www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Filistin teslim olmayacak
İsrail işgal ordusu, Gazze Şeridi’nde kan dökmeye devam ediyor. Filistin lideri Arafat, halkının teslim olmayacağını söyledi.

Komşunun acı tecrübesi
Hükümet ve sermaye sözcüleri, Avrupa Birliği’ni ‘cennet’ olarak sunuyor. Aynı ‘cennet’ hayali, bundan yıllar önce Yunanistan’da da hakimdi. Ama AB’ye giriş, Yunanistan’da geniş halk kesimleri için daha fazla yoksulluk, işsizlik ve sömürüden başka bir şey getirmedi.

Direniş ezberlerini bozdu
Irak direnişine ilişkin bir analizde, Amerika’nın savaşı tüm ülkeye yaymak ve Irak ordusunu dağıtmakla ‘hata’ yaptığı ve direnişin Amerika’nın ‘ezberini bozduğu’ belirtiliyor.


Filistin teslim olmayacak
Filistin lideri Yaser Arafat, Filistin halkının, İsrail katliamları karşısında asla teslim olmayacaklarını söyledi. İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki saldırıları devam ederken, önceki gün yerel bir radyodan halka seslenen Arafat, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin güçlü bir mücadele verdiğini belirterek, “Zafer geliyor, ne kadar acı çeksek de zafer geliyor” dedi. Filistin lideri, “Örgütlerden, dünyayı haklı olduğumuza inandırmak için Filistinlilerin yüksek çıkarlarını her şeyin üstünde tutmalarını, işgalcilerin eline bir bahane vermemelerini istiyorum” diyerek silahlı grupları da uyardı.
‘Devlete başkanlık edeceğim’
Arafat, Eşşark el Avsat gazetesinde dün yayınlanan demecinde ise, “Filistin devletine başkanlık ettikten sonra çekilmeye hazırım” diye konuştu. “Nelson Mandela olmaya hazırım” diyen Filistin lideri, “Ancak Filistin devletine başlangıçta başkanlık ettikten sonra siyasi hayattan çekilirim” şeklinde konuştu.
Mandela, yıllarca ırkçı rejimin zindanlarında kaldıktan sonra Güney Afrika’nın ilk siyahi devlet başkanı olmuş, bu görevi beş yıl yapmıştı.
ABD ve İsrail, Arafat’ın iktidarı en kısa süre içinde bırakmasını istiyor. Arafat’ın demeci, bu isteği reddettiğini gösteriyor.
Bu arada, İsrail ordusunun, önceki günkü saldırılarında, Gazze Şeridi’nde 8 Filistinli öldü.
Çocukları öldürdüler
Öldürülenler arasında 4 yaşında bir çocuk ile Filistinli kadın Esma Deveder de bulunuyor. Başından vurulan 17 yaşındaki Manal Ebu El Cidyane’nin durumu ise kritik.
İsrail birlikleri, Batı Şeria’nın Ramallah kentinde de iki kişiyi katletti. Ramallah’ta düzenlenen baskında bir Hamas yöneticisi ile 4 Filistinlinin yakalandığı duyuruldu. Buna göre, önceki gece düzenlenen baskın sırasında 2 İsrail askeri ile 2 Filistinli öldü, 3 Filistinli yaralandı.
Batı Şeria’nın güneyindeki El Halil bölgesinde de Hamas örgütüne üye 45 yaşındaki Musa Cabarin, evi kuşatılarak öldürüldü.
Halka füzeli saldırı
Dün saldırıya devam eden İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cebaliye mülteci kampına füze fırlattı. Onbinlerce kişinin yaşadığı kampa isabet eden füze nedeniyle bir Filistinli öldü, iki Filistinli yaralandı. Gazze’nin güneyindeki Refah mülteci kampında ise, İsrail askerleri, 13 yaşındaki İman el Hamas adlı kızı öldürdüler.
Bu ölümlerle birlikte, İsrail ordusunun 28 Eylül’de başlattığı “Pişman Etme Günleri” adlı operasyonda öldürülen Filistinli sayısı 78’i buldu. Yüzlerce Filistinli de yaralı.


