www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Canlı bomba’ dediler
   elleri kelepçeli adamı öldürdüler

Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in makamında olduğu saatlerde, Adalet Bakanlığı’na gelen ve “canlı bomba” olduğu iddia edilen bir kişi, önce ayağından sonra başından vurularak öldürüldü.

Eğitimci geleceğini tartışıyor
Eğitim Sen’li şube başkanları, yarın toplanacak Eğitim Sen Olağanüstü Genel Kurulu’nu gazetemize değerlendirdi.

Panzer sakat bıraktı
Askeri operasyonları protesto etmek için gösteri yapan gruba müdahale eden polisin kullandığı panzer 15 yaşındaki R.T. adlı çocuğu ezdi.

AKP, SSK ve GSS
   tasarısını çıkaracak

Genel Sağlık Sigortası ve Sosyal Sigortalar Yasa Tasarısı (GSS, IMF’nin arka arkaya gelen tehditleri nedeniyle, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda dün görüşülmeye başlandı.


‘Canlı bomba’ dediler
   elleri kelepçeli adamı öldürdüler
Adalet Bakanlığı önünde “canlı bomba” olduğu iddia edilen bir kişi polis tarafından vurularak öldürüldü. Polis yetkilileri, beline sardığı bombalarla Adalet Bakanlığı’na girmeye çalışan eylemcinin burada fünyeyi çektiğini, ancak bombayı patlatamadığını öne sürdü. Polis tarafından sıkıştırılarak başından vurulan kişinin ellerinin arkadan kelepçeli oluşu dikkat çekti. Polis, isminin Eyüp Beyaz olduğunu açıkladığı eylemcinin DHKP-C örgütü üyesi olduğunu öne sürdü.
Başbakanlık, Adalet Bakanlığı ve çevrede paniğe yol açan olay nedeniyle bakanlık çevresi öğle saatlerine kadar geçişe yasaklandı.
Elleri kelepçelendi
Görgü tanıkları ve polis yetkililerinin anlatımlarına göre, sabah 09.30 sıralarında Adalet Bakanlığı’na gelen 25-30 yaşlarındaki esmer bir kişi, X-Ray cihazından geçerek içeri girmek istedi. Cihazın alarm vermesi üzerine polisler tarafından durdurulan kişi yere yatırılarak, elleri arkadan kelepçelendi. Söz konusu kişinin üzerinde bomba olduğundan şüphelenen Bakanlık görevlileri, bomba imha uzmanlarını çağırdı. İddialara göre, bomba imha ekibi beklenirken elleri kelepçeli şahıs üzerindeki bir fünyeyi patlattıktan sonra, çıkan kargaşada olay yerinden uzaklaşmaya başladı.
Kafasına ateş ettiler
Görgü tanıkları, elleri kelepçeli halde Bakanlıktan çıkan kişinin, Güvenpark tarafına doğru koştuğunu, üzerinde gazetecilerin yeleğine benzer bir yelek olduğunu anlattılar. Görgü tanıkları, bu sırada bakanlık önündeki sivil polislerin açtığı ateş sonucu ayaklarından vurularak yere düşen kişinin yerden doğrulmak istemesi üzerine, resmi kıyafetli bir özel tim mensubunca kafasından vurulduğunu söylediler.
Şahsın öldüğünden emin olunduktan sonra cesede yaklaşan polisler, ellerindeki falçata benzeri bir aletle yeleği keserek çıkardılar.
Kameraların önünde oldu
Kameraların önünde vurulan kişi uzun süre bakanlığın Güvenpark tarafındaki girişinde bekletildi. Daha sonra bomba imha ekipleri ceset üzerinde inceleme yaptılar. Öğle saatlerinde ise ceset Adli Tıp Kurumu cenaze aracı ile Adli Tıp’a götürüldü.
Vurulan kişinin üzerinden Muharrem Akyurt adına düzenlenmiş kimlik çıktığı açıklandı. Ancak daha sonra kimliğin sahte olduğu ve vurulan kişinin adının “Eyüp Beyaz olduğu ve DHKP-C ile ilişkisi nedeniyle arandığı” duyuruldu. Ankara Emniyet Müdürlüğü, Beyaz’ın vücudunda bomba düzeneği yerleştirilmiş korse bulunduğunu iddia etti.
Çiçek binadaydı
Olay meydana geldiğinde, Adalet Bakanı Çiçek’in makamında olduğu öğrenilirken, saat 10.00 sıralarında binadan çıkan Çiçek, Eyüp Beyaz’ın elleri kelepçeli olduğu halde neden sağ yakalanmadığı sorusuna, “Dolmuş duraklarının oradaki halkın arasına karışmak istedi. Halkın can güvenliği için öldürüldü” dedi.
İHD yapılan açıklamada ise, “Eylemcinin sağ yakalanmasının mümkün olup olmadığı yada öldürülmesinden mutlak zorunluluk olup olmadığı soruları önem kazanmaktadır” denildi.

