www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Burası Gürcistan değil!’
Beyrut’ta toplanan yüzbinlerce Lübnanlı, Suriye’ye destek verdi ve emperyalist müdahalelere karşı çıktı. Gösteriden güç alan Lübnan Cumhurbaşkanı, yeni bir hükümetin kurulması için düğmeye bastı.

‘Benim doğrularım’
Irak’ta serbest bırakıldıktan sonra ülkesine dönerken ABD askerlerinin saldırısına uğrayan İtalyan gazeteci Giuliana Sgrena, tutsaklığını ve ABD saldırısını anlattı.

Irak’tan ceset fışkırıyor!
Latifiye’de başları kesik 15 cesedin bulunmasından sonra, Suriye sınırındaki Kaim’de de 30 ceset bulundu.


‘Burası Gürcistan değil!’
Lübnan’ın başkenti Beyrut, bir süredir devam eden Suriye karşıtı protesto eylemlerini silen dev bir gösteriye sahne oldu. Önceki gün düzenlenen “Suriye’ye teşekkür” gösterisine katılan 1 milyona yakın Lübnanlı, ABD ve Fransız müdahalelerine karşı çıktı. Gösteride, Velid Canbolat gibi Suriye karşıtı liderler lanetlendi ve Lübnan’a yönelik Amerikan müdahalelerine izin verilmeyeceği ilan edildi.
Gösteride ateşli bir konuşma yapan Hizbullah lideri Şeyh Hasan Nasrallah, “Burada herşeyden önce Suriye’ye, Suriye halkına ve ordusuna teşekkür etmek için toplandık. Onlar yıllarca bizim yanımızda yer aldılar ve hâlâ bizimleler” dedi. Nasrallah, Lübnan-Suriye ilişkilerinin “stratejik” nitelik taşıdığını ve hiçbir gücün bu ilişkiyi bozamayacağını vurguladı. Hizbullah lideri, sloganlarla sık sık kesilen konuşmasına “Burası ne Ukrayna, ne Gürcistan. Burası Lübnan. Şaron, Mofaz, Şalom; Lübnan hayalini unutun. Lübnan, Lübnanlılara aittir” diye devam etti.
Medya ne yapacağını şaşırdı
Haftalardır Suriye karşıtı eylemleri abartarak “devrim” olarak yansıtan Batı medyasının, bu dev eylemi olabildiğince “küçük” görmesi dikkat çekici bulundu.
Gösteri, kuşatma altındaki Lübnan Cumhurbaşkanı Emile Lahud’a da güç verdi. Lahud, yeni bir hükümet kurmak üzere milletvekilleriyle temasa geçeceğini açıkladı. Lübnan Parlamentosu Başkanı Nebih Berri de, 28 Şubat’ta istifa eden Başbakan Ömer Kerame’nin tekrar yeni kabinenin başına geçmesini önerdi. Berri, “Ömer Kerame’nin ismini önerdim, çünkü idarenin ulusal birliğe ihtiyacı var” ifadesini kullandı.
ABD ve Fransa’nın baskısı altında bulunan Suriye de, gösteriden güç aldı. Dün başkent Şam’da Devlet Başkanı Beşar Esad lehine büyük bir destek gösterisi düzenlendi.
‘Terörist eylem’ suçlaması
İsrail’in “gayrıresmi istihbarat sitesi” Debka, dev gösteriyi “terörist eylem” olarak nitelendirdi. Sitede dün yer alan yorumda, eyleme 200 bin kişinin katıldığı ileri sürüldü ve eylemin örgütlenmesine “Lübnan, Suriye ve İran istihbaratının yardımcı olduğu” iddia edildi. Debka, “Hizbullah, Suriye’nin kanatları altından çıktı ve hem Lübnan’daki anti-Amerikan cephenin, hem de Ortadoğu’daki terörist hareketin başına geçmiş oldu” yorumunu yaptı.


