www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Büyük bir piramidin işçileriyiz!
Uluslararası İzmir Fuarı’nda düzenlenen, “Türk Sineması’nda Değişen… Nerede?” başlıklı panelde sinemanın bugünü ve geleceği tartışıldı.

AKSM Müzik Topluluğu:
   Sanatımız kimliğimizdir!

Akdeniz Kültür Sanat Merkezi (AKSM) bünyesinde çalışmalarını sürdüren, sanatçılar, ozanlar ve gruplar, “Biz yek vücuduz biz, yaşamı beraber güzelleştireceğiz” sloganıyla Müzik Topluluğu oluşturdu.

Kaş Kitap Şenliği’nde
   Necati Abacı Sergisi

Bu yıl, 26 Eylül- 1 Ekim tarihleri arasında beşincisi gerçekleştirilecek olan Kaş Kitap Şenliği bünyesinde, geçen yıl yitirdiğimiz ünlü çizer Necati Abacı anısına bir sergi düzenleniyor.


Büyük bir piramidin işçileriyiz!
Uluslararası İzmir Fuarı’nda düzenlenen, “Türk Sineması’nda Değişen… Nerede?” başlıklı panelde sinemanın bugünü ve geleceği tartışıldı. Sinemamızda bir değişim ve gelişimden söz edilemeyeceğini dile getiren konuşmacılar, filmlerin ticari kaygılarla çekildiğini, sinema sanatına katkısı olan filmlerin ise, ancak festivallerde tanındığını belirttiler.
Yönetmen Erden Kıral, kaliteli seyirci olmadan kaliteli film yapılamayacağını dile getirerek, yıllar yılı soyut ve teatral filmler yapılan Türk sinemasında bu anlayışın 1970’te çekilen “Umut” filmiyle yerle bir olduğunu belirtti. “Kamera ilk kez sokağa çıktı ve bizi derinden etkiledi. Hâlâ da etkiliyor” diyen Kıral, önceleri hiç anlaşılmadıklarını ve festivallere sığındıklarını anlattı. Türk sinemasını bir piramide benzeten Kıral, “Bazı insanlar gelip onun üzerine tuğla koyuyorlar. Büyük bir piramidin işçileriyiz bizler” dedi.
Kıral, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni arkadaşlar tekniğin arkasına sığınıyorlar. Kameranın yeri bir ahlak sorunudur. Kamera hareketinde yani mizansende ezberi bozmak gerekir. Taklitçilikten kaçınmak gerekir”.
Halil Ergün, sinemamızda bir değişim ve gelişimin olduğunu düşünmediğini ifade ederek, “Sanat sözkonusu olduğunda biçim olarak denemeler var ama insanların bu kadar tek tip bakmaya yönlendirildiği başka bir dönem yaşanmamıştır” dedi. Amerikan sinemasının etkisiyle farklı renklerin ve farklı bakışların kaybolduğunu dile getiren Ergün, günümüzde filmlerin, “3 milyon, 2 milyon seyirci” gibi hedeflerle çekildiğini belirtti. Televizyonun etkinliği ve popüler kültürün kuşatmışlığının sözkonusu olduğunu ifade eden Ergün, “Genç sinemacılar var, ama bunların gerçekten genç bakışlar olduğunu düşünmüyorum. Sanat ile siyasi ve ekonomik hayatı ayrı düşünemezsiniz. Türkiye’de gelişen değişen ne var diye düşündüğünüzde özgürlükler ve yaşam kalitesinde değişme gelişme yok” dedi.
Şükran Yücel de, Amerikan sinemasının hakim olduğu pazarda seyircilerin yüzde 25’inin Türk filmlerine gittiğini kaydederek, “Ama bunun da yüzde 80’i ‘Gora’, ‘Habababam Sınıfı’ gibi filmlere gidiyor. ‘Uzak’ gibi ‘Yolda’ gibi sanatsal kaygılarla yapılan filmler seyirciye fazla ulaşamıyor” dedi.
Film sayısı gösterge olmaz
Mesut Kara ise konuşmasında, “Klasik Yeşilçam” döneminde de farklı film yapma arayışları olduğunu dile getirdi. Bilge Olgaç’ı buna örnek gösteren Kara, aydınların Türk sinemasına fazla yaklaşmadığını hatta küçümsediğini ifade etti. “Değişim bence 70’lerin ikinci yarısında Erden Kıral gibi yönetmenlerin filmleriyle başladı. Erkek egemen bakışta kırılmalar yaşandı. Star sistemi yıkılmıştı. ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ buna örnek gösterilebilir” diyen Kara, bir yılda çekilen film sayısının değişim ve dönüşüm için gösterge olmadığını belirtti.
Tan Tolga Demirci de, Godard’ın, “Günümüzde iletişim araçları var, ama iletişim yok” sözünü hatırlatarak, kısa film çekerken bile, kameraların markalarının konuşulduğunu ama kameranın nerede duracağının konuşulmadığını dile getirdi. “Her açı bir ideolojidir” diyen Demirci, sinemada ciddi anlamda belleksizlik olduğunu ifade etti. Demirci, bunun sebebinin post modernist anlayışın olduğunu belirterek, “Benim için değişim ve gelişim kaybolan belleğin ve inancın yeniden kazanımı ile mümkün olacak” dedi.


