www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Seyre dalarken...
Adile Yadırgı’nın ilk solo albümü “Seyr-i Âlem”, modern tınılara dokunarak, geçmişin özgün yorumuyla raflardaki yerini aldı. Elektronik altyapılar ve usta müzisyenlerin güçlü performansıyla birleşen Adile’nin lirik soprano sesi, dinleyenleri farklı bir müzikal buluşmaya da davet ediyor.

Beyaz perdenin ‘İyi kalpli kız’ı
Gençler, orta yaşlılar hiç tanımaz onu. Ancak yaşlılar, o da hem Türk filmlerini kaçırmayanlar, hem de belleği güçlü olanlar tanır Birsen Menekşeli’yi.

İstanbul’un sesleri
   Açıkhava’da buluşuyor

İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu, 29 Temmuz Cuma günü 16. Most Açıkhava konserleri kapsamında İstanbul’un seslerini ağırlayacak.


Seyre dalarken...
“Bir başlangıç olmalıydı ve adlarını bilmediğim bütün nehirlerin sularıyla büyütmeliydim, göçlerden taşıdığım dilek ağacını. Yüzümü ellerime gömüp seyr-i âleme daldım...” diyen Adile Yadırgı’nın “Seyr-i Âlem” albümü müzikseverlerle buluştu.
Erken yaşlarda başladığı müzik yaşamına 1995 yılında İ.T.Ü. Türk Musıkîsi Devlet Konservatuvarı’na girerek profesyonelleşmenin ilk adımını atan
Adile Yadırgı, Konservatuvarın Temel Bilimler Türk Halk Müziği Anasanat Dalı mezunu oldu. Yadırgı, birçok müzik grubuyla çalışarak, Türkiye’nin değişik bölgelerinde ve yurtdışında pekçok konser verdi.
İlk solo albüm
Adile Yadırgı, bu ilk solo albüm çalışmasından önce, Doublemoon etiketiyle çıkan Orient Expressions’ın “Divan” albümünde “Kerkük Divanı” adlı türküyü ve geçtiğimiz aylarda yitirdiğimiz Tuncay Akdoğan’ın Seyhan Müzik’ten çıkan “Bir Nehir ki Ömrüm” albümünde bir Akdoğan bestesi olan “Yarın Çok Geç Olacak” isimli şarkıyı seslendirdi. Son yıllarda yaygınlaşan etnik müzik projeleri ve Adile’nin aldığı eğitim, onun, modern ve aynı zamanda geleneksel tavırla yoğrulmuş müzikal duruşunu da şekillendiriyor. Bu anlamdaki müzikal seyri, ona, “Seyr-i Âlem” projesini gerçekleştirmek için güç katmış.
Bestesi de yer alıyor
Altyapılardaki özgün düzenlemelerin tümü ve bazı eserlerin müziklerinin Jehat’a ait olduğu albümde, ayrıca Adile Yadırgı’nın şarkı sözleri ve bir de bestesi bulunuyor.
Albümde biri enstrümantal toplam 14 eser yer alıyor. Yadırgı, İç Anadolu’dan “Acem Kızı”, Rumeli’den “Yıldız Dağı”, Muğla’dan “Al Yazmanın Oyası”, Karadeniz’den “Dereler”, Kuzey Bulgaristan yöresine ait, Bulgar kadınlarının seslendirdiği kayıtlardan elde edilen “Ayletme” gibi türküler ve Gürcüce bestelenmiş “Me Zor Mikvars”la serüveninin ilk duraklarını oluşturmuş.
Kerkük divanı
Ayrıca, “Orient Expressions-Divan” albümünde seslendirdiği “Kerkük Divanı”nı, değişik performanslarla duyuran Adile, “Seyr-i Âlem”de de bu türküye yer vermiş.
Albümde; elektronik altyapılar ve alanlarında usta müzisyenlerin güçlü performansıyla birleşen Adile’nin lirik soprano sesi, “Buluşmalar”da sizi farklı bir müzikal buluşmaya da davet ediyor.
“Sevdalı Kuş” isimli şarkıda ise Yadırgı’nın uzun yollara düşen sevdasına tanık olacaksınız. Dünyanın kulak kabarttığı etnik müziğin heyecanıyla buluşan “Seyr-i Âlem” albümü, modern tınılara dokunarak ve Adile Yadırgı’nın geçmişin özgün yorumunu duyurduğu güçlü sesinden, Beyoğlu Metropol Müzik etiketi ve kalitesiyle, raflardaki yerini alıyor.
“Seyri-i Alem”; Adile Yadırgı; Metropol Müzik


