www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Frankfurt Borsası LSE’nin peşinde
Bir süredir Londra Borsası LSE’yi “dostça devralmaya” çalışan Frankfurt Borsası, “düşmanca devralma” için “ağır silahlarını” cepheye sürüyor. Geçtiğimiz haftalarda iki ülke basını arasında gergin tartışmalara yol açan devralma girişiminin önümüzdeki günlerde ilişkileri zorlaması bekleniyor.

Destek balonu çabuk söndü
Hükümetin üreticiye sözde destek paketi balonu çabuk söndü. Başbakan’ın bizzat üreticiye verdiği “DGD’leri şubat-nisan aylarında üreticiye peşinen ödeyeceğiz” sözü Tarım Bakanı Sami Güçlü tarafından yalanlandı.


Frankfurt Borsası LSE’nin peşinde
Finans sermayesinin önemli dayanaklarından olan Londra Borsası (London Stock Exchance - LSE) bugünlerde “ecel terleri” döküyor. “Ecel terlerine” neden ise Frankfurt Borsası’nın LSE’yi devralma planları oluyor. Kamuoyunda yaklaşık dört haftadır gündemde olan devralma girişiminde taraflar gün geçtikçe sertleşiyorlar.
Almanya’dan daha liberal vergi altyapısına sahip olan Londra Borsası, genelde en fazla spekülasyonlara sahne olan New York Borsası’ndan sonra yine en fazla spekülasyonun yapıldığı yer olarak ünlü. Mali sermaye için Londra Borsası’nın daha çekici olması aynı zamanda diğer borsalarında LSE’ye yönelik iştahlarını artırıyor.
Uzun bir süre önce Londra, Frankfurt ve Paris borsalarının veya Londra, Frankfurt ve Amsterdam borsalarının birleştirilmesi ve New York Borsası’na karşı ortak hareket etmeleri üzerinde durulmuştu. Ancak bu plan değişik ülkelerdeki mali sermaye gruplarının çelişkileri nedeniyle, “verimli olmaz” gerekçesiyle geri çevrilmişti.
Almanya kararlı
“Spiegel Online”da yayınlanan “Seifert sabrını yitiriyor” başlıklı haber gelişmeleri çok iyi özetliyor. Frankfurt Borsası’nın şefi olan Werner Seifert, LSE’yi dostça devralmak için uzun süredir kamuoyuna kapalı tutulan görüşmeleri sürdürmüş ve LSE’nin borsa değeri olarak ifade edilen 1.9 milyar Euro’yu ödemeyi kabul etmişti.
Hisse başına 0.530 Pound ödemeye razı olunmasına karşın LSE’nin, “Borsa değerimizi yeniden değerlendirmeyi düşünüyoruz” açıklaması Seifert’in “sabrının yitmesine” neden oldu. Frankfurt Borsası Yönetim Kurulu’nda, “Artık tek çaremiz ağır silahlarımızı onlara göstermek olacak” demesi basına yansıdı.
Ağır silah olarak ifade edilen ise Deutsche Bank’ın şimdiye kadar gizli durduğu mevziden çıkıp tutum almasıydı. Deutsche Bank tarafından yapılan, “Bir müşterinin talebi üzerine LSE’nin hisselerinin yüzde 7.97’sini elimizde tutuyoruz” açıklaması işin ciddi boyutlara vardığını gösteriyor. Deutsche Bank ayrıca LSE’nin devralınması için Frankfurt Borsası’na kredi verebileceğini de ilan etmesi İngiliz mali sermayesi için işin “tuzu biberi” oldu.
Deutsche Bank’ın Denetleme Kurulu Başkanı Rolf Breuer aynı zamanda Frankfurt Borsası Denetleme Kurulu’nun da başında olması dostça veya düşmanca devralma için kredi sorunu yaşanmayacağını da gösteriyor.
‘Alman tankları geliyor’
Yaklaşık altı yıl önce Almanya’nın “ulusal değerlerini bünyesinde toplayan” (Schröder) tekel olan Mannesmann’ı “düşmanca” devralan İngiliz telekomünikasyon tekeli Vodafone, zamanında Almanya’nın gururunu ayaklar altına almıştı.
Başbakan Gerhard Schröder, IG Metall ve diğer sermaye kuruluşlarının kısa vadeli çabaları sonuç vermemişti. İngiliz basınında çıkan yorumlara göre, Almanya bu tarihten itibaren daha saldırgan ve yayılmacı bir strateji izlemeye başladı. Özellikle VW ve BMW’nin İngiltere’nin geleneksel otomobil firmaları Rolls Royce, Bentley, Mini ve Rover’i yutup, parçalayıp yeniden satmaları örnek olarak gösteriliyor. Alman tekellerinin sadece İngiltere’de değil aynı zamanda ABD, Fransa, Japonya gibi ekonomisi güçlü ülkelerin yanı sıra diğer ülkelerde de “alışverişe” çıktıklarına dikkat çekilen haberlerde, “Alman tankları şimdi de Londra’ya geliyor” deniliyor.
Geçtiğimiz hafta Almanya’nın önemli gazetelerinden olan Handelsblatt’taki bir yorumda, İngiliz basınının olayı abarttığı ileri sürüldü. İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma duygularla bugün politika yapılamayacağı belirtilen yorumda, serbest ekonominin 60 yıl önce sona eren bir dönemin bir daha yaşanmasına izin vermeyeceği ileri sürüldü.


