www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Oğlum ordunun rehinesi’
Irak’taki işgale karşı olduğu halde sözleşmesi gereği bu ülkede işgal askeri olarak kalmaya devam eden bir askerin annesi olan Dr. Anne Roesler, Irak’taki ABD askerleri içinde azımsanamayacak sayıda işgal karşıtı asker olduğunu söyledi.

Aşura’nın acı bilançosu
Iraklı Şiiler için Aşura, yine kanlı geçti. İki gün boyunca düzenlenen saldırılarda 100’e yakın kişi can verdi. Geçen yılki saldırılarda da 170’ten fazla kişi ölmüştü.

Roma’da yüzbinler Sgrena için yürüdü
İtalya’nın başkenti Roma’da yarım milyona yakın insan, Irak’ta kaçırılan İtalyan Gazeteci Giuliana Sgrena’nın serbest bırakılması talebiyle gösteri yaptı.


‘Oğlum ordunun rehinesi’
Elif Görgü
ABD’de geçtiğimiz yıla kadar sadece 300 ailenin üye olduğu ve “Asker Aileleri Konuşuyor” adlı hareketin bugün 2000 üyesi bulunuyor. Daha Irak işgali gerçekleşmeden gösteriler düzenleyerek çocuklarının işgale gitmesini engellemeye çalışan ailelere, her gün 3 ile 5 arası aile katılıyor. Örgütte sadece ABD’li değil, İspanyol, Portekiz, İngiliz askerlerin de aileleri bulunuyor.
Hareketin üyelerinden, ABD’li Çavuş Michael Roeslar’ın annesi Dr. Anne Roeslar, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu’nun düzenlediği “Savaşsız Bir Dünya İçin Uluslararası Buluşma” için ülkemize geldi. Dr. Roeslar, oğlunu ABD ordusunun bir rehinesi gibi gördüğünü söylüyor. Çünkü kendisi de artık işgale karşı olan oğlu, 22 aylık sözleşmesi olduğu için ülkesine geri dönemiyor.
Evrensel: Irak işgali konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dr. Anne Roeslar: Savaşın başından beri bu işgale karşıyım ve bundan sonra da karşı olacağım. ABD askerlerinin bir an önce Irak’tan çekilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Oğlunuz Irak’ta hangi konumda görev yapıyor?
Oğlum bir çavuş. 22 aylık sözleşmesi olduğu için geri gelemiyor. Bir pazartesi günü aradılar ve Irak’a gideceğini söyleyerek, perşembe gecesi saat 03.00’de hazır olmasını istediler. İşgalin başlamasından 7 ay sonra ABD’ye geri döndü, ama sonra yeniden çağırdılar. Sözleşmesi olduğu için gitmek zorunda kaldı, sözleşme bitmeden geri gelemiyor. Aslında askerlerin konuşlandırılmasında ciddi bir planlama yok gibi görülüyor. Oğlumu şu anda ABD ordusunun bir rehinesi olarak görüyorum.
Oğlunuzla haberleşiyorsunuz. Size bulunduğu koşullar ve yaşananlar hakkında neler anlatıyor?
Oğlum şu anda Musul’da en büyük üslerden birinde görev yapıyor. İlk gittiğinde ABD’li askerlerin koşulları çok daha kötüydü. Şu an bulunduğu yerde koşulları daha iyi.
Halliburton gibi şirketlerin faaliyetleri ile askerlerin koşulları düzeliyor. Aslında şöyle söylemek gerekiyor: ABD’li askerlerin koşulları iyileştikçe Irak halkının yaşam koşulları kötüleşiyor!
Oğlunuz ilk kez Irak’a çağrıldığında neler düşünüyordu? Fikirlerinde nasıl bir değişim oldu?
Oğlum ilk çağrıldığında hükümetin ‘Irak’a neden girilmesi gerektiği’ hakkındaki açıklamalarına dair kaygıları vardı zaten. Bu kuşkuları çok kısa sürede doğrulanmış oldu. O da ABD askerlerinin bir an önce Irak’tan çıkması gerektiğini düşünüyor. Çalışmalarımı hep destekledi.
Irak’ta bulunan diğer ABD askerleri arasında da işgal karşıtı düşünceler yaygın mı?
Şu anda çoğunluk işgale karşı değil, ancak azımsanamayacak sayıda asker artık ABD’nin Irak’tan çekilmesi gerektiği görüşünde. Aslında askerlerin çoğunun yaşları çok küçük ve beyinleri yıkanmış diyebiliriz, bu yüzden henüz işgale karşı çıkanların sayısı az.
Bir anne olarak oğlunuzun savaşta olması size neler hissettiriyor?
Bu çok zor bir soru. Tabii ki çok endişeliyim. Öncelikle oğlumun hayatı konusunda endişelerim var. Ayrıca geri döndüğü zaman nasıl bir insan olacağı konusunda endişelerim var.
İşgal karşıtı örgütlenmeniz yüzünden sizin ya da oğlunuzun üzerinde bir baskı var mı?
Şu ana kadar bir baskı hissetmedim. Ancak bu şimdilik böyle. Yine de oğlumun durumu hakkında kaygılarım var.
Savaş politikalarına rağmen Bush ikinci kez ABD Başkanı olarak seçildi. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
Seçimlerde Amerikalılar üzerinde ne yazık ki sadece Bush’un Irak politikası etkili olmadı. Başka şeyler de göz önünde bulunduruluyordu. Aslında kimin kime niye oy verdiği karmaşık bir konu. Yine de yapılan anketlere göre Amerikan halkının çoğunluğu Irak’taki Bush politikasını desteklemiyor. Ben de Bush’u kendi başkanım olarak görmüyorum.
Bush yönetiminin belli bir gündemi var. Bu gündem içinde ekonomi de var, petrol de var, Ortadoğu’ya yerleşmek ve daha geniş alanlara yayılmak da var. Ayrıca bu gündemin dini bir yönü de var. Bush’un inandığı Hıristiyan köktendinciliğini yaymakla ilgili.
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın İran ve Suriye ile ilgili tehditvari açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Evet, İran ve Suriye ile ilgili böyle politikaları olduğunu biliyoruz. ancak bu planları gerçekleştirebileceklerini düşünmüyorum. Öncelikle yeni bir işgal için yeterince askerleri yok. Ayrıca Kongre’den bu işgaller için destek kararı çıkarabileceklerine inanmıyorum. Asker gönderebilmeleri için profesyonel ordu sisteminden çıkıp genel askerliğe dönmeleri gerekir. Ama ABD halkı buna izin vermeyecektir.

