www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Tanrı Diyonisos’un armağanı
Trakyalı İkaryos’la (Icarios) karısı ve kızları Erigone; ekip diktikleri topraklarının verdikleriyle kendi hallerinde yaşayıp gidiyorlardı.

İBŞT yine karıştı
İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Mazlum Kiper’in genel sanat yönetmenliğine getirilmesi ile oluşan olumlu havanın ardından, seçilmiş sanatçı temsilcisinin Yönetim Kurulu’ndan uzaklaştırılması kafaları karıştırdı.

Müzikli komediyle savaş eleştirisi
Adana Devlet Tiyatrosu, 2004-2005 sanat sezonunun yeni oyununda savaşın olumsuzluklarını ve beraberinde getirdiği acıları, müzikal-komedi türünde “Carmela ve Paolino” oyunu ile sahneye aktarmaya hazırlanıyor.


Tanrı Diyonisos’un armağanı
Yaşar Atan / yatan@ngi.de
Trakyalı İkaryos’la (Icarios) karısı ve kızları Erigone; ekip diktikleri topraklarının verdikleriyle kendi hallerinde yaşayıp gidiyorlardı. Erigone’nin, ailecek de çok sevdikleri Mera adında bir köpeği vardı... Ve İkaryos, özellikle Şarap ve Doğa Tanrısı Diyonisos’u beğenen ve ona arada bir adaklar sunan inançlı biriydi. Bu yüzden Anadolu kökenli, üzüm bağlarının ve doğa sevgisinin Tanrısı Diyonisos ve çevresindeki eğlence alayı; bir gün İkaryos’un gönlünü almak üzere onun evine geldiler. Ev sahipleri, Tanrı ve ona eşlik eden şenlik alayını çok sıcak bir konukseverlikle ağırladı. Bu arada Diyonisos; güzel ve alımlı Erigone’yi de çok beğendi; ona aşık oldu. Bu güzel kız da, Şarap Tanrısı’ndan gebe kaldı... Birkaç gün sonra Tanrı Diyonisos, ev sahibi İkaryos’u yanına çağırıp ona birkaç tulum şarap ve bahçesine dikilmek üzere asma kütükleri verdi. Bu kütüklerin bahçesine nasıl dikileceğini ve bakımının nasıl yapılacağını gösterdi. Bundan sonra da İkaryos’u; oluşturacağı üzüm bağlarından üreteceği şarabı; kendi ülkesinden başlayarak, bütün dünya halklarına tanıtıp sevdirmesi misyonuyla yükledi. Ve böylesine candan ağırlanmış olmaktan duyduğu mutluluğu açıkça dillendiren bu konuk Tanrı Diyonisos ve onun kadınlı erkekli şen şakrak alayı; söyledikleri şarkılar, çaldıkları flütler eşliğinde köy evinden ayrıldılar...
Ergione’nin çocukları
Konukları olan Tanrı’nın gösterdiği şekilde İkaryos ve ailesi, asma kütüklerini bahçelerine diktiler. Bir süre sonra Erigone de, Tanrı Diyonisos’tan gebe kaldığı çocuğu dünyaya getirdi. Ve çocuğa; babası Diyonisos’un önerisiyle; “üzüm salkımı” anlamına gelen Stafilos (Staphylos) adını verdiler... Yeni bebeğin onuruna dedesi İkaryos; Tanrı’nın bıraktığı şaraplardan bir tulumunu, tanıdığı birkaç çobana tattırdı. Şarabı çok beğenen çobanlar, hızlarını alamayıp bütün tulumu bitirdiler. Ama bir süre sonra da, aşırı içtikleri şarabın etkisiyle zehirlendiklerini sandılar. Ve bu yüzden suçlu sandıkları İkaryos’u sopalarıyla dövüp öldürdüler. Ölüsünü de bir ağacın altına açtıkları derince bir çukura gömdüler! İkaryos’un kızı güzel Erigone, köpeği Mera ile birlikte günlerce babasını aradı. Sonunda köpeği Mera’nın üstün koku alma yeteneği sayesinde, babasının bir ağaç altına gömülmüş ölüsünü buldu. Ne yapacağını şaşıran zavallı Erigone babasının ölüsü başında çok ağladı; uzun uzun dövünüp ağıtlar yaktı. Üzüntüsü gitgide öylesine çok arttı ki, sonunda dayanamayıp mezarın yanındaki ağaca belkemeriyle kendini astı! Kendini asmazdan önce de, babası İkaryos’u öldüren gerçek suçlular yakalanıp cezalandırılıncaya dek, bütün Trakya bölgesindeki genç kızların kendilerini asarak ölmeleri ilencinde bulundu... Erigone’nin ölümü üzerine uzun uzun havlayıp kendince yas tutan köpeği Mera da, yemedi içmedi; güzel sahibesi’nin yanından hiç ayrılmadı. Beş-on gün sonra Mera, orada, onun yanında canverdi...
İntihar
Erigone’ye aşık olan Tanrı Diyonisos da, sevgilisinin ölümüne neden olan ve suçluları saklayan bölge halkının suskunluğuna çok içerledi. Sevgilisi Erigone’nin öcünü almak üzere bu bölgeye bir çeşit koku göndermeye başladı. Bu kokuyu duyan genç kızlar, kadınlar hemen ilk gördükleri ağaca gidip kendilerini asmaya başladılar...
Öyle ki, genç kızlar arasında kendini asarak öldürmek bir çeşit modaya dönüştü! Kimseler önüne geçemiyordu bu salgının. Halkın ileri gelenleri haliyle olayla ilgili olarak Delfos tapınağındaki kâhine başvurdular. Kahin onlara İkaryos’un katillerinin bulunup cezalandırılması gerektiğini söyledi.
Sonra da her yıl üzümler toplanmaya başladığı sırada, üzümün ve şarabın ilk tanıtıcısı İkaryos ve kızı Erigone adına şarkılar söylenmesi ve ilk üretilen şarabın gene onlar onuruna tadılması gerektiğini söyledi. Çünkü Tanrı Diyonisos’un bölge halkına gücenmişliğinden kaynaklanan öfkesi, ancak bu koşullar altında yatışabilirdi... Gerçekten de kâhinin önerileri yerine getirildikten ve suçlular ortaya çıktıktan sonra ülke yeni bir düzene kavuştu.
Tanrı Diyonisos; üzümün simgesi olan oğlu Stafilos’u, ölünceye dek üzüm bağlarının bakımıyla ve bu üzüm bağlarının bütün Akdeniz ülkelerinde yaygınlaşmasını sağlamakla görevlendirdi. Sonra da sevgilisi Erigone’yle birlikte, kutsal şarabın yeryüzünde ilk yayıcısı olan babası İkaryos’u ve köpekleri Mera’yı, gökyüzünde bir takımyıldızına dönüştürdü.
Her yıl Trakya ve bütün Akdeniz ülkelerindeki üreticiler; üzüm bağlarını ve şarabı dünyaya tanıtan İkaryos ve onun güzel kızı Erigone adına şarkılar söyleyerek ilk ürünlerini toplamaya başladılar. İlk şarabı da onlar adına tattılar; onlara övgüler yağdırdılar...


