Depremin çocukları
Bingöl’de peş peşe meydana gelen depremin etkisini en fazla yaşayan Kızılçubuk ve Dörtyol Çatak köylüleri, deprem sonrası bir metre karın içinde soğuğa karşı mücadele vermeye devam ederken, bundan en fazla çocuklar etkileniyor. Deprem korkusu nedeniyle köyden ayrılmak isteyen çocuklar, depremin olmayacağı bir yere gitmek istiyor. 3. sınıf öğrencisi Enes Taşdemir, depremden dolayı çok korktuğunu belirterek, “Okula gitmek istiyorum. Depreme dayanıklı sağlam evler istiyorum. Çadırda kalıyoruz ama içerisi çok soğuk. Deprem olacak diye yatamıyor ve çok korkuyoruz” dedi. 4. sınıf öğrencisi Ali Demir ise, deprem sonrası korkudan köyde kalmak istemediğini kaydederek, “Depremde evimiz yıkıldı. Bir sürü hayvanlarımız öldü. Biz çok korktuk. Geceleri çadırın içerisi soğuk oluyor. Bu nedenle sıcak bir ev istiyorum. Deprem olmayan yere gitmek istiyorum. Hayvanlarımızı da götürmek istiyorum. Çünkü onlarında ölmesini istemiyorum. Ahırımız da yıkıldığı için hayvanlarımızın gideceği yer yok. Babam onları Diyarbakır’a götürüp satacak” şeklinde konuştu.
Doktorlar travma içinde
SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devrinden sonra hekimlerin sorunlarında artış olduğu kaydedildi. 14 Mart Tıp Bayramı Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “Hekimlerin sorunları ve Hakları” panelinde, devirden sonra özellikle de polikliniklerde çalışan pratisyen hekimlerin, “psikolojik travma” içinde olduğu belirtildi. İzmir Tabip Odası’nda yapılan panelde konuşan Sağlık İşleri Müdür Yardımcısı Bülent Albayrak, hekimlerin taleplerini, insanca yaşanabilecek bir ücret politikası, emekliliklerine yansıyacak bir ücret iyileştirilmesi, nöbet ücretleri ile normal ücretler arasındaki oransızlığın ortadan kaldırılması, iş güvencesi, yönetsel süreçlere katılım ile hasta aleyhine tanıklıktan çekilme hakkı olarak özetledi. Hekimlerin üzerindeki iş yükünün ağır olduğuna değinen Albayrak, doktorlarla ilgili yapılan yasal düzenlemelerin parça parça değil bütünlüklü olması gerektiğini ifade etti. Eski SSK Sağlık Müdürü Murat Balanlı da konuşmasında, doktorların özellikle adli durumlarda mesleğini baskı altında kalmadan uygulama hakkı olması gerektiğini belirterek, “Doktor bağımsız karar verebilmeli. Hasta açısından olumsuzluk yaratmıyorsa kendi değerlerine ters düşen durumlardan kaçınma hakkına sahip olabilmeli” dedi. Konuşmaların ardından panel dinleyici hekimlerin de katılmasıyla devam etti. Dinleyicilerden Dr Ruşen Aydın panelden önce bir grup SSK çalışanı olarak toplandıklarını kendi aralarında sorunlarını tartıştıklarını söyleyerek,”Sağlık Bakanlığı’na devirden sonra SSK’lı pratisyen hekimler olarak psikolojik travma içindeyiz”dedi. Aydın, konuşmacılara, “Halen polikliniklerde çalışan pratisyen hekimler çalışmalarına devam edecekler mi? Sevk zinciri uygulaması devam edecek mi? Çeşitli nedenlerden dolayı başka yerlerde çalışan doktorların durumu ne olacak?” gibi sorular yöneltti.
‘Kaçırarak ajanlık teklif ettiler’
17 yaşındaki C. S. sivil polisler tarafından kaçırılarak kendisine tehdit ve şantajla ajanlık teklif edildiğini açıkladı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde dün bir açıklama yapan C. S., Kağıthane’de bir lokantada garsonluk yaptığını, 11 Mart Cuma günü işyerinden çıktığında beyaz toros marka 34 EJY 78 plakalı otomobile zorla bindirildiğini söyledi. Önce Kağıthane Emniyet Müdürlüğü’ne, sonra da Vatan Caddesi’nde bulunan Aksaray Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldüğünü anlatan “Para teklif ederek kendilerine çalışmamı istediler. Bilgi getirmemi istediler. Kağıthane Halk Kültür Merkezi’nde (HKM) yapılan çalışmaları öğrenmek istediler. Benim Kağıthane HKM’den ayrılmamı, ayrılmazsam beni öldüreceklerini söylediler.” C.S. daha sonra kendisine kötü muamele yapıldığını belirtti. C. S.’den sonra söz alan HKM Dönem Sözcüsü Ümit Efe, HKM’nin meşru ve yasal sınırlar içerisinde çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Efe, C. S.’nin kaçırılıp sorgulanması ve kayıtdışı gözaltına tabii tutulmasının yasadışı olduğunu ifade ederek C. S.’nin yanında olduklarını kaydetti.
‘Örnek bağımsızlık isteği’
Bakırköy Belediyesi “Bağımsızlık, Ulusal Kimlik ve 18 Mart” konulu panel düzenledi. Bakırköy Belediyesi Eğitim Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Özcan Bilir’in yönettiği panele TYS Genel Başkanı Cengiz Bektaş, şair-yazar Sennur Sezer ve yazar Adnan Özyalçıner konuşmacı olarak katıldı. Yunus Emre Kültür Merkezi’nde dün düzenlenen panele EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, Bakırköy Belediyesi Başkan Vekili Tayfur Süner ve Belediye Başkan Yardımcıları ile çok sayıda kişi katıldı. Panelin açılış konuşmasını Tayfur Süner yaparken, Sennur Sezer, “Türk ulusunun bu savaştaki direnci diğer ulusların bağımsızlık emellerine de örnek olmuştur. İngiliz sömürgesi olan Yeni Zelanda ve Avustralya, bu yenilginin ardından bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır” dedi. Savaşta yenemedikleri Türkleri, Almanların yenilgisiyle kağıt üzerinde mağlup ettiklerini söyleyen Adnan Özyalçıner ise, “Emperyalizm önce Çanakkale’de, 1. Dünya savaşının ardından yayılmacı emellerle, çok partili düzene geçilmesiyle de ABD ile yakınlaşılmasıyla, daha sonra Kore’de, ikili anlaşmalarla, çok uluslu şirketleriyle bizleri bağımsızlığımızı yitirme noktasına getirmiştir. Bugünümüze bakın; Eurogold şirketi Bergama’daki topraklarımızı ele geçiriyor. Topla, tüfekle edinemedikleri topraklarımızı, şimdi parayla satın alıyorlar” dedi.
|