www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sümerbank’ta nöbet zamanı
Bakırköy Sümerbank’ta 6 Ekim’den itibaren nöbet tutmaya başlayacak olan işçiler, özelleştirmeye geçit vermeyeceklerini bir kez daha duyurdular.

Okullar çürük çıktı
17 Ağustos depreminden beş yıl sonra yapılan inceleme sonucu, İstanbul’da 30 okulun depreme dayanıksız olduğu ortaya çıktı. Okullar boşaltılmaya başlanırken, dayanıksız binaların büyük bölümü önümüzdeki günlerde yıkılacak.

Şırnak yine ‘yasaklı’ bölge
Şırnak Valiliği, Cudi ve Gabar dağı bölgeleri başta olmak üzere birçok kırsal alanın kullanılmasını yasakladı. Karara göre belirlenen yerlerin dışına çıkan, buralarda gezen, kömür çıkaran veya koyun otlatan kişiler hakkında yasal işlem yapılacak.

Sağlıksız dönüşüm...
Sağlıkta dönüşüm programı sağlık çalışanları tarafından İzmir’de düzenlenen sempozyumda iki gün boyunca tartışıldı. Sempozyumun sonunda sağlıkta ve diğer alanlardaki saldırılara karşı sağlık emekçileri ve diğer örgütlerin ortaklaşa mücadele etmesi gerektiği belirtildi.


Sümerbank’ta nöbet zamanı
Bakırköy Sümerbank işçileri, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun aldığı kararı protesto ederek fabrikalarını peşkeş çektirmeyeceklerini bildirdiler. Fabrikada 6 Ekim’den itibaren tüm işçilerin katılımıyla nöbet tutulmaya başlanacak.
Eş ve çocuklarının katılımıyla fabrika bahçesinde toplanan işçiler “Başımızı veririz işimizi vermeyiz”, “Fabrikalar kalemiz hırsızlara vermeyiz”, “IMF’nin itleri sattırmayız KİT’leri”, “Sermayenin imamı kaça sattın vatanı”, “Ölmek var dönmek yok”, “IMF uşağı hükümet istifa”, “Bugün de yarın da her gün buradayız” sloganlarını atarak fabrikanın Sahil Kapısı’na yürüdüler.
Sendikalardan destek
Eyleme, Sümerbank’tan emekli olan işçiler ve Beykoz Deri Fabrikası işçileri ile TÜMTİS, Belediye-İş İstanbul 2 No’lu Şube ve Tez Koop-İş 2 No’lu Şube yöneticileri katılarak destek verdi.
İşçiler adına ilk sözü alan İşyeri Temsilcisi Ersan Çarkı, özelleştirmenin sadece Sümerbank’ın sorunu olmadığını, saldırıların tüm emekçi kesimleri kapsadığını belirterek, mücadeleyi ortaklaştırmak gerektiğini söyledi. Verdikleri mücadelenin bağımsızlık, demokrasi ve ülkenin geleceği açısından önemli olduğunu ifade eden Ersan Çarkı, ölümüne direneceklerini ifade etti.
Çözüm kavga
TEKSİF Bakırköy Şube Başkanı Çetin Yelken de fabrikaya üretim yaptırmayarak işçileri pes ettireceklerini sananların yanıldığını belirterek, “Yıllardır verdiğimiz mücadelenin ateşi sönmedi. Hırsızlara vermeyiz, biz kararımızdan dönmeyiz, sattırmayacağız. Çözüm kavga etmek, susmak değil, inadına direneceğiz” diye konuştu. Gece gündüz sürecek yeni bir kavga başlatıklarını belirten Çetin Yelken, “Bu bağımsızlık mücadelesidir. Buradaki bayrak uzun süre dalganacaktır” diye konuştu.
TÜMTİS Genel Eğitim Sekreteri Gürel Yılmaz da, Sümerbank işçisinin kararlı mücadelesinin özelleştirmeyi durduracağını belirterek, “Bu bayrağı dalgalandıracağınıza inancımız tam” dedi. Yılmaz, TÜMTİS olarak Sümerbank işçisinin yanında olduklarını söyledi.


