www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Yargıya müdahale var’
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, hükümetin yargıya yönelik müdahalelerine sert tepki gösterdi. Ok, yeni hazırlanan yasa tasarılarının siyasetin adalete müdahalesi olduğunu söyleyen Ok, hakimleri ve savcıları buna karşı mücadale etmeye çağırdı.

‘Emret komutanım’la
   sorunlar çözülmez

Genel Kurmay İkinci Başkanı İlker Başbuğ’un açıklamalarının demokratik kamuoyu tarafından kabul edilemez olduğunu belirten DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Askeri çözüm sonuç getirseydi, 80 yıldır Türkiye’de ne Kürtler, ne Aleviler, ne de diğer farklılıklar kalırdı” dedi.

Uyum Protokolü imza aşamasında
Türkiye’nin 3 Ekim’de müzakerelere başlaması için tek şart olan Uyum Protokolü’nün imzalanmasında top İngiltere’nin sahasında.


‘Yargıya müdahale var’
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, hakimler ve savcıları “yargının önündeki en büyük tehdit” dediği siyasallaşmaya karşı mücadale etmeye çağırdı. Hükümetin yargıya yönelik düzenlemelerini eleştiren Ok, “Siyasal İslam hedefinde kararlı köktendinci akımların tempolarını yükselttiklerini fark etmemek imkansız” dedi.
Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği’nin 2004 yılı “Dürüstlük ve Yolsuzlukla Mücadele Ödülleri”, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı binasında düzenlenen törenle verildi. Başsavcı Nuri Ok’a “Dürüstlük ve Yolsuzlukla Mücadele Ödülü”nü Dernek Başkanı Erciş Kurtuluş verdi. Başsavcı Ok, ödülü aldıktan sonra yaptığı konuşmada, yine hükümeti hedef aldı. Son günlerde yoğunlaşan yargıdaki siyasallaşma ve kadrolaşma tartışmalarına değinen Ok, amaçlarının bunu engellemek olduğunu söyledi.
Tartışma yaratan Hakimler ve Savcılar Kanunu’nda değişiklik yapan yasayla ilgili olarak “Bu düzenleme yargıda bağımsızlık ve eşitlik ilkesine aykırıdır” diye konuştu. Nuri Ok, “yargıyı tehdit eden en büyük tehlike yargının siyasallaşmasıdır” yorumunda bulundu.
Ok, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in de veto ettiği yeni yasanın demokrasi ve özgürlükleri koruma gücü ve kapasitesini kaybettireceğini hatırlattı.
‘Adalete güven kırılıyor’
Hakimlerin hiçbir zaman bürokrat olarak görülmemesi gerektiğini de söyleyen Ok, adalete güveni kıran en önemli olumsuzluğun yargının siyasallaşması olduğunun altını çizdi. Yargı bağımsızlığını örseleyen, politik güce yargı üzerinde etkinlik sağlayan düzenlemelerin kaldırılmasına yönelik bıkmadan ve usanmadan yapılan çok açık istekler olduğunu savunan Nuri Ok, “Bu esnada, yargıda kadrolaşmaya imkan veren yasal düzenlemeler yapılarak avukatlık mesleğinden hakim adaylığına kabul aşamasında yargıya siyasi müdahalenin önü açıldı” dedi.
Hakim adaylarının mülakatlarının Adalet Bakanlığı tarafından yapılmasının eskiden beri eleştirildiğini hatırlatan Nuri Ok, bütün bu eleştirilere rağmen tamamen karşıt bir tutum içine girildiğini söyledi.
‘Siyasette kirlilik var’
Devlette ve toplumda kirlenmeye yol açan iki temel etmen olduğunu vurgulayan Ok, bunlardan birincisinin; özgür tartışma, özgür araştırma, bilgilenme ve bilgilendirme ortamının sınırlandırılması olduğunu ifade etti. İkincisinin ise; yöneticilerin kendi yaptıkları kanunlara uymaması olduğunu belirtti. Ok, “Devletin kanunları vardı, ama kimse uymuyordu. Kendi yaptıkları kanuna yöneticilerimiz kendileri uymuyordu. Halbuki Avrupa’da tüm hakimiyet kanundadır. Hükümdardan nefere kadar herkes kanuna uyar, uymayanları zorla uydururlar” diye konuştu.
Temiz toplum için ilk ve temel şartın saydam yönetim ve temiz siyaset olduğunun bilindiğini kaydeden Ok, siyasetin temiz yapılmadığı bir ülkede toplumun temiz kalmasının mümkün olmadığını da vurguladı.
Çankaya’dan görünen tablo
Konuşmasında “Çağdaşlığın karşıtı irticadır” diyen Ok, “Kısa bir süre önce Çankaya sırtlarında görülen tablo budur ve çok vahimdir. Hepimizi ürperten, endişeye sevkeden bu noktaya gelinmesinde belli odakların cumhuriyetin kuruluş felsefesi ve devrimlerine, Atatürkçü düşünceye ve demokratik sisteme karşı mevzi kazanma stratejisi saklanıp, olaya sadece özgürlükler açısından yaklaşılmasının etkisi olduğu da inkar edilemez” dedi.
Köktendincilik uyarısı
Günümüz Türkiye’sinde en önemli ve kritik kirliliğin dini ve kutsal değerleri kullanma üzerinde yoğunlaştığına dikkat çeken Başsavcı Ok, “Siyasal İslam hedefinde kararlı köktendinci akımların tempolarını yükselttiklerini fark etmemek imkansız” dedi. “Ne dine, ne dinlere, ne de laikliğe karşı olmayalım” diyen Başsavcı Ok, politik gücün ve idarenin hukukun üstünlüğünü içselleştirmesinin ; siyasal, toplumsal ve kurumsal gerginliklerin kısa sürede aşılmasını sağlayacağını kaydetti.


