www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Provokasyon devam ediyor
Trabzon’daki linç girişimini protesto etmek isteyen gençler Samsun’un ardından Sakarya’da da saldırıya uğradı. Trabzon’da Ekmek ve Adalet Dergisi, faşistler tarafından ablukaya alındı.

Hükümetin gözü 2B arazilerinde
İç ve dış borçlar rekor seviyede artarken, AKP Hükümeti gözünü yeniden ormanlık alanlara dikti. Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Türkiye’nin şu anda en önemli kaynak paketlerinin başında 2B arazilerinin satışı konusunun geldiğini söyledi.

TCK VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ -1-
   Yeni TCK’da basın adeta gözaltında

Muhtemeldir ki, büyük basın son günlere kadar, yeni düzenlemede basın ile ilgili hükümlerin kendilerine tatbik edilmeyeceğini, her zamanki gibi, ceza hükümlerinin üç beş tane muhalif gazeteye ve dergiye işletileceğini düşündü.

Hani sistem oturacaktı?
Tepecik Devlet Hastanesi’nde hastalar, sabah saat 05.00’ten itibaren uzun kuyruklar oluşturuyorlar. Tepecik Hastanesi’nde yaşananlar, yetkililerin, “Geçiş aşamasında bazı sorunlar yaşanabilir, süreç içinde sistem oturacak, kuyruklar azalacak” biçimindeki açıklamalarını yalanlıyor.


Provokasyon devam ediyor
Demokratik hak ve eylemlere yönelik provokasyonlar ve saldırılar artarak devam ediyor. Üniversitede yemek ve yol sorununa dikkat çekmek amacıyla bildiri dağıtan öğrenciler bile saldırıya maruz kalırken, son saldırı haberleri yine Trabzon ve Sakarya’dan geldi. Sakarya’da, Trabzon’daki olayları protesto etmek amacıyla açıklama yapmak isteyen Gençlik Federasyonu üyesi 6 genç saldırıya uğradı. Trabzon’da ise Ekmek ve Adalet Dergisi’ni ablukaya alan ülkücüler, içeridekilere saldırmak istedi.
Edinilen bilgiye göre, Sakarya Gençlik Derneği’ne üye 1’i kadın 6 kişilik grup, Atatürk Bulvarı’nda, “Provokasyona son” başlıklı bildiriyi okumak istedi. Bu sırada, yaklaşık 100 kişilik ülkücü grup, açıklama yapmak isteyen gruba saldırdı. Bir süre sonra saldırıya müdahale eden polis, Gençlik Federasyonu üyesi gençleri Türk Telekom Sakarya İl Müdürlüğü binasına soktu. Bu gelişmenin ardından, bayrak açarak sloganlar atan ülkücüler, bayrağa yönelik bir hareket olduğu havası yaratarak, halkı galeyana getirmek istediler. Sakarya Emniyet Müdürü Mustafa Aydın, olay yerine gelerek, ülkücülerden dağılmalarını istedi. Aydın’ın çağrısı üzerine kalabalık dağılırken, binadaki gençlerin arka kapıdan çıkarıldığı öğrenildi.
Gözaltı yok
Sakarya Emniyet Müdürü Mustafa Aydın, kimse şikayetçi olmadığı gerekçesiyle kimsenin gözaltına alınmadığını açıkladı. Ancak, olay sonrasında Sakarya Adliyesi’ne gelen Dernek Başkanı Sinan Çavdar (24), Yücel Yalçın (23), Özcan Öz (24), Özkan Yetkin (24), Engin Göçmen (24) ve Betül Ağabaş (23), Sakarya Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Trabzon’da yine saldırdılar
Trabzon’da ise Ekmek ve Adalet Dergisi Trabzon Temsilciliği faşistlerin saldırısına uğradı. Derginin temsilciliğinin bulunduğu Çarşı Mahallesi Tabakhane mevkiindeki büroya gelen yaklaşık 10 kişilik TAYAD’lı grup, bina dışında toplanan faşistlerin sözlü saldırısına maruz kaldı. Faşistler, TAYAD’lıların binayı terk etmelerini istediler. Faşistlerin tahrikleri üzerine olay yerine gelen polis, TAYAD’lıları alarak emniyet binası önüne götürdü. Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek, ortamın gergin olduğunu belirterek, TAYAD’lılardan dışarıda basın açıklaması yapmamalarını istedi.
Şehir dışına çıkmak isteyen TAYAD üyeleri, daha sonra polislerce il dışına çıkarıldı.
Sivas’taki olay
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde de, yemeklerin iyileştirilmesi, yol ve yurt sorununun giderilmesi taleplerinin dile getirildiği bildirileri dağıtan öğrenciler önceki gün ülkücülerin saldırısına uğradı. Ülkücülerin demir sopalarla gerçekleştirdiği saldırıda kimi öğrenciler yaralanırken, olaylara müdahale eden polis 48 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar dün akşam saatlerinde savcılığa çıkartıldı.
Sağduluyu yaklaşım
Bu arada, Trabzon’daki olayları ve saldırıları protesto etmek amacıyla dün otobüslerle Trabzon’a gideceğini açıklayan TAYAD, sağduyulu bir yaklaşım sergileyerek, bu kararını erteledi. AKP Şişli İlçe Binası önünde basın açıklaması yapan TAYAD, olaylardaki sorumluluğu nedeniyle hükümeti protesto etti. Programlarında değişiklik yaptıklarını belirten TAYAD’lılar, şimdilik Trabzon’a gitme kararından vazgeçtiklerini açıkladılar.