Başa dön


Okullar çürük çıktı
Cemal Dursun
İstanbul’da binlerce öğrenci dayanıksız okularda eğitim görüyor. 17 ağustos depreminden beş yıl sonra hazırlanan bir raporla, İstanbul’da yaklaşık 30 okula ait 54 binanın depreme karşı dayanıksız olduğu ortaya çıktı. Okullar dün boşaltılmaya başlanırken, dayanıksız binaların büyük bölümü önümüzdeki günlerde yıkılacak.
17 Ağustos depreminin ardından, İstanbul’da okullar gözden geçirilmiş, hasar gören 62 okul tamamen yıkılırken, 69 okulda da güçlendirme çalışması yapılmıştı. Ancak İstanbul Valisi Muammer Güler göreve geldikten sonra, depremde riskli olduğu belirtilen 12 ilçedeki okullarda yeni bir tarama istedi. Bu istek üzerine, 269 okula ait 339 bina üniversiteler tarafından tekrar gözden geçirildi.
Acil tahliye kararı
Hazırlanan rapora göre, İstanbul’da binlerce öğrenci dayanıksız binalarda eğitim görüyor. Bu raporun ardından İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü, okulların hemen boşaltılmasına karar verdi. Bu karar çerçevesinde, öğrenciler çevre okullara yerleştirilecek, hasarlı okullar için ise çalışmalar başlatılacak. Güçlendirme ya da yeniden inşa etme çalışmalarının ne zaman tamamlanacağı ise henüz belli olmadı.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, 54 binanın yaklaşık 30 okula ait olduğunu, bunlarda dersliklerin dışında iş teknik bölümleri, kantinler ya da spor salonları bulunduğunu söyledi.


Başa dön


Şırnak yine ‘yasaklı’ bölge
Serdar Altan
Şırnak’ta yoğun çatışmaların yaşandığı dönemde başlatılan “yasaklı bölge” uygulaması tekrar hayata geçiriliyor. Şırnak Valiliği’nin aldığı karara göre Cudi ve Gabar dağı bölgeleri başta olmak üzere birçok kırsal alana girilip-çıkılması yasaklandı. Karara göre belirlenen yerlerin dışına çıkan, buralarda gezen, kömür çıkaran veya koyun otlatan kişiler hakkında yasal işlem yapılacak.
Camilerden okunuyor
Şırnak’taki tüm kurum, kuruluş ve mülki amirliklere, muhtarlıklara ve koruculara iletilen yasaklama kararı, belde ve köylerde bulunan camilerde hoparlörlerden okunuyor. Şırnak halkını tedirgin eden emirde İl Jandarma Komutanlığı sorumluluk bölgesinde olan Cudi, Gabar, Bestler, Dereler, Kel Mehmet dağları, İncebel ve Faraşin bölgelerinin Kongra-Gel mensuplarınca üs bölgesi olarak kullanıldığı savunularak, “Bu bölgelerde barınan terör örgütü mensuplarının ihtiyaçları buralara yakın yerleşim yerlerince sağlanmaktadır. Bu bölgelerde kötü niyetli kişilerin dolaşarak örgüte yardım yataklık yaptıkları, destek verdikleri tespit edilmiştir. Komutanlığımızca belirtilen bölgelerin haricindeki yerlerde hayvan otlatılmayacaktır. Belirtilen bölgelerin dışında hayvan otlatmak, kaçak orman kesmek, ve kaçak kömür nakletmek kesinlikle yasaktır. Aksi durumlarda yasal işlem yapılacaktır” denildi.
Hayvan otlatılmayacak
Yazılı emirde ayrıca Koçaklı köyü ve civarı, Gabar istikameti, Cudi dağının etekleri, Bızın Mahallesi, Çeko kalesi, Begene kalesi civarı, Güneycen’in Gurdılan Mahallesi, Şiker boğazı istikametleri, Günedoğmuş ve Görmez köylerine hayvan otlatmak maksadıyla gidilmeyeceği belirtildi.


