www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Halilzad Şam’ı tehdit etti
ABD’nin Irak Büyükelçisi Zalmay Halilzad, Suriye konusunda ‘sabırlarının taşmak üzere olduğunu’ söyledi. Halilzad, ‘Hiçbir seçeneği dışlamıyoruz’ diye konuştu.

ETA ateşkese hazır
Bask bölgesinin bağımsızlığı için savaşan ETA örgütü ile İspanya hükümeti arasındaki görüşmeler sonuç veriyor. Örgütün üç aya kadar ateşkes ilan edebileceği, hükümetin de cezaevindeki tutsakları serbest bırakabileceği bildirildi.

Krizin altından özelleştirme çıktı
Ukrayna’da Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko’nun Başbakan Yulia Timoşenko’yu, ülkenin en büyük demir-çelik fabrikasının özelleştirilmesinde “peşkeş çekilmesini önlemek için” görevden aldığı bildirildi.


Halilzad Şam’ı tehdit etti
ABD işgal güçlerinin, Irak’ın Suriye sınırına yakın Telafer kentindeki katliamı sürerken, Şam hükümetine sert bir tehdit geldi. ABD’nin Irak Büyükelçisi Zalmay Halilzad, Suriye’nin “terörist sığınağı haline geldiğini” ileri sürerek, “ABD’nin sabrı taşmak üzere” dedi.
Halilzad, gazetecilere verdiği demeçte, “Bizim de, Iraklıların da sabrı taşıyor. Şam için karar verme zamanı gelmiştir” dedi. Gazetecilerin, “Suriye’ye askeri saldırı” ihtimalini sorması üzerine Amerikalı elçi, “Hiçbir seçenek dışlanmıyor. Ayrıntıya girmek istemiyorum, ama onlar ne dediğimi anlar” yanıtını verdi.
Komik iddialar
Iraklı Sünnilerin, “Suriye’den Irak’a giren Sünni aşırıların tehditleri” nedeniyle anayasa taslağına karşı çıktığını iddia eden Halilzade, “Suriye, Irak’ta başarıyı güçleştirmenin karşılığında ne tür bir bedel ödemeye hazır olduğuna karar vermeli. Terörist eğitim kampları kapatılmalı. El Kaide’nin Suudi Arabistan, Yemen, Kuzey Afrika’da kandırdığı gençlerin Şam Uluslararası Havaalanı’na inmesini engellemeli” diye devam etti.
Gözlemciler, bu tehditlerin, Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri’nin öldürülmesinin ardından Birleşmiş Milletler’in Suriye’ye yönelik baskısının arttığı bir dönemde dile getirilmesine dikkat çekiyor.
Zebari: Tehlikeli oyun
Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari de, Halilzad’ın ardından benzer bir açıklama yaptı. Suriye’nin “tehlikeli bir oyun oynadığını” öne süren Zebari, Bağdat yönetiminin, yıl sonunda seçilmiş bir hükümet iktidara gelene kadar Suriye’ye karşılık vermeyeceğini belirterek, “Suriye, komşu bir ülkede demokrasinin kök salmasından rahatsız ve bu nedenle Irak’ta istikrarı bozmaya çalışıyor” diye devam etti.
Amerikan varlığı tehdit ediyor
Hoşyar Zebari, Suriye’nin ayrıca, topraklarının çok yakınında bulunan Amerikan askeri varlığı yüzünden kendisini tehdit altında hissettiğini ifade ederek, “Suriye, Irak’taki Amerikan askerleri için yaşamın zor olmasını ya da pahalıya patlamasını istiyor. Amerikan askerlerinin, kolayca başarıyla sonuçlanabilecek bir görevde olduklarını düşünmelerini istemiyor” dedi.
Suriye tepkili
Şam hükümeti, bu tehditlere sert karşılık verdi. Suriye’nin resmi yayın organı Teşrin gazetesinde dün yayınlanan başyazıda, Halilzad’ın açıklamalarının ABD’nin Irak’taki başarısızlığını gizlemeyi amaçladığı belirtildi. Başyazıda, “Bir süper gücün elçisinin uluslararası ilişkilerin geleneklerine bağlı kalmak yerine gözdağı vermesi garip. Saldırı tehdidi, sömürgecilik ve soğuk savaşı hatırlatan bir tarz” denildi.
Halilzad’ın suçlamalarını temelsiz olarak niteleyen gazete, “Bu bilinen eski, krizi dışarıya ihraç etme ve Irak’ta güvenlik ve istikrarı korumadaki başarısızlıktan dolayı başkalarını suçlama politikasıdır” dedi.