Çatışma ve kaos yaratılmak isteniyor
Karanlık güçler tarafından tırmandırılan faşist saldırılara tepkiler dün de devam etti.
Diyarbakır Demokrasi Platformu, Dağkapı Meydanın’da bir basın açıklaması yaparak, bayrak provokasyonu sonrasında gelişen olayları protesto etti.
Yaklaşık 300 kişinin katıldığı eylemde platform adına açıklama yapan Tes -İş 1 No’lu Şube Başkanı Ali Öncü, bayrak yakma girişimi sonrasında gelişen milliyetçi dalganın bayrak sevgisiyle hiçbir ilgisinin olmadığına dikkat çekti. Kızıltepe olayı, Şemdinli’de bir çobanın öldürülmesi ve Mersin’de Ümit Gönültaş’ın katledilmesi olaylarını hatırlatan Öncü, kaygı verici bir sürece girdiklerini ifade etti.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi üyesi yaklaşık 50 avukat ise, 6-10 Nisan 2005 tarihleri arasında Trabzon’da yaşanan olaylarla ilgili suç duyurusunda bulundu.
‘Sözde vatandaşlar!’
Tunceli Barosu Adli Yardım Bürosu’ndan yapılan açıklamada, olaylarda ihmali bulunan resmi görevliler hakkında soruşturma açılması talep edilerek, saldırıların, Genelkurmay Başkanlığı’nın “sözde vatandaşlar” açıklamasından sonra başladığına dikkat çekildi.
‘Gaspı gizleyemezsiniz’
SES Genel Merkezi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’de ne zaman halkın aleyhine yeni düzenlemeler yapılacak olsa, gündeme yeni bir bomba düşürülüp koparılan fırtınanın tozu dumanı arasında her şeyin oldubittiye getirildiğine dikkat çekildi. Açıklamada, Trabzon’da yaşanan olayla birlikte en üst noktasına ulaşan milliyetçi histerinin, toplumun her kesiminin sağlık ve sosyal güvenlik hakkının gasp edileceği bir düzenlemenin arifesinde başlatıldığına dikkat çekildi. Açıklamada, 21 Nisan’daki işbırakma eylemine destek çağrısında da bulunuldu.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’ndan yapılan yazılı açıklamada ise, Trabzon’daki olaylar sonrasında yapılan kışkırtıcı ve düşmanlığı körükleyen açıklamanın altında kimi ırkçı derneklerle birlikte İnşaat, Elektrik ve Makine Mühendisleri Odaları Trabzon şubelerinin de imzasının bulunmasının onaylanmadığı duyurularak, “İMO’nun kendi kuralları ve demokratik işleyişi çerçevesinde girişimlerde bulunacağını tüm kamuoyuna duyuruyoruz” denildi.
Tutuklu Aileleri ile Dayanışma Derneği (TUAD), İstanbul Galatasaray Postanesi önünde bir basın açıklaması yaparak, toplumsal duyarlılık çağrısında bulundu. TUAD, Canlı Kalkan Grişimcileri’nin de serbest bırakılmasını istedi. Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu da yazılı bir açıklama yaparak, son günlerde tırmandırılan provokatif saldırıları kınadı. Açıklamada, sahnelenen oyunu bozması gereken devlet güçlerinin sağduyu temasını öne çıkartmaları gerektiği belirtilerek, 12 Eylül öncesi benzeri bir hava yaratılmak istendiği uyarısında bulunuldu.

