www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Vatandaş belediye vergisinde ezilecek Hükümet belediyelerin gelirlerini düzenleyen yasayı değiştiriyor. Taslak belediyelere halktan her türlü vergiyi alma hakkı veriyor

Çiftçiyi gaz odasına mı koyacaklar?
Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Yetkin, tarımın zaman yitirirmeksizin, kalıcı ve gerçekci çözümlere ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Ulusal Tarım Kongresi toplanıyor
Türkiye Ziraatçılar Derneği tarafından düzenlenen 4’üncü Ulusal Tarım Kongresi 20-21 Aralık günleri Ankara’da toplanıyor.


Vatandaş belediye vergisinde ezilecek
AKP Hükümeti “İl Özel İdaresi ve Belediye Gelirleri Kanun Tasarısı Taslağı” hazırladı. Taslak belediyelerin elektrik gaz tüketiminden, suya, haberleşmeden konaklamaya kadar belediye sınırları içindekilerden her türlü vergiyi alma hakkı veriyor. Ayrıca mevcut vergi ve harçları da artırıyor.
Edinilen bilgiye göre, Başbakanlık’ta çalışmaları devam eden “İl Özel İdaresi ve Belediye Gelirleri Kanun Tasarısı Taslağı” ile yerel yönetimlerin gelirleri vatandaştan daha fazla para toplanarak artırılıyor. Taslak ile yeni gelir kaynaklarının yanı sıra vergi ve harçlar da yeniden düzenleniyor.
Düzenlemede, çevre temizlik vergisi hariç, belirlenen vergi tutarlarının, birinci grup belediyelerde yüzde 100, 2. grupta yüzde 90, 3. grupta yüzde 80, 4.grupta yüzde 60, 5.grup belediyelerde de yüzde 50 uygulanması planlanıyor. Belediye grupları da İçişleri Bakanlığı’nca 5 yılda bir belirlenerek. öngörülüyor.
Belediye Gelirleri Kanunu’nu yeniden düzenleyen İl Özel İdaresi ve Belediye Gelirleri Kanunu ön taslağında öngörülen oran ve tutarlar şöyle:
- Tüketenlerden vergi:
Elektrik, havagazı, doğalgaz ve likit petrol gazı tüketenlerden, satış bedeli üzerinden vergi alınacak. Vergi oranı, havagazı, doğalgaz ve likit petrol gazında yüzde 1, elektrikte yüzde 5, imal, istihsal, depolama, taşıma, yükleme, boşaltma ve soğutma işlerinde de kullanılan elektrik ve gaz için de yüzde 1 olacak.
- İlan ve reklam vergisi:
Vergi oranı, ulusal yayın yapan radyo ve televizyonlarla ülke genelinde dağıtılan gazetelerde yayınlanan ve dağıtılan her türlü ilan ve reklam bedelinin yüzde 3’ü. Bölgesel düzeyde yayın yapanlar için yüzde 2’si. Mahalli düzeyde yayın yapanlar içinse yüzde 1’i. Dükkânlara alınan her türlü levha, yazı ve resim gibi metrekaresinden yıllık olarak 100 YTL alınacak. Motorlu taşıt araçlarına konan ilan ve reklamların her bir metrekaresinden yıllık 20 YTL, cadde, sokak ve kaldırımlar üzerindeki ilanlar metrekaresinden haftalık olarak 8 YTL, ışıklı veya projeksiyonlu ilan ve reklamlarda 100 ile 200 YTL alınacak.
- Eğlence vergisi:
Biletle girilen konserler, at yarışları, sirkler, lunaparklar ve benzeri eğlence yerlerinden yüzde 10, spor-toto, spor-loto, sayısal-loto ve benzeri şans oyunlarının oynanmasından yüzde 5, müşterek bahislerden de yüzde 20 oranında alınacak. Eğlence yerleri için 15 YTL, atari ve internet salonları, her türlü makine ile oyun oynanan yerlerde 4 YTL, köylerde bulunanlar hariç kahvehane, kıraathane ve kafe gibi eğlence yerlerinde 2 YTL, bunların dışında kalan eğlence yerlerinde de 15 YTL olacak.
- Haberleşme vergisi:
Sabit telefon, telsiz, teleks, faks ve data, sabit telefon kartı ve jeton ile yapılan haberleşmelerde yüzde 5 olarak uygulanacak.
- Yangın sigortası:
Yangın sigortalarından alınan primler, yangın sigortası vergisine tabi olacak. Bu verginin mükellefi sigorta şirketi, prim karşılığı yüzde 10 vergi ödeyecek.
- Konaklama vergisi:
Düzenleme ile otel, motel, tatil köyü, pansiyon gibi tesis ve yerlerdeki konaklamalar karşılığında konaklama vergisi alınacak. Bu vergi yatak ücretinin yüzde 5’i olacak.
- Yeni çöp vergisi:
Çöp vergisi denilen çevre temizlik vergisi de, yeni dönemde İl Özel İdaresi ve Belediye Gelirleri Kanunu içine girecek. Konutlara ait çevre temizlik vergisi, su tüketim miktarı esas alınmak üzere, metreküp başına büyük şehirlerde 30 Yeni Kuruş, diğer yerlerde ise 20 Yeni Kuruş olarak uygulanacak.