Talabani: ABD asker çekebilir
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, ABD’nin yıl sonuna kadar Irak’tan 50 bin askerini çekebileceğini söyledi. Talabani, ülkenin bir bölümünü kontrol etmeye yetecek Irak güvenlik gücü bulunduğunu belirterek, “Amerika’nın güçlerinin bir bölümünü çekebileceğini ve yerlerine kendi güçlerimizi koyabileceğimizi sanıyorum. Zannımca 40 bin ila 50 bin Amerikan askeri yıl sonuna kadar çekilebilir” dedi.
Irak’taki diğer gelişmeler ise şöyle:
  • Irak’ta faaliyet yürüten Usluel adlı Türk şirketinde çalışan Metin Ceylan, Fatih Yiğit ve Paşa Sağlam isimli üç Türk vatandaşı, direnişçiler tarafından serbest bırakıldı.
  • Bağdat’ta bir restoranın önünde düzenlenen bombalı saldırıda 1 kişi öldü, 17 kişi yaralandı.
  • Bakuba’da iki Sünni din adamı öldürüldü.
  • Adı duyulmamış bir örgüt, Irak’taki Amerikan güçlerine alkol satan bir Lübnanlıyı kaçırdığını bildirdi.
  • Hille’de düzenlenen bombalı saldırıda 2 sivil öldü, 13 sivil yaralandı.
  • Felluce yakınlarında 3 sivilin cesedi bulundu.


    Başa dön


    ETA ateşkese hazır
    İspanya’ya bağlı Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden silahlı örgüt ETA’nın ateşkes ilan etmesi bekleniyor. Örgütün, İspanya hükümeti ile dolaylı ve gizli müzakere içinde olduğu ve ateşkesin 3 ay içinde ilan edileceği açıklandı. El Mundo gazetesi, resmi kaynaklara dayanarak, ateşkes tarihinin dahi belirlendiğini, bu noktadan sonra anlaşmayı bozacak tek şeyin ETA’nın vazgeçmesi olacağını bildirdi.
    Kaynak olarak İspanyol istihbaratını gösteren gazete, ağustos ayı içinde müzakerelerde büyük ilerleme kaydedildiğini yazdı. Buna göre, Jose Luis Rodriguiz Zapatero liderliğindeki sosyal demokrat hükümet, ateşkesin ardından “kalıcı bir barış anlaşması” imzalanması için harekete geçecek.
    El Pais gazetesi ise, hükümetin, yasaklanmış olan Bask partisi Batasuna’dan, “ETA’ya silah bırakma baskısı yapmasını” istediğini yazdı.
    Meclis desteği gerek
    Başbakan Zapatero’nun sözcüsü, haberler hakkında yorum yapmamayı tercih etti. Sözcü, “Hükümet, anti-terör politikasına devam edecektir” demekle yetindi. Kamu Bakanı Jordi Sevilla ise, parlamentonun desteğini almaları halinde, ETA ile masaya oturabileceklerini söyledi.
    Gözlemciler ise, ateşkes konusunda bir takvim vermek için çok erken olduğu kanısında. Eski bir ETA lideri olan Julen de Madariaga, “Bir anlaşma hazırlık aşamasındaysa, şimdi bunun haberini yapmak hata olacaktır” uyarısında bulundu. Madariaga, haberin taraflardan birine baskı yapmak için sızdırılmış olabileceğini söyledi.
    İspanya Başbakanı Zapatero, dört ay önce, ETA’nın silah bırakması halinde örgütle müzakere edebileceğini açıklamış ve bu konuda parlamentodan destek almıştı. Bu kararı protesto eden muhalefetteki sağcı Halkçı Parti, başkent Madrid’te 250 bin kişinin katıldığı bir eylem örgütlemişti.
    Hükümetin ETA’ya karşı taviz vermeye niyetli olmadığı, ancak cezaevlerindeki yüzlerce ETA mensubunun serbest bırakılmasını düşünebileceği belirtiliyor.
    ETA, daha önce de çok sayıda ateşkes ilan etmişti. Örgütün bu yaz boyunca turistik hedeflere eylem düzenlememesi, yeni bir ateşkese hazırlandığı yönündeki iddiaları güçlendirmişti.


