www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Irak’ta ‘halk direnişi’ itirafı
Irak’ta direnişin ‘birkaç yabancı savaşçı’ tarafından yürütüldüğünü öne süren ABD ordusu direnişin Irak kökenli olduğunu kabullendi. ABD’li bir komutan ‘Direnişçiler Iraklı’ dedi.

Zenginleştirilmiş işkence!
Onlarca ülkeye işkence seferi düzenleyen Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA’nın ‘kara delikler’ olarak bilenen gizli cezaevlerinde mahkumların insanlık dışı uygulamalarla sorgulanmasını yasal kabul ettiği ortaya çıktı.

Venezüella halkı sandık başında
Venezüella halkı, dün sandık başına gitti. Parlamento üyelerini belirlemek için oy kullanan Venezüellalılar, ülkedeki ABD yanlısı muhalefetin boykot çağrısına rağmen sabahın erken saatlerinden itibaren seçim merkezlerine gitmeye başladılar.


Irak’ta ‘halk direnişi’ itirafı
ABD’li komutanlar, Irak direnişinin temel unsurunun Iraklılar olduğunu itiraf etti. Önceki birçok açıklama ve raporda, direnişin “bölgeden sızan yabancı savaşçılar tarafından yürütüldüğünü” savunan ABD’li komutanlar, “Direnişi, yabancı savaşçılardan çok Iraklılar yürütüyor. Özellikle halen ABD operasyonu yürütülen Ramadi’de halk, direnişe tam destek veriyor” diye belirtti.
Iraklıların direnişi
Amerikan “The Sunday Telegraph” gazetesine konuşan ABD’li komutan Albay John Gronski, Anbar bölgesinde son bir haftadır yürütülen ABD operasyonunda askerlerin, Iraklıların direnişe tam desteği sonucu zor anlar yaşadığını itiraf etti. Özellikle Ramadi’deki direniş saldırılarının, ABD güçlerinde ağır kayıplara neden olduğunu ifade eden Gronski, “Anbar’daki operasyonlar çervesinde, bini aşkın direnişçiyi yakaladık. Ancak, bu insanların arasında Iraklı olmayan yok. Bu da, direnişin Iraklılar tarafından desteklendiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Yabancı savaşçıların, “çatışmalara girmekten çok, Irak direnişine maddi kaynak ve askeri eğitim sağladıklarını” ileri süren ABD’li komutan, “Yabancı direnişçiler, genelde Fırat Nehri’nin kuzeyinde konuşlanmışlar. Bu bölgede, büyük eğitim kampları ve haberleşme merkezleri kurmuşlar” dedi.
Sunday Telegraph gazetesine verdiği demeçte, yabancı direnişçiler ile Irak El Kaidesi lideri olduğu iddia edilen Ebu Musab Ez Zerkavi arasında “gerilim” olduğunu da söyleyen Gronski, “Irak direnişine maddi ve eğitim desteği sağlayan yabancılarla, El Kaide arasında gerginlik olması, Iraklı bazı grupların da El Kaide ile sorun yaşamasına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Yoğun saldırılar
Anbar bölgesine yönelik geçtiğimiz hafta başlatılan ABD operasyonlarına karşılık olarak, Iraklı direnişçilerin 1.770 saldırı gerçekleştirdiğini dile getiren Gronski, “Saldırılar sadece, Ramadi ile sınırlı da değil. Üç gün önce Felluce’de bir saldırı yapıldı ve 10 ABD askeri öldü” dedi.
Ramadi’deki direnişin genelde yerel sakinler tarafından desteklendiğini belirten ABD’li Yüzbaşı Twain Hickman ise, “Iraklılar, ellerine silah almıyorsa bile, direnişçileri saklayarak, saldırılara ortak oluyorlar. Iraklıların direnişçileri saklaması da, direnişçilere kolaylıkla hareket edebilme imkanı sağlıyor” dedi. Direnişçilerin bu denli rahat olabilmesinde, Iraklı güvenlik güçlerinin de etkisi olduğunu belirten Hickman, “Irak polisi bile, direnişçilere destek oluyor. Hatta, bazıları doğrudan direniş örgütü üyesi. Öyle ki, geçtiğimiz günlerde bir komiser, direnişçilere destek olduğu için tutuklandı. Bölgede, bunun gibi birçok örnek var” diye konuştu. Hickman, “Teröristler, Ramadi’yi kontrol ediyor. Halk, polis ve imamlar buna destek oluyor. ABD güçleri gün geçtikçe, iyiye gidiyor, fakat Iraklı askerler halen zayıf. Biz de, işlerin doğru yapılması için sadece ABD askerlerine güveniyoruz” diyerek, sözlerini bitirdi.