Yanıt bekleyen sorular
Adalet Bakanlığı girişinde meydana gelen olay, şu soruları da beraberinde getirdi.
- Kelepçeli kişinin üzerinde olduğu öne sürülen bombayı patlatma imkanı zayıftı. Ancak onlarca polisin arasından yürüyürek dışarı çıktığı belirtilen kişinin üzerine ateş açılması suretiyle, bombanın patlama ihtimali yükselmedi mi? Bu durumda halkın güvenliği tehlikeye atılmadı mı?
- Kelepçeli şahıs önce ayağından vuruldu. Yaralı olarak yere uzanan kelepçeli kişiye neden daha sonra defalarca ateş edildi? Özellikle de kafasına.
- Etkisiz hale getirilen ve ölümcül yara alan şahıs üzerinde bomba imha uzmanları uzun süre inceleme yaptı. Aradan bir saat geçmesine rağmen neden ambulans olay yerine getirilmedi?


Başa dön


Eğitimci geleceğini tartışıyor
Onur Bakır
Eğitim Sen Olağanüstü Genel Kurulu yarın toplanacak. Genel Kurul öncesi sorularımızı yanıtlayan Eğitim Sen şube başkanlarının bir kısmı, “tüzük değişikliğine gidilerek, Eğitim Sen’in yaşatılması” gerektiğini kaydetti. Bazı şube başkanları ise “tüzük değişikliği yapılmadan, Eğitim Sen’in geleceğe taşınması” yönünde görüş bildirdiler.
Adana Şube Başkanı Güven Boğa, demokrasi mücadelesinin “gericiliğin talep ettiği sendikacılık anlayışı” ile yürütülemeyeceğini belirterek, “Tarihsel öneme sahip bir noktadayız. Anadilde eğitimin tüzükte yer almasını, bu mirasın devam etmesini istiyoruz” dedi. Eğitimcilerin gerekirse kuracağı yeni bir sendikayla bu mirasa sahip çıkabileceğini kaydeden Boğa, “Eğitim Sen geleneğinin tahrip edilmemesi için delegelere önemli görev düşüyor” diye konuştu.
İstanbul 2 No’lu Şube Yöneticisi Turgut Yokuş da Eğitim Sen üzerinden demokrasi güçlerinin “hazır ola geçmesi”nin istendiğini kaydederek, bu doğrultuda bir tavrın “giyotine boyun uzatmak” anlamına geleceğini söyledi. Yokuş, “Umarım Genel Kurul yeni bir silkinme olur, ders çıkarılmasını ve yeni bir mücadele hattını oluşturmasını sağlar” dedi.
İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Toprak, kapatma kararının “Genel Kurmay’ın emriyle verilmiş siyasi bir karar” olduğunu belirterek, güç odaklarının Eğitim Sen’i istediği yere çekerek zayıflatmaya çalıştığını söyledi.
‘Değişiklik tek seçenek değil’
Kırıkkale Şube Başkanı Yüksel Şahin ise toplantılar yaparak tabanın görüşünü aldıklarını belirterek, ağırlıklı eğilimin “tüzüğün değiştirilmemesi, hukuksal olanakların değerlendirilmesi ve mücadele edilmesi” olduğunu bildirdi. Tüzük değişikliğinin tek seçenek olarak sunulmasını doğru bulmadıklarını ifade eden Şahin, “Gerekiyorsa yeni bir sendikayla yolumuza devam ederiz” dedi. Kayseri Şube Başkanı Halil Ünal da “duygusallığa kapılmadan gerçekliğin üzerinden gidilmesi” ve “tüzük değişikliğiyle sendikanın kurtarılması” yönünde görüş bildirdi. Ünal, bunun geri adım atmak anlamınıa gelmediğini savundu.
‘Manevra olarak değerlendirilmeli’
İzmir 2 No’lu Şube’den Ziya Kanya ise Eğitim Sen’in bugüne kadar direnerek anadilde eğitimi gündeme soktuğunu dile getirdi. Gelinen aşamada tüzük değişikliği ile yola devam edilmesi gerektiğini belirten Kanya, bunun bir “manevra” olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kanya, değişikliğin “anadilde eğitimi savunmaktan vazgeçmek” anlamına gelmediğini söyledi.
Diyarbakır Şube Başkanı İhsan Babaoğlu, Diyarbakır’da “tüzüğün değiştirilmemesi” yönünde eğilimi olmakla birlikte, genel görüşün, “Eğitim Sen’in yaşatılması için tüzük değişikliğine gidilmesi” olduğunu anlattı. Babaoğlu, Eğitim Sen’in Türk ve Kürt emekçilerinin ortak mücadele örgütü olduğunu, bu birlikteliğin korunması gerektiğini söyledi. Van Şube Başkanı Özdal Üçer, toplantılar yaparak genel kanaatı belirlediklerini bildirdi. Üçer, “Genel kanaat sistemin dayatmalarına göre kendimizi biçimlendirmek yerine, mücadeleyi yükselterek yasaların değişmesini sağlamak, ilkelerimizden taviz vermeden yolumuza devam etmek. Geri adım atmayı, tüzük değişikliğine gitmeyi şube inisiyatifi olarak kabul etmiyoruz” diye konuştu.