    Başa dön


    Krizin altından özelleştirme çıktı
    Ukrayna’da Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko’nun Başbakan Yulia Timoşenko’yu, ülkenin en büyük demir-çelik fabrikasının özelleştirilmesinde “peşkeş çekilmesini önlemek için” görevden aldığı bildirildi. Amerikan Associated Press ajansının haberine göre, Ukrayna Ekonomi Yargıtayı, Nikopol Demirçelik Sanayii’nin hisselerinin devlette kalması yönünde eylül başında karar vermiş ve bu karar da Yuşçenko’nun tam onayını almıştı. Ancak Başbakan Timoşenko, iki özel şirketin çelik sanayiindeki işlevlerini bertaraf etme girişiminde bulunmayarak, tam aksi yönde Yuşçenko’nun tasarrufuna aykırı hareket etti.
    Peşkeş girişimi
    Nikopol Demir-Çelik Sanayii’ndeki küçük ortaklarından “Privat Bank”a, altı gün önce Yuşçenko’nun azlettiği Başbakan Timoşenko tarafından fabrikanın yönetim kurulunda önemli görevler verildi ve bu da Yuşçenko’nun kararına kesin olarak karşı gelmekti.
    Nikopol, ABD’nin Steel Corp., Almanya’nın ThyssenKrupp’u gibi dünyanın en büyük demir-çelik sanayisi şirketleri arasında ilk 15 sırada yer alıyor.
    Ukrayna’nın “turuncu darbesinden” ve Yuşçenko’dan önceki devlet başkanı Leonid Kuçma’nın damadı Viktor Pinçuk da Nikopol’de en parlak eski hissedarlarındandı.
    Ukrayna Ekonomi Yargıtayı’nın 2 Eylül’de özelleştirilmesini iptal ettiği Nikopol’ün satışı, 2003 yılına dayanıyor.
  • İngiltere’de akaryakıt paniği başladı
    İngiltere’de akaryakıta uygulanan vergilerin yüksekliğinden şikayet eden lobinin organize ettiği bir dizi protesto eyleminin başlamasından hemen önce, birçok akaryakıt istasyonunda pompalara kilit vuruldu. Panik alımları önceki gece başlarken, istasyon önlerinde kuyruklar oluştu ve gece yarısına bile varılmadan istasyonlar yok satmaya başladı. Vergilerde kesintiye gitmeyi reddeden hükümet ise, protestocuların rafineri ve benzin istasyonlarının giriş-çıkışlarını kapatmasını önlemek için orduya “hazır ol” emri verdi. Ülke çapında 1100 akaryakıt istasyonu bulunan Texaco, satışların rekor seviyeye ulaştığını açıkladı. Birmingham’daki istasyonların akaryakıt yokluğu yüzünden tümüyle kapatıldığı, Merseyside’da ise yolda kalan sürücülerin polisi arayıp yardım istediği belirtiliyor. Bugün başkent Londra ve büyük kentlerdeki akaryakıt istasyonları ve rafinerileri felç etmeyi planlayan akaryakıt zamlarına karşı oluşturulan lobiyse faaliyetlerini cuma günü Galler’e kaydırmayı ve M4 karayolunu tümüyle trafiğe kapatmayı hedefliyor. Orduya rafineri ve istasyonların önlerini bloke eden her türlü aracın güç kullanılarak çekilmesi yolunda emir verildiği, hükümetin gerekirse terörle mücadele yasalarını devreye sokmayı bile planladığı belirtiliyor.
    Kölelik sözleşmesi