Başa dön


Zenginleştirilmiş işkence!
Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) uluslararası işkence skandalının ortaya çıkmasının ardından CIA ajanları, üstleri tarafından gizli cezaevlerinde kullanmaları emredilen işkence yöntemlerini anlattı. Bağdat’taki Ebu Garib Cezaevi’ndeki ‘sorgu’ uygulamalarını hatırlatan işkence yöntemleri arasında boğulma noktasına gelene kadar mahkumun başının su da tutulması ve mahkumun soğuktan dondurulması yer alıyor. CIA ajanları, bu işkenceler esnasında en azından bir tutuklunun öldüğünü doğruladı.
‘Kara delikler’ olarak bilenen bu işkencehanelerde kullanılan bu yöntemlerin CIA’nın üst düzey yetkilileri tarafından onaylandığı belirtildi. İnsan hakları örgütleri ‘kara deliklerin’ onlarca ülkede yer aldığı görüşünde.
İşkencede ölüm
Amerikan haber ajansı ABC, ‘zenginleştirilmiş sorgulama tekniklerini’ kullanmak üzere eğitim almış CIA sorgu uzmanlarının sayısının onu aştığını duyurdu. ‘Yüksek öneme sahip’ onu aşkın El Kaide üyesi tutuklunun bu yöntemlerle sorgulandığı da açıklandı. CIA ajanlarından biri, “Hepsi suçunu itiraf etti, kimse ölmedi ve hepsi cezaevine kondu” dedi. Ancak Afganistan’ın başkenti Kabil’de “Tuz Ocağı” olarak bilinen bir cezaevinden gelen raporlara göre tutuklulardan en az biri sorgulama sırasında hayatını kaybetti. ‘Genç ve deneyimsiz’ olarak tarif edilen bir CIA ajanını Kabil’de bir tutukluyu gece saatlerinde çıplak halde dışarıda kalmaya zorlaması sonucu tutuklu donarak can verdi.
‘Ölmelerini istersen Mısır’a gönder’
CIA tarafından sorgu yöntemi olarak kabul edilen bu işkence uygulamalarını anlatan eski bir CIA ajanı örgütün işkence uçaklarını da doğruladı. Adının açıklanmasını istemeyen ajan İngiliz Independent gazetesine yaptığı açıklamada “Eğer iyi bir sorgu istiyorsan onları Ürdün’e gönderirsin. Eğer onların ölmesini istiyorsan onları Mısır ya da Suriye’ye gönderirsin” dedi.
Üst düzey yetkililer bu sorgu yöntemlerinin ‘istihbaratın kalitesini’ artırdığını öne sürerken cezaevlerinde bunları uygulamak zorunda kalan CIA sorgu uzmanlarının hepsi aynı fikirde değil. El Kaide yetkililerinden Halid Şeyh Muhammed’in başını boğulma noktasına gelene kadar su altında tutulmasının ardından planlanan bir saldırının öğrenildiği iddia edilmişti. Bu iddiayı değerlendiren bir CIA yetkilisi, “Bizim elimizdeki şey doğru olmayabilir. Ve iyi istihbaratın daha ‘geleneksel yöntemlerle’ edilinilemeyeceğini kanıtlamanın yolu da yok” diye konuştu.
Öte yandan, El Kaide’nin üç numaralı isminin Pakistan’da CIA casus uçağı tarafından öldürülmüş olabileceği açıklandı. Kuzey Vazaristan bölgesinde meydana gelen ‘patlamada’ ölen üç yabancı militandan birinin Mısırlı Ebu Hamza Rabia olduğu duyurulmuştu. Yerel kaynaklar ise bu kişilerin bir uçaktan açılan roket ateşiyle öldürüldüğünü söyledi.
Adının açıklanmasını istemeyen bir Pakistanlı yetkili de Rabia’nın CIA kontrolünde bulunan bir uçaktan açılan ateşte öldüğünü söyledi.

