü olan Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in “Ulusal Demokrat Parti” (NDP) ve Müslüman Kardeşler açısından ele alacak olursak; NDP’nin, Müslüman Kardeşler karşısında güç kaybettiğini ve birçok sandalyeyi, yasaklı olmasına rağmen bu örgütün adaylarına kaptırdığını görürüz.
NDP’nin düşüşünde, kuşkusuz halk düşmanlığı yatıyor. Bu sonuçta, NDP’nin çeteci ve barbar tutumları ile kolluk güçleri aracığıyla yaptığı vahşi saldırılar da etkili. Buna rağmen, mecliste çoğunluğu kazandılar. Fakat bu etkisini yitirmiş bir çoğunluk; sırtını, halka yönelik şiddet ve sahtekârlığa dayıyor.
Müslüman Kardeşler örgütü ise, yükselişine rağmen, karakterinde barındırdığı şaibeleri koruyor. Genel bir mücadele tarzı olmayan, belirsiz slogan ile söylemler üzerinden halka giden ve net bir programdan yoksun olan Kardeşler, seçimlerdeki programını; “Çözüm İslam’da” sloganı üzerinden şekillendirdi. Mısırlılar için, sadece “NDP dışı” olma özelliği olan Kardeşler, halka daha iyi bir gelecek sunmaktan uzak bir örgüt.
NDP’nin kan kaybı ve Müslüman Kardeşler’in yükselişini biraz daha açabilir misiniz?
Elbette. Bence, seçimlere katılan yüzde 25’lik dilim, ülkenin nasıl yönetildiğine ve seçimlerden “başarı” ile çıkan örgütlere kimin destek verdiğine ışık tuttu. Ülkenin büyük çoğunluğu ise, sürece ve yapılan vaadlere kuşkuyla baktıkları için, dışarıda durmayı yeğlediler.
Müslüman Kardeşler’in yükselişi, Mısır resmi ideolojisinin iyi kurguladığı siyasi bir tezgaha bağlı olarak gerçekleşti. Bu yükselişte, ABD yönetimin etkisi görmezden gelinemez. ABD, Müslüman Kardeşler’e ülkedeki politik oyunun bir parçası olmak için büyük bir şans verdi. Elbette, bunu yaparken, kendini sağlama almayı, Hüsnü Mübarek yönetimi ile olan ilişkilerini de hesaba katarak; bu örgütten politik ve ekonomik garantiler koparmayı ihmal etmedi. Bu hesap, Mısır’da Kardeşler liderliğiyle, ABD’li bürokratlar arasında resmi ve gayrıresmi toplantılarda kararlaştırıldı.
Aslına bakarsanız; bu oyundan NDP’nin de rahatsız olduğu söylenemez. Çünkü ABD, Kardeşler ile masaya otururken, aklında “ılımlı İslam” seçeneği vardı ve Mübarek ile ABD ülkedeki politik süreç üzerine bir kumar oynadı. Bu kumarın ne sonuç vereceğini zaman gösterecek; fakat kesin olan bir husus var ki, Mısır halkı zararlı çıktı ve Kardeşler’in zaferine karşın, halk kaybetti. Çünkü bu oyun, ülkenin neoliberal politikaların güdümüne girmesine daha fazla olanaklar sağlayacaktır. Ekonomik bağlamda, Mübarek’in kapitalist politikalarından farkı olmayan Kardeşler, politik olarak ise NDP’yi bile aratır nitelikte bir örgüttür. Bu da, Mısır halkının temel hak ve özgürlüklerinin daha da kısıtlanmasına ve özellikle özgür düşüncenin önüne ket vurulmasına, kadın haklarının hiçe sayılmasına ve dini-etnik ayrımların körüklenmesine denk düşmektedir.
Mısırlı devrimcilerin durumu ne?
Öncelikle, Mısır “solcu”larının parçalanmış bir durumda olduklarını itiraf etmeliyim. Ne yazık ki, ülkede birçok fraksiyon var ve bunlar ortak bir mücadele vermekten uzak. Örneğin, biz Mısır devrimcilerinin, “hükümet solu” diye adlandırdığımız “Altagamo’o Partisi” adlı bir örgüt var. Bu örgütün lider kadrosu, sırtını Mübarek hükümetine dayamış ve yönetimin politikalarına bel bağlamış durumda. Gerçi Altagamo’o, son seçimlerde, işbirlikçi tutumunun karşılığını aldı ve büyük bir hüsrana uğradı. Bu da, tabanında büyük tartışmaların ve bölünmelerin yaşanmasına neden oldu.
