www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Uzlaştırma Kurulu’nda şaibe
KESK, Uzlaştırma Kurulu’nun iki üyesinin MHP ve Kamu-Sen’le ilişkisi olduğunu ileri sürdü.

Bornova işçisinin bekleyişi sürüyor
Bornova Belediyesi’nde taşeron şirkete geçmedikleri için işten atılan Belediye-İş 6 No’lu Şube üyesi temizlik işçilerinin Belkahve’de bulunan şantiyedeki bekleyişleri devam ediyor.

Kentyol’da amaç sendikasızlaştırma
Belediye-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Kentyol AŞ’de, DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası’nın örgütlenme girişiminde bulunmasıyla başlayan tartışmalar devam ediyor.


Uzlaştırma Kurulu’nda şaibe
KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, Uzlaştırma Kurulu’nun akademisyen üyelerinden Kadir Arıcı ve Eyüp Bedir’in MHP ve Kamu-Sen ile ilişkileri olduğunu açıkladı.
KESK toplugörüşmeler sırasında imzalanan mutabakat metnini bazı maddelerine ilişkin itiraz başvurusunu reddeden Uzlaştırma Kurulu’na karşı Ankara 10’uncu İş Mahkemesi’ne iptal ve ihtiyati tedbir davası açtı.
Siyasi ve yanlı
Başvuru öncesinde Ankara Adliyesi önünde, KESK’e bağlı sendikaların başkan ve yöneticilerinin katılımı ile açıklama yapan İsmail Hakkı Tombul, Yargıtay 9’uncu Hukuk Dairesi Başkanı başkanlığındaki Uzlaştırma Kurulu’nun 4 akademisyen üyesinin KESK’in başvurusunu usulen reddettiğini, hukukçu başkanın ise şerh koyduğunu hatırlattı. Tombul, kararı “siyasi, yanlı ve hükümetin iki konfederasyon ile yaptığı anlaşmanın meşrulaştırılması çabası” olarak değerlendirdi.
Yasalara aykırı
Kamu Sen ve Memur Sen’in hükümetin daha önce açıkladığı zam oranlarının bile altında rakamlara imza attıklarını belirten Tombul, bu pazarlığın aslında AKP Genel Merkezi’nde bitirildiğinin ortaya çıktığını, masada ise bir oyun oynandığını söyledi.
Yasa ve ILO sözleşmeleri gereği tek tek sendikaların bile mutabakata karşı Uzlaştırma Kurulu’na başvurma hakkı bulunduğunu belirten Tombul, aynı üyelerin geçen yıl konfederasyonların başvurularını tek tek kabul ettiğine dikkat çekti. Tombul, “Acaba bu kararın altında, düşük ücret zammını meşrulaştırma, sendikal hareket için kara bir leke olan sendika aidatlarına ilişkin anlaşmanın gözlerden kaçırılmak istenmesi mi yatıyor” diye sordu.
‘Yanıt bekliyoruz’
Tombul, kurulun iki akademisyen üyesinin MHP ve Kamu-Sen ile ilişkili olduğunu da ileri sürdü.
Uzlaştırma Kurulu üyelerinden Kadir Arıcı’nın 2002’de MHP’den milletvekili adayı olduğuna, 57’inci hükümet döneminde MHP kontenjanından Tarım Kredi Kooperatifi Genel Müdürü olduğuna ve Kamu-Sen ARGE ile ilişkisi bulunduğuna işaret eden Tombul, diğer üye Eyüp Bedir’in de Kamu-Sen ARGE Merkezi ile ilişkisi olup olmadığını sordu. Bedir’in ayrıca MHP Araştırma Merkezi ile ilişkisini de soran İsmail Hakkı Tombul, “Bu soruların yanıtı, bu kurulun kararının yansız mı, siyasi mi olduğunun yanıtıdır. Elimizdeki belgelerle bu soruları soruyoruz ve kısa sürede yanıtını istiyoruz. Eğer bu yanıtları vermezlerse, belgeleriyle birlikte bu ilişkileri açıklayacağımızın bilinmesini istiyoruz” diye konuştu.


