www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Kirli çamaşırlar saçılıyor
Ukrayna’nın devrik başbakanı Timoşenko, beş yıl önceki gazeteci Georgy Gongadze cinayeti hakkında önemli açıklamalar yaptı. Buna göre, gazetecinin öldürülmesinde rol oynayan istihbaratçı, Devlet Başkanı Yuşçenko’nun adamları sayesinde tutuklanmaktan kurtuldu.

İşgalcilerin etekleri tutuştu!
ABD’de artan işgal karşıtlığından rahatsız olan neomuhafazakâr isimler, savaş naraları atıyor. Irak’a daha fazla asker gönderilmesini ve işgalin yayılmasını ‘öneren’ bu çevrelere göre çekilmek söz konusu bile değil.

Hedef yine Şiiler: 30 ölü
Irak’ın başkenti Bağdat’ta, bir Şii mahallesinde bomba yüklü aracın infilak etmesi sonucu 30 kişi öldü, 38 kişi yaralandı.


Kirli çamaşırlar saçılıyor
Ukrayna’daki Amerikancı “turuncu darbe” liderleri arasındaki iktidar savaşı, kirli çamaşırları ortaya çıkarıyor. Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko tarafından başbakanlıktan alınan Yulia Timoşenko, devlet başkanına yakın çevrelerin, gazeteci Georgy Gongadze’nin öldürülmesiyle ilgili soruşturmayı engellediğini açıkladı.
Timoşenko, Gongadze cinayetiyle ilgili en önemli şüphelilerden birini yakalamak için gizli bir operasyon düzenleneceğini, ancak devlet başkanına yakın bir savcının operasyon haberini şüpheliye sızdırarak, olayın aydınlatılmasını sabote ettiğini söyledi. Bu iddiaya göre, şüpheli Oleksiy Pukach, İsrail’e kaçmış bulunuyor. Pukach, cinayet sırasında İçişleri Bakanlığı’na bağlı Keşif Departmanı’nın başkanlığını yürütüyordu.
Kim bu siyasetçi?
Timoşenko’ya yakın kaynaklar, Pukach’ın kaçması için yolun açılmasının, cinayete bulaşmış ünlü bir siyasetçiyi koruma amacını taşıdığını söylüyorlar. Timoşenko, “Bu bilgiyi sızdıran savcı, Yuşçenko’nun en yakın danışmanına çok yakın bir isim. Operasyon yapılabilseydi, Gongadze cinayeti hakkında herşeyi bilen biri elimizde olacaktı” dedi.
Devrik başbakan ayrıca, Yuşçenko’nun çevresini zimmet ve yolsuzlukla suçladı. Karanlık özelleştirmeler ile Ukrayna’nın en zengin kadını haline gelen Timoşenko, Yuşçenko’nun, eski devlet başkanı Leonid Kuçma’yı yargı önüne çıkarma vaadini de unuttuğunu anlattı.
“Turuncu darbe” sırasında sokaklara dökülen kalabalıkların iki önemli talebi; Kuçma’nın yolsuzluklar nedeniyle cezalandırılması ve Gazeteci Gongadze’nin katillerinin yargı önüne çıkarılmasıydı.
Timoşenko’nun gazeteci cinayeti hakkındaki iddiaları, geçen haftaya kadar Ukrayna gizli servisi SBU’nun başı olan Oleksander Turchynov tarafından da doğrulandı. Turchynov, Timoşenko’ya yakın bir isim olduğu için istifaya zorlanmıştı.
Beş yıllık sır perdesi
Leonid Kuçma döneminde yolsuzluklarla ilgili önemli araştırmalara imza atmış olan Georgy Gongadze, Eylül 2000’de ortadan kayboldu. Haftalar sonra, başsız cesedi başkent Kiev eteklerinde bulundu. Ardından, bir sesin “gazetecinin icabına bakılmasını” emrettiği bir ses kaydı ortaya çıkarıldı. Kayıttaki sesin bizzat Kuçma’ya ait olduğu ileri sürüldü. Cinayetin devlet başkanına yakın çevrelerce işlendiği iddiasını araştırmaya başlayan Ukrayna Başsavcısı ise, Kuçma tarafından görevden alındı. Ardından, Kuçma’yı “cinayet emrini vermek” ile suçlayan bir içişleri bakanlığı bürokratı, gözaltında zehirlenerek öldürüldü.
Gongadze cinayeti nedeniyle bugüne dek kimse resmi olarak suçlanmış değil.

