www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Halk için bütçe talebi
Ankara’da siyasi parti, kitle örgütü ve sendika temsilcileri Meclis kapısına dayanarak, AKP iktidarının IMF talimatıyla hazırladığı 2005 bütçesini protesto ettiler. Eylemde, “halk için bütçe” talebi dile getirildi.

AKP Hükümeti
   sadece yüksek maaşlıları sevindirdi

Hükümetin memur maaşlarına yaptığı zamla; yüksek ücretli memur, düşük ücretli memurdan 5.3 kat fazla para aldı. Adaletsizlik daha da büyüdü.

İşçilikten uzaklaştık
Metal sözleşmelerinin fabrikalarında tartışılmadığını anlatan Siemens işçileri, “işçiliği” ortadan kaldıran uygulamaların fabrikalarında hayata geçtiğini vurguladı.


Halk için bütçe talebi
Ankara’da siyasi parti, kitle örgütü ve sendika temsilcileri Meclis’in önünde AKP iktidarının hazırladığı 2005 bütçesini protesto ederek, “yoksulluğa, işsizliğe, sefalete ve yolsuzluğa karşı halk için bütçe istiyoruz” dediler.
Meclis’in Dikmen kapısı önünde “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “İnsanca yaşamak istiyoruz” sloganlarını atan emekçiler, “Çalışma yaşamının demokratikleşmesini istiyoruz”, “Grevli, toplusözleşmeli özgürlükçü ve demokratik bir sendika yasası istiyoruz” yazılı dövizleri taşıdılar.
Açıklamayı okuyan Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Özgür Bozdoğan, 2005 bütçesinin gelirlerinin yoksul halk kesimlerinden sağlandığını ancak, büyük bir kısmının sermayeye aktardığını dile getirdi. 2005 bütçesinin “Vergi gelirleriyle borç ve faiz ödeme bütçesi” olduğunu belirten Bozdoğan, vergi gelirlerinin tamamıyla, ancak borç faizlerinin ve yüzde 6.5’lik faiz dışı fazlanın karşılanabildiğine dikkat çekti. 8.5 katrilyonla yatırım ödeneğinin sembolik kaldığını dile getiren Bozdoğan, yatırıma ayrılan payın düşüklüğünün, işsizliğin artacağını gösterdiğini bildirdi. IMF gözetiminde hazırlanan 2005 bütçesinin halkı, sosyal devleti, gelir dağılımındaki adaletsizliği yok saydığını ifade eden Bozdoğan, “Bu bütçenin yoksullar, dar gelirliler, memurlar, işçiler, emekliler, esnaf ve çiftçiler için hiçbir anlamı yoktur” diye konuştu.
Yoksuldan alıp sermayeye
Bütçe gelirlerinin yüzde 70’inin dolaylı vergi, yüzde 9’unun ise kurumlar vergisi olduğunu hatırlatan Bozdoğan, bunun “sermayenin vergilendirilmediği” ve “AKP’nin yoksul halktan aldığı gelirleri sermayeye aktaracağı” anlamına geldiğini vurguladı.
Bütçenin gelirler bölümü artırılarak halk için kullanılmasını isteyen Bozdoğan, “Rantiyeyi vergilendirin, dolaylı vergileri düşürün, kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına alın, yolsuzlukla etkin mücadele edin, faize ödenen bölümü uzun vadeye yayın, yatırımlara ayrılan payı artırın, kamu hizmetlerine, sosyal giderlere ve personela ayrılan payı artırın” diye konuştu.

EYLEME KATILAN KURUMLAR
KESK Ankara Şubeler Platformu, Ankara Serbest Mali Müşavirler ve Muhabeseciler Odası, TMMOB, Ankara İl Koordinasyon Kurumu, DİSK Bölge Temsilciliği, Birleşik Metal-İş, TÜMTİS, İHD Ankara Şube, Ankara Tabib Odası, Halkevleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Eğit Der, Doğa Kültürü Koruma Derneği, Keçiören Dayanışma Evi, 78’liler Girişimi, DEHAP, EMEP, ÖDP, SDP


Başa dön


AKP Hükümeti
    sadece yüksek maaşlıları sevindirdi
AKP Hükümeti’nin iki yıl içinde en yüksek memur maaşına en düşük memur maaşına yapılan zammın 5.3 katı artış yaptığını bildiren Kamu-Sen, bunun AKP’nin adalet anlayışını ortaya koyduğunu ifade etti.
Kamu-Sen tarafından yapılan açıklamada hükümetin Uzlaştırma Kurulu kararlarını uygulamamasının kamu çalışanlarını açlık ve sefalete ittiği belirtildi. Hükümetin vurdumduymazlığının toplugörüşmelerde de ortaya çıktığı ifade edilen açıklamada, iktidarın adaletsiz ücret artışlarının yine yüksek maaş alanları sevindirdiğine dikkat çekildi.
Başbakanlık Müsteşarı’nın 2003 yılının Aralık ayında 2 milyar 797 milyon lira maaş alırken, yapılan zamla maaşının 3 milyar 399 milyon liraya çıkacağı ifade edilen açıklamada, 2 yıl içinde AKP Hükümeti’nin en yüksek ücret alan memur maaşına yaptığı zam tutarının 602 milyon lira olduğu hatırlatıldı. En düşük maaşlı memurun eline geçen paranın ise 481 milyon liradan 540 milyon liraya çıkacağı vurgulanan açıklamada, AKP iktidarında en yüksek ücret alan memura, en düşük ücretle çalışan memura verilenin 5.3 katı kadar fazla zam verdiği kaydedildi. Açıklamada “Her fırsatta adaletten bahseden iktidarın adalet anlayışı ve bu adaleti dağıtış şekli de ortaya çıkmaktadır” denildi.