Başa dön


Komşunun acı tecrübesi
AB üyesi Yunanistan, sık sık Türkiye’ye örnek gösterilir ve AB’ye üye olduktan sonra Yunan halkının “refahının arttığı” öne sürülür. Oysa birçok analiz, durumun tam tersi olduğunu kanıtlıyor. Stavros Mavroudeas tarafından yazılan “Yunanistan’ın Avrupa Birliği’ne Girişi” adlı inceleme, bunlardan biri. Mavroudeas, AB’ye girişin ardından Yunanistan’da emekçiler ile sermaye cephelerinde yaşanan gelişmeleri şöyle sıralıyor:
Sermayeye geniş olanaklar
  • AB’nin önceli olan Avrupa Ekonomik Topluluğu’na giriş, Yunan sermayesine daha geniş bir pazar olanağı sundu. Ama daha da önemlisi; AET, Yunanistan işçi sınıfının sömürüsünün artırılması için elverişli bir mekanizma ve güçlü bir ideolojik silah sunmaktaydı. Bu koşullar altında AET’ye giriş, “cennete giriş” gibi sunuldu.
  • Girişten sonraki birkaç yıl içinde, Brüksel’den gelen mali yardımlardan, esas olarak patronlar faydalandı. Ama bu yıllarda küçük boy işletmeler ve köylüler de bazı avantajlar elde ettiler. Ancak “cicim ayları” kısa sürdü ve kemer sıkma programları birbiri ardına geldi.
  • Avrupa Para Birliği’ne giriş, “cennet” hayaline son darbeyi de vurdu. Para Birliği’ne girer girmez, AB’nin gerçek yüzü ortaya çıktı. “İstikrar Paktı” denilen şey; kemer sıkma paketlerinin çok daha sert olmasına yol açmıştı. Temel tüketim maddelerinin fiyatları büyük ölçüde arttı. Ayrıca; Euro nedeniyle, turizm gibi önemli sektörlerde Yunanistan’ın uluslararası rekabet gücü büyük ölçüde zayıfladı.
  • AB Ortak Tarım Politikası’nda yapılan değişikliklerle köylülerin gelirleri erozyona uğratıldı. Küçük köylülük ve aile çiftçiliği yok olmaya yüz tuttu. Nihayet Avrupa çapında şirketlerin birbirini yutması başladı. Bu süreç, Euro ile daha da hızlandı. Yunanistan sermayesinin önemli bir kesimi, yabancılar tarafından ucuza kapatılıverdi.
    Hiç bitmeyen ‘istikrar’ programı
  • Yunanistan işçi ve emekçileri için AB ve Euro’ya giriş; eski halk düşmanı politikaların şiddetlendirilmesi, yenilenmesi ve ardışık istikrar programlarının uygulanması demek oldu. Dayatılan ekonomik politikaların ilk sonuçları işsizliğin artması olurken, işçi gelirlerindeki erozyon da artış gösterdi.
  • Eylül 1998’de yapılan bir Eurostat araştırmasına göre Yunanistan, ekonomik eşitsizlikte Portekiz’in ardından ikinciydi. Yunan nüfusunun en yoksul yüzde 10’luk kesimi, milli gelirin sadece yüzde 2.2’sini elde etmekte. En zengin yüzde 10’luk kesimin eline geçen ise, milli gelirin yüzde 26.3’ü. Ve durum giderek kötüye gidiyor.
  • Yunanistan’ın milli gelirinin AB’ye girişle “katlanarak arttığı” da bir çarpıtmadır. Yunanistan’ın 1981 yılındaki, yani AET’ye tam üye olduğundaki milli geliri, AET’deki ortalama milli gelirin yüzde 58’i kadardı. Bugün ise, AB ortalamasının yüzde 48-49’una düşmüş bulunuyor. Yani milli gelir, reel olarak AB’deki genel seyrin gerisine düşmüştür.
  • AB’ye entegrasyon sürecinin başında fazla veren Yunanistan-AB ticaret dengesi, artık açık veriyor. Ticaret açığı bugün 30 trilyon drahmiye yaklaşıyor.
    Sosyal güvenliğin tasfiyesi
  • AB üyeliği; ekonomik ve sosyal politikalar alanında, çalışanların durumunu kötüleştiren yasaların art arda çıkmasına yol açtı. Öncelikle; sömürüyü artıran esnek işgücü ilişkileri teşvik edildi. İkinci olarak; emeklilik de dahil olmak üzere sosyal güvenlik sistemi değiştirilmeye başlandı. Artık halkın bu alandaki ihtiyaçları çok daha kötü karşılanıyor ama diğer yandan, prim ödemeleri artırılıyor. Bu süreç, özellikle sağlık alanında çok olumsuz sonuçlar doğurdu.
  • Yine AB politikaları kapsamında, vergi sistemini değiştirmek için yoğun çaba harcanıyor. İstenen; emekçilerin gelirine daha fazla el koyacak, ama zenginlere daha dost olacak bir vergi sistemi.
  • Euro’nun çok tehlikeli bir özelliği daha var: Ekonomik politikaya ilişkin neredeyse bütün araçlar, Brüksel’e devredildi. Dolayısıyla; Yunan ekonomisinin kendine özgü sorunlarını çözecek merci olması gereken hükümet, çok etkisiz kaldı. Yunanistan ve örneğin Almanya gibi, çok farklı ekonomiler için ortak bir para politikası uygulanması, korkunç sorunlar yaratmaya başladı.


