www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Ya sıcak para giderse?
Eylül sonu itibariyle 21.4 milyar dolara ulaşan cari açık tehdit ediyor. Hükümetin yabancı sermaye ve sıcak para ile karşılamaya çalıştığı cari açık nedeniyle sıcak paradaki en ufak hareket ciddi bir reel krizi getirir.

‘Muhasebe emeği tehlikede’
Ankara Serbest Muhasebeci Mali Muşavirler Odası (ASMMMO) tarafından düzenlenen “Uluslararası Antlaşmalar ve Türkiye’de Denetime Bakış” konulu panelde sunum yapan Ekonomist Gaye Yılmaz, küreselleşme ve tekelleşme nedeniyle, muhasebe hizmetinin serbest piyasa koşullarına terk edileceğini ve muhasebe emeğinin karşılığının ucuzlaştırılacağını belirterek, meslek örgütünün bu gidişe karşı direnmesi gerektiğini ifade etti.

Araplar Telsim ihalesinde iddialı
Telsim’e teklif veren şirketler arasında Arap sermayesi öne çıkıyor. Telekom’u Oger’e kaptıran Etisalat’ın bu kez kararlı davranacağı belirtiliyor.


Ya sıcak para giderse?
Mustafa Sönmez
Cari açık, bir ülkenin döviz gelirleri döviz giderlerinin altında kalırsa, ortaya çıkar. Açığın milli gelire oranının büyüklüğü, finansman biçimleri ülkenin para ve sermaye hareketlerini etkiler. Yerli paradan uzaklaşma, yerli paranın hızlı değer kaybını, akabinde ciddi reel krizleri getirir. Türkiye’nin 2000-2001 krizi, cari açık büyümesinin ardından gelen sermaye kaçışı ve finansal kırılma ile yaşanmıştı.
Bugün için Türkiye yine böyle bir tehlike altında. Son verileri anımsatalım. Yılın ilk dokuz aylık döneminin
açığı 16.4 milyar dolara, eylül sonu itibariyle son bir yıllık açık ise 21.4 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu, dış ticaret açığındaki göreli daralmaya ve turizm gelirlerine rağmen, büyük bir açık.
Ocak-Eylül 2004 döneminde 10 milyar 619 milyon dolar olan cari işlemler açığı, bu yılın aynı döneminde ise yüzde 54 artışla 16 milyar 352 milyon dolara ulaştı. Hükümet bu yılın tümü için 21.3 milyar dolarlık cari işlemler açığı tahmin ediyor, ancak Merkez Bankası beklenti anketinde, cari işlemler açığı tahmini 22.4 milyar dolara ulaştı.
Bu açık nasıl finanse ediliyor, esas sorun bu. Ocak-eylül dönemindeki cari işlemler açığının finansman gereksinimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 artarak 12 milyar 366 milyon dolara kadar yükseldi. Finansman gereksinimi açığın altında. Neden?
Çünkü, sıcak para girişinin, başka bir tür ifadesi olan “net hata ve noksan” yaklaşık 4 milyar dolarlık bakiye vermiş görünüyor. Ancak eylülde net hata ve noksan kalemi 671 milyon dolarlık kayıt dışı döviz çıkışı yaşandığına da işaret etti.
Doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları, krediler yoluyla borçlanmaları da kapsayan diğer yatırımlar dahil olmak üzere Türkiye’nin 27.1 milyar dolarlık sermaye ve finans hesabı oluşacağı öngörülüyor. Bu hesapla, 22 milyar dolarlık cari açık, 4.2 milyar dolarlık IMF’ye yapılacak net geri ödeme karşılanacak ve 900 milyon dolarlık rezerv birikimi sağlanacak. Hesaplanan böyle...