Berezovski-Yuşçenko ilişkisi
Yolsuzluk suçlamasıyla Rusya’da arandığı için yurtdışına kaçan milyarder Boris Berezovski, “turuncu darbe” ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. Berezovski, “turuncu darbe”nin hazırlık sürecinde Viktor Yuşçenko ile çok sayıda telefon görüşmesi yaptığını, onun yardımcılarıyla görüştüğünü ve “Yuşçenko’nun devlet başkanı olmasına yardım etme kararı aldığını” belirtti.
Berezovski, halen geçici başbakan olan Roman Bezsmertny ve acil durumlar bakanı David Zvania’nın sık sık bürosuna geldiğini, kendisinden mali ve politik destek istediklerini anlattı. Sürgündeki Rus milyarder, Viktor Yuşçenko ile temasının “turuncu darbe”nin başarıya ulaşmasından sonra devam ettiğini ekledi.
Berezovski’nin, Yuşçenko’ya mali yardım yaptığına dair belgelerin varlığı, Ukrayna’nın SSCB’den ayrılmasından sonraki ilk lideri olan Leonid Kravçuk tarafından duyurulmuştu.


Başa dön


İşgalcilerin etekleri tutuştu!
ABD Başkanı Bush, artan işgal karşıtlığı ile köşeye sıkışıyor. Bu eleştirilerin Bush destekçileri tarafından da dile getirilmesi Washington’u endişelendiriyor.
Bush yönetiminin işgal politikalarına desteği ile bilinen Stanford Üniversitesi Hoover Enstitüsü’nden Larry Diamond, yönetimin desteğini kaybettiğine ve bu durumun Irak’tan çekilmeyi hızlandıracağına dikkat çekerek “Bu kadar çok sayıda aydının ve neomuhafazakârın, Bush yönetiminin Irak’ta savaş sonrası sürece dair yönetimi ve başarısızlıkları konusunda bu denli eleştirel olması beni çok etkiledi” dedi.
Kaleminden kan damlıyor!
Boston Üniversitesi’nden Vietnam gazisi Andrew Bacevich de ülkedeki ‘yeni eğilimi’ tehlikeli buluyor. Bacevich, “Eskiden savaşı destekleyen kendilerini sağcı olarak niteleyen kişiler, Bush yönetiminin özellikle askeri konularda ‘odak noktasını kaybettiğini’ ve kendini tamamen bu konuya vermediğini söylüyor” derken, Fox News adlı Busn yanlmısı televizyonun sahiplerinden olan Bill Kristol’u örnek gösterdi.
Amerikan politikalarını etkileyen Yeni Amerikan Yüzyılı adlı ‘düşünce kuruluşunun’ üyelerinden olan Kristol, Irak’ı işgal politikasını yönetim masasına götüren isimler arasındaydı.
Ancak Kristol, 15 Ağustos 2005 tarihli köşe yazısında ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’i ‘başarısızlıkla’ suçladı. Kristol, gelecek bahar aylarında ABD ordusunun Irak’tan çekilmesi fikrinin yalnızca ‘düşmanı cesaretlendirdiğini’ kaydetti. Kristol’a göre, Rumsfeld işgalin başlarında ‘cepheye yetirince asker sürmediği’ için de suçlu.
Çekilme söz konusu değil
Kristol, “Başkan bu savaşı kazanmak zorunda olduğumuzu biliyordu. Eğer onun altındaki isimler, bundan kaçma yolları arıyorsa onları kontrol edebilir, etkisiz kılabilir ya da onların yerine başkalarını getirebilir” diye yazdı. Saldırgan politikaların sürmesi için “ılımlı kalan” isimlerin gitmesini isteyen Kristol, ABD Savunma Bakanlığı’nın da çekilme için plan yapmayı bırakıp, zaferi kazanmak için plan yaptıklarından emin olmaları gerektiğini öne sürdü.
Fox News’in bir başka ismi Emekli Albay David Hunt da Bush yönetimini eleştiren “şahinler” arasına katıldı. Hunt, “Köpek cesetlerinin içine bomba koyan insanlar bizi vuruyor. Irak’ta doğru savaşmıyoruz” dedi.
Irak’ta daha fazla askere ihtiyaç olduğunu öne süren Hunt ise direnişçilere yönelik özel operasyonların artırılmasını gerektiğini söyledi.

