Esin ölümün eşiğinde SSK belge peşinde
8 yaşındaki Esin Köse’nin tedavi edilebilir hematolojik rahatsızlığı, yurtdışında yapılması gereken “kemik iliği nakli”nin SSK tarafından engellenmesi nedeniyle ölümcül Akut Myeloid Lösemi’ye dönüştü. Yurtdışı tedavi masraflarının SSK’ca karşılanması yönündeki mahkeme kararı uygulamaya konulmayan ve bu nedenle yalnızca ilaç tedavisi (kemoterapi) gören Esin Köse’nin doktorları, yakalandığı akciğer enfeksiyonu nedeniyle küçük kızın büyük bir hayati tehlike ile karşı karşıya olduğunu açıkladı. Marmara Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gören Esin’in doktorlarından Prof. Dr. Cengiz Canpolat tarafından yapılan açıklamanın ardından, aynı ekipte yer alan uzmanlar daha detaylı açıklamalar yaptılar. Bu açıklamalara göre, halen yoğun bakım şartlarında tutulan Esin, kemoterapi etabının ardından, vücut hücrelerinin kendini toparlamaya başlamasının beklendiği dünden itibaren büyük bir hayati risk altında olacak. Esin’in kaybedilebileceğini de belirten doktorlar, küçük kızın vücudunun göstereceği direncin belirleyici olacağını söylediler. Esin yaşam mücadelesi verirken, “SSK Kısa Vadeli Sigortalar Daire Başkanlığı” Esin’in ailesinden yeni belgeler istedi. Daha öncekilere ek olarak istenen bu belgeler, kızlarının yaşadığı hayati tehlikenin gerginliği içindeki Köse Ailesini şaşkınlığa uğrattı. SSK tarafından istenen “sağlık kurulu raporu” için üç gündür SSK Okmeydanı Hastanesi’nde koşturan baba Ahmet Köse’ye, istenilen “yurtdışı tedavi raporu”nun bu hastane kurulunca değil, Ankara’da toplanacak bir “Hematoloji Danışma Kurulu”nca verilebileceği belirtildi. SSK diğer yandan, Esin’in yurtdışı tedavisinin uygun bulunduğunu belirten Ankara Numune Hastanesi Sağlık Kurulu Raporu’nun da Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmasını istiyor. Esin’in babası Ahmet Köse, açılacak kişisel sorumluluk davaları da dahil olmak üzere, hukuki mücadelelerini ulusal ve uluslararası platformlarda kararlıkla sürdürerek hesap soracaklarını belirtti. Baba Köse ayrıca, küçük kızlarının hayatına kasteden bu haksız uygulamalara karşı kamuoyuna tepki gösterme çağrısında bulundu.
Cem Uzan’a İmar sorusu
Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nın talebi üzerine önceki gece gözaltına alınan Genç Parti (GP) Genel Başkanı Cem Uzan, İmar Bankası ile ilgili kayıtları sakladığı gerekçesiyle sorgulandıktan sonra dün akşam saatlerinde Şişli Adliyesi’ne sevkedildi. Polis, el konulan İmar Bankası’nın kayıtlarını içeren bazı yedek kayıtların bulunması için mahkeme kararıyla 30 ayrı adreste arama yaptı. Mali Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Beykoz’daki evinden gözaltına alınan ve sağlık kontrolünden geçirilen Cem Uzan, dün saat 00.05’te Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Mali Şube Müdürlüğü’ne getirildi. Uzan’ın, Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nın talebi doğrultusunda, ikamet ettiği evde ele geçirilen dokümanlara ilişkin olarak ifadesine başvurulacağı öğrenildi. Mali Şube Müdürlüğü ekiplerince iki gün önce gerçekleştirilen aramalar sırasında Uzan’ın evinden alınan bazı dokümanlar, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getirilmiş ve operasyon çerçevesinde 10 kişi gözaltına alınmıştı. Aramalarda Uzan’ların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun el koyduğu bazı şirketleri, muvazaalı bir biçimde yabancı şirketlere sattığına ilişkin belgeler bulunmuştu. Bu arada, Uzan’ın sevk edileceği Şişli Adliyesi’nde ilginç bir olay yaşandı. Hukuk Mahkemeleri’nin bulunduğu binaya gece hırsız girdi. Adliyenin 4. ve 7. katlarda ki mahkeme kalemlerinin bulunduğu odalara girdiği tespit edilen hırsız veya hırsızların bazı kasaları açtıkları öğrenilirken, hırsızların kasalardan herhangi bir şey alıp almadıklarının tespiti için çalışma başlatıldı.
