www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Van’dan eğitim manzaraları
Van’ın Özalp ilçesine bağlı Kırçalı köyünde bulunan Kırçalı İlköğretim Okulu’nda 2 derslikte 250 öğrenci öğrenim görüyor. İkili öğretim verilen okulda, öğrencilerin bir bölümü ayakta ders dinlerken, bir sıraya da 4-5 öğrenci düşüyor.

Yapı denetimi denetim altında
Yapı denetimini özel şirketlere havale ederek özelleştiren hükümet şimdi de yapı denetim şirketlerini soruşturmakla uğraşıyor. Yapı denetim şirketlerinin yaklaşık yüzde 30’unun soruşturma altında olduğu belirtiliyor. Soruşturma nedenleri içinde ‘sahte imza’ atmak da bulunuyor.

Hakkâri’de
   ‘kimyasal madde atıldı’ iddiası

Hakkâri’nin Berçelan yaylasında operasyon başlatan askerlerin, bölgedeki ormanlık alana kimyasal madde attığı iddia edildi. Askerler tarafından denetime alınan Berçelan yaylasına giriş ve çıkışların yasaklandığı bildirildi.

Hekimler
   ilaç kısıtlamasına karşı duracak

TTB’ye bağlı pratisyen hekimler, hastalara ilaç yazımını kısıtlayan Bütçe Uygulama Talimatnamesi’nde (BUT) yapılan son değişiklikle ilaçların daha fazla kısıtlanmasına tepki gösterdiler. Pratisyen hekimler, BUT’a karşı dilekçe kampanyası başlatacaklar.


Van’dan eğitim manzaraları
Oktay Candemir
Van’ın Özalp ilçesine bağlı Kırçalı köyünde bulunan 54 yıllık okul harabeyi andırıyor. Çatısı naylonlarla kapatılan ve pencerelerine bant çekilen okulda, 250 öğrenci öğrenim görüyor. İkili eğitimin verildiği okulda sadece 2 derslik bulunuyor. Okuldaki öğretmen sayısıda 2.
Kırçalı köyü Muhtarı Hasan Güçtekin, 1950 yılında yapılan okula bugüne kadar tek bir çivi çakılmadığını, köylülerin kendi imkânları ile okulun kırık kapı ve pencerelerini onardıklarını söyledi. Okulda görevli öğretmelerin kalacak lojmanının olmadığına dikkat çeken Güçtekin, “Defalarca bu konuda ilçe milli eğitim müdürlüğüne başvurduk. Ama bize her zaman ‘Kendi imkânlarınızla yapın’ cevabını verdiler. Kışın çocukların üşümemesi için pencerelere bant yapıştırıyoruz. Bu daha ne kadar sürecek?”diye konuştu.


Başa dön


Yapı denetimi denetim altında
Elif Görgü
Marmara depremlerinin ardından uzun tartışmalar sonucu uygulamaya konulan Yapı Denetim Yasası ile kamu görevi olan denetim faaliyeti özel şirketlere geçti. Ancak özelleştirmenin olumsuz sonuçları, denetim sisteminde de kendini gösterdi. Bugün yapı denetim şirketleri Bayındırlık Bakanlığı tarafından soruşturuluyor. Oysa bu şirketlerde çalışan mühendislere ‘denetçi’ belgesini yine aynı Bakanlık veriyor. Denetim şirketleri hakkındaki soruşturma ve faliyeti durdurma nedenleri arasında, sahte imza atılmasına izin vermek gibi nedenler de bulunuyor.
Meslek odaları, kamu hizmeti olması gereken yapı denetiminin merkezinde meslek odaları olmadan sistemin düzelmeyeceğini vurguluyor.
Bakanlık bilemez
Yapı denetiminde ‘denetim yapacak’ mühendis ve mimarların meslek odalarının merkezinde olduğu bir sistemle ve kamusal hizmet olarak belirlenmesi gerektiğini söyleyen İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe, gerçek anlamda yapısal güvenliği olan, sağlıklı ve çağdaş yapılaşmanın ancak böyle sağlanabileceği görüşünde. Denetim şirketlerinin yüzde 30’nun soruşturulduğu bilgisini doğrulayan Gökçe, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın herkese ‘denetçi’ belgesi vermesini eleştirerek, can alıcı şu noktalara dikkat çekiyor. “Bir meslekdaşımızın yeterli olup olmadığını Bayındırlık Bakanlığı nereden bilecek. Sadece mesleki bilgiler de yeterli değildir. Mesleğin etiğinin mesleki formasyonla birleşmiş olması gerekiyor. Türkiye’de 400, İstanbul’da 140 özel yapı denetim kuruluşu var. Bugün Bakanlık kendisinin ‘denetçi’ belgesi verdiği mühendisleri, firmaları soruşturuyor, kapatıyor. Peki o yapı denetim kuruluşlarını yapmış olduğu denetimin daha doğrusu denetimsizliğin ortaya çıkardığı yapıların sorumluluğu ne olacak? Bir depremde yıkılacak ve içerisindeki insanlar ölecek. Bunun sorumluluğu kimde olacak? “
Formalite
Gökçe’nin, denetim sürecinin işleyişi ile ilgili tespitleri de insanı dehşete düşürüyor. Gökçe, bu konuda şunları söylüyor: “Denetim yapılmıyor. Yapı denetim kuruluşları ruhsat alabilmenin bir formalitesi haline geldi. Özel yapı denetim kuruluşları mal sahibi ile pazarlık yapıyorlar. Denetim kuruluşlarına ödenmesi gereken ücret yapı maliyetinin yüzde 3’ü kadar olmalı. Pazarlıkla diyelim ki yüzde 1.5’a anlaşıyorlar. Hakkıyla yapılan bir iş için belki bu rakam az görünebilir, ama hiç gitmezsen, denetlemezsen, yanına uğramazsan çoktur. Yapı denetim sistemi böyle bir pazarık noktasına oturmuş durumda. Diğer özelleştirmelerde ne oluyorsa burada da o oluyor.”
Yasada son yapılan değişiklikleri de değerlendiren Gökçe, ‘tek parselde bodrum artı 2 katlı’ binaların yani villaların denetim dışına çıkarılmasını da eleştirerek, “Böyle bir şey olabilir mi? Bütün villaların artık kaçak yapılmasına yol açtılar. Amaç İstanbul’un, Bursa’nın ormanlarında yapılmış olan villaları denetimsiz bırakmak” diyor.


