www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Başbakancı rejim!
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu, hak ihlallerinin baş borumlusu olarak hükümeti gösterdi. Kurul ayrıca iktidarın uygulamaları yüzünden “parlamenter rejimin”, “başbakancı rejime” döndüğünü vurguladı.

‘İşkence yoktur demek komik’
Avrupa Parlementosu (AP) Yeşiller Grubu’nun yıllık kongresi İstanbul’da devam ediyor. Çok sayıda sorunun masaya yatırıldığı kongrenin dünkü tartışma konusu; “Türkiye’de Sivil Özgürlükler”di.

Uygulamaya zayıf not
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın insan hakları savunucuları özel temsilcisi Hina Jilani, Türkiye’de insan hakları ve demokratik alanda yapılan yasal düzenmeleri olumlu bulduğunu ancak yapılan değişikliklerin pratiğe yansımasında çeşitli direnç noktalarının kırılamadığına dikkat çekti.


Başbakancı rejim!
“Azınlık Raporu” ile tartışma yaratan Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun 2004 Ön Rapor Taslağı da hükümete yönelik sert eleştiriler içeriyor. Raporda, insan hakları konusundaki sorunların sorumlusu olarak hükümet gösteriliyor. Ayrıca Danışma Kurulu’na göre, iktidarın uygulamaları nedeniyle “parlamenter rejim” son aylarda “başbakancı rejime” dönüşmüş durumda.
Başbakanlığa sunulacak olan Ön Rapor Taslağı’nda insan hakları alanında son yıllarda yapılan olumlu düzenlemelere rağmen, sorun ve ihlallerin devam ettiği belirtiliyor. Rapora göre, aksaklıklar sık sık dile getirildiği gibi sadece uygulamada değil, kurumsal, yapısal ve yasal düzenlemelerde de devam ediyor.
Raporda, insan hakları açısından sorun oluşturan kurumsal ve yasal düzenlemelerden bazıları özellikle hükümet uygulamalarıyla ilgili. Başbakanlık İnsan Hakları Ön Raporu’na göre, yasalar sadece iktidar partisi tarafından yapılıyor ve muhalefetin önergeleri gözönüne alınmıyor.
Bu nedenle, yürütmenin yasamanın önüne geçtiğini belirten rapor, “parlamenter rejimin” son aylarda “başbakancı rejime” dönüştüğünü söylüyor. Çok hızlı ve seri halde çıkartılan yasaların etkinliğinin azaldığı ve Meclis’in denetleme yetkisini yeterince yerine getiremediği de raporda yer alan tesbitler arasında.
Seçim barajı sıkıntı yaratıyor
Seçimlerde yüzde 10 barajının halen devam etmesi, din derslerinin zorunlu olmasına ilişkin Anayasa hükmünün yürürlükte olması, mülki idarelerin gösteri ve toplantıları 72 saate kadar erteleme yetkisi ve işçilerden sendikaya üye olmak için noter senedi isteniyor olması da diğer mevzuat sıkıntıları olarak işaret ediliyor.
Rapor, AB gündeminde de sık sık dile getirilen uygulama sorunları konusundan özellikle işkence sorununa değiniyor. 2004 yılının ilk 6 ayında 692 kişinin işkence gördüğü belirtilen raporda, işkencenin münferit olmadığı ve uygulamada sorunlar yaşandığı belirtiliyor.
İnsan hakları ihlallerinde son aylarda artış olduğunu söyleyen rapora göre, işkence iddialarında cumhuriyet savcıları yeterli duyarlılığı göstermiyor. Dava aşamasında da işkence sanıklarının idare tarafından korunması tutumu devam ediyor.
Çözüm önerileri
Raporun çözümler bölümünde ise kurul önerilerini şöyle sıralıyor:
  • İnsan hakları ihlallerinin sona ermesi sadece belli hak ve özgürlüklere ait mevzuatın değiştirilmesi ile mümkün değildir.
  • Devlet ve hukukun yapılanması ekseninde ele alınması gerekir.
  • İnsan hakları konusu devletin iç sorunu olmaktan çıkmıştır.