    ABD’li otomotiv devi Ford Motor Şirketi ile masaya oturan Kanada Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası (KAWU), binlerce sendika üyesinin işinden çıkarılmasına neden olacak toplusözleşmeyi kabul etti. Ford Motor’da çalışan 1100 işçinin kapı önüne konmasına neden olacak sözleşme, işçiler ve aileleri tarafından tepkiyle karşılandı. KAWU ise, sözleşmenin imzalanmaması halinde Ford Motor’un milyarca dolar zarara gireceğini ve bunun işçiler açısından daha kötü bir sonuç olacağını savundu. KAWU’nun kabul ettiği sözleşme, işten atılmaların yanı sıra çalışmaya devam eden işçilerin çok daha düşük maaş almalarına da sebep olacak. Sözleşme doğrultusunda, yıllık 59 bin dolar olan emeklilik maaşı 48 bine düşerken, işçilerin saat başına aldıkları ücretler de 45 centten 30 cente inecek. Öte yandan Ford Motor’un Windsor’da bulunan fabrikasında işlerinden olan yüzlerce işçi sözleşmeyi “kabul edilemez” olarak niteleyerek, grev çağrısı yaptılar. Anlaşma nedeniyle Windsor’daki işlerine daha düşük maaşlarla devam etmek zorunda kalan işçiler ise, sözleşmede geçen ücret miktarının, KAWU’nun tarihindeki en düşük miktar olduğuna dikkat çektiler. Sözleşmedeki maddeler sebebiyle ikramiyeler ve fazla mesai ücretlerinin de kesildiğini ifade eden Ford işçileri, çalışma saatlerinin giderek arttığını belirttiler. İşten çıkarılması beklenen arkadaşlarının grev çağrısına sıcak bakan Ford işçileri, KAWU’nun daha mücadeleci bir çizgi izlemesi gerektiğini söylediler. Kanadalı işçilerin bu açıklamalarına karşılık KAWU Genel Sekreteri Buzz Hargrove, “Eğer biz sözleşmeyi imzalamasaydık, Ford Windsor’daki fabrikayı kapatacaktı. Bunun olmasına izin veremeyiz” dedi. Sözleşmenin olumlu yanları olduğunu iddia eden genel sekreter, “İşçiler, ileride ne gibi zorluklar ile yüz yüze kalacaklarının farkındalar. İşlerine devam edecek işçiler tartışmayı bırakıp, son yılların en büyük zorlukları ile başa çıkmamızı sağlayan sözleşmenin iyi yanlarını görmeliler” diye konuştu. KAWU Yönetim Kurulu üyesi Jim Forbes ise, “Sözleşme, çok büyük kazanımlardan vazgeçmemize neden olmadı. Hatta, fabrikanın kapatılmasını önleyerek işçileri kurtardı. Kabul etmeliyiz ki, sözleşmenin bize kazandırdığı ya da kaybettirdiği bir şey yok. Çalıştığımız sürece, herhangi bir sorunumuz yok” ifadelerini kullandı. Ford Motor sözcüsü Stacey Allerton Firth da, “Sözleşme şirket yönetimini memnun etti. Bu durumdan işçiler de memnun olmalılar. Hepsi işlerini kaybetseler, daha mı iyi olur?” dedi. Ford’un, bölgede birçok fabrikası bulunan Toyota, General Motors ve Chrysler ile rekabet etmesi açısından büyük önem taşıyan Windsor fabrikası, yılda 500 milyon doları aşkın ciro yapıyor.
    Hastanede 45 ceset
    Katrina Kasırgası’nın vurduğu New Orleans kentinde, bazı doktorların ağır yaralılara morfin vererek onları öldürmek zorunda kaldıklarının ortaya çıkmasından sonra yeni bir dehşet yaşanıyor. Kentteki bir hastaneden önceki gün 45 ceset çıkarıldığı bildirildi. Sağlık ve Hastaneler Dairesi sözcüsü Bob Johannesen, cesetlerin Memorial Tıp Merkezi’nde bulunduğunu ve hastalara ait olduğunu söyledi. TenetHealthcare şirketinin sahip olduğu 317 yataklı hastane, kasırga nedeniyle sular altında kalmış ve bir süre önce boşaltılmıştı. Resmi kaynaklara göre, kasırgada öldüğü kesinleşenlerin toplam sayısı da 509’a yükseldi.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net