Yabancı sermaye istihdam yaratmıyor
Açığın finansmanında yabancı sermayenin rolüne gelince. Yabancıların Türkiye’de yaptıkları doğrudan yatırımlar, ocak-eylül döneminde 3 milyar 742 milyon dolar oldu. Geçen yıl ilk dokuz ayda 1 milyar 514 milyon dolar olan net doğrudan yabancı sermaye girişi, 2 milyar 975 milyon dolara yükselmiş görünüyor ama bunun 1 milyar dolara yakını, istihdam yaratmayan gayrimenkul satışından kaynaklanıyor. Bu önemli. Hükümet, özellikle “İstanbul’un satışı” ve özelleştirme gelirlerinin tahsilatıyla beraber bu yılın sonunda yabancı sermaye girişinin 5.2 milyar dolar olacağını öne sürüyor. Gelecek yıl da beklenti 5.3 milyar dolar.
Sıcak para girişi bu yıl önemli ölçüde artmış durumda. Geçen yıl ocak-eylül döneminde 4 milyar 455 milyon dolar olarak gerçekleşen portföy yatırımları yoluyla net giriş bu yıl 8 milyar 960 milyon dolara çıktı.
Portföy yatırımları kapsamında ise bu yıl hisse senetleri yoluyla gelen 5 milyar doların gelecek yıl 2.5 milyar dolar olması, borç senetleri yoluyla gelecek 7.4 milyar doların da 6.2 milyar dolar olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Borç senetleri hem Hazine’nin yurtdışından yapacağı eurobond borçlanmalarını hem de yabancıların Türkiye’de Devlet iç borçlanma kağıtlarına yapacağı yatırımları kapsıyor.
Böylece Türkiye’ye portföy yatırımları kanalıyla bu yıl 12.4 milyar dolar, gelecek yıl da 8.7 milyar dolar geleceği tahmin ediliyor. Türkiye’den yurtdışına yapılacak portföy yatırımları nedeniyle yaşanacak çıkışlar nedeniyle net portföy yatırım girişinin bu yıl 11.1 milyar dolar, gelecek yıl da 7.4 milyar dolar olması öngörülüyor.
Türkiye’nin bu yıl kredi kullanımıyla net 12.5 milyar dolarlık, gelecek yıl da 12.1 milyar dolarlık dış borçlanmaya gideceği öngörülüyor.
Evdeki hesap tutmayabilir
Özet olarak, birkaç yıldır sıcak para girişi ile finansmanı sağlanan cari açığın, önümüzdeki yıllarda da önemi azalmayacak. Ekonomi, yine vereceği reel faizlere karşılık gelecek sıcak para ile dönecek. Doğrudan yabancı sermaye girişinde ise evdeki hesap, özelleştirmelerin para tahsilatı ve Dubai Tower, Galataport, Haydarpaşaport gibi projelerin satışına bağlı. Evdeki hesabın tutup tutmayacağı bir yana, bunların istihdam yaratacağı iddiası hiç gerçekçi değil. Çünkü özelleştirmeler, zaten var olan istihdamı devralmaktan ibaret. Hatta bunların tensikatlarla işsizlik yaratacağı bile söylenebilir. Gayrimenkul satışları ise istihdam yaratıcı özellikte değil.
Cari açıktaki büyümeyi, sürekli bir sıcak para girişi ve yabancı sermaye girişi ile göğüslemek, rahatlatıcı bir yaklaşım değil. Dünyanın diğer bölgelerinde sıcak paranın akabileceği alternatiflerin ortaya çıkması, Türkiye ile ilgili beklentilerin negatife dönüşmesi halinde, hem sıcak para girişinde hem de yabancı sermaye akışında bir kesinti olması mümkün.
Bu tür senaryoların ihtimal dışı tutulması ya da dikbaşlılık, bir krizi vaktinden erken davet edebilir.


