Uluslararası destek büyüyor
Danimarka Komünist Partisi ML Uluslararası Sekreteri Sven Tarp gönderdiği mesajda “On yıldır yayımlanan ve işçi sınıfının eğitiminde önemli bir rol oynayan Evrensel ile dayanışma içinde olacağız” derken Belçika İşçilerinin Partisi’nin haftalık yayın organı olan Solidaire’nin editörü David Pestieau da, “Onuncu yılınıza girmenizden dolayı sizi kutluyorum. Erdoğan’ı eleştiren bir kariktür nedeniyle aldığınız cezaya karşı dayanışma duygularımı gönderiyorum” dedi. Gazetemize İspanya’dan başlığı ile yazılar yazan Raúl Marco da gönderdiği mesajda Evrensel’e verilen cezanın altında gazetenin özgürlük ve demokrasi için mücadele etmesi olduğunu belirterek, “Evrensel’in yazarları ve emekçileriyle duygularımız aynıdır. Polis güçlerince alçakça katledilmiş olan Metin Göktepe’yi unutmayacağız” dedi. Belçika Sendikaları temsilcisi Francis Lafosse ise yıllar önce Evrensel’i ziyaret ettiğini ve Türkiye koşullarında günlük bir gazete çıkarılmasını hayranlıkla karşıladığını söylediği mesajında “Umuyorum ki işçi sınıfı için çalışmalarınıza devam edeceksiniz” dedi. Amerikalı sendikacı Jack Heyman ise mesajında “Sizlere ABD’nin Batı Kıyısı’nda bulunan San Fransisko Limanı’ndan dayanışma selamları gönderiyorum. 1999 yılında Ören, Türkiye’de yapılan Uluslararası Sendikal Dayanışma Konferansı’na geldiğimde, “canavarın göbeğinden” proleter selamlar getirmiştim. Türk ve Kürt işçilerini savunmaktaki yürekli tutumunuzu sürdürmeniz bizim için çok önemli. Evrensel’in, özellikle de 10. yılında emekten yana ve ister Irak’ta, ister Türkiye’de ya da ABD’de olsun hükümet baskılarını eleştiren yazıları, haberleri yayımlamaya devam etmesi de bir o kadar önemli! Basının özgürlüğü, ki bu sonuçta bizzat işçi sınıfı tarafından savunulması gereken bir haktır, tam da bu anlama gelmektedir” dedi. Kanada Emek, Barış, Demokrasi Komitesi adına bir mesaj gönderen Süleyman Göven ise “Gazetenizin Başbakan’a ilişkin bir karikatür yüzünden cezalandırıldığını öğrenmek büyük bir şok etkisi yaptı. Evrensel’in Türkiye’deki özgür basının temsilcilerinden birisi olduğunun farkındayız. Özgür basına karşı verilen her hukuki karara bir ceza ve özgürlüğün sesinin susturulması gözüyle bakıyoruz” dedi. Bangladeş Demokratik İşçi Partisi Başkanı Tafazzul Hüseyin de mesajında nice onyıllar dileyerek baskıcı yönetimlerin karikatür de dahil her türlü eleştirilerden korktuğunu belirtiyor ve “Eleştiriden suçlu olan korkar. Asıl korktukları işçi sınıfı üzerindeki hakimiyetlerini kaybetmektir, dünyanın her yerinde basın ve ifade özgürlüğü tehlikede” diyor.
‘Dilerim yanlıştan dönülür’
DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, kendisine ve 7 parti üyesine “Kanunun açıkça suç saydığı bir fiili övmek” suçundan verilen 6’şar ay hapis cezasını kınadı. Bakırhan “Mitingde tahrik etmeye yönelik herhangi bir şey söylenmedi. Tam aksine o günkü gündeme ilişkin ve gündemde yoğunca tartışılan tecrit konusunda, açıklamalarda bulunduk. Yine konuşmamızda düşünce özgürlüğüne ilişkin görüş ile öneriler ve yine mevcut uygulamalara ilişkin eleştirilerimiz vardı” diye konuştu. En son yapılan yasal değişikliklerle birlikte verilen cezanın uygun olmadığının görüleceğini ifade eden Bakırhan, “Davanın takipçisi olacağız. Dilerim yanlıştan dönülür” dedi. EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel de hapis kararına tepki gösterdi. Yazılı açıklama yapan Tüzel, “Bir partinin genel başkanına verilen bu ceza AKP Hükümeti’nin sözde demokratikleşme söylemlerinin gerçekte birer iddiadan ibaret olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir” dedi. “Bir siyasi parti genel başkanının, her kim tarafından ortaya atılmış olursa olsun, barış taleplerini dile getirmesi kadar dogal ne olabilir?” diye soran Tüzel, “Bu ceza, demokrasilerin vazgeçilmez bir dayanağı olan düşünceyi ifade etme özgürlüğüne verilmiştir dedi.”