Başa dön


İşçilikten uzaklaştık
Serpil İlgün
Siemens işçileri, MESS patronlarının dayatmaları sonucunda uyuşmazlıkla sonuçlanan toplusözleşme sürecini değerlendirdiler. Sendikaları Türk Metal’in sözleşmeye ilişkin işçileri bilgilendirmediğini ifade eden işçiler, çalışma arkadaşlarının işsiz kalma endişesiyle süreci tartışmadığını anlatıyor. İşçiliğin ortadan kaldırılmak istendiğine vurgu yapan işçiler, “Ne iş yapıyorsun sorusuna, ‘işçiyim’ denmiyor. ‘Montaj elamanıyız, teknik elemanız’ gibi yanıtlar veriliyor. Bu patronların ne zamandır olmasını istedikleri bir durumdu” diyorlar.
Güvensizlik körükleniyor
Elektronik aksamlar üreten Siemens’te 567 işçi çalışıyor. Körüklenen ve giderek yaygınlaşan güvensizlik nedeni ile kendi aralarında bile tartışmadıklarını anlatan işçiler, işten atılma riski nedeniyle isimlerini veremiyor. İşçiler, sürecin fabrikalarında nasıl karşılandığını şöyle özetliyor: “Sendika ayda bir iki defa gelip, ‘Sözleşme şu aşamada, bu aşamada’ diyorlar. Ama ayrıntılı bilgi vermiyorlar. Kazanılmış haklarımızın gasp edilmek istendiğini basından öğreniyoruz. Fabrikada belli başlı arkadaşlarla konuşuyoruz sadece. Gerçi, içlerinden tepki gösterdiklerine eminiz ama bu da anlık bir tepki.”
Suskunluğa, işten atılma korkusunun yol açtığını aktaran işçiler, “Arkadaşlar piyasaya bakınca aldıkları ücretin iyi olduğunu düşünüyorlar. Bunu kaybetmek istemediklerinden herkes sessiz bekliyor” diyor.
İşçi kelimesi kaldırıldı
Siemens işçileri, arkadaşlarının ruh halini aktarırken bir noktanın daha altını çiziyorlar. “Arkadaşlarımızın bir çoğu maalesef işçilikten uzaklaşmış. Sendikalı olmanın farkını bilen yok. Örgütlülükten ‘biz militan mıyız, bölücü müyüz’ ü anlıyorlar. Ne iş yapıyorsun sorusuna, işçiyim denmiyor. İşte ‘biz montaj elamanıyız, teknik elemanız’ gibi yanıtlar veriliyor. Bu patronların ne zamandır olmasını istedikleri bir durumdu. İşçi sağlığı, işçi güvenliği yerine, iş sağlığı, iş güvenliği deniyor artık. İşçi kelimesini bile kaldırdılar. Birlikte olmanın gücüne varıp, ‘hadi arkadaşlar servisin güzergâhını sendikaya yöneltiyoruz’ dediğimizde, sendikayı tehlikeli bir yer olarak görüyorlar” diyen işçiler, Türk Metal’in, bu tablonun oluşmasında katkısının oldukça fazla olduğunu ifade ediyorlar.
‘İleri unsurlar var’
Siemens işçileri, arkadaşlarının ücret zammı ve fazla mesailerin yarıya indirilmesi de dahil kazanılmış hakların gaspının onaylanması durumunda, aktardıkları nedenlerden dolayı fazla tepki göstermeyecekleri görüşündeler. İşçiler, “Arkadaşlarınızı ne harekete geçirir” sorusuna ise “kıdem tazminatlarının gasp edilmesi” yanıtını veren işçiler “Arkadaşlar arasında ‘hâlâ kıdem tazminatlarına dokunamazlar’ diyenler var. ‘O zaman geleceğimizi elimizden alırlar’ diyorlar. Çünkü kıdem tazminatları üzerine herbirinin hayali var. Kimi ev, araba alacak, kimi çocuğunun eğitimine yatıracak. Ücret sıfır da olsa bir kımıldama yaratmaz. Tepki olur ama kendi aralarında” diyorlar.
İşçiler sözlerini şöyle sürdürüyor: “Türkiye’de işçilik yok edilmek isteniyor ama hâlâ ileri unsurlar var. Sendika bir adım atsa, biz 10 adım atacağız aslında. Birlikte paylaşmayı öğrenebilirsek güzel şeyler olacak. Bir yerden çıkan bir kıvılcım, bakarsınız kısa sürede tüm fabrikaları sarar ve haklar yeniden kazanılır.”
Ayrım olmamalı
Grevin tam zamanı
