Faşistler, 27 Şubat 1933 akşamı gerçekleştirdikleri Reichstag yangını provokasyonuyla komünistleri ve hatta tatlısu demokratlarını halletmek için ilk sinyali verdiler. Ve 4 gün sonraThaelmann tutuklandı.
Tüm dünya ayağa kalktı. İnsanlar her yerde, “Thaelmann’a özgürlük,” diye haykırıyordu. Yakın dostu Georgi Dimitrov da şöyle sesleniyordu Alman ulusuna: “Her Alman, Hitler’in yanında mı, yoksa Thaelmann’ın yanında mı olmak istediğini belirlemek zorundadır. Kim ki tarafsız kalmak istiyorsa o, bu tavrıyla istese de, istemese de Hitler’e hizmet edecektir. Kim ki Thaelmann’ın kurtarılması için parmağını bile kıpırtatmıyorsa, o istesede, istemese de Alman egemenlerinin vahşetlerine ortak olmuş olacaktır.” Haklıydı Georgi Dimitrov, her zaman da haklı oldu. Bugün için de öyle değil mi? Örnğein Amerikan vahşetinin karşısında, tavşan kakası gibi ne kokan, ne bulaşan tarafsızlar, o vahşetin “has destekleyicisi” olmuyorlar mı?
Çelik gibi yüreğiyle her şeye dayandı E. Thaelmann. Görevini son güne dek eksiksiz yaptı. Ama Alman egemenleri ona dayanamadı: “Hitler’in bizzat verdiği emirle, 18 Ağustos 1944’te Buchenwald Toplama Kampı’nın krematoryumuna götürülerek, orada alçakça kurşunlandı.”
Ve aradan 35 yıl geçti...
Azize Müminova
Yıl 1979. Sofya’da tanıştım Azize Şabanova Müminova’yla. Uzun uzun konuştuk. Önce Sofya’ya gelişini anlattı. Kırcali’nin Mişevo köyünde doğmuş. İlkokulu köyünde okumuş. Sonra Kırcali’de öğrenimini sürdürmüş.
“Sofya’ya gelmeyi hiç düşünmüyordum. Ama 1974’te ağabeyim, Rabotniçesko Delo gazetesini getirdi. Bir ilan vardı: “Sofya için işçi aranıyor.” Altı aylık kurs varmış. Hemen geldim Sofya’ya ve kursa katıldım. Bitirdikten sonra Kırcali’ye dönebilirdim, ama burada kaldım.”
19. yaşına bastığı gün Ernst Thaelmann Fabrikası’nda kursa başlamış. Resmen işçi olduktan sonra da bir yandan fabrikada çalışıyormuş, öte yandan da tekstil okuluna gidiyormuş.
Sağlık bedava, eğitim bedava ve... İşe girişinin dördüncü yılında ayda 250 leva almaya başlamış. Ev kirası, su ve elektrik parası olarak ayda 4 leva ödüyor yani aylığının 60’ta l’inden az. Günümüz Bulgarları, sanırım Bulgaristan Halk Cumhuriyeti düzeninden çok daha mutludurlar (!)... Hayırlı olsun kendilerine, ne diyeyim...
“Birçok kez başarı ödülü aldım” diyor, Thealmann’ın Azize’si. “Başarılı olanlara ödül olarak kitap verilir bizde. Benim 15 tane ödül/kitabım var. Çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra ‘Hamleci’ ünvanını aldım. İlk madalyamı da Altıncı Beş Yıllık Plan Birincisi olarak kazandım. Daha sonra da Sofya Birincisi oldum. Altın bir madalya verdiler. Bu birincilik dolayısiyle devlet tarafından Sovyetler Birliği’nde 12 günlük bir geziye gönderildim.”
Azize 1979’da bunları söyledi bana ve ben de bir kitapçıkta yayınladım: “Güzel İşçiler” (Habora Yayınları, 184. Kitap, İstanbul, 1979)
Yeni evlenmişti Azize. Eşi Naim Halilov İbrahimov tarım okulunu bitirmiş ama devlet demiryollarında çalışıyormuş... İşinin dışında ya arkadaşlarıyla geziyor, eğleniyor Azize ya da atletizmle uğraşıyormuş. Zavotlar arası 100 ve 500 metrelerde birincilikleri, ikincilikleri var. Ve sık sık da kitap okurmuş...