Başa dön


İBŞT yine karıştı
Mustafa Kara
Siyasi müdahale ve soruşturmalarla geçen bir dönemin ardından Mazlum Kiper’in Genel Sanat Yönetmenliği’ne getirilmesiyle “suların durulduğu” beklentisi oluşan İstanbul Şehir Tiyatroları’nda, yeni bir görevden alma kararıyla yeniden tartışma başladı. Seçimle gelen sanatçı temsilcisi Volkan Sağırosmanoğlu, ani bir kararla ve yasadışı biçimde Yönetim Kurulu’ndaki görevinden uzaklaştırıldı. Pazartesi günü için de Genel Kurul toplanması kararı alındığı ifade ediliyor.
Seçilmiş üye seçimsiz gitti!
Volkan Sağırosmanoğlu, görevden uzaklaştırma yazısının dün kendisine ulaştığını belirterek, kararının hukukdışı olduğunu söyledi. Yönetim Kurulu’nda sanatçıların seçtiği sanatkar üye olarak bulunduğuna dikkat çeken Sağırosmanoğlu, “İBŞT Müdür Vekili Mehmet Acarcı’nın imzasını taşıyan, Yönetim Kurulu üyeliğimin düşürülmesine ilişkin yazı bugün (dün) elime ulaştı. Herhangi bir gerekçenin dile getirilmediği bu karar, hukukdışı. Çünkü, ben atama ile gelmedim, beni sanatçılar temsilci olarak seçtiler” dedi.
‘Bu bir komplo’
Genel Kurulu Genel Sanat Yönetmeni Mazlum Kiper’in değil, müdür vekilinin toplantıya çağırdığına dikkat çeken Sağırosmanoğlu, sürecin hukuka uygun olmadığını savundu. Yaşananlara ilişkin şu anda net bir şey söylemenin zor olduğunu belirten Sağırosmanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Önceden hazırlanmış bir komplo olduğunu düşünüyorum. Karar bugün tebliğ ediliyor, hemen yasal olmayan bir biçimde Müdür Vekili Genel Kurul’u seçime gitmek üzere topluyor. Tüm bunlar Genel Sanat Yönetmeni Mazlum Kiper’in bilgisi dışında gelişiyor. İlginç bir nokta da, kararın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanı İskender Pala’nın görevi bırakmasından bir gün önce onaylanmış olması”.
Şehir Tiyatrosu sanatçılarının, sanatçı temsilcisi seçimi yapılması planlanan Pazartesi günkü Genel Kurul’a katılmayarak tepki göstereceği dile getiriliyor.