Çin: ABD başarısızlığını kanıtladı
Çin yönetimi, Washington’un ‘terörle savaşının’ karanlık bir gelecekle karşı karşıya kaldığını açıkladı. Resmi haber ajansı Xinhua’da yer alan açıklamalarda bu kampanyanın ABD Başkanı Bush’un yeniden seçilmesini sağlamasına rağmen çok başarı getirmediği vurgulandı. Ajans, ABD askerlerinin Irak ve Afganistan bataklığında giderek battığını belirtirken, Amerikan halkının ve müttefiklerinin El Kadie ve diğer örgütler tarafından daha çok tehdit edildiğini kaydetti.
Irak’ta halkın yaşamak zorunda bırakıldığı kötü koşullara da değinilen açıklamada, Bush yönetiminin ‘terörizmle savaş’ ve önleyici saldırı gibi stratejilerinin pratikte uygulanabilir olmadığının ortaya çıktığı belirtildi.

ABD’nin aczi masaya yatırıldı
New America Foundation adlı Amerikan düşünce kuruluşu tarafından yapılan toplantıda, farklı alanlardan isimler, Irak işgali konusunda ‘durum değerlendirmesi’ yaptı. ‘Vatanseverlik Yasası’ndan esirlere işkenceye kadar Washignton’un birçok politikası da eleştiri yağmuruna tutuldu.
ABD’nin ülke içinde ve ülke dışında karşılaştığı savaş karşıtı direnişi kırmak için çözüm yolları aranan sunumlarda en çok vurgu yapılan nokta ‘ABD’nin kendini ifade konusunda yetersiz kaldığı’ iddiası oldu. Katılımcılar, hükümetten “halkla ilişkilere” daha fazla önem verilmesini önerdi.
Toplantıya katılan spekülatör George Soros, ‘terörle savaş’ konseptini eleştirdi ve ‘Amerikan bombaları sivilleri öldürmeye devam ettiği sürece direnişçilerin elinin güçleneceğini’ kaydetti. ‘Tarihin Sonu’ adlı kitabın yazarı Francis Fukuyama ise, ABD’nin yeni düşmanlarının Avrupalı Müslümanlar olacağını söylerek ‘içerdeki düşmanı’ hedef gösterdi.
Katılımcıların önemli bir bölümü ‘düşmanı anlama’ konusunda daha fazla çaba harcanması gerektiğini söylerken ABD’nin müttefiklerle işbirliği yapması gerektiğine değinildi. Toplantıda, ‘Vatansever Yasası’ da özgürlükleri kısıtladığı gerekçesiyle eleştirildi.