Sanki saldırı üssü
Konya Ülkü Ocakları’nda çıkan silahlı kavga sonrası içeri giren polis, dehşet verici bir manzarayla karşılaştı. Demokratik kitle örgütlerindeki bir kitabı dahi büyük yaygara malzemesi yapan medyanın genelde görmezden geldiği Ülkü Ocağı’nda işkence aletleri ele geçirildi. Edinilen bilgiye göre, polis, Ülkü Ocağı’nda şunları ele geçirdi:
- Sekiz adet ruhsatsız tabanca...
- Üç bıçak...
- Filistin Askısı...
- Falaka...
- Çok sayıda tabanca...

Milletvekiline bak!
TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyesi Zafer Hıdıroğlu, Trabzon’da çok büyütülecek bir olay olmadığını iddia etti.
Hıdıroğlu, Trabzon Huzurevi’ni ziyaretinden önce yaptığı açıklamada, linç girişiminde bulunan saldırganlara açık destek verdi. Trabzon halkının bildiri dağıtımından rahatsız olduğunu belirten Hıdıroğlu, linç girişiminde bulunanları eleştirmek yerine saldırıya maruz kalanları suçlamayı yeğleyerek, “Bildiri dağıtmak ile başlayan demokratik hakkın kullanımından Trabzon halkı rahatsız olmuştur. Bu demokratik hakkı kullanırken, insanların rahatsız olması da bu hakkı kullananlar tarafından düşünülmelidir.’’
Komisyon olarak raporlarını tamamladıktan sonra daha net bilgilere ulaşacaklarını ifade eden Hıdıroğlu, linç girişiminde bulunanların kamera kayıtlarından tespit edileceğini öne sürerek, “Linç girişiminde bulunanlardan gözaltına alınanlar oldu. (Bir tarafa yükleniliyor, diğer tarafa yüklenilmiyor) diye bir şey yok’’ iddiasında bulundu.


Başa dön


Hükümetin gözü 2B arazilerinde
İç ve dış borçlar rekor seviyede artarken, AKP Hükümeti gözünü yeniden ormanlık alanlara dikti. Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Türkiye’nin şu anda en önemli kaynak paketlerinin başında 2B arazilerinin satışı konusunun geldiğini söyledi. AKP’nin yayın organı Türkiye Bülteni’ne konuşan Pepe, “Bu konuya sırtımızı dönmemiz mümkün değil” diye konuştu.
AKP, kamuoyunun yoğun tepkisine neden olan ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilen 2B Yasası’nı önümüzdeki günlerde yeniden gündeme getirmeye hazırlanıyor. 2B yasasıyla ilgili çalışmaların üniversitelerin, diğer kurum ve kuruluşların katılımıyla devam ettiğini anlatan Pepe, “Kısa bir süre içerisinde konu yeniden gündeme gelir ve çözülür diye ümit ediyorum. Türkiye’nin şu anda en önemli kaynak paketlerinin başında bu konu yer alıyor. Sadece İstanbul’da 200 milyon metrekare 2B arazisi var ve bunların toplam ederi yaklaşık 4 milyar dolar” şeklinde konuştu.
2B nedir?
2B, 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun İkinci Maddesi B Bendi için kullanılan bir kısaltma. Bu tabir, yapılaşmaya açılmış orman alanları için kullanılıyor. 2B Yasası’yla, 470 bin hektar ormanlık arazinin satışı öngörülüyor.