Taşeron eziyeti
TEDAŞ’ın, Mersin Devlet Hastanesi yolu üzerindeki Havuzlu Caddesi’nde yaptığı, kanal kazısı ve boru hattı, kablo döşeme çalışmaları çevreye zarar veriyor ve halkın sağlığını tehdit ediyor. TEDAŞ’ın bir taşeron firmaya verdiği bu çalışmalar, taşeron firmanın kullandığı beyaz topraktan çıkan tozlar nedeniyle çevre esnafının en çok şikâyet ettiği konu. Ayrıca, çalışmalar sırasında sökülen kaldırım ve bordür taşlarının gelişigüzel yerleştirilmesi ve açılan çukurların kapatılmadan bırakılması da ayrı bir sorun teşkil ediyor. Açılan çukurların çoğunda güvenlik şeridi bulunmuyor. Olanlarda ise güvenlik şeridinin hiçbir işlevi yok. Kapatılmayan bu çukurların içinde ise çöp yığınları oluşmuş durumda. Çalışmaların yapıldığı Havuzlu Caddesi’nde görüştüğümüz taşeron firmanın bir yetkilisi kendisini savunarak “Biz iyi bir firmayız. Amerika’da da çalışmalarımız oluyor. Yaptığımız işlerde de çevreye ve insanlara zarar vermiyoruz” diye konuştu. Yetkili, taşeron firmanın ismini vermekten kaçındı. Görüşlerine başvurduğumuz çevre esnafı ise, taşeron firma yetkilisinin söylediklerinin tamamen tersini düşünüyor. Cadde üzerinde bir tekel büfesi işleten Hamit Durmaz sorduğumuz sorulara “Bir aya yakındır buralar böyle. Bütün gün toz içinde kalıyoruz. Kullanılan beyaz toprak insan sağlığına zarar veriyor. Tek bildiğimiz TEDAŞ’ın taşeron bir firmasının buraya elektrik kablosu hattı döşediği. Yollar bozuldu ve düzeltmeden öylece bıraktılar. İnsanlar yürümekte bile zorlanıyor. Bütün esnaf bu durumdan şikâyetçi. İşimize engel oluyor.” diye cevap verdi. Büfenin yanındaki eczaneye girdiğimizde ise aynı tepkilerle karşılaşıyoruz. Eczane sahibi Türkan Karakaş çıkan tozlardan dolayı akciğer ve boğaz enfeksiyonlarının oluşabileceğine dikkat çekerek “Bir çok çukur açıp öylece bıraktılar. Yağmur yağdığı zaman, buralar çamurdan geçilmeyecek duruma gelecek.” diye konuştu. Bir başka esnaf Mevlüt Korkusuz ise, “Her taraf toz toprak oluyor. Bütün pislik dükkâna doluyor. Açılan çukurlar öylece kaldı. Güvenlik şeridi bile yok. 4-5 yıl önce 110 milyon vererek yaptırdığımız yerleri kırıp bıraktılar. Bize, üç ekibin çalışarak bozulan yerleri yapacağını söylediler.Ancak yapılmadı.Bize ise buraların pisliği kaldı.” diyerek tepkisini dile getirdi.
Bedava kitap fiyaskosu
Basın-İş Sendikası, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bedava dağıttığı ders kitaplarının iki hafta içinde kullanılamaz hale gelmesinin nedeninin, daha fazla kâr için kalitesiz üretim yapan veya aldığı işi taşerona veren özel yayınevleri olduğunu açıkladı. Sendika tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, iki hafta içinde kullanılamaz hale gelmesinin sorumlusunun özel yayınevleri olduğu belirtildi. Açıklamada, hiçbir yaptırım ile karşılaşmayacağını bilen özel yayınevlerinin daha fazla kar marjı için üstesinden gelemeyeceği kapasitede iş aldığı belirtilerek, işin bir kısmının taşerona verildiği ve sadece bu işe dönük geçici ve kayıtdışı işçi istihdam edildiği bildirildi. Kitap baskılarında tutkalın ve kağıdın kalitesiz olanlarının seçildiğine dikkat çekilen açıklamada, bu kitaplardan trilyonlarca lira kazanıldığı vurgulandı. Açıklamada Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konunun üzerine gitmesi ve yayınevlerinden hesap sorması gerektiği belirtilerek, “Çöpe giden paralar halkın paralarıdır. Olumsuz koşullarda okuyan öğrenciler, okulsuz yerleşim yerleri varken ve ders kitaplarının Milli Eğitim Basımevi’nde çok daha ucuza ve daha kaliteli üretilmesi mümkünken, MEB’in bütçesinin özel yayınevlerine yağmalatılmasının haklı bir nedeni olamaz” denildi.
|