www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Rusya Türkiye’den tedirgin
Rus gazetesi Nezavisimaya, Türkiye’nin Azeri-Ermeni sorununa müdahalesinin ardında Rusya’yı zayıflatma niyetinin yattığını yazdı.

Güvensizlik oyunu
Alman parlamentosunda tam anlamıyla bir ‘güvensizlik oyunu’ oynandı. Yedi yıldır ülkeyi yöneten SPD ve Yeşiller’den birçok milletvekili güven oylamasında çekimser oy kullandı.

Adam kaçırma krizi
Amerikan istihbarat örgütünün İtalya topraklarından adam kaçırdığının anlaşılması, İtalya’yı karıştırdı. Berlusconi hükümeti, ABD Büyükelçisi’ni çağırarak açıklama istemek zorunda kaldı.


Rusya Türkiye’den tedirgin
Rusya’da yayınlanan Nezavisimaya gazetesi, Türk hükümetini üstü örtülü bir dille “Amerikancılık” ile suçladı. Gazete, Türkiye’nin Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sorunların çözüm sürecine katılmak istemesinin başlıca nedeninin, Rusya’nın bölgedeki etkisini azaltmak olduğunu yazdı.
Gazetedeki haber-yorumda, Bakü ve Ankara hükümetlerinin Rusya’yı devre dışı bırakarak bir kıta aşırı ulaştırma koridoru oluşturacağı belirtildi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Bakü ziyareti sırasında bu konuda birkaç ikili anlaşma imzalayacağı kaydedildi.
Gazete, Azeri hükümetindeki kaynaklara dayanarak, Erdoğan’ın ziyareti sırasında Türkiye ve Azerbaycan arasında stratejik ortaklık konusunun ele alınacağını yazdı.
Türkiye’nin Dağlık Karabağ sorununun çözümünde Azerbaycan’ın yanında olmaya devam edeceği belirtilen haberde, şunlar kaydedildi: “Türkiye, Hindistan, Çin ve Rusya’nın oluşturduğu Avrasya üçgeninde önemini kaybetmemek için faaliyetlere başladı. Bu yolda birinci adım Kars-Ahalkalaki-Tiflis-Bakü demiryolu hattının inşaatına başlamak olacak. Böylece Rusya’yı devre dışı bırakarak batı ile doğuyu birleştirecek kıta aşırı demiryolu hattı açılmış olacak. Azerbaycan Ulaştırma Bakanlığı tarafından Nezavisimaya’ya yapılan açıklamaya göre, bu demiryolu projesiyle ilgili konu da İlham Aliyev ve Erdoğan görüşmesinde ele alınacak.”
Akayev ABD’ye yüklendi
Diğer yandan, devrik Kırgız lider Askar Akayev, mart ayında iktidarına karşı patlak veren isyanın “ABD işi” olduğunu söyledi. İsyandan sonra Moskova’ya sığınan Akayev, “Washington, Orta Asya’daki nüfuzunu artırmak istiyordu. Ben ise ABD, Rus ve Çin çıkarlarını uzlaştırma çabası içindeydim. Ama ABD denge istemiyor. Onlar, herkesin kendilerine biat etmesini istiyorlar” dedi.
Akayev, kendisini koltuğundan eden isyanın, bölgedeki “İslami radikalleri cesaretlendirebileceği” uyarısında da bulundu.
Akayev, iktidardayken ABD askerlerinin ülkeye girmesine izin vermiş ve onlara askeri üs açmıştı. Ancak daha sonra, bu üsten 30 kilometre uzaklıkta bir Rus askeri üssüne de izin verdi.
Devrik lider, ABD’nin kendisinden memnun olmadığını, bunun sebebinin de ‘Rus yanlısı dış politikası’ olduğunu ekledi. Askar Akayev, “rejim değişikliği”nin ardında ABD’li Özgürlük Evi ve Ulusal Cumhuriyetçi Enstitü gibi ‘sivil toplum örgütleri’nin bulunduğunu, bu kurumların faaliyetlerini ABD Büyükelçiliği’nin koordine ettiğini dile getirdi.
Akayev, mart ayında devrilmeden önce, 14 yıldır iktidardaydı.