Başa dön


TCK VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ -1-
   Yeni TCK’da basın adeta gözaltında
HAZIRLAYAN: Kamil Tekin Sürek
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe giriş tarihi 1 Nisan’dan 1 Haziran gününe ertelendi.
Bu kanunun çıkarılış sürecinde kanun hakkında gerek basında, gerekse akademik çevrelerde çok fazla eleştiriye rastlanmazken, kanunun yürürlüğe gireceği 1 Nisan tarihine on beş gün kala basında yoğun bir eleştiri kampanyası başlatıldı.
Yeni bir TCK hazırlanması çalışması aslında yirmi yıla yakın bir süredir sürüyordu. Sulhi Dönmezer başkanlığındaki bir kurul TCK Tasarısı çalışmalarını geçmiş siyasi iktidarların talebi doğrultusunda başlatmış ve sürdürmüştü. Zaman zaman bu çalışma kamuoyunun gündemine geldi, yeni kanun tasarısının bazı hükümleri hukuk camiasında tartışıldı. Bazı komisyon üyeleri, komisyonda Dönmezer’in tek otorite pozisyonunu protesto ederek komiteden ayrıldılar vs. vs.
Yeni TCK Tasarısı en son AB’den müzakere tarihi alınması sürecinde yeniden gündeme geldi. Fakat, bu kez ölümü nedeniyle tasarı komisyonunda Dönmezer yoktu. Ve, mevcut iktidar AB’ye yaranmak için eski tasarıları bir tarafa atıp, bazı AB üyesi ülkelerin ceza kanunlarından tercümeler yaptırarak ucube bir Ceza Kanunu Tasarısı hazırlattı. Yeni tasarı; eklektik, bir sistemi ve iç bütünlüğü olmayan, bir iki göz boyama mahiyetinde olumlu sayılabilecek düzenlemenin yanı sıra, özellikle basın özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü alanlarında eski kanundan bile geri maddeler içeren bir metin olarak TBMM’ye sunuldu. TBMM komisyonlarında ve genel kurulunda da özgürlüklerin kısıtlanması konusunda yeni değişiklikler gündeme geldi..
Basın ve AB yanlısı çevreler AB’den müzakere tarihi alma umuduyla, kanunu doğru dürüst incelemeden bir destek kampanyası başlattılar. Yeni TCK, bir reform yasası olarak takdim edilerek TBMM’den çıktı ve 1 Nisan yürürlüğe giriş tarihine kısa bir süre kalıncaya kadar da ciddi bir eleştiriye maruz kalmadı.
BÜYÜK BASIN GEÇ “FARKETTİ”!
Muhtemeldir ki, büyük basın son günlere kadar, yeni düzenlemede basın ile ilgili hükümlerin kendilerine tatbik edilmeyeceğini, her zamanki gibi, ceza hükümlerinin üç beş tane muhalif gazeteye ve dergiye işletileceğini düşündü. Fakat, birileri son anda kendilerini uyarmış olacak ki, yeni TCK ile 3. sayfa haberleri dahi yapamayacaklarını anladıklarında, kanunun yürürlüğe girmesine yakın yoğun eleştiri kampanyası başlatıldı. Oysa, yeni TCK’nın basın özgürlüğünü kısıtlayan maddeleri hakkında, başta Avukat Fikret İlkiz ve Avukat Turgut Kazan olmak üzere, çok sayıda avukat ve hukukçu kamuoyunu ve basını uyarmıştı. Basın konseyi, Gazeteciler Cemiyeti gibi kuruluşlar bu hususlarda bilgilendirici makale ve raporlar yayınlamıştı.
Yasayı eleştirmek ve değiştirilmesini talep etmek için geç kalınsa da, zaman geçmiş değildi. Nitekim, gerek basın özgürlüğü konusundaki kısıtlamalar konusunda yoğun eleştiriler, gerekse imara aykırı binalarla ilgili maddeler konusundaki bazı çevrelerin eleştiri ve baskıları sonucu yasanın yürürlüğe giriş tarihi iki ay ertelendi.