HARÇLAR VE VERGİLER ARTIRILACAK
Taslak ile halen Belediye Gelirleri Kanunu çerçevesinde uygulanan ancak yıllardır arttırılmayan çeşitli harç ve vergiler de artırılacak. Bu şekilde işgal harcı tarifesi 50 Yeni Kuruş ile 7 Yeni Türk Lirası, tatil günlerinde çalışma harcı 80 ile 500 Yeni Türk Lirası, su harcı 1 ile 10 Yeni Türk Lirası arasında uygulanacak. Belediyenin yollarından yararlanan vatandaştan yol harcamalarına katılma payı alınacak. Yine vatandaşlar ve işletmeler kanalizasyon ve su tesisleri harcamalarına katılma payı ödeyecek.


Başa dön


Çiftçiyi gaz odasına mı koyacaklar?
Nur Karabacak
Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin, Türkiye’de uygulanan politikaların bir enkaz ortaya çıkardığını ifade ederek, tarım nüfusunun onda birinin gerçekten ayakta kalarak, üretimini devam ettirdiğini, ancak geri kalan kısmının zorunluluktan kırsal alanda kaldığını dile getirdi. Yetkin, üreticinin ölümü bekler gibi kahvehanelerde beklediğini kaydetti.
Yetkin’e yöneltiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:
Türkiye tarımı, Avrupa Birliği (AB) süreci ile birlikte çok tartışılır hale geldi ve bu sayede tarımın geldiği nokta farkedildi. Tarım bu noktaya nasıl geldi?
Türkiye tarımının kan kaybetmesi, yapısal anlamda değişime uğraması 24 Ocak 1980 tarihine dayanıyor. Tarım politikalarında ulusal çıkarlarımıza aykırı, yeni politikalar uygulanmaya başlandı. Bu politikalara kadar Türkiye AB’ye ABD’ye ürün ihraç ediyordu. Bu süreçten itibaren, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü’nün Türkiye’ye biçtiği rol açıkpazar oldu. Bu politikalarda temel amaç, tekelleşmenin önünü açmak, üretmeyen, üretimden caydırılmış bir tarım sektörü yaratmaktı. Bu amaç için çok ciddi adımlar atıldı. Özelleştirme İdaresi kuruldu. Bu kurulduktan sonra KİT’ler teker teker buraya aktarıldı. Destekleme daraltıldı. Kan kaybede kaybede tamamen tarım alanı yabancı sermayenin kol gezdiği bir alan haline geldi. Dünya Bankası’nın ARİP projesi ile son darbe vuruldu. Bu darbe ile tamamen tüm desteklerin kaldırıldığı, tarım ürünlerinde ithalata dayalı bir tablo doğdu.
Önümüzde duran tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tarım alanında sadece yabancı sermayenin borusu ötmeye başladı. Bu ülkedeki üretici, tarımla ilgili tüm kurum ve kuruluşlar mağdur durumda. Türkiye çok stratejik ürünlerde, pamuğundan, yağlı tohumlarına kadar tamamen ithalatla ihtiyacını karşılıyor. Ortalama yüzde 35’lik tarım nüfusunun belki de onda biri gerçekten ayakta kalıyor, bir miktar para kazanıyor. Ama geri kalan kısmı zorunluluktan kırsal alanda kalıyor. Üretici şu anda ölümü bekler gibi kahvelerde bekliyor. Uygulanan politikalar bir enkaz ortaya çıkarmıştır. Tamamen planlı programlı bir süreç sonunda bu noktaya gelindi. Tüm dünyada olduğu gibi AB ve ABD arasında sıkışmış kalmıştır. Güçlü olanların ayakta kaldığı, az gelişmiş olan ülkelerin haritadan bile silindiği bir ortamda, bu iki kutbun arasında sıkışmış kalmış durumda. Kimin ne yapacağı belli değil, yarının ne olacağı belli değil. Bu süreçte kendine yetmeyen ülkeler ise rüzgâr nereye savuruyorsa oraya gidecektir.
Peki AB süreci bu durumu nasıl etkileyecek?
Bu durum devam ederken, bir de AB süreci çıktı. AB’nin bu müzakere sürecinde istekleri var. Yıllardan beri onlarda uygulanan tarım politikaları var, ancak onlar tamamen kendileriyle çelişkili politikaları dayatıyor. Tarımsal nüfusu en aza indirin, hayvan hareketlerini kontrol altına alın, modernleştirin, gıda güvenliğini sağlayın gibi bir yığın maddeleri var. Kimse yüzde 35’in ne olacağını sormuyor. Ancak, Türkiye’nin kendine göre gerçekleri var. Ne yapacağız bu yüzde 35’i gaz odasına mı koyacağız? Bu bizim kendi gerçeğimiz. Bu gerçekle Türkiye’nin ne yapması gerektiğini çok net ortaya koymalı. Tarıma ayrılan kaynaklar artırılarak, tarıma dayalı sanayi geliştirilerek, bu nüfus azaltılabilir. Verimi artırmak için, kaynağa ihtiyaç var. Ancak bu kaynaklarla bunların yapılamayacağı ortada. Hem seni yoksullaştırıyor, hem elinden tüm araçları alıyor, hem de dönüp şunu şunu yapacaksın diyor. Tamamen tuzaklarla dolu bu süreç.
Türkiye üreticisinin AB üreticisi ile rekabet şansı var mı?
Türkiye’nin bu yapısı ile rekabet etme şansı hiç yok. Türkiye’nin maliyet unsurlarını dikkate alarak, tedbir alması gerekiyor. Tek pazar sisteminde Türkiye tarımı dibe vurur. Ayrılan kaynak artırılmadığı sürece tarım düze çıkmaz. 2010 yılına kadar tarımı ayrılan kaynağı GSMH’ın yüzde 1’i ile sabitleştirdiler, bu da doğru değil, kimi dönem yüzde 2, kimi dönem yüzde 3 olabilir. Bu da tarıma ayrılan kaynağın artmayacağı, stratejinin aynı olacağını gösteriyor. 2013 yılına kadar AB’nin tarıma ayırdığı kaynak aynı. Yani bize kaynak aktarılmayacağı ortada.