Başa dön


Hakkâri’de ‘kimyasal madde atıldı’ iddiası
Sıddık Güler
Hakkâri’nin Berçelan yaylasında operasyon başlatan askerlerin, bölgedeki ormanlık alanda gerilla bulunduğu gerekçesiyle kimyasal madde attığı iddia edildi. Çok sayıda yabani hayvan ve köpek ölüsü ile karşılaşan Jirki Aşireti mensupları ve Şırnak bölgesinden yaylalara çıkan koçerlerin yaylaları boşalttığı bildirildi.
Hakkâri Dağ Komando Tugayı’na bağlı askerler, Halk Savunma Güçleri (HPG) gerillalarının Berçelan bölgesinde olduğu ihbarı üzerine, çok sayıda korucunun katılımı ile Berçelan yaylasında operasyon başlattı. İddialara göre, Kobra helikopterleri bölgeyi tamamen tararken, Berçelan yaylasının üst kesimlerinde yer alan ormanlık alana ise kimyasal madde atıldı. Askerlerce ormanlık alana kimyasal madde atıldığı bu nedenle ormana yaklaşılmaması yönünde yapılan uyarının ardından, Jirki Aşireti mensupları ve Şırnak bölgesinden yaylalara çıkan koçerler, çok sayıda yabani hayvan ve köpek ölüsü ile karşılaştı. Bunun üzerine bölgede bulunan yaklaşık 7 yayla boşaltıldı. Jirki Aşireti mensupları Hakkâri’ye dönerken, koçerler de Şırnak bölgesine gitti. Dün sabahtan itibaren Berçelan yolarının askerlerce denetim altına alındığı ve bölgeye giriş çıkışların yasaklandığı bildirildi. Xaros ve Ördekli köylerine gitmek isteyen ancak askerlerce geri çevrilen köylülerin, olayı basına yansıtmamaları, bölgede operasyon dışında önemli bir şeyin olmadığı yönünde uyarıldığı öğrenildi.
İHD araştırıyor
Hakkâri Dağ Komando Tugayı yetkilileri, iddialara ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken, İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkâri Şube Başkanı İsmail Akbulut, “Berçelan bölgesine doğru geniş kapsamlı bir operasyon başlatılmıştır. Bu operasyon da geçtiğimiz günlerde Hakkâri merkezde yakalanan iki HPG gerillasının bu bölgeden giriş yaptığı yönündeki iddia üzerine yapılmış. Operasyonun başlamasından sonra bize bölgede ormanlık alana kimyasal ilaç atıldığı yönünde bilgiler geliyor. Fakat bu bilgileri tam olarak netleştiremedik. Şu anda girişimlerimiz var. Bu iddia da çok önemli bir iddiadır. Bunun için bilgilerin doğruluk derecesini aldıktan sonra gerekli girişimleri başlatacağız” diye konuştu.