    Başa dön


    Direniş ezberlerini bozdu
    ABD’de Irak direnişi ile ilgili yapılan bir analizde Amerika’nın işgalin başından itibaren hatalar yaptığı ve birleşmeye başlayan direniş gruplarının “Irak halkının desteği kazanılmadan yenilemeyeceği” belirtildi. Analizde, Irak’ta işgal güçlerini kovmak için çok sayıda gerilla grubunun ittifak yaptığına dikkat çekiliyor.
    Topyekûn direniş
    RAND adlı düşünce kuruluşunun yaptığı analize göre Irak, Amerika için daha önceki savaşlarından farklı bir ortam yarattı. Örneğin direnişçiler, Vietnam’dakinin aksine tek bir örgüt olarak organize olmadıkları gibi tek bir liderleri de yok. Buna karşılık, aynı oranda güçlü olan çok sayıda örgüt var. Analizde Amerikan güçlerinin savaş taktikleri sürekli değişen bu gruplarla baş edemeyeceği, direnişin halk tarafından desteklendiği itiraf ediliyor.
    Amerikan basınında da yer alan makalede, işgal güçlerine danışmanlık yapan “antiterör” uzmanı Bruce Hoffman’ın “Amerika Irak’ta daha önce hiç karşılaşmadığı kadar kompleks bir direnişle karşı karşıya” sözüne ve Ebu Tahir adlı Felluce direnişinin liderlerinden olan Iraklının, “Biz her Amerikan köpeğinin ülkemizden çıktığını görmek istiyoruz” sözlerine dikkat çekiliyor. Tahir’in, Irak’ta 20 binden fazla direnişçi olduğunu ve bunların zaman zaman bazı bölgelerde işgale karşı savaşlarını ortaklaştırdıklarını anlattığı, bunun amaç ve yöntemleri farklı gruplardan oluşsa da, ortada topyekûn bir direniş olduğunu söylediği de belirtiliyor.
    Direniş grupları
  • Göçmenler de etkileniyor
    Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen’in bugün Brüksel’de açıklayacağı “Türkiye İlerleme Raporu” öncesinde başta Almanya ve Fransa olmak üzere çeşitli ülkelerde yürütülen tartışma, AB ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenlileri etkiliyor. Almanya’nın en çok satan gazetesi Bild, “Türkiye Avrupa’ya ait mi?” sorusunu yineledi. Gazetede yayınlanan ankete göre, Türkiye’nin üyeliğini yüzde 45 ile en çok İtalyanlar istiyor. İtalyanlardan sonra İspanyollar (yüzde 39), Hollandalılar (yüzde 34), Almanlar (yüzde 34), İngilizler (yüzde 33), Polonyalılar (yüzde 27), Portekizler (yüzde 17) ve Fransızlar (yüzde 16) geliyor. Fransa’da oranın bu kadar düşük olmasında hükümet partilerinin birkaç haftadır yürüttüğü Türkiye’nin üyeliğine karşı politikanın etkili olduğu dile getiriliyor. Bilindiği gibi Fransa Cumhurbaşkanı Jaques Chirac, Türkiye’nin üyeliği konusunda referandum yapılmasını talep etmişti. Haftalık Der Spiegel dergisinde yayınlanan anketin sonuçları daha farklı. “Avrupa Birliği orta ve uzun vadeli olarak Türkiye’yi almalı mı?” sorusuna, ankete katılanların yüzde 55’i “Evet” yanıtı verirken yüzde 41’i “Hayır” dedi. “Hayır” diyenlerin yüzde 27’si “Türkiye hukuk devleti değil”, yüzde 25’i “Müslüman ülke”, yüzde 23’ü “Avrupa’ya ait değil”, yüzde 16’si ise “Kadınlara baskı var” diyor. Aynı dergide “Türkiye’nin üyeliği genel olarak AB için iyi mi kötü mü?” sorusuna ise ankete katılanların yüzde 30’u “iyi”, yüzde 20’si “kötü”, yüzde 40’ı ise “hiçbirisi” diyor. “Türkiye tartışması”na en pervasızca katılan, haftalık Die Zeit gazetesi oldu.
    Amerikalıların ‘gözbebeği’ne saldırı
