Nusaybin kalıcı barış istiyor
Mardin’in Nusaybin ilçesinde kitle örgütleri, Başbakan Erdoğan’ın Kürt sorunu konusunda söylediklerinin içini doldurmasını ve somut adımlar atılmasını istediler. Kitle örgütleri, “kalıcı barış” için hükümete ve Kongra-Gel’e çağrı yaptı. Nusaybin Kent Konseyi Genel Sekreteri Av. Songül Alkandemir, hem Başbakan Erdoğan’ın hem de Kongra-Gel’in açıklamalarını huzurlu ve barışçıl bir ortamın yaratılması açısından olumlu karşıladıklarını söyledi. Alkandemir şöyle devam etti; “Bizler, yani çatışmaların, her gün ölümlerin yaşandığı bölgelerde yaşayan insanlar, çatışmalı ortamdan en çok etkilenen kişiler olarak herkesten daha çok acı çektik. Bu yüzden en çok barışı ve huzuru biz hak ediyoruz. Her iki taraftan da beklentimiz, yaptıkları açıklamaları, sadece sözde bırakmayarak bunu fiiliyata geçirmeleridir. Yapılan açıklamalarda belirtilenler çok hassas noktalardır. Her iki tarafın da somut adımlar atmasını bekliyoruz.” Esnaf Sanatkarlar Kefalet Kooperatif Başkanı Zeynel Tunçalan ise demokrasinin bölgeye daha çok yayılması ve evrensel boyutlarda ele alınması gerektiğine vurgu yaptı. Başbakan Erdoğan’ın “Kürt sorunu benim sorunumdur” söylemini cesaretli bir çıkış olarak gördüklerini söyleyen Tunçalan, “Diğer politikacıların da çıkıp ‘Kürt sorunu vardır ve birlikte demokrasi çerçevesinde çözelim’ demelidir. Her iki tarafın da belirttiklerinde samimi olmalarını umut ediyoruz. Kongra-Gel’in 1 aylık eylemsizlik kararını olumlu buluyorum ancak, bunun 1 ayla sınırlı tutulmayarak, geniş zamana yayılmasını, akabinde de toplumsal ve kalıcı bir barışın tesis edilmesini arzuluyorum” dedi. Nusaybin Ziraat Odası Başkanı Nizamettin Başak da Başbakan Erdoğan’ın Kürt sorununu kabul ettiğini ancak bu konuda neler yapacağını açık bir şekilde halka anlatması gerektiğini belirtti. Halkın son açıklamalar ile umutlandığını ancak söylemlerin içeriğinin doldurulması gerektiğini vurgulayan Başak, söylemlerin içeriğinin doldurulmadığı takdirde halkın diğer siyasetçilere seçimlerde verdiği cevabın aynısını Başbakan Erdoğan’a da vereceğini kaydetti.
Yetmişsekiz Komünü çıktı
Ankara 78’liler Dayanışma Derneği’nin 3 ayda bir çıkacak olan bülteni Yetmişsekiz Komünü’nün ilk sayısı çıktı. Başyazısı ile 11 Eylül 2005’te düzenlenecek büyük Ankara mitingine çağrı yapılan dergide, çok sayıda yazı bulunuyor. Avukat Kamil Tekin Sürek, “12 Eylül sürüyor” başlıklı yazısında, 12 Eylül’de yaşanan işkenceleri anlatıyor ve bugün de Terörle Mücadele Yasası’nın değiştirilmek istendiğini, çalışma yasasında yapılan değişikliklerin 12 Eylül’ü aratmadığını hatırlatarak, 12 Eylül’cülerden hesap sorulması mücadelesinin önemine dikkat çekiyor. Avukat Mehdi Bektaş ise “25’inci yılında 12 Eylül” isimli yazısıyla kimi saptamalarda bulunuyor. Dergide Muzaffer İlhan Erdost’un, 12 Eylül 2004’te yapılan Darbeciler Yargılansın Mitingi’nde yaptığı şiirsel konuşma da yer alıyor. Ankara Tabip Odası Başkanı Ali Gököz ise, darbeyi, hekimlik mesleği ve halk sağlığı erozyonu açısından ele alıyor. 78’liler, 12 Eylül cuntasının hesabı sorulana kadar toplumsal hafızadan silinmemesi için, bu sayıdan itibaren katledilen işçileri, emekçileri, gençleri, yoldaşlarını, dostlarını, arkadaşlarını ve nasıl, nerede katledildiklerini “Genç Kalanlar” isimli bölüm ile hatırlatıyorlar. Sami Taşçı da, Kastamonu’nun Araç ilçesinde 12 Eylül döneminde yaşananları hatırlatmak üzere bir yazı ile katkıda bulunmuş komüne. Komün, bugüne seslenen yazıları da barındırıyor. “Rüzgara Söylenen Türkü: Mercan Vadisi” başlıklı yazıyla, katliamların ve acıların bugün de devam ettiği belirtiliyor. Dergide, 78’lilerin örgütlenme biçimine ilişkin tartışmalarla ilgili daha derinlikli bilgiye de ulaşmak mümkün. Dergide ayrıca, bu yıl yapılacak 12 Eylül Mitingi’ne çağrı niteliğinde yazılar, kitap tanıtımları, şiirler ve Tarihi Güncelleme ve Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan 12 Eylül dönemine ait veriler de yer alıyor.