Anayasaların genel hükümlerinin aksine ceza kanunları özgürlüklerle ilgili kısıtlamaları düzenlediğinden, özgürlükler açısından çok önemli hukuki düzenlemelerdir. Bu nedenle, yeni bir ceza kanunu yapılacağı zaman, bu kanunun içeriği; siyasi partiler, özellikle üniversiteler, barolar, basın ve kitle örgütleri tarafından mercek altına alınıp ciddi bir tartışma sürecinden sonra TBMM’ye getirilmeli idi. Yangından mal kaçırır gibi ceza kanunu çıkarmak pek az ülkeye nasip olmuştur.
Son yıllarda çok sayıda gazeteci ve aydının düşüncelerinden ötürü cezalandırılması ve iç ve dış kamuoyunda bu durumun şiddetle eleştirilmesi, AİHM’de Türkiye’nin 10. madde ihlali nedeniyle peş peş tazminatlara mahkûm olması, basın ve ifade özgürlüğü konularında düzenleme ve erteleme yasalarını gündeme getirmişti. Bütün bu yasal düzenlemeler sonucu yazıişleri müdürlerine verilen cezaların para cezasına çevrilmesi ve önceki cezaların ertelenmesi gündeme geldi.
Yaklaşık bir sene önce çıkarılan yeni Basın Kanunu’nda da (5187 sayılı Yasa) hapis cezasının yerini yüksek para cezaları almıştı.
Yeni TCK’da ise basın suçlarında hapis cezalarına yeniden dönüş yapıldı. Üstelik, suçların basın yoluyla işlenmesi durumunda cezaların 1/2 ve 1/3 gibi oranlarda artırılması düzenlenmişti.
5187 sayılı Basın Kanunu’nda iki istisna dışında para cezaları hapis cezasına çevrilemezken, TCK’nın 5. ve 52/4 maddeleri TCK’nın yanı sıra Basın Kanunu’ndaki para cezalarının da hapis cezasına çevrilebilmesini getiriyor.
TCK’nın 51. maddesinde hapis cezalarının ertelenmesi, 52. maddesinde ise adli para cezaları düzenlenmiş. Fakat, hapis cezalarının ertelenmesi düzenlenirken para cezalarının ertelenmesi konusunda bir hüküm getirilmemiş. Bu durumda, basın suçlarından mahkûm olan bir kişinin para cezası ertelenemeyecek.
TCK’nın 84/3 maddesinde tarif edilen suçun basın yoluyla işlenmesi hususu çok muğlaktır. Basın yoluyla birilerinin intihara teşvik edilmesi suçunun kapsamına; intihar etmiş biri hakkında yayınlanan haber, ölüm oruçlarıyla ilgili haberler, boğaz köprüsünden intihar edenlerin haberleri de girebilir. Teşvik etme fiilinden ne anlaşılacağı hakimin takdirindedir. Hakim, pekâlâ, bir intihar olayını kamuoyuna duyurmayı intihara teşvik etme olarak yorumlayabilir. Bu maddede teşvik basın yoluyla yapıldığında ceza 1/3 oranında artırılıyor. Üstelik, 5187 Sayılı Kanun’un 20. maddesinde de “Cinsel saldırı, cinayet ve intihar olayları hakkında, haber sınırlarını aşan ve okuyucuyu bu tür fillere özendirebilecek nitelikte olan yazı ve resim yayımlayanlar bir milyar liradan yirmi milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu ceza bölgesel süreli yayınlarda iki milyar liradan, yaygın süreli yayınlarda on milyar liradan az olamaz “ denilerek benzer bir düzenleme yapılmış. Basın kanunundaki düzenlemeye rağmen, hem de para cezası yerine hapis cezası getiren yeni bir düzenleme, her halde iyi niyetli olarak değerlendirilemez.