Anketler Bush’u korkutuyor
Yeni bir anket, Amerikalıların çok büyük bölümünün, Irak savaşının maliyetinden kaygı ve rahatsızlık duyduğunu ortaya çıkardı. New York Times ve CBS tarafından yaptırılan ankete göre, Amerikan halkının yüzde 83’ü, Irak savaşında harcanan paranın ABD’de kullanılması gerektiğini düşünüyor.
Araştırmaya katılanların yüzde 53’ü, Irak’ta ABD’nin her ay 5 milyar dolar harcamasından ‘çok kaygılı’ olduğunu söyledi.
Katrina kasırgasından sonra Irak için daha fazla ‘fedakarlık’ yapamayacaklarını belirten Amerikalıların yüzde 90’ı, sağlık ve eğitim bütçelerinden kesinti yapılmasına karşı olduklarını vurguladı.
Araştırma, Amerikan halkının sadece yüzde 44’ünün, Irak savaşının doğru karar olduğunu düşündüğünü de gösterdi. Bu, savaşa verilen desteğin iki yılda en alt seviyeye gerilediği anlamına geliyor. Aynı araştırmaya göre, halkın yüzde 52’si Irak’taki askerlerin hemen dönmesini istiyor. Askerlerin kalmasını isteyenlerin oranı ise yüzde 42’de kaldı.