Başa dön


Sağlıksız dönüşüm...
SES İzmir Şubesi, İzmir Tabip Odası ve Türk Hemşireler Derneği İzmir Şubesi’nin ortaklaşa düzenlediği, “Dünyada ve Türkiye’de sağlığın yeniden yapılanması, topluma ve çalışanlara etkisi” konulu sempozyum sona erdi. Sempozyumun ikinci gününde düzenlenen panelde Sağlıkta Dönüşüm Programının halk sağlığına ve çalışanlara etkileri tartışıldı, panelin ardından bu programa karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiği konusunda bir forum düzenlendi.
Tıbbi yoksulluk
Panelde konuşan Uludağ Üniversitesi Halksağlığı Anabilimdalı Öğretim Üyesi Kayıhan Pala, Sağlıkta Dönüşüm Projelerinin Türkiye’ye özgü olmadığını, Bulgaristan’da da aynı değişimlerin dayatıldığını belirterek, bunların küresel finansın çevre kapitalist ülkelere dayattığı Dünya Bankası Projeleri olduğunu ifade etti. Pala, Yapısal Uyum Programlarının sonucu olarak sağlıkta özelleştirmenin “Tıbbi yoksulluk”u doğurduğunu, bunun da tedavi edilmeyen hastalıklar, sağlık hizmetlerinde azalma anlamına geldiğini ifade etti.
İstanbul Tabip Odası Basın sözcüsü Dr. Osman Öztürk, gerek devlet memurları gerekse SSK’lıların özel hastanelere sevkinin başta İslami sermaye olmak üzere özel sağlık sektörüne önemli bir rant alanı açtığını belirterek, “Bu yolla ne boyutta bir kamusal kaynak aktardıkları şimdilik bilinmemekle birlikte uygulama özel sağlık sektörünün AKP politikalarının aktif ve agresif bir destekçisi olmasını sağladı” dedi. Daha önce temizlik, güvenlik, yemek gibi hizmetlerle sınırlı olan taşeronlaştırmanın doğrudan sağlık hizmetlerine taşınmasının önümüzdeki dönemin önemli bir gelişmesi olacağını dile getiren Öztürk şöyle devam etti; “Hastaneleri işletmelere dönüştürmek gibi zor ve çetrefilli bir uygulama yerine tümden taşerona devretmek AKP açısından çok daha alışkın oldukları ve uygun bir tarz olacak.” Öztürk, AKP’nin sağlıktaki hamlesinin akibetini sağlık çalışanlarının yaptığı hızlı ve güçlü karşı atağın performansının belirleyeceğini ifade etti.
Tüketim hedefleniyor
Türk Hemşireler Derneği İzmir Şubesi üyesi Zuhal Bahar, Sağlıkta Dönüşüm Programının hemşireler üzerindeki etkisini anlattığı konuşmasında, Çakılı kadro yasası ile kalıcı personelin geçici işçi statüsünde çalışacağını dile getirdi. Sağlık personelinin sözleşmeli statüye geçmesiyle çalışacakları yerlere kura çekerek gideceğini belirten Bahar, süresi bir yıllık olan ve “il’de yetkili kılınan amir” ile yapılacak sözleşmeler doğrultusunda çalıştırılacağını dile getirdi. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın getirdiği bir başka konunun Aile Hekimliği olduğunu ifade eden Bahar, bu sistemde hemşirelerin yardımcı konumuna getirildiğini oysa hemşireliğin başlı başına profesyonel bir meslek olduğunu vurguladı.
Hemşirelik Yüksek Okulu mezunu hemşirelerin Mayıs 2003’ten itibaren ayda 480 milyon maaşla haftada 50-60 saat sözleşmeli olarak çalıştırıldığını ifade eden Bahar, “Birçok ülkede sağlık çalışanları bu olumsuzluklar karşısında işi bırakarak, grev yaparak, sendikalaşarak karşı durmaya çalışmaktadır” dedi. Son konuşmayı yapan Dr. Eriş Bilaloğlu da, performansa dayalı ücretlendirme konusuna değinerek, “Sağlık Bakanlığı çalışanla çalışmayanı bu yöntemle ayırt edeceğini söylüyor. Bunun ekip ya da kurum değil, kişi üzerinden yapılan puanlamayla yapılacağını söylüyor. Daha çok hastaya bakılması -muayene değil-, daha çok tetkik yapılması verimliliğin artması anlamına gelmez” dedi. Böyle bir uygulamanın sadece daha çok sağlık ürünü tüketilmesini sağlayacağını, tüketimi arttırmayı hedeflediğini vurgulayan Bilaloğlu, şöyle devam etti: “Hizmet başına, kişi başına ödeme, etik olarak erozyona yol açar. Hekimler düşen gelirlerini arttırmak için farklı yollara başvurabilirler. Bu sistem ideolojik olarak rekabeti ve bireyselleşmeyi getiriyor”.