Hortumcuya hortumcu denemeyecek
Madde 125 : “(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır...
(4) Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde, altıda biri; basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, üçte biri oranında artırılır. “ biçimindedir. Bu madde de basın için ciddi tehdit oluşturmaktadır. Maddenin düzenleniş biçimi yoruma çok fazla açık olup, hakime geniş takdir hakkı tanımaktadır.
Örneğin, bu madde uygulandığında gazeteciler artık bankalarının içini boşaltanlara “hortumcu” diyemeyecektir.
Madde 127: (1) İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması halinde kişiye ceza verilmez.
Bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, isnat ispatlanmış sayılır. Bunun dışındaki hallerde isnadın ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır. (2) İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde, cezaya hükmedilir.
127.madde de 125. madde gibi gazetecilerin elini kolunu bağlayacak bir düzenlemedir. İspat edilmiş bir fiilinden dolayı dahi hırsıza hırsız, dolandırıcıya dolandırıcı denilemeyecektir.
Madde 130/1: Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde, altıda biri oranında artırılır. Bu maddeye göre ölen cuntacıları, işkencecileri, katilleri dahi yaptıkları fiille anmak mümkün olmayacaktır.

312’nin biraz değiştirilmiş hali
Madde 215: (1) İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (218’e göre, basın yayın yoluyla işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır) Bu maddede belirtilen fiil eski TCK’da da tartışılan bir fiildir. Örneğin, Deniz Gezmiş ve arkadaşları hakkında olumlu sözler söylemek vb. bu maddeye göre suç kabul edilecektir.
Madde 216: (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (218’e göre, basın yayın yoluyla işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır) Bu madde eski kanunun ünlü 312. maddesinin biraz değiştirilmiş halidir. Bu hükmün nasıl uygulanacağını hep birlikte göreceğiz.
Yarın: Basın özgürlüğünü kısıtlayan diğer maddeler