BİRLİKTEN BAŞKA KURTULUŞ YOK
Türkiye tarımının kurtuluşunu nerede görüyorsunuz?
Bu alanda mücadele veren örgütlerin bir ulusal duruşa, ulusal bir dayanışmaya ihtiyaçları var. Bu ülkenin tarımı bitiyor. Bu ülkenin topraklarında yabancı tarım ürünleri satılıyor. Hiç zaman yitirirmeksizin, kalıcı somut gerçekci bir çözüme ihtiyacı var. Türkiye iki anlayışa kilitlendi, bu tarımda da görülüyor, IMF güdümüyle uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda sürdürülen politiları savunanlarla, ulusunu, demokrasiyi savunanlar arasında örtülü bir mücadele var. Ancak tarımdaki refleks zayıf. Hepimizin ulusal çıkarlar doğrultusunda somut politikalar belirleyerek, bu politikaların uygulanması için mücadele etmemiz gerekiyor. Çok ciddi ve çok kritik noktadayız. Üreticisi de sanayicisi de rahatsız. Ulusal anlamda varlığımız tartışılır hale geldi.

HAYVANCILIKDA DA DURUM VAHİM
OECD’den rekabete denetim Rekabet Kurumu Başkanı Mustafa Parlak, Kurumun performans açısından OECD Rekabet Komitesi tarafından denetleneceğini bildirdi. Parlak, OECD’nin kurum ile ilgili bir rapor hazırlanacağını bu raporda Kurumun performansının hem AB’ye hem de dünya standartlarına uygun olup olmadığının irdeleneceğini kaydederek, raporun 2005 yılının Ocak ayı sonuna doğru tamamlanmasını beklediklerini bildirdi. Hazırlanacak rapor, OECD Rekabet Komitesi’nin şubat ayında Paris’te düzenlenecek toplantısında ele alınacak, Rekabet Kurumu değerlendirilecek
Hazine’den üç ihale
Hazine Müsteşarlığı, bu hafta ikisi bono olmak üzere, üç ihale birden düzenleyecek. Buna göre bugün 91 gün vadeli referans bono, salı günü ise biri 224 gün vadeli bono, diğeri 567 gün vadeli tahvil ihalesi olmak üzere iki ihale gerçekleştirilecek. Hazine, salı günü ise 15 Aralık 2004 valör ve 27 Temmuz 2005 itfa tarihli olmak üzere, 224 gün vadeli Türk Lirası cinsinden iskontolu bono ile 15 Aralık 2004 valör ve 5 Temmuz 2006 itfa tarihli 567 gün vadeli Türk Lirası cinsinden iskontolu Devlet Tahvili ihaleleri gerçekleştirecek.
Bilgi mahkeme yoluyla alınacak
Devletin istatistiki bilgilerini üreten Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), yaptığı araştırmalarda bilgi toplamada sıkıntı yaşarken, mahkeme yoluyla bilgi almaya çalışıyor. Edinilen bilgiye göre, DİE, yaklaşık 83 bin firma üzerinde yaptığı “Yapısal İş İstatistikleri” başlıklı geniş çaplı araştırmada 134 firmadan bilgi alamayınca, bu firmaları mahkemeye vermeyi kararlaştırdı. 18 Ekim tarihinde başlayan araştırmada DİE elemanları saha çalışmalarına devam ederken, yaklaşık 134 işyeri bilgi vermeyi reddetti. Bunun üzerine yasal işlem başlatan DİE, öncelikle 14 firmaya ihtar çekerken, yasal süreci de başlattı. Bazı firmaların düşük para cezası nedeniyle bilgi vermeyi reddettiği belirtiliyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net