CIA’NIN 6 ‘ZENGİN’ YÖNTEMİ!
CIA sorgu uzmanları, sorgu esnasında 6 ‘zenginleştirilmiş’ yöntemi kullanmalarına izin verildiğini açıklıyor. Üst düzey CIA yetkililerden her mahkum ve her uygulama için ayrı ayrı izin alınıyor ve bu üst düzey isimler bu uygulamanın ‘yasal’ olduğunu onaylıyor.
Dikkati çekme: CIA yetkilisi mahkumun üstündeki kıyafeti tutarak onu sallıyor. 1987 yılında İsrail bu yöntemi yasal olarak kabul etmişti. Ancak 1999 Yüksek Mahkeme kararı bozdu.
Dikkat tokadı: Sorgu uzmanı mahkuma tokat atabilir. Bunun amacı, acı vermek ve kızgınlığı tetiklemek.
Karın tokadı: Tutuklunun karnına atılan sert tokat. CIA’ya göre tokadın amacı yaralamak değil acı vermek.
Saatlerce ayakta tutmak: Bu teknik ‘en etkili teknikler’ arasında sayılıyor. Mahkum elleri ve ayakları zincire vurulmuş şekilde 40 saat boyunca ayakta tutuluyor. Tutukluyu uyutmamak ve yorulmasını sağlamak da ‘etkili yöntemler’ arasında.
Soğuk uygulama: Tutuklu soğuk suyla da soğutulmuş bir hücrede saatlerce çıplak halde tutuluyor. Kabil’deki mahkumun bu uygulama sonucu can verdiği kaydedildi.
Suda tutma: Mahkumum ayakları su dolu bir tekneye bağlanıyor. Kafasına plastik bir örtü geçirilerek başından ayşağıya su dökülüyor. Ya da boğulma noktasına gelene kadar kafası su dolu bir kabın içinde tutuluyor. Tutukluların ağızları da tıkanarak uygulandığında bu yöntemin ‘saniyeler içinde sonuç verdiği’ belirtiliyor.

CIA İngıltere’yı rahatça kullandi
Amerikan istihbarat servisi CIA’nın, terörist diye yakaladığı kimseleri gizli sorgu ve işkence merkezlerine naklederken İngiltere’deki askeri havaalanlarını rahatça kullandığı öne sürüldü. İngiliz Mail on Sunday gazetesi, fotoğraflarını da yayınladığı üç Amerikan uçağının, 20 Haziran 2004, 13 Kasım 2004 ve 16 Eylül 2005 tarihlerinde Edinburgh, Prestwick ve Glasgow havaalanlarına indiğini yazdı.
“Araştırmamız, CIA’nin kiraladığı uçakların, yetkililerin hiçbir kontrolü olmaksızın İngiltere’ye indiğini ve buradan havalandığını gösteriyor” diye yazan gazete, bu uçaklardan birinin Kabil havaalanında da görüntülendiğini kaydetti. Gazete, Londra’nın kuzeybatısındaki Northolt üssünün uçuş kayıtlarının da ‘hükümetin CIA’nın gizli operasyonlarına en üst seviyede katıldığını düşündürdüğünü’ yazdı. Gazete, CIA uçaklarının İngiliz havaalanlarını en az 210 kez kullandığını, Prestwick ve Glasgow’un en çok tercih edilen yerler olduğunu kaydetti.