ÇOCUKLAR BOMBA BULDU
Boyacılık yapan çocuklar, Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde bir çöp bidonunda el bombası buldu. Yüksekova’da boyacılık yapan çocuklar, Ziraat Bankası yanında bulunan çöp bidonunda bir adet el bombası buldu. Çocukların elinde bombayı gören İsmail Taş isimli esnafın uyarısı üzerine bomba polislere teslim edildi. Polisler, İsmail Taş’ı gözaltına alarak ifadesine başvurdu.

ÖZALAP’TA OPERASYON
Van’ın Özalp ilçe kırsalında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından operasyon başlatıldı. Edinilen bilgilere göre, Özalp’a bağlı Damlacık ve Y. Turgalı köyleri arasında yer alan bölgede TSK tarafından operasyon başlatıldı. Hava destekli sürdürülen operasyon kapsamında şimdiye kadar çatışma yaşanmadığı bildirildi.

TUNCELİ ABLUKADA
Tunceli’de polis, son bir haftadır mahalle giriş ve çıkışlarını tutarak keyfi şekilde kimlik ve üst kontrolü yapıyor. Şehir merkezinde de kalabalık şekilde gezen polis, rastgele insanları durdurarak kimliklerine bakıyor, dakikalarca üstlerini arıyor. Uygulamaya ilişkin herhangi bir açıklama yapmayan polisin tavrı halkı tedirgin ediyor.