Başa dön


Panzer sakat bıraktı
Derya Balduz
Bölgede süren askeri operasyonlar ile Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit uygulamalarını protesto etmek için 25 Haziran’da, Kanarya Mahallesi’nde eylem yapıldı. Eyleme müdahale eden polis ile grup arasında çatışma çıktı. Tazyikli su ile gruba müdahale eden polisin kullandığı panzer, olay yerinde bulunan 15 yaşındaki R.T. adlı çocuğu ezdi. Kaburga kemikleri ve kolu kırılan ve vücudunun birçok yerinde ezilme meydana gelen R.T, panzere bindirilerek Kanarya Karakolu’na ve ardından Halkalı Çocuk Şubesi’ne götürüldü. Yaralı halde karakola götürülen R.T’nin polisler tarafından dövüldüğü iddia edildi. Bakırköy Devlet Hastanesi’ne götürülen R.T, kontrolden geçirilmeden yine Halkalı Çocuk Şubesi’ne getirilerek, nezarete konuldu. Aile avukatının girişimleriyle yeniden Bakırköy Devlet Hastanesi’ne kaldırılan R.T’nin kaburga kemikleri ve kolunun kırıldığı, vücudunda darp izlerinin bulunduğu tespit edildi. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na çıkarılan R.T, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.
İş göremez raporu
R.T, durumunun ağırlaşması üzerine ailesi tarafından Özel Balkan Hastanesi’ne kaldırılarak burada ameliyata alındı ve koluna platin takıldı. 3 aylık iş göremez raporu alan ve tedavisi evinde devam eden R.T yaşadıklarını şöyle anlattı: “İşten eve dönerken, yolda yürüyüş yapanları görünce merak edip baktım. Bir anda panzerler geldi ve halkın içine yürüdü. Ben kaçarken beni ezip geçti. Uzun süre yerde nefes alamaz şekilde yattım, sonra da bayılmışım. Gözümü açtığımda polislerin beni alıp panzere attıklarını gördüm. Yaralı olmama rağmen beni dövmeye devam ettiler. Hakaret ve küfür edip ‘Sen teröristsin’ diyorlardı. Artık nefes alamadığımı görünce bir polis, ‘Elimizde ölecek hastaneye götürelim’ dedi.”
Öldü dediler
R.T’nin babası Ahmet T. de, olayın ardından polislerin oğlunun öldüğü yönünde bilgi verdiğini ve “Siz vatan hainisiniz, teröristsiniz” şeklinde suçlamalarda bulunduğunu iddia ederek, şunları anlattı: “Avukatla Bakırköy Devlet Hastanesi’ne gittiğimizde oğlum komadaydı, konuşacak halde değildi. Oğlumu daha sonra Halkalı Çocuk Bürosu’na götürdüler. Çocuk Bürosu’nda bize ‘Siz vatan hainisiniz, teröristsiniz’ diyerek hakaret ettiler.”
Ekonomik durumunun çok kötü olduğunu belirten Ahmet T. oğlunun tedavi masrafları için harcadığı 5 milyar lirayı da borç aldıklarını söyledi. “Oğlumu o hale getirmelerine rağmen hiçbir tedavi masrafını karşılamadılar” diyen Ahmet T. oğlunun sakat kalma riskinin bulunduğunu ifade etti.