Başa dön


Hani sistem oturacaktı?
Eski Tepecik SSK, şimdiki Tepecik Devlet Hastanesi’nde hastalar, muayene olabilmek için sabah 05.00’ten itibaren uzun kuyruklar oluşturuyorlar. Tepecik Hastanesi’nde yaşananlar, yetkililerin, “Geçiş aşamasında bazı sorunlar yaşanabilir, süreç içinde sistem oturacak, kuyruklar azalacak, yeni sistem eski sistemden daha verimli olacak” gibi açıklamalarını yalanlıyor. Tıklım tıklım dolu olan hastanenin koridorlarındaki manzara sistemin oturmaktan çok gittikçe daha işlemez hale geldiğini kanıtlar nitelikte.
Kadınlar panelde buluştu
Karşıyaka Kadın Dayanışma Evi Girişimi üyeleri, Yamaç Mahallesinde, “Kadın ve Çocuk Sağlığı” üzerine panel düzenledi. Panele Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeki Uzun ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Ömer Melik’in konuşmacı olarak katıldı. Karşıyaka Kadın Dayanışma Evi Girişimi üyeleri, amaçlarını kadınların karşılaştıkları sorunlar ile ilgili başvuracakları bir yer olmak olarak açıkladı. Girişimin ayrıca, el ürünlerinin değerlendirilmesinde yardımcı olmak, nakış, dikiş, boyama gibi konularda eğitim verilecek yerlerin açılmasını sağlamak, mahallelerde kreşlerin açılması yönünde çalışmak, bir araya gelebilecekleri yerlerin açılmasını sağlamak, ekonomik durumu iyi olmayan ailelerin çocuklarına eğitimcilerin desteğiyle yardımcı olabilmek için birlikte çalışacaklarını belirtti. Toplantıda söz alan dört yıllık evli ve bir çocuk annesi olan Aynur Toprak, kadınlarla ilgili bu tür girişimlerin oldukça önemli olduğunu belirtti. Devletin vatandaşa karşı üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini dile getiren Toprak, “Kadının sorunu bir değil ki bin tane. Geçenlerde çocuğumu hastaneye götürdüm. Tanıdık bulamazsan tedavi olamıyorsun. Niye tanıdık aramak zorunda kalayım ki” dedi. Panelde Dr. Ömer Melik çocuk hastalıkları hakkında bilgi verirken, kadın doğum uzmanı Zeki Uzun’dan, sezaryen, hamilelik, rahim ve meme kanserleri üzerine konuştu.
Uzan davasında ‘siyasi husumet’ iddiası
Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan, ‘rüşvet vermek’ suçundan hakkında açılan dava kapsamında verdiği ifadesinde, şahsi ve siyasi bir husumet sonucu mahkeme huzurunda bulunduğunu öne sürdü. İstanbul 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuksuz 10 sanıktan biri olan Cem Uzan, İsmet Doğan Kargül, Metin Öner ve Yılmaz Aybars Çakır katıldı. Uzan, mahkemeye yazılı savunma vererek, savcılık aşamasındaki ifadesini tekrar ettiğini açıkladı. Diğer sanıklar da savunmalarında suçlamaları reddettiler. Sanıkların duruşmalardan vareste tutulmalarını kararlaştıran mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı erteledi.
Gazeteci Coşkun’dan AKP’ye tazminat
AKP Genel Başkanlığı, Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Bekir Coşkun’un bir yazısında, parti tüzel kişiliğine hakaret edildiği iddiasıyla açtığı manevi tazminat davasında 4 bin YTL kazandı. Davanın karar duruşması, Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yapıldı. AKP Genel Başkanlığı’nın avukatı davanın kabulünü isterken, Hürriyet Gazetesi ile Coşkun’un avukatı davanın reddini talep etti. Mahkeme, AKP’ye 4 bin YTL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. AKP, Hürriyet Gazetesi’nin 16 Haziran 2004 tarihli sayısında Coşkun’un “Zavallı Memleket” başlığıyla yayınlanan ve “...Laik Cumhuriyeti yıkmak isteyenleri iktidara getirdikten sonra bence sıra bölücüleri yüceltmeye geldi...” ifadelerini içeren yazıda, parti tüzel kişiliğine hakaret edildiği iddiasıyla dava açmıştı.
Eğitim Sen’e Danıştay’dan red
Basın açıklaması yapılacak yerleri belirleyen İçişleri Bakanlığı genelgesinin iptali ve yürütmenin durdurulması için Danıştay’a başvuran Eğitim Sen red kararı ile karşılaştı. Danıştay 10. Dairesi yürütmenin durdurulması istemini oy birliği ile reddetti. Kararın gerekçesinde “Davanın durumu ve uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda öngörülen koşulların bu aşamada gerçekleşmediği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği” ifadesine yerverildi. Eğitim Sen Genel Başkanı Alaadin Dinçer genelgenin basın açıklaması yapılacak yerlerin engellenmesi anlamına geldiğini ifade ederek, Danıştay’ın kararını temyize götereceklerini bildirdi. Dinçer, “Bu genelge özü itibarıyla yasakçı bir anlayışın özgürlükçü olmayan bir yaklaşımın uygulanmasıdır” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net