Başa dön


Hekimler ilaç kısıtlamasına karşı duracak
Pratisyen hekimler, Bütçe Uygulama Talimatnamesi’nin (BUT) bu yıl üçüncü kez değiştirilmesi sonucu, yazılacak ilaçlara getirilen kısıtlamanın artmasına tepki gösterdiler. Hükümetin bu uygulamalarıyla hem hekimlik onurunu hiçe saydığını hem de halkı hastalığı ile başbaşa bıraktığını belirten pratisyen hekimler, dilekçe kampanyası başlatacaklar.
Türk Tabipler Birliği (TTB) Pratisyen Hekimler Kolu, TTB Genel Pratisyenlik Enstitüsü (GPE) ve Pratisyen Hekimler Derneği’nin (PHD) dün düzenlediği basın toplantısında konuşan TTB Genel Sekreteri Orhan Odabaşı, hükümetin talimatnameye ilişkin “TTB’nin birikimine hürmet etme” sözüne karşın geçen hafta ilaç işverenleri ile gizli taslaklar hazırladığını belirtti.
Pasaportun rengi ne olsun?
Cezaevinden çıkan DEP eski milletvekillerine verilecek pasaportun rengi Emniyet Müdürlüğü ile DEP’lileri karşı karşıya getirdi. Emniyet, Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan’a başvurmaları halinde mavi renk pasaport verileceğini açıkladı. Ancak dört eski milletvekili ise yeşil pasaport almaları gerektiğini belirtiyor. CNN Türk’ün haberine göre Selim Sadak pasaport almak için Emniyet Genel Müdürlüğü’ne başvuruda bulundu. Başvuruya olumlu yanıt veren Emniyet, milletvekilliği düştüğü için kendisine verilecek pasaportun renginin mavi olacağını belirtti. Emniyet, diğer DEP milletvekillerinin de başvurmaları halinde pasaport alabileceklerini söyledi. DEP eski milletvekilleri ise milletvekilliği özlük haklarının devam ettiğini ve bu nedenle kendilerine mavi yerine yeşil pasaport verilmesi gerektiğini belirtiyor. Sadak ve arkadaşları bu nedenle mavi pasaportu almıyor. Dört eski miletvekili ile aynı davada sanık olarak yargılanan Sırrı Sakık ise cezaevinden çıktıktan sonra milletvekili maaşını ve makam tazminatını almaya devam ettiğini ve eski milletvekili haklarından da yararlandığını söyledi. Sırrı Sakık, kendisiyle ilgili de yeşil olsun mavi olsun tartışmasının yaşandığını ancak sonunda yeşil pasaport aldığını belirtti. Zana ve arkadaşlarının da mavi pasaportu almaması gerektiğini vurgulayan Sakık, eski Başbakan Necmettin Erbakan ve eski Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın siyasi yasaklı olmasına karşın miletvekili haklarından yararlandığını, yeşil pasaport taşıdıklarını hatırlattı. Sakık’a göre, milletvekillerinin özlük haklarını düzenleyen yasada “iki yıl süreyle Meclis’te görev yapmış bir kişi her türlü haktan yararlanabilir” hükmü var. Zana ve arkadaşları da üç yıl milletvekilliği yapmışlardı. Pasaport Kanunu’na milletvekili seçilenler kırmızı pasaport taşımaya hak kazanıyor. Bu görevi tamamladıktan sonra ise kırmızı pasaportu iade edip yerine yeşil pasaport alabiliyorlar.
ATO’dan yönetmelik değişiklerine protesto
Sağlık Bakanlığı’nın, sağlık personelinin uzmanlık ve atama ile ilgili yönetmeliklerinde değişiklik yapmasına Ankara Tabib Odası’ndan tepki geldi. Sağlık Bakanlığı, 14 Eylül 2004’de Taşra Teşkilatı ve Kadro Standartları Yönetmeliği, Tababet Uzmanlık Yönetmeliği, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Açıktan Kura ile Atanacak Bazı Sağlık Personelinin Atama Esas ve Usüllerne İlişkin Yönetmelik, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nde değişiklikler yaptı. Değişiklikler sonucunda, eğitim hastanelerinin eğitim kliniklerindeki bütün uzman kadroları ortadan kaldırırken, halen eğitim hastanelerinde çalışan uzmanlar, eğer kadro bulabilirlerse bir defaya mahsus olmak üzere sınavsız başasistan olabilecek, ancak, Doğu ve Güneydoğu illerinde zorunlu hizmet yapacaklar. Başasistan sınavı Bakanlıkça belirlenen kişilerce yapılırken, profesör ve doçentler sınavsız başasistan olabilecek. ATO üyeleri önceki gün Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde toplanarak, değişiklikleri proteste ettiler.
Yatağan alarm veriyor
Muğla’nın Yatağan ilçesi Belediye Başkanı Haşmet Işık, Yatağan Termik Santrali’nin baca gazından çevreye yayılan kükürtdioksit ve partiküllerin insan yaşamını tehdit eden boyuta ulaştığını belirterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bakanları, kirliliği yaşamaları için 1 günlüğüne ilçeye davet etti. Işık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yatağan Termik Santrali’ni 1976 yılında davul-zurnayla açtıklarını belirtti. Yatağan’ın, “termik santral sayesinde köylükten kurtulduğunu, ekonomisinin de ayakta durduğunu” belirten Işık, bugün gelinen noktada, termik santralin bacalarına yıllardır arıtma tesisi kurulamadığı için “her gün ölüme biraz daha yaklaştıklarını” söyledi. Termik santralin bacasından çıkan kükürtdioksit ve partiküllerin yağmur ile sülfürik asite dönüşerek, meyve ve sebze bahçelerine zarar verdiğini, bahçelerin ve tarlaların kuruduğunu ileri süren Işık, şunları söyledi: “Termik santral aleyhine ilçemizde 7-8 avukat arkadaş bine yakın dava açtı. Son yıllarda üst solunum yolu ve kanser vakalarında artış gözleniyor. Turgut beldemize bağlı köylerde bir yılda 30 kişi öldü, 20-25’i kanserden yaşamını yitirdi. Burada tam donanımlı laboratuvar kurulmasını ve genel sağlık taraması yapılmasını, gerçeklerin tüm çıplaklıkla görülmesini istiyoruz. Rüzgârın yönüne doğru ya Bozüyük, ya da Turgut tarafına daha çok hava kirliliği yayılıyor.”
Ortadoğu’daki işgale protesto
Irak’ta İşgale Hayır Koordinasyonu, İsrail Konsolosluğu önünde düzenlediği eylemle, Irak ve Filistin’deki işgali protesto etti. Dün saat 11.30’da Levent metro durağında buluşan grup, sloganlarla İsrail Konsolosluğu’nun önüne yürüdü. Konsolosluğun önünde Koordinasyon adına konuşan Figen Yüksektaş, AKP’nin “savaş uçaklarının modernizasyonu” anlaşmaları ile halkların katliamına destek verdiğini söyleyerek, Türkiye egemenlerinin ABD ve İsrail’le yaptıkları stratejik işbirliğinden vazgeçmelerini istedi.Yüksektaş “AKP, Ortadoğu’daki işgal ortamından faydalanarak Kürt sorununu, Kürt halkının sindirilip yok edilmesi şeklinde çözmeye çalışıyor. Oysa Kürt sorunu Kürt halkının haklı talepleri doğrultusunda çözülmelidir” dedi. Ayrıca yeni ceza infaz yasasıyla devrimci tutuklulara yönelik saldırıların sürdüğünü anlatan Yüksektaş, cezaevlerindeki baskıların son bulması ve yeni ceza infaz yasasının geri çekilmesi çağrısında bulundu. Şair Ruhan Mavruk şiir okuyarak, Grup Vardiya, Grup Yürüyüş ve Grup Yorum da birer şarkı söyleyerek eyleme destek verdi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net