Başa dön


AKP, SSK ve GSS tasarısını çıkaracak
Genel Sağlık Sigortası ve Sosyal Sigortalar Yasa Tasarısı (GSS, IMF’nin arka arkaya gelen tehditleri nedeniyle, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda dün görüşülmeye başlandı. IMF’nin “yasa yoksa para da yok” tehdidine boyun eğen AKP Hükümeti, Meclis’i tasarı çıkana kadar çalıştıracak.
Hükümetten geldiği haliyle geçicilerle birlikte 174 maddelik tasarı Alt Komisyon’da geçiciler dahil 123 maddeye indirilirken, yürürlük tarihi de 2006’dan 2007’ye çekildi. Tasarı komisyonda görüşülmesinin ardından Genel Kurul’da “temel yasa” olarak 5 madde halinde görüşülecek.
AKP ‘kararlı’
Tasarı, Belediyeler ve Bankacılık tasarılarının ardından Meclis’te görüşülecek. Pazar günü akşam saatlerine kadar yetişmemesi halinde AKP, çalışma sürelerini pazartesi-salı gününe kadar uzatacak. Ancak, CHP Grubu’nun, Belediyeler ve Bankacılık Yasa Tasarıları görüşülmeye başlanınca Genel Kurul’u terk etme kararı, AKP’nin işini kolaylaştıracak. AKP Grup Başkanvekilleri, “Meclis’in pazartesi, salı da çalıştırılmasına ilişkin haberin doğru olup olmadığı”nın sorulması üzerine, “CHP’nin tutumu belirleyecek. CHP Genel Kurulu terk ederse zamanında yetiştiririz” dediler.
Önergeleri de tıkadılar
Belediyeler ve Bankacılık Yasa tasarılarını “temel yasa” olarak görüşecek olan AKP, erken davranıp, önerge haklarını da aldı. Önceden verdikleri önergeler ile CHP’nin önerge verip, süreyi uzatmasına da engel olan AKP’lilerin bu tutumu CHP’de tepki yarattı.
CHP Grubu, “temel yasa” olarak belirlenen tasarılar görüşülmeye başlandığında topluca Genel Kurulu terk etme kararı aldı. CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu, böylesi demokrasinin önünün tıkanmasının Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde görülmediğini söyledi. Tasarıların hem “temel yasa” olarak birkaç maddeye indirildiğini, hem de muhalefetin önerge verme hakkının engellendiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, bütün bunların IMF’nin talimatları doğrultusunda yapıldığını, hükümetin kendisini IMF’ye teslim ettiğini belirtti. CHP’li İzzet Çetin’in de bu eleştiriyi yeniden ifade etmesinin ardından AKP’li Mahfuz Güler “Sözünü düzelt” diye müdahale ettiler. Tasarıda olumlu tek şeyin cenaze paralarının artırılması olduğunu kaydeden Çetin, hükümetin bununla “sen öl cenazeni ben kaldırırım” dediğini aktardı.
CHP’lilerden baskın
İHD: halk cezalandırılıyor
Şırnak’ın İdil ilçesinde yaşanan çatışmada hayatını kaybeden 3 HPG’linin aileleri ile İHD’nin ortak basın açıklamasında konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Selahattin Demirtaş, bir haftadan bu yana ailelere teslim edilmeyen cenazelerin çürümeye terk edilerek ailelerin ve bölge halkının cezalandırılmak istendiğini kaydetti. Gerilla yakınlarından Adil Kurt ise, “Bizim muhatabımız devlettir, cenazelerimizi devletten istiyoruz” dedi. Şırnak’ın İdil ilçesi Cehennem Deresi bölgesinde 23 Haziran’da askerler ile HPG gerillaları arasında