Başa dön


Hedef yine Şiiler: 30 ölü
Ahmedinecad meydan okudu
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda beklenen konuşmasını yaptı. Ahmedinecad, Batılı devletlerin nükleer enerji programı nedeniyle İran’a yüklenmesini eleştirerek, bu devletleri, önce İsrail’in nükleer silahlarına bakmaya davet etti. Mahmud Ahmedinecad, nükleer programlarının barışçıl enerji amacını taşıdığını yineleyerek, “Eğer bazı ülkeler kendi isteklerini güç ve tehditle bize kabul ettirmek istiyorlarsa, biz nükleer enerji konusundaki tutumumuzu kesinlikle gözden geçiririz” dedi. İran yönetiminin dini ilkelere dayanarak nükleer silahların üretilmesini ve kullanılmasını doğru bulmadığını vurgulayan Ahmedinecad, “Nükleer silahlarla mücadele, nükleer ayrımcılığın önlenmesi ve Nükleer Silahların Önlenmesi Anlaşması’nın (NPT) uygulanması için BM bünyesinde özel bir komisyon kurulmasını öneriyoruz” diye konuştu. İranlı lider ayrıca, yabancı ülkelere ait özel ve kamu şirketleriyle nükleer enerji konusunda işbirliği yapabileceklerini açıkladı. İran’ın uluslararası kamuoyu ile işbirliği içinde olacağını ve tehditlere karşı elinden geleni yapacağını dile getiren Ahmedinecad, “İran Cumhurbaşkanı olarak size, İran’ın tüm gücünü ve kapasitesini, adalet ve maneviyat doğrultusunda, dünyada barış, huzur ve insan haklarını korumak için kullanacağına teminat veriyorum” dedi. İran Cumhurbaşkanı, konuşmadan önce CNN televizyonuna da özel bir demeç verdi ve bu demecinde, ABD’yi ülkesine karşı kötü niyetli olmakla suçladı. İran Ulusal Güvenlik Konseyi (UYGK) sözcüsü Ali Agamuhammedi de, İran’ın barışçıl nükleer teknolojiye ulaşma çabalarını hiçbir koşulda durdurmayacağını ilan etti. Agamuhammedi, “UYGK toplantılarında çeşitli seçenekler değerlendirildi. Hatta en kötü alternatif olan askeri saldırı da ele alındı” diyerek, tehditlere rağmen geri adım atmayacaklarını kaydetti. İranlı yetkili, “Nükleer teknolojiyi elde etmek ve barışçıl amaçla kullanmak bizim çalışmalarımızın temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle hiçbir koşul altında biz geri çekilmeyeceğiz” diye konuştu. Bu ifadeler, diplomatik koridorlarda büyük yankı yarattı. Avrupa Birliği adına konuşan bir sözcü, “İran sorununu” BM Güvenlik Konseyi’ne sunmaktan başka çare kalmadığını söyledi. Adı açıklanmayan sözcü, “Ahmedinecad’ın kullandığı ifadelere AB’nin tepkisi, bize konunun BM’ye havale edilmesinden başka seçenek bırakmadığı yönündedir” dedi. Sözcü, AB ülkelerinin üst düzey diplomatlarının BM’de gerçekleştirdikleri toplantının ardından yaptığı bu açıklamasında, “Ancak bu sorunla ilgili olarak geniş bu uluslararası uzlaşma oluşturulmasını istiyoruz. Bu nedenle herkesle danışmalar yapacağız” diye devam etti.
Blair’den BBC’ye Amerikan karşıtlığı suçlaması!
İngiltere Başbakanı Tony Blair, ABD’yi savunmak uğruna İngiliz devlet kuruluşu BBC’yi suçlamaktan çekinmedi. Blair’in, BBC’nin Katrina Kasırgası ile ilgili yayıncılığını “Amerika nefretiyle dolu” ve “felaket nedeniyle zevk duyan” bir yayıncılık olarak nitelediği öğrenildi. Financial Times gazetesinin haberine göre Blair, bu sözleri, BBC’nin en büyük rakibi olan özel Sky News’in patronu Rupert Murdoch’a söyledi. Murdoch, Bush yönetiminin medyadaki en büyük destekçisi olarak tanınıyor. BBC yönetimi suçlamaya cevap vererek, haberciliklerinin sadece “gelişmeleri tam, net ve tarafsız bir biçimde aktarmaktan ibaret olduğunu” açıkladı. İngiltere Başbakanlığı ise, haberle ilgili yorum yapmayacağını duyurdu. için Blair ile işbirliği yapan Murdoch’un, İngiliz Başbakanı ile konuşmasını, New York’ta yapılan Clinton Küresel İnisiyatif Konferansı’nda aktardığı anlaşıldı. Murdoch, kürsüden gülerek yaptığı konuşmada, “Aslında bunu site anlatmamam gerekir” dedikten sonra, Blair’in BBC hakkındaki şikayetlerini kendisine Yeni Delhi’de ifade ettiğini söyledi. Aynı konferansın ev sahipliğini yapan ABD eski Başkanı Bill Clinton da, BBC’ye tavır aldı. Clinton, BBC’nin “Amerikan hükümetinin felaket karşısında ağır hareket etmesini eleştirmeye” odaklandığını söyledi. Sony şirketinin başkanı ve CBS Haber’in eski şefie olan Howard Stringer da, BBC’nin yayıncılığı nedeniyle “sinirlendiğini” söyledi. İngiliz yayın kuruluşu üzerinde kurulan bu baskı, kanalın eski savaş muhabirlerinden olan, eski milletvekili Martin Bell tarafından sert bir dille eleştirildi. Bell, “Blair’in BBC haberciliğiyle ilgili bir derdi varsa, bunu kamuoyu önünde ifade etsin. Blair BBC’yi karşısına alırsa yakın çevresi dışında kimseden destek göremez” diye konuştu.
Atina’da ırkçılara geçit verilmedi
Yunanistan’ın başkenti Atina’da Türkiye karşıtı gösteri yapmak isteyen Avrupalı neonazi gruplar, sol göstericiler tarafından engellendi. Irkçıları adeta koruyan polis, sol/anarşist gruplarla çatıştı. Yunan “Hrisi Avgi” (Altın Şafak) adlı örgütün, çeşitli Avrupa ülkelerinden davet ettiği neonazi gruplarla birlikte Mora yarımadasında “Türkiye Avrupa’dan dışarı” sloganı altında düzenlemeyi planladığı “kin festivalinin” yasaklanması üzerine, önceki akşam yaklaşık 150 faşist kent merkezinde gösteri yaptı. Bunun üzerine sol gruplar ırkçıların çevresinde polisin oluşturduğu güvenlik kordonunu yararak saldırıya geçtiler. Faşist grup bunun üzerine dağılmak zorunda kaldı. Polis ise, çok sayıda solcu göstericiyi gözaltına aldı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net