Başa dön


Beyaz perdenin ‘İyi kalpli kız’ı
Bülent Habora
Gençler, orta yaşlılar hiç tanımaz onu. Ancak yaşlılar, o da hem Türk filmlerini kaçırmayanlar, hem de belleği güçlü olanlar tanır Birsen Menekşeli’yi.
Hemen tüm filmlerinde “İyi kalpli kız” rollerini oynamıştır. Filmlerde ne denli “İyi kalpli”yse, özel yaşamında da böyleydi. Üstelik kendisiyle ilgili hiçbir şeyi gizlemeden, açıkyüreklilikle anlatırdı.
Birkaç kez söyleşi yaptım Birsen Menekşeli’yle, 1960’ların başlarında. Ne sordumsa, yanıtını verdi. Kaçamak yollara sapmadı, hatta, “Aman, n’olur bunları yazma” demedi.
Fotoğraf çektirirken de aynıydı. “Aman Birsen, şöyle şuh bir poz ver de röportajın sayfası renklensin,” dediğim zaman, örneğin, yandaki fotoğrafta gördüğünüz gibi, yanlamasına koltuğa oturur, bacak bacak üstüne atar, dizlerinin dört parmak üstüne kadar açılır etekliği, eline bir sigara alır ve pozunu atardı. 45-50 yıl öncesinin en şuh fotoğrafları böyle olurdu. Günümüzün takiyyeci şeriatçileri o günleri nasıl da özlüyordur...
Gariptir, “sigara” o zamanlar çok önemli bir ögeydi. “En erkek” olan aktörler de, “en kadın” olan aktrisler de gazetecilere poz verirken ya da fotoğraf stüdyolarında resim çektirirken, aksesuvar olarak öncelikle sigarayı kullanırlardı. Stüdyolarda çektirilen resimlerde, rötuşlarla özellikle sigara dumanı resimlere eklenirdi. Hiç sigara içmeyen biri bile “Sigara”yı kullanırdı fotoğraf çektirirken. Birsen Menekşeli’nin de özel yaşamında yanda o Küçükçekmece’de ağaç olduğumuz, saatlerce bir şeyi beklediğimiz zorlu günde bile sigara içtiğini görmedim. Ama “şuh pozu” için, hemen aldı eline sigarayı...
Baleden sinemaya
3 yıl bale çalışmış Birsen Menekşeli. Daha sonra Ankara Radyosuna girmiş. Nedim Otyam’ın yönetiminde 10 yıl boyunca, Büyük Stüdyodaki Radyo Çocuk Kulübünün programlarında görev almış. “Her hafta aynı şarkıyı okuyordum. ‘Koşun, koşun radyo başına, her cumartesi günü geçiyor işbaşına, Radyo Çocuk Klulübü’ diyordum. Çoğu yaşıtım olan milyonlarca çocuğa bu 10 yıl boyunca şiirler okudum, skeçler oynadım,” diyordu Birsen. Onu tiyatroya ve sinemaya Nedim Otyam itmiş: “Nedim Otyam Ağabey de bir gün söz arasında, ‘İyi bir tiyatro ve sinema yıldızı olabilirsin Birsen,’ demişti de, bu güzel söz beni çok utandırmıştı.”
Ve birkaç yıl sonra, yönetmenliğini Nedim Otyam’ın yaptığı “İnleyen Dağlar” filminde oynuyordu. O filmde bir de alışkın olduğu bir işi yapmış, nişanlanmıştı. Atilla Ergün’le aralarından su sızmadığı için nişanlamışlar sette. Birsen “nişanlanama”ya alışıktı. Bir ara âşık olduğu pilotun yanında olmak için hostes bile olmuştu. Hostesken üç kez de “Uçak nişanı” yapmış. “Hosteslerin görevi sadece içki gibi şeyler dağıtmak değildi o zamanlar, yolcuyu da memnun etmek zorundaydık. Üç kez ‘sizinle evlenmezsem, uçaktan inmem,’ diyen yolcularla nişanlandım. Uçaktan inince de bozdum nişanı.”
“Afacan”la başlamıştı sinemaya. Ve ilk 13 ayında 13 fim için anlaşma yapmıştı. O arada Bulvar Tiyatrosu’nda “Leyleğin Ömrü”yle tiyatro sahnesine çıktıktan sonra Tevfik Bilge Tiyatrosu’na geçmişti. Tiyatroda “Mebus Olacağım” ve “Çapkın Damat”ı oynarken, sinemada da “Şeytanın Kılıcı”, “Senin için Affettim”, “Yumurcak Faka Basmaz”, “Benim Küçük Meleğim”, “Atı Alan Üsküdar’ı geçti”, “İnleyen Dağlar”, “Ölmek İstiyorum”, “Hayat Bazen Tatlıdır” gibi filmlerde rol alıyordu.
Sinemamızın hanımefendi bir sanatçısıydı.
Biz gazetecilerin ise belki de en çok sevdiği aktrislerden biri. Çünkü fotoğraf çektirirken de, sorularımıza yanıt verirken de kasıntılık yapmazdı...