yaşanan çatışma sonucu yaşamını yitiren Mehmet Maşuk Altuk, Kemal İsmailoğulları ve Zahide Kurt’un aileleri İHD Diyarbakır Şubesi ile dernek binasında ortak basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı Selahattin Demirtaş, Şırnak Valiliği’nin yaşamını yitiren gerillaların üzerinde bulunduğu belirtilen mühimmatları basın açıklaması ile duyurduğunu kaydederek “Eğer militanların cesetlerine ulaşılamadıysa, yanlarındaki silah ve mühimmatlara nasıl ulaşıldı? Valilikten bir açıklama bekliyoruz” dedi.
Katledilen aydınlar anıldı
Sivas Madımak Oteli’nde katledilen aydınlar düzenlenen etkinlikle anıldı. Alibeyköy Pir Sultan Abdal Kültür Derneği önceki gün Alibeyköy Cemevi bahçesinde düzenlediği anma etkinliğiyle “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” dedi. Çoğunluğunu kadın ve gençlerin oluşturduğu kalabalık kitlenin katıldığı etkinlik saat 20:45’te saygı duruşuyla başlarken, etkinlik boyunca yerel sanatçı ve müzik grupları sahne aldı, semah ekibi gösteri sundu. Pir Sultan’dan şiirlerin okunduğu gecede yapılan konuşmalarda Sivas’ın unutulmaması ve unutturulmaması gerektiği öne çıkarken, duyarlılığın arttırılarak tekrar katliamlara izin verilmemesi dile getirildi.
Öğretmenlerini istediler
Avcılar Ömer Seyfettin İlköğretim Okulu 3. sınıf öğrencileri, bir başka okula sürgün edilen öğretmenleri Şaziye Köse’nin yeniden okula dönmesi talebiyle topladıkları 1000 imzayı Cumhurbaşkanı ve Milli Eğitim Bakanı’na gönderdiler. İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde dün basın açıklaması yapan öğrenciler ile velileri, Köse’nin sürgün edilmesini alkışlarla protesto ettiler. Veliler adına basın açıklamasını okuyan Nesrin Akduman, Köse’nin sürgün edilmesine gerekçe olarak, “Öğrencileri mağdur etmek ve okul kurallarına uymamak” iddiasının gösterildiğini belirterek, “Soruyoruz; hangi öğrencileri mağdur etti? O 3 yılda değil bizim çocuklarımızı mağdur etmek, çeşitli nedenlerle bizim çocuklarımızda var olan mağduriyetleri yok etti” dedi. Öğrenci velilerinden Ayten Bıyıklı da, “Bizim çocuklarımızı bizden daha çok düşünüyor. Yeri geldiği zaman bizi de eğitti. Biz öğretmenimizi istiyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi. Veliler, açıklamanın ardından imzaları, Cumhurbaşkanı’na ve Milli Eğitim Bakanlığı’na iletilmek üzere İl Milli Eğitim Müdürü’ne verdiler.
Sağlık Bakanlığı personeli zehirlendi
Sağlık Bakanlığı’nda çalışan personel yemekten zehirlendi. Bakanlık personeli hastanelere akın etti. Ankara ve Numune Hastanesi dolup taştı. Bir kısmı diğer hastanelere gönderildi. Edinilen bilgiye göre, Sağlık Bakanlığı’nın yemekhanesinde önceki gün öğle yemeğinde yedikleri balıktan zehirlendikleri tahmin edilen yaklaşık 70 personel çeşitli hastanelerde tedavi altına alındı. Yapılan tetkikler sonucunda, personelin yedikleri bir yemekten zehirlendikleri ortaya çıktı. Personelin öğle yemeğinde yedikleri balıktan zehirlendiği tahmin ediliyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net