Başa dön


‘Benim doğrularım’
Giuliana Sgrena
Halen karanlıktayım. Geçtiğimiz cuma, hayatımın en dramatik günü idi. Günlerce rehin kaldım. Sadece beni kaçıranlarla konuştum. Serbest bırakılacağımı söylediklerinde günler geçmişti. Bu anı bekleyerek yaşıyordum.
Ama kendi aralarında konuşurken ‘transferimdeki bazı sorunlar’dan söz ediyorlardı. İki korumamın davranışlarından, neler olacağını anlamayı öğrenmiştim. Bu iki Iraklı her zaman benim yanımdaydılar. Özellikle birisi benim isteklerimin yerine getirilmesine özen gösteriyordu. Daima neşeli idi.
Neler olduğunu ya da olacağını anlamak için ona ‘kışkırtıcı’ sorular soruyordum; “benim gitmemden mi yoksa kalmamdan mı mutlu olacağı” gibi.
Bana ilk olarak “Sadece, senin gideceğini biliyorum ama ne zaman olacağını bilmiyorum” dediğinde hem heyecanlanmış, hem de mutlu olmuştum.
Serbest kalacağım fikri, odama geldiklerinde benimle şakalaşmaları ile daha da pekişti.
‘Saldırabilirler’
Yoğun duygular yaşıyordum, kelimeler bana özgürlüğü anımsatıyordu. Bunun kaçırılmanın en zor anı olduğunu anladım, eğer o ana kadar yaşadıklarımın net şeyler olduğunu düşünürsek, şimdi büyük bir belirsizlik açılıyordu içimde. Bu, diğerlerinden daha da zordu.
Giysilerimi değiştirdim. Odaya girdiler ve “Seni bırakacağız. Bizimle birlikte olduğuna dair bir ipucu verme. Amerikalılar müdahale edebilir” dediler.
Bunlar benim duymak istemediğim sözlerdi. Korkuyu ve mutluluğu aynı anda yaşıyordum.
Yolculuk başlıyor
Hazırlandılar. Gözlerimi bağladılar. Dışarıda neler oluyordu? Tek bildiğim yağmur yağdığı. Araba çamurlu yollarda ağır ağır ilerledi. Şoför ile birlikte iki korumam vardı.
O anda hiç duymak istemeyeceğim bir ses duydum. Bir helikopter yere iniyordu. “Sakin ol, 10 dakika sonra gelip seni alacaklar” dediler ve arabadan indiler. Gözlerim bağlı ve hareketsiz, araçta bekliyordum. Gözlerim bir bez ile kapatılmıştı ve üzerine siyah bir gözlük takılmıştı. Bir süre bekledim ve ne yapmam gerektiğini düşündüm. Bu sırada dostça bir ses duydum: “Giuliana, Giuliana. Ben Nicola, endişelenme, sakin ol. Özgürsün.” Sonra gözbağımı açtılar.
Nicola sürekli konuşuyordu ve şakalar yapıyordu. Arabamız su çukurlarının oluştuğu yolda güçlükle ilerlerken bazen kontrolden çıkıyordu.
Hepimiz neşeliydik ve sürekli gülüyorduk. Nicola Calipari yanımda oturuyordu. Şoför iki kez elçiliği ve İtalya’yı aradı.
Bağdat Havaalanı’na giden yolda idik. Ve bu yolun Amerikan askerleri tarafından çok sıkı kontrol edildiğini, sürekli Amerikan devriyelerinin gezdiğini biliyordum.
Kurşun yağmuru
Havaalanına bir kilometreden az kaldığını söylediler. O an... Sadece silah seslerini anımsıyorum.
Kurşunlar yağmur gibi üzerimize yağmaya başladı. Birkaç dakika önce arabanın içini dolduran neşeli seslerimiz kesildi. Şoför aracın penceresinden bağırarak İtalyan olduğumuzu söyledi. “İtalyanız... Biz İtalyanız...” Nicola Calipari o sıra beni korumak için üzerime doğru eğildi. O anda, tam o anda son nefesini verdiğini duydum. Kucağımda öldü...
Sonra, serbest bırakmadan önce beni kaçıran kişilerin söylediklerini anımsadım ve olanları anlamaya başladım. Bana dikkatli olmam gerektiğini söylemiş ve “Amerikalılar dönmeni istemiyor” demişlerdi. Ama ben bu uyarıların gereksiz ve ideolojik olduğunu düşünmüştüm.
Dramatik bir gündü. Fakat rehin olarak geçirdiğim zaman beni değiştirmişti. Bir ay boyunca kendimle yalnız kaldım, derin belirsizliklerin tutsağı olarak. Geçen her saat benim yaptığım işin doğrulanmasıydı; bazen benimle alay ettiler, hatta bana neden gitmek istediğimi soracak kadar ileri gidip, kalmamı teklif ettiler.
Umut ve
umutsuzluk
İlk günlerde bağlarımı açmadılar. Sadece kızgınlık vardı içimde. Onlara “Savaş karşıtıyım, neden beni kaçırdınız” dedim. Bazen çok sert tartışıyorlardı ve bana “Senin savaş karşıtlığın bir tuzak” diyorlardı. Ben de onları kızdıracak şekilde “Bir kadını kaçırmak kolay, bunu ABD askerleri ile denesenize” diyordum.
Bir ay boyunca umut ve umutsuzluk içinde kaldım.
Kaçırıldıktan bir süre sonra bana uydudan haber programı izlettiler ve ben o programda Roma’da çekilmiş büyük bir resmimi gördüm. Bu beni biraz rahatlattı.
Sonra televizyonda ‘İtalyan askerleri çekilmezse öldürüleceğim’ söylendi.
Korktum. Fakat sonra kendimi teselli ederek böyle bir talebin olamayacağını düşündüm.
Sık sık onlara “Doğru söyleyin, beni öldürmek istiyor musunuz” diye soruyordum.
Gitme vakti
Beni kaçıranlar şeriatçı idi. Sürekli Kur’an okuyorladı. Fakat cuma günü serbest kalma vakti geldiğinde her sabah saat beşte kalkan, namaz kılan ve dua eden birisi alışılmadık şekilde elimi sıktı ve beni kutlayarak “Hazır olduğunu hisediyorsan hemen gidebiliriz” dedi. Bana ayrıca, fanatik Roma taraftarı olduğunu ve en sevdiği futbolcunun ‘Giuliana’ya Özgürlük’ yazılı bir tişört giydiğini gördüğünde çok şaşırdığını söyledi.
Irak’a gazeteci gönderilmesini istemeyen İtalyan hükümetine rağmen Irak’a giden biri olarak; savaştan sonra olanların ve onların seçim dedikleri şeyin gözlemlenmesini istemeyen Amerikalılara meydan okudum.
(Il Manifesto)