Başa dön


Bornova işçisinin bekleyişi sürüyor
Bornova Belediyesi'nde taşeron şirkete geçmedikleri için işten atilan Belediye-Iş 6 No'lu Şube üyesi temizlik işçilerinin Belkahve'de bulunan şantiyedeki bekleyişleri devam ediyor. Belediye yönetimi şu ana kadar işçilere bir açiklama yapmazken, Bornova Belediyesi sinirlari içinde yer alan hiçbir yerde çöpler toplanmiyor.
Pazartesi günü akşam saatlerine kadar şantiyede bekleyen işçiler, belediye yönetiminin bir açiklama yapmamasi üzerine, sendika yöneticileriyle birlikte belediye binasina gittiler. CHP'li Bornova Belediye Başkani Sirri Aydogan'dan görüşme talep eden işçiler, hiçbir yetkilinin belediyede olmadigini ögrenince evlerine dagildilar. Işçiler, dün sabahin erken saatlerinden itibaren yeniden şantiyede toplanarak beklemeye başladilar.
Ikna çabasi
Bu arada belediye yönetiminin temizlik işlerini verdigi ve işçileri devretmek istedigi Öz Erbil adli taşeron şirket yetkililerinin, akşam işçilerin evlerini dolaşarak şirkete geçmeleri konusunda ikna etmeye çaliştigi belirtildi. Şirket yetkililerinin, işçileri ikna edemeyince, Bornova'daki kahveleri dolaşarak "Belediyede 850 milyon maaşla iş var" diyerek işsizleri şantiye alanina yönlendirdigi ögrenildi. Dişaridan gelen bu işçiler ise, atilan işçiler tarafindan ikna edilerek geri gönderildi.
Hakli zemini yok
Işçilerle birlikte şantiyede bekleyen Belediye-Iş 6 No'lu Şube Başkani Atilla Pasin, gazetemize yaptigi açiklamada, atilan işçilerin valilik vizesini aldiklari andan itibaren belediye işçisi oldugunu bildirdi. Taşeron sisteminin yasal dayanagi olsa da hiçbir hakliligi olmadigini söyleyen Pasin, "Siz belediyenin yapması gereken işi, büyük paralar ödeyerek ve ucuz işçi çalıştırarak dışarıdan bir şirkete veriyorsunuz. Bu hem kamuyu hem de işçiyi sömürmektir. Kaldı ki temizlik belediyenin asli işidir" dedi.
İşten atılan işçilerin 350-400 milyon maaşla belediyenin en ağır ve en pis işini yaptığını kaydeden Pasin, "Bir işçinin taşeron şirkette belediyeye maliyeti 1 milyar 384 milyon. Bunun 300-400 milyonu işçinin, vergileri de çikardiginizda geri kalani da taşeron şirketin cebine giriyor. Biz de bunun 300-400 milyonun altinda maliyetle belediye işçisi olarak çalişmalarini teklif ettik. Bu teklifi neden kabul etmiyorlar, anlamiyorum" diye konuştu.
Taşeron şirketin kendileri hakkinda suç duyurusunda bulundugunu belirten Pasin, "Bizi yolu kapatıp araçların geçmesine izin vermemekle suçluyorlar. Biz kimseyi engellemiyoruz. Bu işi dışarıdan adam toplayarak yapamazlar. Bu işçiler ortalama 10 yıldır bu işi yapıyorlar" dedi. Şirketin iki gündür iş yapmadigini, çöpleri toplamadigini belirten Pasin belediyenin, şirketin sözleşmesini fesh etmesi gerektigini söyledi.
Pasin işçilere de, "Belediyenin size bir iş vermesi gerekiyor. Beraberliginizi bozmazsaniz kazanacaginizdan eminim. Buna karar vermek sizin elinizde" diye seslendi.


