Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde spekülatif kaynaklı büyüme faiz gelirlerinde artış yaratırken ücretli kesimlerde yoksulluk yaratmaktadır. Uygulamadaki büyüme politikaları, gelir dağılımının giderek bozulmasına, sınıflar ve bölgelerarası gelir uçurumunun artmasına sebep oluyor. Hükümet ise gelir adaleti sağlamaktansa “satsak satsak bedavaya ne satsak” sloganıyla ülkenin üretim damarlarını teker teker koparmaya devam ediyor. Bir yandan da ekonomik verilerle türlü illüzyona başvurarak, emekçilere sabır aşılıyor.
DİE’nin TEFE yerine kullanmaya başladığı ÜFE (Üretici Fiyatları Endeksi) bu illüzyonun son baskısı. Yenilenen sepet de enflasyona etkide bulunacak malların payı azaltılırken, enflasyona dolaylı ya da çok az etkisi olan malların payı arttırıldı. Dolayısıyla peynire, zeytine, ulaşıma, eğitime, ilaca gelen zamlar halkın canını yakarken, evlere şenlik yeni sepetimiz içinde -delik olacak ki- hak ettikleri yeri alamıyorlar.
Bana mutluluğun resmini çizer misin?
DİE’nin nabza göre şerbetlerinden biri de “mutluluk endeksi”. Devlet İstatistik Enstitüsüne göre, Türk halkının %48’i mutlu. Ayrıca paraya önem vermeyen halkımızın, canı sağ olsun yeter! Aslında mutluyuz, enflasyon da düşük, kocaman kocaman büyüyoruz, IMF bizi seviyor. Bir de sigara yaktık mı...! O da nesi, sigaraya zam mı geldi...? İşten mi atıldık?
SEKA’da, TEKEL’de, SSK’da, TELEKOM’da emekçiler sözde değil, gerçek büyümenin sağlanması, işsizliğin azalması, gelir dağılımının düzeltilmesi için bağırıyor; SATTIRMAYACAĞIZ...
* İktisat Teorisi Doktora Öğrencisi
Başa dön