KATİLLERİN SİCİLİ KABARIK
İtalyan aracına kurşun yağdırarak bir istihbarat görevlisini öldüren ve İtalyan Gazeteci Sgrena’yı yaralayan ABD askerlerinin sicilinin epey kabarık olduğu ortaya çıktı.
4 Mart’taki saldırıyı, 3. Piyade Tugayı’na bağlı askerler gerçekleştirmişti. Bu askerlerin, geçen yıl Iraklı kadınlara tecavüz ettikleri öğrenildi.
İngiliz The Guardian gazetesindeki habere göre, tugaydan 4 asker, Bağdat’ta devriye gezerken “gözlerine kestirdikleri” iki kadına tecavüz ettiler. ABD ordusu konuyla ilgili soruşturma açtı, ancak dosya daha sonra “delil yetersizliği” gerekçesiyle kapatıldı.
Tecavüzcü askerler, Iraklı kadınların “fahişe” olduklarını söyleyerek kendilerini savundular.


Başa dön


Irak’tan ceset fışkırıyor!
ABD işgali altındaki
Irakın farklı bölgelerinde neredeyse her gün onlarca ceset bulunuyor.
Son olarak dün, Suriye sınırında 30 ceset bulundu. Cesetlerin Kaim civarında bulunduğu belirtilirken, iki cesedin kime ait olduğunun tespit edildiği açıklandı. Baş ve karınlarından en az bir hafta önce kurşunlanarak öldürüldüğü anlaşılan kişilerin asker olduğu tahmin ediliyor.
Önceki gün de Latifiye’de kafaları kesik 15 ceset bulunmuştu.
Tarım Bakanlığı’na saldırı
Irak’ta devam eden saldırıların dünkü hedefleri arasında Tarım Bakanlığı da vardı. Bakanlık yakınlarında düzenlenen saldırıda 2 kişi öldü, 28 kişi yaralandı. Bir güvenlik görevlisi, saldırının polis üniforması giymiş iki kişi tarafından çöp kamyonu ile düzenlendiğini söyledi. Irak’ın kuzeyinde düzenlenen 2 ayrı saldırıda ise bir polisle ABD ordusu için çalışan bir tercüman öldürüldü. Dün Basra’da bir minibüse yönelik bombalı saldırıda ise 1 polis öldü, biri sivil 3 kişi yaralandı. Minibüste bulunan 4
“Sıra Basayev’de”
Rus Federal Güvenlik Servisi (FSB) Başkanı Nikolay Patruşev, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e, Çeçen lider Aslan Mashadov’un öldürüldüğünü rapor etti. FSB Başkanı, Mashadov’un, Çeçenya’nın Tolstoy Yurt kasabasında bir eve düzenlenen baskında öldürüldüğünü kaydetti. Elde edilen fotoğraf ve televizyon görüntüleri, Mashadov’un öldüğünü kanıtlıyor. Çeçen kaynaklar da ölümü doğruladılar. Çeçenya Başbakan Yardımcısı Ramazan Kadirov, Mashadov’un ölümünün kaza olduğunu belirterek, “Güvenlik güçleri onu sağ yakalamaya çalıştı. Ancak bir silahın yanlış kullanımı yüzünden öldü’’ dedi. Kadirov, sırada Çeçen Komutan Şamil Basayev’in olduğunu ilan etti. Kendisinin Çeçenya Devlet Başkanı olduğunu iddia eden Mashadov, Rusya tarafından tanınmıyordu. Rus yönetimi, Çeçen lideri geçen yılki okul baskını dahil birçok kanlı saldırıdan sorumlu tutuyordu. Mashadov’un Londra elçisi Akhmed Zakayev ise, “Mashadov’un ölüsü Kremlin için dirisinden daha tehlikeli olacak” diyerek “savaşa devam edeceklerini” ilan etti.