Başa dön


AKSM Müzik Topluluğu:
   Sanatımız kimliğimizdir!
Bergüzar Oruç / Mehmet Erol
Akdeniz Kültür Sanat Merkezi (AKSM) bünyesinde çalışmalarını sürdüren, sanatçılar, ozanlar ve gruplar, “Biz yek vücuduz biz, yaşamı beraber güzelleştireceğiz” sloganıyla Müzik Topluluğu oluşturdu. Topluluk, Kürt müziğine büyük katkısı olan ozan ve sanatçıların eserlerini kendi renkleri ve müzikal duruşları ile yeni bir formata kavuşturmaya çalışıyor.
AKSM bünyesinde çalışmalarını yürüten Müzik Topluluğu, “Sanatımız kimliğimizdir” sloganıyla çalışmalarına hız veriyor. Koma Rewşen, Koma Koçero, Koma Pel, Koma Ciwanên Rojê, Koma Biratî, Koma Mazlum, ozanlar ve bireysel çalışanların yer aldığı topluluk, ilk konserini Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda verdi. Topluluk, Kürt müziğine büyük katkısı olan ozan ve sanatçıların eserlerini kendi renkleri ve müzikal duruşları ile yeni bir formata kavuşturmaya çalışıyor.
Konserler dengbêjler anısına
Topluluk solistlerinden Ferhat Şimşek, bundan sonraki çalışmalarını topluluğu daha da güçlendirme ve geliştirmenin inanç ve felsefesi doğrultusunda yürüteceklerini söyledi. Yapacakları her konseri Kürt sanatına emek vermiş sanatçı ve dengbêjler anısına düzenleyeceklerini belirten Şimşek, “Kürt müziği çok zengin ve geçmişi tarihi olan bir müzik. Bununda yıllardır mücadelesi ve araştırması yapılıyor. Bunun için biz de kendi müziğimize ve sanatımıza böylesi bir oluşum ile sahip çıkmaya başladık” dedi.
Birlik mesajı
Topluluk içerisinde yer alan Koma Rewşen Solisti Harun Ataman da, amaçlarının beraberliği sağlamak olduğunu belirterek, şunları ifade etti: “Bütün ülkelerde oluşturulan korolar ya da çok sesli müzikal toplulukların amaçları, hangi dilde müzik yapıyorlarsa yapsınlar ‘Biz yek vücuduz biz yaşamı beraber güzelleştireceğiz’ mesajı. Biz de her ne kadar ayrı gruplar ve ayrı tarzda müzikler yapsak da kendi halkımızın müziğini bir ağızdan ve farklı farklı seslerden vererek herkesin kendi rengini katarak bu birlikteliği vermek istedik. Her ne kadar bizi ezmeye ve parçalamaya çalışsalar da biz biriz ve birlikteyiz ve bizi ezenlere böyle bir mesaj veriyoruz.”
Ozan Arda da, “Kürt kültürü bir tarihtir ve güçlüdür onun için de alternatifleri de olacak. Müzisyen arkadaşlarımızı bir araya getirip motive edip beraber çalışmayı ve birlikte üretmeyi hedef alan bir çalışmadır. Gerçekleştirdiğimiz konserimizde Kürt, Türk ve Arap halkı hep beraber izledi. Kültürlerin ve dillerin buluşmasını sağladık” diye konuştu.