Dr. Anne Roeslar kimdir?
ABD’nin önde gelen savaş karşıtlarından biri olan 50 yaşındaki Roeslar, bir asker çocuğu. Babası 2. Dünya Savaşı’nda yaralanmış, dedesi ise 1. Dünya Savaşı’nda savaşmış. Bugün ise Roesler’ların evi barış işaretleri ve oğlunun asker üniformalı fotoğrafları ile kaplı. Dr. Roeslar’ın oğlu Michael, 26 yaşında ve ABD Ordusu 82. Hava İndirme Tümeni’nde çavuş olarak görev yapıyor.


Başa dön


Aşura’nın acı bilançosu
Irak’ta Şiilerin kutsal Aşure Günü’nde düzenlenen kanlı saldırılarda, iki gün içinde 100’e yakın kişi can verdi. Şiiler, Hz. Muhammed’in torunu Hüseyin ve 71 kişinin Kerbela’da öldürülmesinin 1365’inci yıldönümü nedeniyle etkinlikler düzenlerken saldırılar da hız kesmedi.
Irak Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, önceki gün düzenlenen 8 intihar saldırısı ve diğer saldırılarda 47 kişinin öldüğünü söyledi. Saldırılarda onlarca kişi de yaralandı. Böylece, cuma ve cumartesi günleri öldürülen Iraklıların sayısı 100’e yaklaştı.
Saldırılar üzerine Sünni kesimin en büyük partilerinden, Irak İslami Partisi bir kınama mesajı yayınladı. Parti, saldırılara karşı tüm etnik ve dini ayrımların bir kenara bırakılarak, birlik olunması çağrısı yaptı.
Kanlı saldırılar, akıllara geçtiğimiz yıl da kanlı geçen Aşura’yı getirdi. Geçen yıl Bağdat ve Kerbela’da düzenlenen intihar saldırılarında 170’den fazla kişi hayatını kaybetmişti.
2 ABD askeri öldürüldü
Irak’ta önceki gün ve dün düzenlenen diğer saldırılarda da birçok kişi öldü. El Anbar eyaletinde 1 ABD askeri öldürüldü. Bağdat’taki intihar saldırısında 1 Amerikan askeri ve 1 sivil öldü, bir ulusal muhafız yaralandı. Yine Bağdat’ta düzenlenen havan topu saldırısında 5 Irak askeri öldü, 4 asker yaralandı.
Ayrıca başkentin güneyinde bomba yüklü 3 araç bulundu. Araçların etkisiz hale getirildiği ve 10 kişinin yakalandığı bildirildi.
Diğer yandan, ABD’de yaşayan Iraklı Türkmen ve Süryaniler, Irak seçimlerinde yapılan usulsüzlükleri protesto ettiler. New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) binası önünde toplanan Türkmen ve Süryani grup, Kürt peşmergelerin Kuzey Irak’ta yapılan seçimlerde Türkmenlere ve Süryanilere baskı uyguladığını savundu.