    HÜKÜMETTEN İNSAN HAKLARI REHBERİ
    İçişleri Bakanlığı, kamu kurum ve kuruluşlarından “insan hakları savunucuları” ile kurdukları ilişkilerde, “İnsan Hakları Savunucuları Rehberi”nin içeriğine ve ruhuna uygun hareket etmelerini ve her türlü kolaylığı sağlamalarını istedi. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu imzasıyla bağlı kuruluşlara, merkez birimlerine ve 81 il valiliğine gönderilen genelgede, Avrupa Birliği’nce (AB) hazırlanan “İnsan Hakları Savunucuları Rehberi”nin ülke olarak da benimsendiği anımsatıldı.
    Genelgede, insan hakları savunucularının uluslararası bir korumanın konusu olduğu kaydedildi. İnsan hakları savunucularının desteklenmesinin uzun süredir AB’nin dış politikasının bir unsuru olduğu hatırlatılan genelgede, “Söz konusu düzenleme, AB’nin, insan haklarının savunma hakkına saygı gösterilmesini destekleme ve teşvik etme amacıyla sürdürdüğü çabaları desteklemek ve güçlendirmek, insan hakları savunucularına yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır” denildi.

    TARTIŞILAN AZINLIK RAPORU
    Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun (BİHKD) “Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu”nun hazırladığı Azınlık Raporu’nda şunlar yer alıyordu:
  • Türkiye’deki vatandaşlık anlayışı gözden geçirilmeli, tekkültürlü ulus-devlet modelinin insan haklarını göz ardı eden boyutu yerine, çokkültürlü, çokkimlikli, özgürlükçü ve çoğulcu yeni bir toplum modeli esas alınmalı.
  • Türkiye, Lozan Anlaşması’nı da gerektiği gibi uygulamamaktadır. Dolayısıyla Türkiye, bu kurucu antlaşmasının kimi hükümlerini dahi ihlal etmektedir.
  • Türkiye’deki azınlık ve kültürel hakları kısıtlayıcı uygulamaların kaynağı olarak Anayasa’nın ‘değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek’ maddeleri arasında yer alan ‘Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir’ denilen 3/1 maddesi değiştirilmelidir. Devletin ülkesiyle bölünmez bütünlüğü son derece doğal ve bütün dünyada tartışmasız kabul edilen bir husustur. Fakat ‘milletin bölünmez bütünlüğü’ kavramı, milletin tek parça (monolitik) olduğunu söylemektir ki, milleti oluşturan çeşitli altkimliklerin inkârı anlamına gelir, dolayısıyla demokrasinin özüne karşıdır.
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sı ve ilgili yasalar; özgürlükçü, çoğulcu ve demokratik bir içerikte ve toplumun örgütlü kesimlerinin katılımıyla ele alınarak, yeni baştan yazılmalıdır.


    Başa dön


    ‘İşkence yoktur demek komik’
    Avrupa Parlementosu (AP) Yeşiller Grubu’nun yıllık kongresi İstanbul’da devam ediyor. Çok sayıda sorunun masaya yatırıldığı kongrenin dünkü tartışma konusu; “Türkiye’de Sivil Özgürlükler”di.
    Konuşmasının büyük bir bölümünü son günlerde sıkça tartışılan işkence konusuna ayıran TİHV Başkanı Yavuz Önen, “Türkiye’de işkence yoktur demek komik olur” dedi. AB’nin Türkiye’de işkencenin azaldığına dair olumlu ifadeler kullandığını hatırlatan Önen, “Rakamların azalması olmaz, iyileşti demek olmaz. İşkencenin yüzde 100 ortadan kaldırılması gerekiyor” dedi. Önen, Irak’ta cezaevlerinde yaşanan işkence olaylarından Avrupa’nın da sorumlu olduğunu kaydetti. Yücel Sayman da Türkiye’de bütün toplumsal muhalefetin AB sürecine endesklendiğini belirtti.
    Kürtlerin karşılaştığı baskıları, Kürtçe’nin önündeki engeller ve bölgesel eşitsizlik gibi konulara değinen Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, AB süreci ile birlikte önemli reformların gerçekleştiğini ancak bunların yetersiz olduğunu söyledi.
    “Kürt silahlı muhalefet hareketi”ne silah bırakma, Türkiye’ye de operasyonları durdurma çağrısı yapan Baydemir, Kürt sorunu başta olmak üzeri gerek demokratik rejim, gerekse sivilleşmeyi içeren bir diyalog sürecine girildiğini kaydetti.
    Soykırım tartışması
    Toplantının soru-cevap bölümü oldukça tartışmalı geçti. Yeşiller Grubu’ndan bir milletvekilinin Yavuz Önen’e, “Ermeni soykırımını kabul ediyor musunuz” şeklinde soru yöneltmesi gerginliğin başlamasına neden oldu. Resmi devlet söylemine katılmadığını söyleyen Önen, her kritik dönemde Ermeni soykırımın önlerine konulmasından rahatsız olduğunu ifade etti. Murat Belge ise Ermeni soykırımının Türkiye’nin meselesi olduğunu belirterek, toplantıda gündeme getirilmesinin “küstahlık” olduğunu kaydetti.