Başa dön


Güvensizlik oyunu
1998’de sendikaların da desteğiyle işbaşına getirilen Gerhard Schröder başbakanlığındaki SPD-Yeşiller Hükümeti’nin sonu göründü. 22 Eylül 2002’deki genel seçimlerde ikinci kez işbaşına gelen Schröder ve SPD-Yeşiller Hükümeti, 2003 yılının başından itibaren Ajanda 2010 adı altında sosyal hakların yok edilmesi için kapsamlı bir saldırı programı başlattı.
Gerçekleştirilen gösteri ve yürüyüşlere rağmen sosyal saldırı programlarını sürdüren Schröder ve partisi SPD, girdiği yerel ve eyalet seçimlerinde darbe üstüne darbe aldı. Partideki çözülmeyi gören Schröder, önce parti başkanlığını sol söyleme sahip Franz Müntefering’e devrederek, çözülmeyi durdurmaya çalıştı. Ancak bu da fayda etmedi. Tabanda başlayan huzursuzluk hızla yayıldı, parti politikalarına tepki gösteren sendikacılar ve aydınlar Emek ve Toplumsal Adalet Partisi-Seçim Alternatifi (WASG) adında yeni bir parti kurdular.
Sol söyleme sahip Müntefering’in partideki çözülmeyi durduramadığı en son 29 Mayıs’ta ülkenin en büyük eyaleti olan Kuzey Ren Vestfalya (NRW)’da yapılan parlamento seçimlerinde kendisini gösterdi. 39 yıldır SPD’nin kalesi olan eyalette alınan ağır yenilginin akşamında Schröder ve Müntefering, erken seçim kararını ilan ettiler.
Göstermelik oylama
22 Mayıs’tan bu yana erken seçim sürecinde bulunan Almanya’da dün Federal Parlamento’da Başbakan Gerhard Schröder için güven oylaması yapıldı. Alman Anayasası’nda parlamentonun kendi kendisini feshetmesi yer almadığı için, erken seçimlere nasıl gidileceği konusunda uzun tartışmalar yaşandı. Koalisyon ortağı Yeşiller erken seçim istemediği halde Schröder’in taktik manevrasına uymak durumunda kaldı.
Parlamentoda konuşan Schröder, güven oylaması istemesine gerekçe olarak “hükümetin icraat yeteneğini kaybetmesi”ni gösterdi. “Reform süreci”ne karşı güçlü direnişin olmasını seçimlerde alınan yengilerle açıklayan Schröder, “Sürecin devam etmesi için seçmenlerden destek alması kaçınılmazdır” dedi. 22 Mayıs’ta alınan yenilginin Federal Konsey’deki güç ilişkilerini değiştirdiğini de söyleyen Schröder, parti içinde kendisine yönelik eleştirileri de güven oylamasına gerekçe olarak ekledi.
Kendisine oy vermedi
Schröder’in konuşmasından sonra yapılan güven oylamasında CDU/CSU ve FDP blok halinde karşı oy verdi. Açık yapılan oylamada 296 “Hayır”, 151 “Evet”, 148 “Çekimser” oyu çıktı. Çekimser oy kullananlar arasında Schröder’in kendisi de bulunuyor. Ayrıca, birçok bakan da çekimser oy kullandı.
Yeşiller Milletvekili Werner Schulz, güven oylamasını Anayasaya uygun olmadığını ileri sürerek, Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Köhler, üç hafta içinde erken seçim için karar vermezse, bu sefer SPD tarafından hazırlanan B planı devreye konulacak. Bu plan uyarınca, SPD yeniden Schröder’i başbakanlığa aday gösterecek. Parlamentoda yapılacak oylamada Schröder’in yeterli çoğunluk oyu alması üç kez engellenecek. Bu durumda Köhler’in parlamentoyu feshetmesi gerekiyor.

