www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Hürriyet’in belli başlı yazarları sözleşmiş gibi dünkü köşelerini AKP’yi öven yazılara ayırdılar. Adını Fatih Altaylı koydu: “Vıcık vıcık olmak istiyoruz.”

medya ........................................................................ MEDYA SERVİSİ
Vıcık vıcık bir gün daha
Hürriyet’in belli başlı yazarları sözleşmiş gibi dünkü köşelerini AKP’yi öven yazılara ayırdılar. Adını Fatih Altaylı koydu: “Vıcık vıcık olmak istiyoruz.”

AKP büyüyor
Ama görüyoruz ki, Erdoğan, ‘Ben bu ülkedeki herkesin başbakanıyım’ zihniyetiyle hareket ediyor. Ramazanda varoş çadırları. Gerektiğinde, ülkenin ‘creme de la creme’ini dünyanın en zengin tatil beldelerinden ‘kurtarma operasyonu’.
Bence bunların yorumu şu: AKP’nin en azından liderlik kadroları, dar ‘varoş’ zihniyetini aşıyor. Dar kafalı bir muhalif bunu, ‘zengine yaklaşma’ olarak yorumlayabilir. Dedim ya, bu ancak dar kafalı bir muhalefetin ilkel seçim malzemesi olabilir. Bunun doğru yorumu, ‘varoşa yakınlığın’ ille de ‘zengin düşmanlığı’ anlamına gelmediğidir.
Ben şuna inanıyorum. AKP bu komplekssiz yaklaşımı sürdürdüğü, toplumun bütün kesimlerine sahip çıktığı ölçüde büyüyecektir. Çünkü bu politika, dar kafalı siyasetçilere, toplumun sadece ve sadece küçük kavgacı kesimini bırakacaktır.
Ertuğrul Özkök

Vıcık vıcık olmak istiyoruz
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, medyanın AKP hükümetine karşı tavrı için ‘vıcık vıcık’ tabirini kullandı. Haklı olabilir. AKP hükümetinin yaptıklarını öven, beğenen bir tavır içinde olanlarımız çoğunlukta. Bu hükümetin ‘beklenenin üzerinde’ bir performans sergiliyor olması da, bu beğeniyi artırıyor.
Ama doğrusunu isterseniz, bu durum sadece medyaya özgü değil. Türkiye’de taşın altında eli olan pek çok kesim, benim burada uzun zamandır dile getirdiğim düşünceleri paylaşıyor. Ama söyleme konusunda benim kadar ‘cesur veya fütursuz’ olamadıkları için ‘yalakalık’ benim haneme yazılıyor. Açıkçası bunları çok da önemsemiyorum. Ben doğru bildiğimi yapmaya, söylemeye devam edeceğim. (...) Ben de isterim, iktidarı beğendiğimiz kadar anamuhalefeti de beğenelim. Deniz Bey, biz sizin yaptıklarınızla ilgili olarak da ‘vıcık vıcık’ olmak istiyoruz. Ne olur bizi vıcık vıcık edecek bir muhalefet yapın.
Fatih Altaylı

AKP politikaları başka yazarların da gündemindeydi. Sedat Ergin, “AKP’nin AB serüveninde yeni aşama”yı değerlendiriyor, Emin Çölaşan ise, Abdullah Gül’ün eski bir konuşmasını hatırlatıyordu. Aslında iki yazı da, AKP’nin “değiştiğinin” kanıtı olarak okunabiliyordu:
Bir yaşam felsefesi olarak tam üyelik idealine inanmakla siyasi ihtiyaçlara binaen taktik mülahazalarla tam üyeliği sahiplenmenin arasından hassas bir çizgi geçiyor. AKP, bugün itibarıyla bu çizginin tam orta yerinde duruyor. Ancak bu, geçişkenliğe izin veren bir çizgi.
Sedat Ergin

‘Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giremeyeceği kesindir. Bunu Avrupalılar söylemektedir. Avrupa’nın önde gelen bütün politikacıları söylemektedir. Çünkü Avrupa Birliği, bir Hıristiyan birliğidir. Bunu biz söylemiyoruz. Avrupa’da herkes söylüyor, herkes biliyor.’ Bu sözleri o gün Refah Partisi milletvekili kimliği ile Meclis kürsüsünden söyleyen Abdullah Gül’e şimdi sormak gerekiyor: ‘Ne oldu beyefendi, bu 180 derecelik dönüşü şimdi nasıl yaptınız? Aynı sözlerin arkasında şimdi de duruyor musunuz, yoksa dün dündür, bugün bugündür vaziyeti mi oluştu?’
Emin Çölaşan


Başa dön



 
Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net