www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Onbir ayın çilesi...
Onbir ayın sultanı, onbir ayın çilesini bir aya sığdırıp çektiriyor yemek işçilerine. Mesailer uzuyor, işler çoğalıyor... İftar çadırları için yemek yapma, sofraları toplama, bulaşık derken akşam saat 10’a uzanan çalışmanın arasında bir dilim ekmek, arta kalan bir zeytin ya da acele yendiğinden tadı anlaşılamayan aş oluyor iftar işçiler için...

15 yıllık muhtarın çabası...
Konak Üçyol Semti’nde bulunan Kılınçreis Mahallesi’nin muhtarı mahalle sakinlerine ve başka mahallelerden gelen yoksullara yönelik bir dizi çalışma yürütüyor.


Onbir ayın çilesi...
Elif Görgü
Ezan okundu... İftarlar açıldı, çadır boşaldı.
Az önce tıklım tıklım dolu iftar çadırının içinde bir tek boş tepsileri, boş kazanları toplayan belediyenin taşeronu yemek firmasında çalışan işçiler kaldı. Onlar için iftar biraz da eziyet demek.
Sabah 8.30’da başlayan mesaileri ramazan ayı boyunca 12 saatin altına inmeyecek. Şöyle bir ağız tadıyla aileleriyle birlikte iftarlarını da açamayacaklar. Ya Şişli Belediyesi iftar çadırından görevli Yaşar Ali Sarı gibi masaları temizlerken son kalan zeytinlerle iftarını açacaklar ya da yemek dağıtırken hızla bir kaç lokma ağızlarına atacaklar...
Hele bir de bulaşık yıkanacaksa mesai geceye kadar sürecek.
Bir dilim ekmek
Yemek dağıtırken iftarını bozduğu bir dilim ekmeğin yanına, yarım saat sonra masalardan arta kalan zeytinlerden birkaç tane alıyor Yaşar Ali Sarı. 10 saat çalışmış. Sabah gezici aşevleri, akşam iftar çadırları. Yemekler elinin altında, kokuları burnunun ucunda... Ama işi ne zaman biterse iftar yemeğini asıl o zaman yiyebilecek. Bu yüzden hızlı.
Dilşat Eğil’in ise mesaisi uzun. Yüzlerce kişinin bulaşığı yıkanacak. Daha ağır tabldot tepsileri belini bükecek, kollarını tutmaz edecek. Nurtepe’deki evde, eşi öldüğü için sıkıntıya düşüp okutamadığı 14 yaşındaki kızını, belki ancak uyurken görebilecek...
Dilşat’ın kızından sadece 3 yaş büyük Cemal de yemek firmasında işe girmiş. Cemal, evin 7 nüfusundan biri. Babasının Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nı temizlemesi annesinin de merdivenleri silmesi, 5 çocuğun masrafına yetmiyor. Yetmeyince okula devam edemiyor. O da ramazan boyunca iftarını ailesiyle açamayacak...
10 yıl geciken emeklilik
Para almadan çalışan da var yemek işinde. 57 yaşındaki Recep Tanrıverdi yemek işinde çalışan kızının yanınada olmak, ramazanda yalnız kalmamak için yardımcı oluyor işçilere. Elektrik teknisyeniymiş zamanında. 37 yıl çalışmış. Trafo merkezlerinde, yüksek gerilim hatlarında... Ne zaman taşeron şirketlerde çalışmaya başlamış, o zaman sigorta primleri ödenmez olmuş. 10 yıl önce emekli olması gerekirken emekliliği uzamış. 37 yıllık alınterini ispatlayamamış devlete. Kalan son 5 ayın dolmasını bekliyor.


Başa dön


15 yıllık muhtarın çabası...
Konak Üçyol Semti’nde bulunan Kılınçreis Mahallesi’nin muhtarı mahalle sakinlerine ve başka mahallelerden gelen yoksullara yönelik bir dizi çalışma yürütüyor. İhtiyaç sahipleri için giysi toplama kampanyası başlatan Muhtar Erdoğan Öztürk, öte yandan çeşitli faaliyetlerde bulunacak bir derneği de kurma çabası içerisinde.
Muhtarlığın önünde ipe dizili renk renk kıyafetler var. Erdoğan Öztürk, giyilmiş ya da giyilmemiş giysilerin sokağa atılmaması, değerlendirilmesi ve ihtiyaç sahiplerine verilmesi için bu kampanyayı başlattıklarını söylüyor.
Öztürk, çok sayıda ihtiyaç sahibi olduğuna dikkat çekiyor. Ramazan nedeniyle muhtarlığın önündeki parka aşevi kurulmasını istemiş ancak çadır kurulacak yerler daha önceden belirlendiği için bu isteği olmamış. Erdoğan Öztürk 4. kez muhtar seçilmiş. Yani 15 yılı geride bırakmış. “Güneydoğu’da daha çok ihtiyaç sahibi var, giysi olsun gıda olsun. Ama biz onlara ulaşamıyoruz, gücümüz yetmiyor. İsteriz ki bir kamyon dolduralım, Doğu’ya, Güneydoğu’ya gönderelim. Fakir fukara köylüler yararlansın. Ama imkânlarımız yok” diyen Öztürk, kendi çabalarının, kalıcı çözüm üretmekten uzak olduğunu kabul ediyor ve devletin işsizlik sorununa el atması gerektiğini söylüyor: “İşsizlik, Türkiye genelinde dizboyu. Dışarıdan çok gelenler var biliyorsunuz. İşi yok, buraya geliyor. Burada da tabii perişan hale geliyor. Hırsızlığa yöneliyor. Ev soymaya, araba soymaya çalışıyor. Karnını doyurmaya çalışıyor. Zor duruma düşen ne yapacak? Acından mı ölecek? Ya ekmek çalacak, ya başka bir şey çalacak. Karnını doyuracak. Devletin bunlara bir el atması lazım.”

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net