‘SOL PARTİ’ OYUNU ARTIRIYOR
SPD’den ayrılan sendikacılar ve aydınların kurduğu WASG ile Demokratik Sosyalizm Partisi’nin (PDS) erken seçim ittifakı dolayısıyla kurduğu “Sol Parti” oylarını artırmaya devam ediyor. Infratest adlı araştırma kurumunun ARD karalı için yaptığı ankete göre “Sol Parti”nin oy oranı bir hafta içinde yüzde 9’dan yüzde 10’a çıktı. Ankete katılan seçmenlerin yüzde 26’sı “kesinlikle” ya da “belki” oyunu “Sol Parti”ye vereceğini söyledi. Daha önce yapılan anketlerde bu oran en fazla yüzde 22 olarak gösterilmişti. Forsa tarafından hafta başında yapılan bir ankette ise “Sol Parti”nin oyu yüzde 11 olarak gösterildi.
Infratest’in anketine göre CDU/CSU’nun yüzde 44, SPD’nin yüzde 27, Yeşiller’in yüzde 8, FDP’nin ise yüzde 7 oyu bulunuyor. .


Başa dön


Adam kaçırma krizi
Mısırlı bir imamın,
İtalya’nın Milano kentinde Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) tarafından kaçırılması, İtalya ile ABD arasında tartışma konusu olmaya devam ediyor.
İtalyan hükümeti, Başbakan Silvio Berlusconi’nin bu konuda bilgi almak amacıyla ABD’nin Roma büyükelçisini başbakanlığa çağırdığını açıkladı.
İtalya’nın Parlamentoyla İlişkiler Bakanı Carlo Giovanardi, önceki gün Senato’da yaptığı konuşmada, “Başbakan Berlusconi, ABD’nin Roma büyükelçisini başbakanlığa çağırdı” dedi.
İtalyanlar biliyor muydu?
Altı ayda 8 bin ölüm
ABD işgali altında bulunan Irak’ta son altı ayda 8 binden fazla sivil, polis ve askerin öldüğü bildirildi. CNN televizyonuna bir demeç veren Irak İçişleri Bakanı Bekir Cabbur, ‘ocak ayından bu yana 8 bin 175 kişinin öldüğünü, 12 bin kişinin de yaranladığını’ söylerken direnişçileri suçladı. ABD Savunma Bakanlığı da aynı dönemde öldürülen Amerikan askeri sayısının 307 olduğunu açıkladı. Cabbur ayrıca Irak ve ABD askerlerinin, Bağdat çevresinde 60 kilometre yarıçapında bir bölgede 1500 kişinin tutuklandığı ‘Şimsek Operasyonu’nun ikinci safhasını başlatmaya hazır olduğunu belirtti. İnternetteki www.iraqbodycount.net sitesine göre, savaşın başladığı 20 Mart 2003 tarihinden bu yana Iraklı sivil kaybına yönelik yapılan gayrı resmi tahminler 22-100 bin arasında değişiyor. Pentagon ise sivil kayıplar hakkında herhangi bir açıklama yapmaktan kaçınıyor. Öte yandan, dün Başbakan İbrahim Caferi’nin lideri olduğu İslami Dava Partisi’nin binası önündeki kontrol noktasında bomba yüklü araçla intihar saldırısı düzenlendi. Önceki gün ise bir Şii milletvekilinin akrabalarının hedef alındığı silahlı saldırıda 7 kişi hayatını kaybetmişti. Bu arada, Amerikan ve Iraklı askerlerin, Irak’ın batısında salı günü başlattığı operasyonda çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Amerikan medya kuruluşu Knight Ridder da geçen hafta Bağdat’ta başından tek kurşunla öldürülen gazetecinin, kendileri için çalışan Iraklı gazeteci Yaser Salih olduğunu açıkladı. Salih, işgalin gerçeklerini gözler önüne seren haberleriyle dikkat çekiyordu.
Büyük konser bugün