Başa dön


Roma’da yüzbinler Sgrena için yürüdü
ABD’nin felaket senaryosu
ABD istibahrat servisi CIA’nın Pakistan’da görev yapan ajanları, ülkenin durumuyla ilgili hazırladıkları raporda hükümetin iç karışıklardan dolayı ülke yönetimi üzerindeki etkisini yitereceğini ve 2015’te “ülkenin tarih sahnesinden silineceğini” öne sürdüler. CIA senaryolarına göre ülkede yakın zamanda bir iç savaş da olası. Ajanlar ayrıca ülkede oldukça etkili olan ABD karşıtı şeriatçıların nükleer silahları kontrol etmek istemesinin de devleti yıprattığını raporlarına eklediler. ABD Ulusal İstibahrat Konseyi’nin (NIC) de hazırlanışına katkıda bulunduğu raporda Pakistan’ın “Yugoslavya’ya benzer bir son yaşayacağı” ve devletin kurumları üzerindeki etkisini yitireceği, halk içerisinde kanlı çatışmaların patlak vereceği ve parçalanan ülkenin birbirinden ayrı küçük bölgeleri arasında ciddi rekabetlerin başgöstereceği iddia edildi. Diğer yandan İngiltere’nin Pakistan Yüksek Komisyonu eski üyesi Vacid Hasan Şamsul, Güney Asya ile ilgili raporunda CIA ve NIC’nin ‘senaryolarına’ destek verdi. Hasan Şamsul “Pakistan Belucistan’ı İstila Edebilecek mi?” başlığıyla yayınladığı raporda, “Pakistan son 10 yıldır uğraştığı politik ve ekonomik sorunların üstesinden kolaylıkla gelemeyecek. Ayrıca hükümetin meşgul olması gereken ayrılıkçı politikalar, adaletsizlikler, rüşvetçilik ve etnik ayrılıklar da var. Ülkede yapılan ordu müdahalesi, Beluc halkının ülkeden kopmasına neden oldu” diye yazdı.
İspanya’da anayasa oylaması
Avrupa Birliği Anayasası ilgili ilk referandum, dün İspanya’da yapıldı. Oylamaya katılımın düşük olması, ancak sandığa gidenlerin çoğunluğunun, anayasanın kabulü yönünde oy kullanmaları bekleniyordu. Referandum sonucu ne olursa olsun, İspanya’da AB Anayasası konusunda son kararı parlamento verecek. Anketlere göre halkın yüzde 40 ila 50’si anayasaya ‘evet’ diyecek. Hükümet de bu oranı artırmak için çeşitli kampanyalar düzenledi.
Kuveyt şirketine ABD ihalesi
ABD Savunma Bakanlığı, Kuveyt, Katar, Irak ve Afganistan’daki ABD kuvvetlerine lojistik destek sağlanması ile ilgili bir ihaleyi Kuveyt devletine ait bir şirkete verdi. 3.27 milyar dolarlık ihale karşılığında şirket; bu ülkelerdeki kara, hava ve deniz kuvvetleri için çeşitli lojistik unsurlar tedarik edecek.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net