    Başa dön


    Uygulamaya zayıf not
    BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın insan hakları savunucuları özel temsilcisi Hina Jilani, Türkiye’de insan hakları ve demokratik alanda yapılan yasal düzenmeleri olumlu bulduğunu ancak yapılan değişikliklerin pratiğe yansımasında çeşitli direnç noktalarının kırılamadığına dikkat çekti.
    Jilani, İstanbul, İzmir, Ankara, Diyarbakır’da insan hakları ile ilgili incelemelerde bulunarak, yetkililerle görüştü. Jilani, yapılan değişikliklerin pratiğe yansıması için yerellerde ve devletin tüm politikalarında değişiklik yapması gerektiğini ve değişikliklerin pratiğe yansımasını engelleyen bir takım direnç noktalarının olduğunu belirtti.
  • KKTC’de hükümet istifa etti
    KKTC’de 2004 yılı bütçesi nedeniyle siyasi krize sürüklenen hükümet istifa etti. KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, hükümetin istifasını KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a sundu. Denktaş, hükümetin istifasını kabul etti. Cumhurbaşkanı, hükümeti kurma görevini kime vereceğini kısa bir süre içinde karara bağlayacağını açıkladı. Hükümetin istifa kararıyla ilgili bir açıklama yapan KKTC Başbakanı Talat, “İyi niyetle çalıştık, ancak ne yazık ki istikrarlı bir hükümet kurmayı başaramadık. KKTC izolasyondan kurtulma mücadelesinde istikrarlı bir hükümete ihtiyaç duymakta” şeklinde konuştu. Hükümet kurma girişimlerinin başarısız olması halinde bazı kişilerin bütçe görüşmelerinde ret oyu kullanacaklarını açıkladığını kaydeden Talat, “Onları da zor durumda bırakmamak için, görüşmeler başlamadan önce istifayı gerçekleştirdik” dedi. Talat, iktidarda oldukları dönemde KKTC halkının kaderiyle ilgili önemli gelişmeler kaydedildiğini açıklayarak, Ada’da 24 nisanda yapılan referandumun bütün icraatları belirleyici nitelikte olduğunu söyledi. Yıl sonuna gelinmesine karşın 2004 bütçesinin KKTC Meclisi’nden hâlâ geçirilememiş olması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde siyasi krize yol açmıştı.
    İHD’DEN ÇAĞRI
    İnsan Hakları Derneği (İHD) “İşkenceye sessiz kalma” kampanyası çerçevesinde hazırladıkları kartları İHD Genel Merkezi’ne gönderdiler. İHD’liler, “Sözde değil özde kaldırılana dek , işkenceye sessiz kalma demeye devam edeceğiz” dediler. Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda dün öğle saatlerinde buluşan İHD’liler adına açıklama yapan İHD İstanbul Şube Yöneticisi Leman Yurtsever, “işkenceye sessiz kalma” kampanyasının işkencenin hâlâ sistematik olarak yapıldığı gerçeğinden yola çıkarak başlatıldığını söyledi. Yurtsever, adli ya da siyasi nedenle gözaltına alınanların kötü muamaleye maruz kaldıklarını belirterek işkence olaylarında sadece işkenceyi gerçekleştirenlerin değil, aynı zamanda sanıklar hakkında beraat kararı veren yargının ve işkenceyi belgelemeyen Adli Tıp Kurumu’nun da sistemin parçaları olduğuna dikkat çekti. Açıklamanın ardından Başbakanlığa iletilmek üzere kartlar İHD Genel Merkezi’ne yollandı.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net