Mevsimlik işçilerden çadır parası istiyorlar
Zonguldak’ın Alaplı ilçesine bağlı Çay Köyü Muhtarı Hüseyin Civan tarafından Mollabey Mahallesi’ndeki pazar yerine yerleşen mevsimlik işçilerden çadır başına 35 YTL ücret istenmesi tepkilere yol açıyor. Yurdun değişik bölgelerinden Alaplı’ya fındık toplamaya gelen mevsimlik işçilerin ekip başı Zekeriya Özmetek (65), 15 yıldan bu yana Alaplı’nın Çay Köyü Mollabey Mahallesi’ne çadır kurduklarını ve bugüne kadar beş kuruş para talebinde bulunulmadığını belirterek, “Bundan önceki Çay Köyü Muhtarı bizden beş kuruş para talep etmiyordu. Bu muhtar ise, ortalığı kirlettiğimizi ileri sürerek bizlerden çadır başına 35 YTL para talep ediyor. Bu parayı vermediğimiz takdirde bizi buradan atacağını söylüyor. Bizim bu parayı verecek gücümüz yok. Zaten bu yıl fındık da yok, burada oturup duruyoruz. Muhtarımızın bu konuya daha duyarlı davranmasını istiyoruz” dedi. Çay Köyü Muhtarı Hüseyin Civan ise, Mollabey Mahallesi pazar yerine yerleşen mevsimlik işçilerin bulundukları yere ciddi manada zarar verdiklerini iddia ederek, “İlçemize gelen mevsimlik işçiler mahallemize büyük zarar veriyorlardı. Ben de bunların önünü kesmek için mevsimlik işçilerden boş arazinin temizliği, su ve aydınlatma yapmak için ilk etapta 50 YTL para istedim. İşlerin az olduğundan dolayı bu kadar parayı veremeyeceklerini söyleyince onlara acıyarak 35 YTL vermelerini istedim. Bu parayı vermedikleri takdirde zorla mahallemden atacağım” dedi. Çay Köyü Mollabey Mahallesi’ndeki esnaflar ise, fındık toplama sezonunda Alaplı’ya gelen mevsimlik işçilerin Alaplı ekonomisine ciddi katkıda bulunduklarını belirterek, “Yurdun değişik bölgelerinden Alaplı’yı seçen mevsimlik işçiler, kazandıkları paraları yine ilçemize bırakıyorlar. Onların gelmesiyle işlerimizde artış oluyor. Köy muhtarımızın bunlardan çadır başına istediği 35 YTL’yi saçma buluyoruz” şeklinde konuştular.
Yıkımlara mitingle protesto
Yıkımlara Karşı Emekçi Halk Koordinasyonu, düzenlediği mitingle kentsel dönüşüm projesi adı altında geckonduların yıkılmasını ve yıkılmak istenmesini protesto etti. Haydarpaşa Numune Hastanesi önünde dün saat 13.00’da toplanan 350 kişilik grup “Yıkımlara karşı birleşelim evlerimizi savunalım” ve “Yıkımlara ve özelleştirmeye hayır” pankartlarıyla yürüyüş düzenledi. Kadıköy İskele Meydanı’na kadar yürüyen kitle “Dozer değil hizmet istiyoruz”, “Barınma hakkımız engellenemez” ve “Villalara savaş kondulara barış” sloganlarını attı. Düzenlenen mitingte Koordinasyon adına konuşan Mehmet Leylek, AKP’nin yıkım projesinin ranta dayandığını ifade etti. Projenin mimarının emperyalist IMF ve DB olduğunu belirten Leylek, AKP’nin sadece taşeronluk yaparak projeyi hayata geçirdiğini dile getirdi. Toprağın, fabrikaların satıldığını ve gecekonuların yıkıldığını kaydeden Leylek, insanları sokağa atan politikalara karşı mücadele çağrısında bulundu. Mitingte yapılan diğer konuşmalarda da yıkımların emekçilerin evlerine yöneldiği belirtilerek birlikte mücadelenin gerekliliği dile getirildi. Miting Grup Vardiya’nın söylediği türkülerle sona erdi.
|