Nasırcılar’dan bahsetmek gerekirse; yasal “Alkaramah Partisi” adı altında çalışma yürüten Nasırcılar’ın lideri Hamdin Sabahi, parti Olağan Kongresi’nden zaferle çıktı. Fakat, bu durumdan rahatsız olan küçük bir grup partiden kısa bir süre önce koptu. Daha çok gecekondu mahallelerinde çalışma yürüten bu küçük grup, anti-emperyalist bir cephenin oluşturulması ve güçlendirilmesi için çalışmalarına devam ediyor.
Ülkede bu örgütlerin dışında 4 küçük sosyalist grup mevcut. Bunlar, “Mısırlı Sosyalistler”, “Devrimci Sosyalist Parti”, “Alşaab Partisi” (Halkın Partisi) ve “Mısır Komünist Partisi”. Bu örgütlerin tamamı yasadışı ve yeraltı çalışması yürütüyorlar. Bu yüzden, seçim sürecinde geniş halk kitlelelerine ulaştıklarını söyleyemeyiz.
Bununla birlikte, olumlu gelişmeler de yok değil. Bu seçimlerde, farklı sosyalist adaylar ve Nasırcılar, bazı bölgelerde ittifak yaptılar ve ortak adaylar çıkardılar. Farklı alanlarda ortak çalışmalar yürüttüler ve halka ulaşmaya çalıştılar. Ancak bu çabalara karşın, Mısır solu seçimlerden elle tutulur bir başarıyla çıkamadı. Yine de gelecek için yeni temeller attı.
Mısırlı devrimciler bundan sonra ne yapacaklar?
Bugün açısından, durum belirsiz ve karanlık görünse de, Mısırlı sosyalistlerin gelecek için umutları sürüyor. Mısırlı yoksullar ile işçi sınıfı, ülkedeki durumdan rahatsız ve Mısırlılar, politika tartışmak için daha istekli ve cesur. Halk artık siyasetin aktif bir parçası olmak; hükümetin yıldırma kampanyalarını püskürtmek istiyor. Bu da, sosyalistlere halkçı programlarını daha geniş platformlarda duyurmak için açık kapı sağlıyor.
Öte yandan halk, yıllarca kandırıldığının ayırdına varıyor ve “başarı” diye lanse edilen ekonomik gelişmelerin, liberal tehlikelerden ibaret olduğunu daha iyi anlıyor. Halk, felaket getiren ekonomik planları daha fazla kabullenmek istemiyor. Bu rahatsızlık ve tepki; işçi, köylü, küçük burjuva ve hatta orta sınıf içerisinde bile hissediliyor.
Anti-emparyalist tepki ise, neredeyse had safhada. Bu durumda, Irak ve Filistin işgallerinin yeri ve Mısır yönetiminin işbirlikçi tutumu oldukça etkili.
Ayrıca, Müslüman Kardeşler’in parlamenter sürece dahil olması; ülkedeki pragmatik politik durumun üstündeki örtüyü yırtar nitelikte. Bu durum, Mısır işçi ile emekçilerini ve elbette devrimci güçleri daha fazla sorumluluk almaya ve daha aktif mücadele etmeye itecektir.
Son olarak, yeni siyasi süreçte ülkenizi neler bekliyor?
Hiç şüphe yok ki; yeni Mısır meclisinde Kardeşler’in yoğun etkisi gözlenecektir ve bu, ülkenin politik gidişatında da etkili olacaktır. Fakat Kardeşler, yeni süreçte kendi içinde birçok çelişki ve tartışma yaşayacak. Kimileri popülist propagandayı devam ettirmek isterken, kimileri ülkenin neoliberal politikaların güdümüne girmesini talep edecektir. İki seçenekte de, iktidar oyununun bir parçası haline gelecekler. Bu, muhtemelen İslami hareket içinde de, yeni tartışmalara ve ayrılıklara neden olacaktır.
Sonuç olarak, Mısır’ın daha dinamik bir süreçten geçtiğini ve bu sürecin devrimcilerin lehine işleyeceğini söyleyebiliriz. Devrimciler, artık halka daha net stratejilerle ulaşabilecek ve daha güçlü bir birleşik hareket yaratma imkanı bulacaklardır.
Fakat bu durumda, devrimci güçlerin yanılgılara düşmemesi, politik hilelelere kanmaması ve net bir duruş sergilmesi gerekmektedir. Mısırlı sosyalistler, halkın talepleri ve ihtiyaçları doğrultusunda, daha iyi bir dünya için ileriye bakmalılar.