Başa dön


Kaş Kitap Şenliği’nde Necati Abacı Sergisi
Bu yıl, 26 Eylül- 1 Ekim tarihleri arasında beşincisi gerçekleştirilecek olan Kaş Kitap Şenliği bünyesinde, geçen yıl yitirdiğimiz ünlü çizer Necati Abacı anısına bir sergi düzenleniyor.
Necati Abacı’nın çalışmalarından bir seçkinin yer alacağı sergide, ayrıca sanatçının yakın dostlarının katılacağı dialı söyleşi de gerçekleştirilecek. Çizgili Fotoğraflar, Şair Yazar Portreleri gibi önemli sergilere imza atan Abacı’nın, 2004 yılında aramızdan ayrılışının ardından sanatçının dostları tarafından hazırlanan “Ne Janti Abimizdin Sen” adlı kitap ta okurlarla buluşacak. Kitapta; Asım Bezirci, Turhan Selçuk, Hilmi Yavuz, Kaya Özsezgin, Özdemir Nutku, Ünsal Oskay, Yıldız Kenter, Tan Oral, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Sunay Akın, Semih Poroy, Metin Üstündağ, Fahrettin Baykal, Cihan Demirci, Mehmet Kısmet, Semih Gümüş, Ahmet Önel ve daha birçok sanatçının Necati Abacı için yazdığı yazılar yer alıyor. 27 Eylül’de Kalkan Pirat Otel Sergi Salonu’nda açılacak olan sergi, 1 Ekim tarihine kadar gezilebilecek. Kaş Kitap Şenliği bünyesinde aynı gün Kalkan Kültür Evi’nde açılacak diğer bir sergi de yirmiye yakın çizerin çizgi roman çalışmalarının yer aldığı ve Türkiye’de çizgi romanın yolculuğunu yansıtan “ Düşten Gerçeğe Çizgi Roman” adını taşıyor.

Bağdaş’ın resimleri Ankara’da
Eserlerinde Kürt sorununu, doğa ve çevre tahribatını işleyen, Avustralyalı Kürt ressam Hasan Bağdaş’ın resim sergisi, Çağdaş Sanatlar Merkezi C Galerisi’nde, önceki akşam yapılan kokteyl ile açıldı.
Hasan Bağdaş, 1949 yılında, Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Dallıkavak Köyü’nde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra memleketi Kayseri’de, bir reklam, tabela ve dekoratif atölyesinde çalışmaya başlayan Bağdaş, çırak, kalfa ve yarı profesyonel olarak çalıştıktan sonra kendi işini kurarak, resim, tabela ve dekor çalışmalarını devam ettirdi.
1973 yılında Avustralya’ya göç eden Bağdaş, değişik işlerde çalıştıktan sonra, 1987 yılında resimle ilgilenmeye başladı. Bir yıl boyunca ipek baskı kurslarına devam ettikten sonra, 1990 ile 1991 yıllarında Preston Sanat Koleji’nde yağlı boya resim eğitimi gördü.
RMIT Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Resim ve Heykel bölümünü 1995 yılında bitiren ve aynı yıl RMIT tarafından bir grup öğrenciyle Çin’e gönderilen Bağdaş, Guangzhou Güzel Sanatlar Akademisi’nde Geleneksel Çin Resim Sertifikası aldı. Avusturalya’da 30, Avusturalya dışında da Çin’de, Almanya’nın Hamburg ve Berlin’de, Türkiye’nin Kayseri ve Diyarbakır illeri ile Belçika ve İngiltere’de toplam 14 sergi açtı.
Türkiye’nin de olumlu ve olumsuz anlamda çok değişmiş olduğunu belirten sanatçı, “Kayseri’de 40 yıl önce delikanlıların sazlarını kırarlardı, çalmasınlar diye. Şimdi genç kızların ellerinde hem gitar, hem saz var. Bu, iyi bir gelişmedir.” dedi.
32 yıldır Avusturalya’da yaşayan Bağdaş, Türkiye’ye ilk kez, geçen yıl bir resim sergisi için geldi. Bağdaş’ın sergisi, 23 Eylül tarihine kadar açık kalacak.