Başa dön


‘Muhasebe emeği tehlikede’
Ankara Serbest Muhasebeci Mali Muşavirler Odası (ASMMMO) tarafından düzenlenen “Uluslararası Antlaşmalar ve Türkiye’de Denetime Bakış” konulu panelde sunum yapan Ekonomist Gaye Yılmaz, küreselleşme ve tekelleşme nedeniyle, muhasebe hizmetinin serbest piyasa koşullarına terk edileceğini ve muhasebe emeğinin karşılığının ucuzlaştırılacağını belirterek, meslek örgütünün bu gidişe karşı direnmesi gerektiğini ifade etti.
Önceki gün yapılan panelin açılışında konuşan ASMMMO Başkanı Mehmet Koç, muhasebe standartlarının uluslararası standartlara uygun hale getirilmesinin kaçınılmaz olduğunu belirterek, Enron şirketinde ortaya çıkan muhasebe hilelerine karşı uluslararası standartların geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Uluslararası düzeyde denetimin meslek odalarından alınıp Dünya Bankası ve IMF tekeline aktarılmak istendiğini kaydeden Koç, muhasebeci ve mali müşavirlerin bu duruma karşı direnç göstermesi gerektiğini söyledi.
TÜRMOB Genel Başkanı Mehmet Timur ise muhasebe mesleğinin gittikçe daha önemli hale geldiğinin altını çizerek, uluslararası satndartların Türkiye’de de uygulanması gerektiğini kaydetti. Dr. Tamer Aksoy da iktisadi gelişmelerde karmaşıklık arttıkça elde edilen bilgilerin güvenilir olmasının daha da önem kazandığını belirterek, denetim olmadığında kayıpların son derece ciddi sonuçlar doğuracağının altını çizdi.
Bürolar kapanacak
Ekonomist-Araştırmacı Gaye Yılmaz ise genelde hizmetlerin özelde de muhasebe emeğinin piyasa koşullarına terk edilmek istendiğine dikkat çekti. Yılmaz, arz-talep dengesinde özel sektörde iş olanağı yaratan çok sayıda muhasebecinin emeklerinin karşılığı ücretlerin de bu şekilde düşeceğini ifade ederek, GATS hizmetler antlaşması gibi antlaşmalarla hizmetlerin serbest piyasa koşullarına teslim edilmesinin hedeflendiğini hatırlattı. Küselleşme ve tekelleşme nedeniyle çok sayıda muhasebecinin bürolarını kapatmakla karşı karşıya kalacağını vurgulayan Yılmaz, muhasebecilerin gittikçe artan sayıda işyeri sahibi olmaktan çıkarak emekçi haline geleceğini ve bu nedenle meslek örgütünün standart ücret belirlemesinin oldukça önemli olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, kapitalizmin gelişim seyrine bakıldığında muhasebe hizmetinin ücretinin düşürülmesinin hedef haline getirildiğini vurgulayarak, Dünya Bankası’nın oluşturduğu ROTS raporunun güç ilişkilerine ve sınıfsal ilişkilere bağlı olarak hazırlandığını ve bu rapora muhasebe emeğinin savunulması anlamında karşı çıkılması gerektiğini söyledi.


Başa dön


Araplar Telsim ihalesinde iddialı
Bakanlıktan resmi açıklama bekleniyor
Et Üreticileri Birliği (ETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Önder Ünlüer, et üreticilerinin et ithalatı konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan resmi açıklama beklediğini bildirdi. Ünlüer, yaptığı yazılı açıklamada, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’nin 1997’de vermiş olduğu sözü tutmasını, et ithalatını başlatmasını beklediğini belirtti.İthalat yapılacak mı?Geçen yıllarda deli dana, şap gibi nedenlerle bu ithalatın ertelendiğini, ancak artık ertelenmesinin imkansız hale geldiğini kaydeden Ünlüer, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: ‘’Ocak 2006 yılından itibaren bu ithalatın yapılması konusunda ısrar edilmektedir. AB et fiyatları ile rekabet gücü yetersiz olan kırmızı et piyasasının plansız ve programsız et ithalatı ile çok zor duruma düşeceğinden endişe eden et üreticileri, bu konuda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan resmi bir açıklama beklemektedirler.’’Ünlüer, et ithalatının yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa ne şekilde yapılacağının açıklığa kavuşturulmasını istediklerini ifade etti.
Türkiyeli firmaların alacakları ödenmedi
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Irak’a petrol ürünü ihraç eden Türkiyeli firmalarının alacaklarının tüm girişimlere ve geçtiğimiz aylarda yapılan anlaşmaya rağmen zamanında ödenmediğini ve sevkiyat yapan firmaların alacaklarının 800 milyon doları tekrar aştığını söyledi. Bakan Tüzmen, “Ödemelerin acilen yapılmasını talep ediyoruz’’ dedi.Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, çeşitli temas ve ziyaretler için Türkiye’de bulunan Irak Bayındırlık Bakanı Casim Muhammed Cafer ile görüştü. Görüşmede iki ülke arasındaki sorunlara değinen Tüzmen, Irak’ın içinde bulunduğu ortamda yakıt sıkıntısı çekmemesi için Türkiyeli firmalarının sevkiyatlarını sürdürdüğünü, ancak bu şekilde devam etmesinin sıkıntıların daha da artmasına yol açtığını ifade ederek, şöyle konuştu: ‘’Ödemelerin acilen yapılmasını talep ediyoruz. Ayrıca bundan böyle yapılacak sevkiyatlar için üzerinde mutabakata vardığımız aylık hesap kesimi öncesinde Irak Devlet Petrol Pazarlama Şirketi’ne ibraz edilen fatura değerleri üzerinden firmalarımıza ön ödeme yapılması yöntemine bir an önce işlerlik kazandırılmasını bekliyoruz.’’

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net