Satırlı saldırı
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde bir buçuk aydır devam eden gerginlik, okula satırlarla gelen ülkücülerin saldırısı sonucu çatışmaya dönüştü. Olaylara müdahale eden polis 43 öğrenciyi gözaltına aldı. Üniversitede 12 Kasım tarihinde meydana gelen olaylarda 3 kişiyi satırla yaralayan iki ülkücü dün polis gözetiminde sınavlara girmek isteyince öğrencilerin protestosuyla karşılaştı. Kavga için önceden hazırladıkları satır, taş ve sopalarla fakültede toplanan ülkücüler protestolar üzerine ellerindeki satırları öğrencilere sallayarak saldırıya geçti. Saldırı sonucu öğrencilerden yaralananlar oldu. Bu sırada fakülteye gelen çok sayıda çevik kuvvet polisi olaya müdahale etti. Polisin müdahalesi sonucu, ellerinde satırlarla gezen ülkücülerden çok, sol görüşlü öğrenciler gözaltına alındı. Polisin okulun içinde yoğun olarak biber gazı kullanması nedeniyle çok sayıda öğrenci fenalık geçirirken, bazı sınıflar da boşaltıldı. Gözaltına alınan öğrenciler sorgunlanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne götürüldü. Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne götürülen öğrencilerden isimlerini öğrenebildiklerimiz şöyle: “Soner Eskidir, Mehmet Öner, Özgüç Kozan, İlhan Aytaç, Taylan Özgür Yiğit, Ercan Karakaya, Muzaffer Gündüz, İsmail Doğankıran, Gökhan Arıkan, Doğan Akın, İsmail Karatepe ve ve soyadını öğrenemediğimiz Umut isimli öğrenci.” Olaylara ilişkin bir açıklama yapan Emek Gençliği Merkez Yönetim Kurulu, polisin ve özel güvenlik görevlilerinin, eli satırlı ve sopalı ülkücülerin serbestçe okula girişine göz yummasını kınadı. Satırlarla ortalıkta cirit atan ülkücülerin okuldan çıkartılmasını isteyen öğrencilere polisin cop ve gaz bombalarıyla saldırdığını bildiren Emek Gençliği, “Üniversite yönetimi ve Edebiyat Fakültesi Dekanlığı’nın olaylarda aldığı öğrenci düşmanı tutumu ve dekanlığın polisin okula girmesine göz yumması, üniversitedeki anti demokratik uygulamaların göstergesidir. Emek Gençliği olarak gözaltına alınan arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını, anti demokratik uygulamalara son verilmesini ve üniversitede bu tür olaylara sebep olan sorumluların bulunmasını istiyoruz” açıklamasında bulundu. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi öğrencileri 12 Kasım tarihinde, ülkücülerin satırlı saldırısına uğramıştı. Saldırı sonucunda 3 öğrenci, aldıkları satır darbeleri nedeniyle yaralanmıştı. İlerleyen günlerde saldırıya karıştıkları belirtilen Y. ve F. isimli ülkücüler sivil polis korumasında okula getirilince, çeşitli olaylar yaşanmıştı.
Babat cinayeti AİHM’e götürüldü
Taksim’de yürürken kafasına sıkılan tek kurşunla öldürülen üniversite öğrencisi Önder Babat’ın ailesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Aile, başvuru dilekçesinde, ‘eksik soruşturma’ nedeniyle cinayetin karartılmak istendiğini dile getirdi. Adli Tıp Kurumu tarafından olaya ilişkin hazırlanan raporda, Babat’ın, ‘yüksek kinetik enerjili bir silahla doğrudan hedef alınarak öldürüldüğü’ belirtilmişti. Bu rapora karşın cinayeti soruşturan polisler herhangi bir sonuca ulaşamamışlar, Babat ailesi de polisler hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Suç duyurusu üzerine soruşturma başlatan savcılık ‘delil yetersizliği’nden takipsizlik kararı vermişti. Polisler hakkında açılan soruşturmanın, memurların ifadesi dahi alınmadan takipsizlik kararı ile sonuçlandığını söyleyen Babat ailesinin Avukatı Anıt Baba ise, cinayeti AİHM’e taşıma sebeplerini şöyle açıkladı; “Cinayet ile ilgili Türkiye’de etkili hukuk durumu bulunmuyor. Eldeki cinayet emareleri de gösteriyor ki olay basit bir kaza değil. Susurluk kazası sonrası deşifre olan çetelerin de olaya karıştığına inanıyoruz. Ailesi ve avukatı olarak, cinayetin peşini bırakmayacağız.”
|