Başa dön


Kentyol’da amaç sendikasızlaştırma
Gökhan Durmuş
Belediye-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Kentyol AŞ’de, DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası’nın örgütlenme girişiminde bulunmasıyla başlayan tartışmalar devam ediyor.
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün Genel-İş’in örgütlenmesine yardımcı olduğu öne sürülürken, 26 Eylül’de yapılacak temizlik ihalesinin Kentyol AŞ’ye verilmeyeceği iddia ediliyor. Bölünmüş işçilerin sendikasızlaştırmaya direnemeyeceğini dile getiren Belediye-İş yöneticileri, Genel-İş’in tavrının sürmesi durumunda işten atmaların başlayabileceğini belirtiyorlar.
Pişmiş aşa su katıldı
Genel-İş’e geçen işçiler gazetemize açıklama yapmazken, Belediye-İş üyesi işçiler işyerinde bölünmenin fayda sağlamayacağı uyarısında bulunarak, sendikalarını korumakta kararlı olduklarını ifade ettiler.
Belediye-İş’ten memnun olduklarını ifade eden Gülabi Ömür, Genel-İş’in “pişmiş aşa su kattığını” söyledi. Kendisine Genel-İş’e geçmesi yönünde baskı yapılmadığını ifade eden Ömür, düşüncelerini şöyle ifade etti: “Genel-İş’e neden geçtiklerine ben anlam veremiyorum. Sonuçta sendikamız var, örgütlülüğümüz var. Kötü bir sözleşme de imzalamadık. Ben Belediye-İş’te kalmaya kararlıyım. Çünkü biz 5 yıl burada sendikasız çalıştık. Birçok sıkıntımız oldu. Sonunda örgütlendik, şimdi geçinecek kadar para kazanıyoruz. Böyle bir durumda başka bir sendikaya geçmek çok büyük bir risk. Şimdi bir kısım gitti, bir kısım kaldı. Mahkemeler olacak. Bu arada taşeron sokulup işsiz kalabiliriz. Bu iş bazı kişilerin koltuk kavgasıdır” diye konuştu.
Direndi sürgün yedi
‘SSK açığı kavramının yargılanması gerekiyor’
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, “sosyal güvenlik açığı” kavramının yargılanması gerektiğini belirterek, “Eğer açıktan anlaşılan emekliye verilen para, vatandaşa yapılan sağlık harcamasıysa, bunlar kaçınılmaz bir harcama. Sosyal güvenlik kuruluşları bunu yapmak zorunda” dedi. Murat Başesgioğlu, TSE ve Türkiye Kimya Lastik ve Plastik Sanayi İşverenleri Sendikası (KİPLAS) işbirliği ile gerçekleştirilecek Entegre Yönetim Sistemi Projesi’nin tanıtım toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Sosyal güvenlik açıklarının bütçe üzerindeki yükünün sorulması üzerine Başesgioğlu, 2003 ve 2004 yıllarında, sosyal güvenlik kurumlarının açıklarının, yüzde 4.5 civarında olduğunu bildirdi. Birçok Avrupa ülkesinde yüzde 20’lere varan açık oranlarının görülebileceğini ifade eden Başesgioğlu, hiçbir sosyal güvenlik sisteminin, gelirleriyle giderlerini karşılayamayacağını söyledi. Bu nedenle devletin, sosyal güvenlik sistemine mutlaka katkı payı vermesi gerektiğini ifade eden Başesgioğlu, sosyal güvenlik reformu kapsamında hazırlanan Emeklilik Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı’nda, devletin sigortalı başına yüzde 5 katkı sağlamasının öngörüldüğüne dikkati çekti. “Sosyal güvenlik açığı” kavramının yargılanması gerektiğini söyleyen Başesgioğlu, “Eğer açıktan anlaşılan emekliye verilen para, vatandaşa yapılan sağlık harcamasıysa, bunlar kaçınılmaz bir harcama. Sosyal güvenlik kuruluşları bunu yapmak zorunda” dedi. Türkiye’de birçok konunun da “sosyal güvenlik açığı” olarak nitelendirildiğini ifade eden Başesgioğlu, 49 ilde uygulanan teşvikle sigorta primlerinin işveren hisselerinin değişik oranlardaki kısmının Hazine tarafından karşılandığına dikkati çekti. SSK hastanelerinin devrinin ardından, SSK’nın sağlık harcamalarında bir artış olup olmadığının sorulması üzerine Başesgioğlu, hastanelerin devrinin ve SSK’lıların serbest eczanelerden faydalanmalarının ardından kurumun sağlık harcamalarının arttığını ifade etti. Başesgioğlu, toplam artışın ne kadar olacağı yönündeki soru üzerine, “4.5 katrilyon lira civarında öngörülen bütçe ödeneklerine ilave bir ödeneğin eklenmesi gerekiyor” dedi. Daha önce SSK’lıların 300 eczaneden, bugün ise 19 bin eczaneden ilaç alabildiklerine dikkati çeken Başesgioğlu, ilaca erişim kolaylaştığından tüketimin ve kişi başına reçete maliyetlerinin de arttığını bildirdi.
Özelleştirmeler durdurulsun!
Türk-İş 5. Bölge Temsilcisi Ümit Özşeker, “Bugüne kadar denenen, ancak ülke yararına hiçbir sonuç içermeyen yalnızca işsizliği, açlığı, yoksulluğu doğuran özelleştirme çalışmalarının derhal durdurulmasını talep ediyoruz” dedi. Türk-İş’e bağlı sendikaların şube başkanlarıyla birlikte basın toplantısı düzenleyen Özşeker, başta TÜPRAŞ, Petkim, Erdemir, Telekom ve TEKEL olmak üzere ülke ekonomisinin çarkının dönmesi için gerekli olan yatırımların özelleştirme adı altında satılmasını kabul etmediklerini belirtti. Özşeker, “Petrol-İş sendikamızın ve diğer sendikalarımızın özelleştirmeyi durdurma çabalarına yönelik etkinliklerde tüm üyelerimizi ve sendika şubelerimizi göreve çağırıyoruz” dedi. Özelleştirme ihalelerinin iptal edilmesini isteyen Özşeker, bu yapılmadığı takdirde halkın geleceğine sahip çıkma yolunda gerekli kararlılığı göstereceklerini bildirdi.
İnşaattan düştü
Çanakkale’de Cevatpaşa Mahallesi’ndeki bir inşaatın çatı katında kurulu iskelede çalışan Mustafa Sabri Tezcan (62), üzerine bastığı tahtalardan biri kırılınca düştü. Ağır yaralı olarak Çanakkale Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Tezcan, kurtarılamadı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net