Başa dön


İstanbul’un sesleri Açıkhava’da buluşuyor
İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu, 29 Temmuz Cuma günü 16. Most Açıkhava konserleri kapsamında İstanbul’un seslerini ağırlayacak. Konserde Mercan Dede, Türk geleneksel motiflerini Funk müziği ile buluşturan saksafoncu İlhan Erşahin, Bergama Gaydası ve Hicaz Dolap isimli albümlere imza atan klarnetçi Hüsnü Şenlendirici, Türk müzik aletlerini elektronik ögelerle birleştiren Baba Zula ve elektronik müziği “doğu” ile buluşturan yolda henüz keşfedilmemiş olana doğru ilerlemek için ilk adımlarını “Divan” adlı albümle atan Orient Expressions aynı sahneyi paylaşacak.
İstanbul’un zengin müzikal renklerinden ilham alınarak hazırlanan derleme albüm serisi “East2west” konseptinden yola çıkarak düzenlenen konserde Doublemoon sanatçıları Mercan Dede, İlhan Erşahin, Hüsnü Şenlendirici, Baba Zula ve Orient Expressions yanı sıra Ceza, Sabahat Akkiraz, Alexander Hacke, Aynur Doğan, Mehmet Güreli gibi sanatçıların katılımıyla doğudan batıya bir köprü kurulacak.
Barok dönemi ezgileri
Türkiye’de arp denince akla gelen ilk isim olan Şirin Pancaroğlu’nun “Hasret Bağı” ve “Kuyruklu Yıldız Altında” albümlerinin ardından çıkardığı üçüncü albümü “Barokarp”, Triolila Müzik tarafından yayınlandı. “Barokarp” albümünde sanatçı “enstrüman”ın ilk kez ön plana çıktığı barok dönemin ezgilerini arpıyla seslendirmiş. Şirin Pancaroğlu’nun tamamen barok dönem eserlerinden oluşan yeni albümü “Barokarp”in temeli, sanatçının 2002 yılında verdiği bir konserde doğmuş. Verdiği konserlerle dünyanın çeşitli köşelerine uzanan Pancaroğlu, A.B.D.’de Kennedy Center ve Wolf Trap, Kore’de Sejong Cultural Arts Center ve İstanbul’da AKM gibi seçkin müzik merkezlerinde sesini duyurdu. Aralarında Berlioz Festivali, Villeveyrac Müzik Haftaları, Trieves Festivali, Chirens Festivali, Yapı Kredi Sanat Festivali, Uluslararası Ankara ve Eskişehir Festivalleri olmak üzere pek çok festivale katıldı. ABD, İsviçre, Fransa, Kore ve Türkiye’de televizyon ve radyo programlarına konuk edildi.
“Barokarp”; Şirin Pancaroğlu; Trio; Lila müzik...

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net