Başa dön


Destek balonu çabuk söndü
Nur Karabacak
Üreticinin hakkı olan destekleri, şaşalı törenlerle üreticiye kıyak geçiyormuş gibi duyuran hükümetin balonu çabuk söndü. Başbakan’ın bizzat verdiği sözler birkaç gün sonra Tarım Bakanı Sami Güçlü tarafından yalanlandı. Hükümet, verilen desteklerin miktarını değil, sadece dağılımlarını değiştirirken, paket açıklanmadan önce ayrılan kaynağın miktarının değiştirilmeyeceği, DGD’lerin söz verildiği gibi şubat-nisan aylarında peşinen ödenmeyeceği ortaya çıktı.
Hükümet açıkladığı destek paketinde, bir yığın rakamı arka arkaya sıralayarak, üreticide kafa karışıklığı yaratırken, üreticiye verilen destekleri artırıyormuş gibi gösterdi. Ancak, 2004 yılında 3.026 milyar YTL destekler için kaynak ayıran hükümet, bu rakamı 2005 için 3 milyar 462 YTL’ye çıkardı. Artan girdi fiyatları, enflasyon hesaba katıldığında, rakam üreticinin beklentilerini karşılamaktan uzak kaldı. Hükümet, destek paketini, bütçe belirlendikten sonra açıkladı. Hükümettin paket için ek kaynaklar ayıracağı düşünülürken, böyle bir kaynağın ayrılmayacağı da Tarım Bakanı Sami Güçlü tarafından açıklandı.
2005 yılı destekleme programında ise 2004 yılında 2.122 milyon YTL olan DGD destekleri, 1930’a indirilirken, prim destekleri 282.5 milyon YTL’den 600 milyon YTL’ye çıktı. Hayvancılık desteği, 2004 yılında 213 milyon YTL iken, 596 YTL’ye, çay desteği 40 milyon YTL’den 99 milyon YTL’ye çıkarken, ARİP Projesi için 18 milyon YTL ayrıldı. Yani hükümet, sadece dağılımı değiştirdi. Buna karşın, destekleme programı ve bütçe ödenekleri dağılımında hükümet, ne mazot ne de gübre desteğine yer vermedi. Bunlar için de henüz kaynak ortada yok. Hükümet, ayrıca, tarım sigorta şirketlerinin kasasına para aktarmak için hazırladığı Tarım Sigortası Yasa Tasarısı’nı hazırlamasının ardından bu yıl ilk defa destekleme kalemlerinde “tarım sigortası hizmetleri” diye bir kalem çıkararak, bu kaleme 30 milyon YTL ayırdı.
Tasarıya göre, tarım sigortası şirketlerinin üreticilerden aldığı primlerden ve hükümetin aktaracağı kaynaktan oluşan bir havuz oluşturuluyor. Bu havuzun yönetimi ise yine şirketlerin insafına terk.
Üretici kandırıldı
Hükümet memur maşına göz dikti
AKP Hükümeti’nin IMF politikalarını kendi programı haline getirdiğini kaydeden BES Hatay İl Temsilcisi Necdet Özen, “Hükümet 3 kuruşluk memur maşına göz dikiyor” dedi. Sendika binasında basın toplantısı düzenleyen Özen hükümetin sadece yoksullardan aldığını, zenginlerden ise vergi almadığını söyledi. Hükümetin, kamu çalışanlarının haklarına yönelik kısıtlamalara devam ettiğini kaydeden Özen, “Biz hükümeti uyarıyoruz. Taleplerimizi görmeyen hükümetin sonu diğer hükümetler gibi olacaktır” diye konuştu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net