    Irak’ın başkenti Bağdat’ta, işgalin başlamasının ardından Amerikan askerlerinin korumaya aldığı tek bakanlık olan Petrol Bakanlığı’na dün bombalı saldırı düzenlendi. İçişleri Bakanlığı sözcüsü, en az bir havan topu mermisinin Petrol Bakanlığı binası yakınına düştüğünü doğruladı. Patlamaların can kaybına yol açıp açmadığı bilinmiyor. Öte yandan ABD ordusu, başkentin Sadr semtine yeniden saldırdı. Semtte devriye gezen Amerikan kuvvetlerinin saldırıya uğramasının ardından, ABD askerlerinin uçak desteği alarak mahalleye saldırdığı belirtildi. Saldırıda bir Iraklı öldü. Amerikan ordusu dün Bağdat’ta 2 Amerikan askerinin de öldürüldüğünü bildirdi. Ramadi’de ise direnişçiler, ABD güçleriyle çatıştı. Çatışmalarda, 5 Iraklı öldürüldü, 5’i de yaralandı. Ocak ayında yapılacak “seçimler” yaklaşırken Şii lider Mukteda Sadr, seçimleri boykot edebileceğini belirtti. Sadr, Lübnan televizyonuna yaptığı açıklamada, “Irak’ın çıkarlarına değil, yabancılara hizmet eden seçimleri reddettiğini” belirterek, “Bunlar, Amerikan seçimleri olacak. Ben Irak halkı için özgür ve adil seçimler istiyorum. Ne daha az, ne de daha fazla” dedi. Sadr ayrıca, “Sadece ABD öncülüğündeki işgalle lekelenmemiş kişiyi desteklerim” ifadesini kullandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, Irak’ta bugüne kadar 40 Türk vatandaşının öldüğünü, bu durumun da Türkiye’nin “bölgeye daha fazla yardım yapmasını engellediğini” söyledi. Irak’ta durumun gittikçe kötüleştiğini belirten Erdoğan BM, NATO ve AB ile Irak için daha fazla işbirliğine ihtiyaç olduğunu ekledi. Irak’ta önceki gün ve dün yaşanan gelişmeler ise şöyle:
  • Irak kökenli bir İtalyan ile bir Türkün vurularak öldürülme görüntüleri yayınlandı. Eylemi “Ebu Bekir El Sıdık Selefist Tugayları” üstlendi. Militanlar Türk ve Irak kökenli olduğu açıklanan 2 kişiyi casuslukla suçladı
  • Pazartesi günü kaçırılan 2 Endonezyalı kadın serbest bırakıldı.
  • Musul’da polis iki başsız ceset buldu. Kerkük’te de Taha Kalaf adlı bir polisin başsız cesedinin bulunduğu belirtildi.
  • Iraklı Tümgeneral Abid Hamid Movhuş’un boğularak öldürülmesiyle ilgili davada, 4 Amerikan askeri cinayetle suçlandı. Movhuş, mayıs ayında işkencede can vermişti.
    Haiti’de iktidar mücadelesi bitmiyor
    Sel ve kasırgaların binlerce can aldığı Haiti’de eski devlet başkanı Jean-Bertrand Aristide yanılısı oldukları öne sürülen üç milletvekili, polis cinayetlerine karıştıkları iddiası ile tutuklandı. Tutuklananlardan birisi Senato Başkanı. Polisin, Senato Başkanı Yvon Fuille’i bir radyo istasyonunda iken tutukladığı açıklandı. Fuille radyo binasından çıkarılırken “Beni zorla çıkardılar, tutuklama için neden yok, bu yasadışıdır” diye konuştu. Geçtiğimiz cuma günü üç polisin başsız cesetleri bulunmuş yetkiler polislerin; Aristide yanlıları tarafından öldürüldüğünü iddia etmişlerdi. İnsan hakları savunucusu Jean-Claude Bajeux ise Amerika’nın Haiti’de başarısız olduğunu belirterek, Aristide yanlılarının Irak’tan ilham aldıklarını ve “Bağdat Operasyonu” adı altında, işbirlikçi hükümete karşı gerilla savaşı verdiklerini söyledi. Bu arada Aristide yanlıları geçici hükümeti eleştirerek işgalin sona ermesini ve uluslararası bir gücün gelmesini istiyorlar. Jean-Bertrand Aristide geçtiğimiz şubat ayında bir darbe sonucu Haiti’den ayrılmak zorunda kalmış, Amerikalı askerler tarafından zorla uçağa bindirilip Afrika’ya gönderilmişti.

  • Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net