Necati Abacı KİMDİR?
28 Haziran 1958 yılında Mut’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini Tarsus’da tamamladı. 1981 yılında Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksekokulu Grafik Bölümü’nü bitirdi. 1985-1990 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak bulundu. İlk karikatürü 1973 yılında yayımlandı. 1982 yılında başladığı “Çizgilerle Sanat İnsanları” “Çizgilerle Sanat Kadınları”, “Çizgi İnsanları” çalışmalarıyla, biri Şahin Kaygun’la ortak olmak üzere 17 kişisel sergi açtı. Aralarında, İtalya Pescara’da La’voile Ödülü (1982), Almanya Duisburg Kiliseler Birliği Jüri Özel Ödülü (1986), Uluslararası Simavi Karikatür Yarışması ‘Erol Simavi Özel Ödülü’ (1986), Abdi İpekçi Karikatür Yarışmaları’nda ‘mansiyon’ (1985,1987), Abdi İpekçi Dostluk Barış Ödülü Afiş Dalı Üçüncülük Ödülü (1988), Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması ‘Başarı Ödülü’ ve özel ödüller (1992, 1994, 1997, 2000) Japonya Yomiuri Shimbon Karikatür Yarışması ‘Onur Mansiyonu’ (1994), Asaf Koçak Karikatür Yarışması ‘Büyük Ödül’ ve Başarı Ödülleri (1997,1998, 2001), Serdar Çakırer Karikatür Yarışması ‘Büyük Ödül’ ve ‘Jüri Özel Ödülü’ (1997, 1999), GMK Sergileri’nde Logotype Dalı ‘Emin Barın Ödülü’ (1998), Fotoğraf Sergisi&Casio Ulusal Fotoğraf Yarışması ‘Birincilik’ (2001), ödüllerinin de bulunduğu yarışmalarda 40 ödül aldı. Bir karikatürü Bulgaristan ‘Gabrova Dünya Güldürü Müzesi’ (1982), bir afişi Polonya ‘Varşova Afiş Müzesi’ne alındı (1988). Bir çok basın yayın organında ve sanat dergilerinde çalışmaları ve yazıları yayımlanan Abacı, Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü öğretim üyesiydi. 22 Temmuz 2004 de İstanbul’da yaşama veda etti.


Başa dön


MKM sahneyi semahla açtı
Uzun yıllardır kapalı olan Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) Gösteri Salonu, “Semahlar, Beyitler, Dualar” adlı gösteriye ev sahipliği yaptı. Uzun yıllar kapalı kalmasının ardından Teatra Jiyana Nû’nun oyunu ile kapılarını açan MKM Gösteri Salonu’nda dün Dans Topluluğu ve Vengê Sodirî’nin projesi seyirci ile buluştu. Bir süre önce Avrupa’da düzenlenen Kürt Kültür Festivali’nde seyirci karşısına çıkan “Semahlar Dualar, Beyitler” projesi, sanatçı Serap Sönmez’in iki Zazaca ağıdıyla başladı. Kürtçe ve Türkçe deyişler eşliğinde sahne alan MKM Dans Topluluğu, çeşitli yörelerden derledikleri semahlardan örnekler sundu. Kapalı kaldığı yıllardan sonra ilk kez seyirciyle buluşmanın heyecanı içinde oldukları gözlenen sanatçılar, kapalı olduğu dönemde kendi sahnelerinde gösteri yapamamaktan dolayı üzüntülü olduklarını belirtti. Bundan sonra seyircilerinin kendilerini yanlız bırakmamasını isteyen sanatçılar, bundan sonra salonun pek çok gösteriye ev sahipliği yapması dileğinde bulundu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net