‘Hedef bağımsız gazetecilikti’
Sgrena’nın çalıştığı Il Manifesto gazetesinin kurucusu Luciana Castellina, Bağdat’ta İtalyanlara yönelik Amerikan saldırısının asıl hedefinin bağımsız gazetecilik olduğunu söyledi. Tanınmış bir aydın ve eski bir milletvekili olan Castellina, bir Amerikan radyosuna yaptığı açıklamada, “İtalyan halkı çok öfkeli. Zaten halkın çoğunluğu savaşa karşıydı ve en büyük barış gösterileri bu ülkede yapılmıştı. Bugün halkta, Irak’taki askerlerin geri çekilmesi isteği çok yüksek bir düzeyde. Başbakan Silvio Berlusconi’nin durumu her zamankinden daha zor” dedi. İtalyan aydın, İtalyanlara yönelik saldırının bir ilk olmadığını, Irak halkının buna benzer saldırı ve cinayetleri her gün yaşadığını dile getirdi.
Ukrayna AB için nabız yokluyor
ABD ve Avrupa Birliği desteğiyle Ukrayna’da devlet başkanlığına getirilen Viktor Yuşçenko, destek aldığı ülkelere “şükran turu”na çıktı. Önceki gün Almanya’da gelen Yuşçenko, devletin bütün üst kurumları tarafından karşılandıktan sonra, az sayıdaki ülke temsilcisine tanınan Bundestag’da (federalparlamento) konuşma fırsatı da verildi. Berlin’de Cumhurbaşkanı Horst Köhler tarafından karşılanan Yuşçenko, Başbakan Gerhard Schröder, Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, Bundestag Başkanı Wolfgang Thierse ve CDU Genel Başkanı Angela Merkel tarafından kabul edildi. Görüşmelerine Ukrayna’nın AB üyesi olma yönündeki talebi damgasını vurdu. Avrupa ile yakınlaşmak için elinden gelen her şeyi yaptığını, bu konuda Alman yetkililerden destek beklediğini ifade eden Yuşçenko, nihaiyi hedeflerinin tam üyelik olduğunu söyledi. Dün öğleden sonra Bundestag’da milletvekillerine yönelik bir konuşma yapan Yuşçenko, AB üyeliğinin yanı sıra son haftalarda Almanya’da ana gündem konularından biri olan “vize skandalı”na da değinerek, bütün Ukraynalıların bir an önce kaçak yollarla Almanya’ya gelmek isteyen suçlular olarak görülmemesini istedi. Yuşçenko, konuşmasında Ukrayna’nın en kısa zamanda AB vatandaşlarına yönelik vize uygulamasını kaldıracaklarını ifade ederek, AB’nin de Ukrayna vatandaşlarına kolaylıklar sağlamasını talep etti. Bilindiği gibi Yuşçenko, “Turuncu Devrimi” olarak adlandırılan gösteri ve yürüyüşlerden sonra yapılan ikince seçimlerden sonra devlet başkanlığını kazanmıştı. Öte yandan, kısa bir süre önce tartışmalı seçimlerden sonra devlet başkanlığı koltuğuna oturan Yuşçenko’nun Bundestag’ta konuşturulması çeşitli kesimler tarafından eleştirildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net