Arab Lûtfi
Mısırlı sosyalist yönetmen Arab Lûfti, Mısır’da doğdu; ancak ailesinin Güney Lübnan’daki Sidon kentine göç etmesi nedeniyle uzun yıllar Lübnan’da yaşadı. Beyrut’taki lise eğitiminin ardından memleketine dönen Lûtfi, başkent Kahire’deki Sinema Enstitüsü’nde okudu. Daha çok belgesel filmlere yoğunlaşan Lûtfi, üniversiteyi bitirdikten sonra Lübnan’a geri döndü.
İlk uzun metrajlı filmine Sidon’da imza atan yönetmen, “The Upper Gate” (Üst Kapı) isimli belgesel ile adından söz ettirdi. Bu filmde, Sidon’un tarihini basit insan hikâyeleri aracılığıyla anlatıyordu. Kısa süre sonra ikinci uzun metrajlı çalışmasına başladı. Bu sırada Mısır, Filistin ve Lübnan başta olmak üzere, bölgede bulunan birçok Arap ülkesindeki devrimci hareketler ile yakın bağları bulunan Lûtfi, “Jamila’s Mirror” (Cemile’nin Aynası) adlı filmle yine yakından ilgili olduğu Filistin kurtuluş hareketini mercek altına aldı ve bu yapıtı ile, 40 yaşındaki bir Filistinli kadın gerilla üzerinden, Filistinlerin acılarını ve mücadelelerini beyaz perdeye yansıttı.
Güney Lübnan ve Beyrut’taki Filistin gerilla kamplarında aktif görevler alan Lûtfi, 1982 yılında Mısır’a döndü. 1990’lı yıllarda başladığı “Port Said” (Said Limanı) filmi ile Mısırlı liman işçilerinin ve balıkçılarının yaşamlarını anlatan Lûtfi, en son “Simsimiya” adlı müzikal bir film çalışması yaparak, Mısır, Yukarı Mısır, Sudan, Nubya, Refah, El-Ariş, Yemen ve Suudi Arabistan folklörünü biraraya getirdi.


Başa dön


İntihar eylemcilerinin ailelerine maddi yardım
Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, intihar eylemcilerinin ailelerine mali destek sağlayacak yasayı onayladı. Abbas’ın yasayı 5 Aralık günü Netanya’da meydana gelen ve 5 kişinin ölümüne, onlarca kişinin de yaralanmasına neden olan intihar eyleminden 6 gün önce onayladığı bildirildi.Yasa uyarınca, eylemcilerin ailelerine 250 dolar aylık bağlanacak. Bu arada İsrail işgal ordusu, dün Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nablus kentine girdi. Yerel kaynaklar, 20 kadar ciple Nablus’a giren askerlerin, kent merkezindeki 3 binayı kuşatarak binaların boşaltılmasını istediklerini belirtti. Önceki gün ise, Batı Şeria’nın kuzeyinde, El Fetih’in genç bir üyesi öldü. Hastane kaynakları, 19 yaşındaki İyad Haşhaş’ın, İsrail askerlerine bomba atmaya çalışırken bombanın patlaması sonucu öldüğünü bildirdi.
Şili seçimlerinde ikinci tura gidiliyor
Şili’de devlet başkanı ve parlamento üyelerini belirlemek amacıyla yapılan seçimlerde, hiçbir devlet başkanı adayının yüzde 50’nin üzerinde oy alamaması nedeniyle ikinci tura kalındı. En güçlü aday olan Sosyalist Partili Michelle Bachelet oyların yüzde 45.8’ini alırken, yüzde 25.7 oyla muhafazakâr aday Sebastian Pinera ikinci sıraya yerleşti. İkinci tur 15 Ocak’ta yapılacak.
Atina’da bakanlığa bombalı saldırı
Yunanistan’ın başkenti Atina’da, Ekonomi Bakanlığı’na bombalı saldırıda bulunuldu. Yunan televizyonları, dün sabah 06.20’de yapılan saldırıda, kentin en büyük meydanı Sintagma’da yer alan bakanlık binası önünde park halinde bulunan bir motosiklete ev yapımı saatli bomba yerleştirildiğini, patlama sonucu 2 kişinin hafif yaralandığını, çevre binalarda maddi hasar meydana geldiğini duyurdular. Saldırıyı üstlenen olmadı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net