Almanya’ya 437 uçuş!
Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) ile ilgili iddialar birbirini izliyor. Bu kez, CIA’ya ait uçakların, Almanya hava sahasını 437 kez gizlice kullandığı öne sürüldü.
Alman Der Spiegel dergisi, hükümetin elinde CIA’nın en az 437 seferine ilişkin ayrıntılı liste bulunduğunu yazdı. Habere göre uçakların bazıları, sadece Alman hava sahasını kullanırken bazıları Almanya’daki çeşitli havalimanlarına indi.
Listenin, Sol Parti’nin başvurusu üzerine Uçuş Güvenliği Kurumu tarafından hazırlandığını belirten dergi, CIA uçaklarıyla terörizm zanlılarının nakledildiğini ve zanlıların gizli yerlerde hapsedildiğini kaydetti. Dergi, CIA’nın sadece iki uçağının, 2002 ve 2003 yıllarında 137 ve 146 kez çoğu Frankfurt olmak üzere Almanya’da değişik havaalanlarına inmiş olduğunu yazdı.
Avrupa’da ABD üslerinin en çok bulunduğu ülke Almanya. Bush yönetimi, çok sayıda terör zanlısını CIA uçaklarıyla çeşitli ülkelere gizlice götürüp sorgulamak ve işkence etmekle suçlanıyor.