İngiltere’nin başkenti Londra’da bugün yapılacak Live Aid konserinin hazırlıkları son aşamasına geldi. Hyde Park’ta 13.00’te başlayacak olan konser, 23.00’de bitecek. Eş zamanlı olarak dünyanın çeşitli kentlerinde düzenlenecek olan ve Afrika’daki açlığın ortadan kaldırılmasını hedefleyen konserin Londra’daki bölümüne bir milyon izleyici bekleniyor. Konserde 150 kişi sahne alacak. 140 televizyon ve 200 radyo tarafından canlı yayımlanacak konserde, polisin dışında 2 bin güvenlik görevlisi ve 5 bin park görevlisi görev yapacak. Dünyanın en zengin sekiz ülkesinin bir araya gelerek oluşturduğu G8’lerin İskoçya’da yapacağı zirve öncesinde, zirveyi protesto etmeyi planlayan gruplar da toplanmaya başladı. Edinburgh’a gelen grupların otellerin yanı sıra parklar, spor alanları gibi bulabildikleri yerlere yerleştiği görülüyor. İngiliz The Guardian gazetesi ise, Başbakan Tony Blair’in G8 zirvesinin sonunda yayımlanacak belgede, küresel ısınma konusunda ABD’ye ters bir tutum içine gireceğini öne sürdü. İddiasını Başbakanlıktan sızdırılan bazı belgelere dayandıran gazete, Blair’in küresel ısınma konusunda daha önce üzerinde anlaşılan metne ters görüşlerin sonuç bildirgesine girmesini sağlayacağını iddia etti. Guardian, kabinedeki bakanların Blair’i bu konuda çok kararlı gördüklerini ekledi. Gazete, iddiasının gerçekleşmesi halinde ilk kez bir G8 zirvesinde bölünmüş bir görüntü ortaya çıkacağını ve dünyanın en güçlü devletinin yalnız kalacağını vurguladı.
Suriyeli yetkililere Bush yaptırımı
ABD Hazine Bakanlığı, Suriye İçişleri Bakanı Gazi Kenan ve Lübnan’dan sorumlu askeri istihbarat başkanı Rüstem Gazeli’nin malvarlığını dondurdu. Hazine Bakanlığı, Kenan ve Gazali’nin, Suriye’nin ‘sorunlu davranışlarına’ katkıda bulundukları gerekçesiyle malvarlıklarının dondurulduğunu ve ABD vatandaşlarının bu kişilerle iş yapmasının yasaklandığını bildirdi. Suriye’nin bölgede ‘terör’ örgütlerini desteklemeye devam ettiğini ileri süren Hazine Bakanı John Snow, “Bu ülke, özgürlüğü kucaklama yolunda ilerleyen komşularına katılmalıdır” diyerek, Suriyelilere, kaos içindeki Irak’ı “örnek” gösterdi. Şam yönetimi ise, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu kararını kınadığını açıkladı. ABD’nin Suriye üzerindeki baskılarını yoğunlaştırmak istediğini söyleyen Suriye yönetimi, Bush yönetiminin dikkatleri, İsrail’in Güney Lübnan’daki saldırganlığından başka yere taşımayı hedeflediğini belirtti. Diğer yandan, Lübnan’da geçtiğimiz haftalarda yapılan seçimlerin ardından, yeni hükümet kurma çalışmaları başladı. Lübnan Cumhurbaşkanı Emil Lahud, eski Maliye Bakanı Fuad Sinyora’yı hükümeti kurmakla görevlendirdi. Lahud’a yakın isimler, cumhurbaşkanının, Sinyora’yı Suriye karşıtı milletvekilleri tarafından önerilmesi üzerine başbakan atadığını söylediler. Geçtiğimiz aylarda suikasta kurban giden eski Başbakan Refik Hariri’nin yardımcılarından biri olan Sinyora, 128 üyeli parlamentoda 126 milletvekili tarafından başbakanlığa aday gösterilmişti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net