Başa dön


‘Emret komutanım’la sorunlar çözülmez
DEHAP tarafından düzenlenen Ekoloji ve Yerel Yönetimler Konferansı’nda konuşan DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt sorununun karşılıklı diyalogla çözülmesi gerektiğinin altını çizerken, yerel yönetimlerde hoş görünmeye değil hoşgörüyü egemen kılmaya çalışacaklarını ifade etti.
Ankara Dedeman Oteli’nde dün başlayan Ekoloji ve Yerel Yönetimler Konferansı’na, aralarında SHP’li belediye başkanlarının da bulunduğu 300 delegenin yanı sıra DEP Milletvekilleri Hatip Dicle, Orhan Doğan, Selim Sadak ile SDP, EMEP ve KESK’e bağlı sendikaların yöneticileri de katıldı.
Konferansın açılış konuşmasını yapan Tuncer Bakırhan, mevcut ekonomik modelde ezilenlerin ve mağdurların sorunlarının çözümünün imkansız olduğunu söyledi. Bu sorunların çözümü için daha güçlü birlikteliklere ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Bakırhan, “Bunu başarmak zor ama mümkün” diye konuştu.
Bakırhan, dünyada yaşanan sorunların benzerlerinin Türkiye’de de yaşandığını ifade ederek, antidemokratik yönetim anlayışından dolayı Türkiye’nin, çeşitli çatışmaların yaşandığı, yoksulluğun, işsizliğin arttığı, doğanın tahrip edildiği, cinsiyetler arası eşitsizliğin yaşandığı ve kültürel hakların yok sayıldığı bir ortam konumuna geldiğini dile getirdi. Söz konusu sorunların çözümü noktasında geleneksel politikalar dışında ciddi bir alternatifin yaratılamadığını vurgulayan Bakırhan, Kürtleri ve Alevileri sisteme entegre edecek politikaların çözüm gibi sunulduğuna dikkat çekti.
Dünden bugüne bütün hükümetlerin Kürt sorununun askeri yöntemlerle çözümü konusunda ‘Emret Komutanım’ dediğini belirten Bakırhan, Genel Kurmay İkinci Başkanı İlker Başbuğ’un açıklamalarının demokratik kamuoyu tarafından kabul edilmesinin mümkün olmadığını kaydetti. “Askeri çözüm sonuç getirseydi, 80 yıldır Türkiye’de ne Kürtler, ne Aleviler, ne de diğer farklılıklar kalırdı” diyen Bakırhan, Başbuğ’un açıklamalarının ardından hükümetin demokratik hakları kısıtlama çabası içine girdiğini vurguladı.
Bakırhan, egemen güçlerin engelleme çabalarına rağmen emekçilerin mücadeleleri sonucunda kazanılan yerel yönetimlerin, sorunların çözümü için model oluşturmak açısından önemli olduğunu vurguladı. Yerel yönetimlerde sadece belediyecilik hizmetleri vermekle değil, halkın taleplerine sahip çıkmakla da yükümlü olduklarını kaydeden Bakırhan, “Sadece devletin ve Genel kurmay’ın hassasiyetlerine göre hareket edersek halkın taleplerine cevap veremeyiz” dedi. Zor şartlar altında hizmet veren ve çeşitli kısıtlamalarla karşı karşıya olan belediye başkanlarına ve yerel yöneticilere seslenen Bakırhan, aynı yönetim anlayışına sahip belediyelerin birlikte hareket ederek alternatif bir yönetim modeli oluşturması gerektiğini vurguladı.


Başa dön


Uyum Protokolü imza aşamasında
Kuran kurslarını kim denetleyecek?
CHP Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu, Kuran kurslarının denetiminin, ilköğretim müfettişlerinin görev alanından çıkarılmasının gerekçesini sordu. Baloğlu, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in yanıtlaması istemiyle sunduğu soru önergesinde, İlköğretim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği’nde değişiklik yapılarak, Kuran kurslarının, ilköğretim müfettişlerinin görev alanından çıkarılmasının gerekçesinin açıklanmasını istedi. Bu kursların bundan sonra denetiminin hangi kurum tarafından yapılacağını soran Baloğlu, önergesinde, “2000 yılından itibaren yıllara göre, denetimi yapılan Kuran kursu sayısı kaçtır? Denetimler sonucu herhangi bir yaptırım uygulanan Kuran kursu ya da personeli var mıdır? Ne gibi tespitlerle, ne gibi cezalar verilmiştir? 2000 yılından beri yıllara göre bu kapsamdaki kaç yurtta denetim yapılmış ve ne gibi tespitlerle, ne tür cezalar uygulanmıştır?” sorularını yöneltti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net