DAVAYA TOPLU GİDİLECEK
Ape Musa anıldı
Kürt gazeteci ve yazar Musa Anter, karanlık güçler tarafından katledilişinin 12. yılında anıldı. Anter’in öldürüldüğü Seyrantepe Mahallesi’nde bir araya gelen çok sayıda kişi, Musa Anter, Namık Tarancı ve Metin Göktepe’nin de aralarında bulunduğu basın şehitlerinin fotoğraflarını taşıyarak katillerin yargı önüne çıkarılmasını istedi. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in de katıldığı anma etkinliğinde konuşan Azadiye Welat Gazetesi Genel Yayın Yönetmesin Sami Tan, Kürt bilgesi Ape Musa’yı unutmadıklarını söyledi. Konuşmasını Kürtçe yapan Tan, Anter’in katillerinin hâlâ yargılanmadığına dikkat çekerek faillerin bir an önce bulunması istedi. Diyarbakır Demokrasi Platformu Sözcüsü Ali Öncü’de Kürtçe yaptığı konuşmasında Ape Musa’yı katledenlerin hala bulunmamasını ‘ayıp’ olarak nitelendirdi. DEHAP İl Sekreteri Mazlum Öncel de, Ape Musa’nın sözlerini hatırlatarak, “Devlet kamuoyu vicdanını rahatlatmak istiyorsa, öldürülen gazetecilerin faillerini bir an önce yargı önüne çıkarsın” dedi. Ape Musa’yı saygı ile andıklarını ifade eden Öncel, katillerin yargı önüne çıkarılmasını istedi. Etkinlikten sonra 10 kişinin polis tarafından gözaltına alındığı bildirildi. Anter, Mardin’deki mezarı başında da anıldı.
Yurtdışında tedavinin kapsamı genişliyor
SSK, sigortalıların yanısıra işçinin “geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin” de yurt dışında tedavi edilebilmesinin önünü açacak yasal bir düzenleme hazırladı. Hazırlanan taslak, Çalışma Bakanlığı tarafından Bakanlar Kurulu’na sunuldu. Taslağın hazırlanmasında, hastalığı löseminin en ağır türü olan AML’ye dönüşen 7 yaşındaki Esin Köse’nin ailesinin “çocuklarının yurtdışında tedavi edilmesi” için yaptığı başvurunun etkili olduğu öğrenildi. Basına da yansıyan olayda, sigortalı baba Ahmet Köse, kızının yurtdışında tedavi edilmesi için SSK’ya başvurmuştu. SSK ise “yurtdışına yalnız sigortalının kendisinin gönderilebileceğini” bildirerek, başvuruyu reddetmişti. Bunun üzerine Köse mahkemeye başvurmuş, mahkeme SSK’nın aleyhine karar vermişti. SSK yetkililerinden edindiğimiz bilgiye göre, “norm ve standart birliğinin sağlanması” yönündeki çalışmalar hızlandırılarak, bir taslak hazırlandı. SSK Yasası’nda değişiklik öngören taslakla, yurdışında tedavi sigortalının yanısıra, eş, çocuklar, anne, babayı da kapsıyor. Ancak hastanın yurtdışına gönderilmesi için “300 gün hastalık sigortası primi ödenmiş olmasının” şartının yanısıra “yurtiçinde tedavisi mümkün olmayıp ancak yabancı bir ülkede kısmen veya tamamen tedavisi mümkün görülen ve malüllük halinin önlenebileceği veya önemli oranda azaltılabileceği kurum sağlık tesisleri sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi” koşulu aranıyor.
Jandarma ateşinde ölen köylüler toprağa verildi
Gümüşhane’nin Şiran ilçesi kırsalında domuz avına çıkan köylülere ateş açılması sonucu ölen iki köylünün yakınları olayın peşini bırakmıyor. Öldürülen Kenan Çubukçu ve Olcay Bayrak önceki gün Elmaçukuru köyünde toprağa verildi. Cenazeye katılanlar oldukça tepkiliydi. Kenan Çubukçu’nun ağabeyi, “Bu adaletsizlik. Kardeşimin hakkını arayacağım” dedi. Öldürülenlerin yakınları, aileye başsağlığı dilemek için gelen valiye de tepki gösterdiler. Cenaze evine gelerek taziyelerini sunmak isteyen Vali, köylülerin tepkisiyle karşılaştı. Olayın savcılık tarafından soruşturulduğunu açıklayan Vali Veysel Dalmaz, İçişleri Bakanlığı’ndan da iki müfettişin köylülerin vurulmasıyla ilgili araştırma yapmak için Gümüşhane’ye gönderildiğini söyledi. Bu arada, jandarmanın açtığı ateş sonucu yaralanan İsmail Sarı ve Selahattin Çubukçu’nun tedavileri sürüyor.
İpekçi Parkı’nda çadır gerilimi
Abdi İpekçi Parkı’nda tecrit ve izolasyona karşı nöbet tutan TAYAD’lı aileler ile Toplusözleşme Takip Çadırı açan Türkiye Kamu-Sen’liler arasında yüksek sesli müzik yayını yüzünden tartışma yaşandı. Yaşanan tartışmanın ardından Devrim Tiyatroları emekçileri, TAYAD’lı ailelere destek vermek amacıyla bir sokak oyunu sahneledi. Türkiye Kamu-Sen’in çadırından yapılan yüksek sesli müzik yayınından rahatsız olan Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Dayanışma Derneği (TAYAD) üyeleri, Kamu-Sen yetkililerinden müziği kısmalarını istemeleri üzerine “Rahatsız oluyorsanız, polise şikâyet edin. Biz üç senedir burada çadır açıyoruz. Asıl biz sizden rahatsız oluyoruz, siz gidin” yanıtı ile karşılaştı. Bunun üzerine Devrim Tiyatroları emekçileri, TAYAD’lı ailelere destek vermek amacıyla tecrit ve izolasyonu konu alan iki kişilik kısa bir oyun sahneledi. Oyun biter bitmez Kamu-Sen çadırından, “Türkiyem” şarkısı yüksek sesle çalındı. Devrim Tiyatroları çalışanları henüz parktan çıkmadan, takım elbiseli, 15 kişilik bir grubun gelip polislerin yanında saf tuttuğu görüldü.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net