GM/Opel patronlarının haftalardır “Avrupa’da en azından bir fabrika kapanacak” üzerinden sürdürdükleri spekülasyonlar somutlaştı. Opel’in Avrupa çapında 12 bin işçiyi atacağı, bunun 10 binden fazlasının Almanya’daki Bochum, Rüsselsheim ve Kaiserslautern fabrikalarındaki işçileri kapsadığı haberi, işçiler tarafından tepkiyle karşılandı. Bochum’da üretimde 7 bin 600 işçinin 4 bin 100’ünün çıkarılacağı belirtildi. Opel Bocham’da bölüm temsilcileri, işçilere yaptıkları konuşmalarla tekelin planlarını açıklayarak “Ne yapmamız gerektiği konusunda çok fazla tartışmamıza gerek yok sanırız! Her işyeri için mücadele edeceğiz!” dediler. Açıklamaların ardından Werk 3 bölümünde çalışan 600 işçi önceden hazırladıkları pankartlarla fabrika içinde yürüyüşe geçtiler. Werk 4’deki işçilerle birleşen işçiler burada kısa bir miting yaptıktan sonra fabrikanın bütün kapılarının kapatılmasına karar verdiler. Öncelikle tırların giriş çıkış yaptığı kapıları tutan işçiler, burada barikatlar oluşturarak giriş çıkışları denetlemeye başladılar. Opel’de üretimin durmasıyla birlikte, Opel’e koltuk üreten Jonson Controls’da da üretim zorunlu olarak durdu. IG Metall Bochum Şubesi ise eyleme destek vermek yerine, işçileri eylemden vazgeçirmeye çalıştı. “İş bırakma ile ortamı gerginleştirmemize gerek yok. Yeniden işimizin başına dönelim” çağrıları işçilerin protestoları arasında kayboldu. İşçiler IG Metall Bochum temsilcilerine, “Ortamı gerginleştiren GM/Opel yönetimidir. Çıkış planlarını karar altına alan onlar. Siz ise bize destek vermeniz gerekirken direnişimizi bölmek istiyorsunuz” diye tepki gösterdiler. Bunun üzerine temsilciler, kürsüleri terk etmek zorunda kaldı. İşçiler “Şimdi grevin tam da zamanı” diyerek kurdukları barikatlarda grev komiteleri oluşturmaya çalışıyorlar.
Yüzbin imza Ankara yolunda
AKP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin’in işten attığı Bursaray işçileri işe geri dönmek ve AKP’li belediyenin kadrolaşma faaliyetini teşhir etmek amacıyla başlattıkları imza kampanyası sona erdi. Osmangazi Metro İstasyonu önünde önceki gün basın açıklaması düzenleyen işçiler, topladıkları 100 bini aşkın imzayı Başbakan ve Çalışma Bakanlığı’na iletmek üzere Ankara’ya gideceklerini açıkladılar. İşçiler adına açıklama yapan Gürdal Yiğit, bir buçuk aydır iş haklarını elde etmek için mücadele yürüttüklerini belirterek, Bursa halkının bu mücadeleye yüz binlerce imza ile destek olduğunu belirtti. Yiğit AKP’li Belediye Başkanı Hikmet Şahin’in Bursa halkına sırtını döndüğünü ifade etti. Üyesi oldukları Demiryol-İş Sendikası’nın, belediye ile toplusözleşme imzalamasının ardından kendilerine olan desteğini çektiğini ve durumlarını yargı sürecine havale ettiğini dile getiren Yiğit, artık Demiryol İş Sendikası üyesi değil, Bursaray’dan AKP’nin kadrolaşma hamlesi sonucu işten çıkartılan işçiler olarak mücadelelerini sürdüreceklerini duyurdu. AKP’nin halka hesap vereceği günün geleceğini ve Bursaray işçisinin de orada olup AKP’ye hesap soracağını vurgulayan Yiğit, mücadelelerine destek olan kuruluşlara ve Bursa halkına teşekkür etti.
Tüm Bel-Sen üyesinin eylemi sürüyor
İskenderun Belediyesi tarafından işten atılan Tüm Bel-Sen İskenderun Şubesi’nin eski Başkanı Aziz Toplar, Kapıkule Sınır Kapısı’nda başlattığı oturma eyleminden bir sonuç alamazsa, açlık grevine başlayacağını belirtti. Toplar, yaptığı açıklamada, oturma eylemini 10 gün sürdüreceğini söyledi. Bu sürede, İçişleri Bakanlığı’nın İskenderun Belediye Başkanı ve vali hakkında açacağı soruşturmanın sonucunu bekleyeceğini ifade eden Toplar, “Türkiye’deki bazı belediyelerde işçi ve memur arkadaşlar işten atılmakta. Belediyelerdeki tüm yanlışlıkları protesto ediyorum” dedi. Tüm Bel-Sen Edirne Şubesi de, sendikal çalışmaları nedeniyle işten atılan Toplar’ın yanında olduğunu açıkladı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net