Başa dön


Venezüella halkı sandık başında
Venezüella halkı, dün sandık başına gitti. Parlamento üyelerini belirlemek için oy kullanan Venezüellalılar, ülkedeki ABD yanlısı muhalefetin boykot çağrısına rağmen sabahın erken saatlerinden itibaren seçim merkezlerine gitmeye başladılar.
Ülkedeki seçim sürecine ve ABD yanlısı muhalefet partilerinin boykot çağrısına ilişkin bir açıklama yapan Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, boykot çağrısının Meclis seçimlerini etkilemeyeceğini belirterek, muhalif birçok adayın seçimlerden resmen çekilmediğini söyledi. Meclis seçimleri için toplam 5 bin 500 adayın olduğunu hatırlatan Chavez, “Şu ana değin Yüksek Seçim Komisyonu’na, seçimi derinden etkileyecek sayıda bir başvuru gelmedi. Sanırım toplam 322 kişi çekildi. Bu yüzden, boykot çağrısının ülkede siyasi kriz yarattığını söylemek yanlış olur. Görünen o ki, boykot çağrısı birkaç küçük partinin politik kaygılarından başka birşey değil” dedi.
ABD’nin tezgahı
Geçtiğimiz hafta, seçimleri boykot edeceklerini açıklayan ülkedeki Batı yanlısı muhalefet, Venezüella halkından da oy kullanmamalarını istemişti. Venezüella’daki 4 muhalif parti, boykot kararına gerekçe olarak, “seçim sırasında olası usulsüzlükleri” göstermişti. Chavez ise“muhalefete boykot kararını aldıran ve ülkede istikrarsızlık yaratmaya çalışan tek gücün ABD olduğunu” söylemiş ve “ABD’nin tezgahladığı seçim darbesini altüst edeceklerini” belirtmişti. Açıklamasında, “Venezüella’ya karşı yeni bir komplo kurulduğunu” da söyleyen Chavez, “Bundan köpekler değil, efendileri; yani Amerika Birleşik Devletleri sorumlu. Komplonun tek sorumlusu imparatorluğun başı; Bay Tehlike. İsmini açıkça söylersek, Bay George W. Bush” diye konuşmuştu.
3 ayrı patlama
Seçim öncesi gerginlik tırmanıyor
Irak’ta 15 Aralık’ta yapılacak genel seçimler öncesi ülkede gerginlik artıyor. Ülkede genel seçimlerin Şii adaylarından biri öldürüldü. Polis, Şii lider Mukteda Essadr’ın yandaşlarından Şeyh Abdüsselam Abdülhüseyin’in, başkent Bağdat’ın doğusundaki Zeyuna mahallesinde kimliği belirsiz silahlı kişilerce öldürüldüğünü söyledi. Irak’ta geçen hafta da seçimin adaylarından Irak İslam Partisi politbüro üyesi İyad El Izzi öldürülmüştü. Öte yandan, Irak Bağımsız Seçim Komitesi Başkan Yardımcısı Salim Casim Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi (PÇDK)’nin seçim listesinden çıkartılmasının mümkün olmadığını söyledi. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Irak Koordinatör Yardımcısı Robert Deutsch Irak Bağımsız Seçim Komisyonu’na PÇDK’nin 15 Aralık’taki seçimlere katılmasını önleme çağrısında bulunmuştu. Bu çağrıya cevap veren Casim, PÇDK’nin bir Irak partisi olduğunu belirterek, “Diğer Irak partileri gibi PÇDK’de seçimlere girecek” dedi. ANF’ye açıklama yapan Casim, PÇDK’nin listeden çıkarılması için ABD’nin bir isteminin olmadığını, böyle bir şey duymadığını ve kendilerine konuyla ilgili bilgi gelmediğini söyledi. Casim, “Seçime katılacak olanları Irak Bağımsız Seçim Komitesi belirledi. Hiçbir devlet, hatta Irak hükümeti de çıkaramaz. Türkiye basınında çıkan haberlerden bilgim yok, ama demokratik seçimler Türkiye’yi de etkileyeceği için korkuyorlar” dedi. Kerkük’te seçim çalışmalarını hızlandıran PÇDK kentin birçok yerine afişler ve bez pankartlar astı. Bu arada, ülkenin en etkili Sünni örgütlerinden Irak Müslüman Dinadamları Birliği de sivillere yönelik ABD saldırılarının bitirilmemesi durumunda Arap Birliği tarafından kurulan uzlaşma görüşmelerine katılmayacağını duyurdu. Birlik adına yapılan açıklamada ‘Tarih, tüm Irak’ta bizim halkımızın maruz kaldığı vahşetten ve soykırımdan söz edeçektir” dedi. Irak’ın başkenti Bağdat’ın merkezinde düzenlenen bombalı saldırıda, ilk belirlemelere göre 2 kişi öldü, 26 kişi yaralandı. Kentte dün sabah üç güvenlik görevlisi öldürüldü. Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, El Cemiyet mahallesinde karakol komutanı bir yarbay, El Emin mahallesinde bir asker ve El Beyaa mahallesinde başka bir asker kimliği meçhul kişilerin açtıkları ateşle hayatlarını kaybetti.
İran ABD müdahalesini kabul etmiyor
İran nükleer görüşmelere ABD’nin katılması önerisini reddetti. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hamid Rıza Asefi, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Genel Direktörü Muhammed El Baradei’nin “İran ile nükleer müzakerelere ABD de katılsın” önerisinin hatırlatılması üzerine ABD müdahalesinin görüşmelere zarar vereceğini söyledi. “Sayın El Baradei kendi düşüncesini açıklamıştır. Herkes kendi konumuna göre görüşünü açıklayabilir” diyen Asefi, “Nükleer programımız konusunda ABD ile müzakere söz konusu değil. Zaten bu konuda ABD ile görüşmeye gerek de yok. Çünkü ABD’nin bizim nükleer meselemize gereksiz olarak müdahale etmesi bu dosyayı karmaşık bir hale getirmiştir” diye konuştu. Amaçlarının barışçı nükleer teknolojiyi elde etmek olduğunu söyleyen Asefi, müzakerelerin ekseninin de uranyum zenginleştirmenin İran topraklarında gerçekleştirilmesi olacağını duyurdu. Irak’ın güvenliği konusunda ABD ile kısıtlı temas kurulmasına yönelik haberleri değerlendiren Asefi, “ABD ile herhangi bir konuda işbirliği söz konusu değil. Güvenlik konusu Irak’ın iç meselesidir. Irak halkı kendi geleceğini belirleyebilecek kapasitededir” diye konuştu.
İngiliz milletvekilleri zam istedi
İngiltere’de iktidardaki İşçi Partisi ve anamuhalefetteki Muhafazakar Partili milletvekillerinin, Avam Kamarası başkanlığından ortak talepte bulunarak, maaşlarına enflasyonun 10 katı, yani yüzde 22 oranında artış istedikleri öne sürüldü. Milletvekillerinin iki yıl için istedikleri yüzde 22 zamla en az yılda 72 bin Sterlin alacak duruma geleceklerini hatırlatan Mail on Sunday gazetesi emeklilik yaşının 67’ye çıkartılması ihtimaliyle karşı karşıya bulundukları bir dönemde halkın, “milletvekillerinin kendilerine bu kadar yüksek zam istemelerini kaldıramayacağı” ifadesine de yer verdi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net