Başa dön


Müzikli komediyle savaş eleştirisi
Seval Tekin
Adana Devlet Tiyatrosu, 2004-2005 sanat sezonunun yeni oyununda savaşın olumsuzluklarını ve beraberinde getirdiği acıları, müzikal-komedi türünde “Carmela ve Paolino” oyunu ile sahneye aktarmaya hazırlanıyor. İtalyan Yazar Jose Santis Sinisterra’nın eserinden sahneye uyarlanan oyun, 2. Dünya Savaşı’nda yiyecek ararken, Alman askerlerince yakalanan iki İtalyan kabare sanatçısının başından geçenleri ve savaşın ortasında askerlere bir gösteri sunmak zorunda kalışlarını anlatıyor.
‘Film gibi izliyoruz’
Oyunun yönetmeni Bülent Arın, yaptığı açıklamada, iletişim olanaklarının artmasının yararlarının yanında, dünyanın neresinde olursa olsun, savaş ve diğer olumsuzlukların bir televizyon filmi duygusu içinde izlenmesine neden olduğunu kaydetti. Sıklıkla ekranlara ve beyaz perdeye yansıyan acı ve vahşet görüntülerinin bir süre sonra kanıksandığını kaydeden Arın, şöyle konuştu: “Canlı yayında savaş, film gibi vahşet görüntüleri bizi tepkisizleştirdi, savaşı güldürünün uzak açısından geçirerek, acılarının daha iyi kavranmasına çalışacağız. Belki müzikli, danslı, yer yer gülümseten bu yaklaşım, savaşın şokunu yeniden hissetmemizi sağlayabilir.
Tarihten iyi para kaldı!
Kültür ve Turizm Bakanlığı geçen yılki müze bilançolarını (!) açıkladı. Açıklamaya göre toplam 43 trilyon 472 milyar 214 milyon lira gelir sağlandı. Gelir sağlayan müzelerde Topkapı Sarayı birinciliği alırken Türkiye genelinde tam 43 müze yıl boyu kapalı kaldı! Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’deki müze ve ören yerlerinin 2004 yılı ziyaretçi sayısı ve gelirlerini belirledi. Buna göre, Topkapı Sarayı Müzesi, harem dairesi ve hazine bölümüyle, en çok ziyaretçi alan ve en çok gelir getiren müze oldu. Topkapı Sarayı’nı geçen yıl 1 milyon 23 bin, harem dairesini 188 bin, hazine bölümünü ise 370 bin kişi olmak üzere toplam 1 milyon 581 bin yerli ve yabancı ziyaret etti. Topkapı Sarayı’nı 1 milyon 147 bin ziyaretçiyle Mevlana Müzesi, 841 bin ziyaretçiyle de Ayasofya Müzesi izledi. Efes ören yerini 363 bin kişi, Troia antik kentini 269 bin kişi, Göreme açık hava müzesini 244 bin kişi, Alanya kalesini 219 bin kişi, Aspendos antik kentini 180 bin kişi, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’ni 169 bin kişi ziyaret etti. Geçen yıl tüm müze ve ören yerlerini 4 milyon 162 bini yabancı, 7 milyon 841 bini yerli olmak üzere toplam 11 milyon 644 bin 108 kişi ziyaret etti. Müze ve ören yerleri, yerli ve yabancı ziyaretçilerden toplam 43 trilyon 472 milyar 214 milyon lira gelir sağladı. Dünyanın gözde müzeleri ile ören yerlerine ev sahipliği yapan İstanbul, 20 trilyon 720 milyar 69 milyon lira müze ve ören yeri geliri ile birinci sırada yer aldı. İl sınırları içindeki müze ve ören yeri ziyaretlerinden Antalya 5 trilyon 971 milyar lira, İzmir 5 trilyon 102 milyar lira, Nevşehir 2 trilyon 780 milyar lira, Muğla 2 trilyon 69 milyar lira, Çanakkale 1 trilyon 933 milyar lira, Konya 1 trilyon 705 milyar lira, Ankara ise 487 milyar lira gelir elde etti. Topkapı Sarayı Müzesi geçen yıl en çok gelir sağlayan müze oldu. Topkapı Sarayı Müzesi ziyaretçilerden 6 trilyon 614 milyar lira gelir sağlarken, sarayın Harem Dairesi 1 trilyon 415 milyar lira, Hazine Bölümü ise 2 trilyon 808 milyar lira gelir elde etti. Topkapı Sarayı’nın ardından en çok geliri Ayasofya Müzesi getirdi. Öte yandan geçen yıl 20 ilde 43 müze kapalı kaldı. 3 müzesinden üçü de kapalı bulunan Kocaeli, bu konuda en şanssız il olurken, Adana, Afyon, Aksaray, Bitlis, Çanakkale, Diyarbakır, Kastamonu, Sinop ve Yozgat’ta birer müze ziyarete kapalı tutuldu. Ankara’da 3, Bolu’da 2, Burdur’da 3, Bursa’da 5, Eskişehir’de 2, İstanbul’da 7, Kocaeli’de 3, Konya’da 2, Nevşehir’de 2, Ordu’da 3, Uşak’ta 2 müze geçen yıl ziyaret edilemedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net