www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



BİTMEYEN DRAM
Açlık, yoksulluk ve savaşlar daha iyi bir yaşam için milyonlarca insanı yollara düşürüyor. Türkiye, Batı’ya gitmek isteyen binlerce kişi için transit geçiş yolu.

Küreselleşmenin mağduru kadınlar
Uluslararası yardım kuruluşu OXFAM’ın tahminlerine göre, düşük ücret verilen ülkelerde 35 milyon kişi, dağıtım şirketleri aracılığıyla büyük uluslararası zincirler, yani küresel devler için çalışıyor.


BİTMEYEN DRAM
41 yaşındaki Abdul Razzak, saklandığı ağılın çobanı tarafından önceki gün öldürüldü. O bir mülteciydi. Özellikle son aylarda yoğunluk kazanan mülteci akını, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de çözüm üretilemeyen bir dram olma gerçekliğini koruyor. Açlık, yoksulluk, savaşlar… Mültecileri yurtlarından, evlerinden, sevdiklerinden binlerce kilometre öteye, her türlü zorluğu göğüsleyerek gitmek zorunda bırakan nedenler çözülmedikçe de bu dramlar bitecek gibi değil.
Bir mülteci öldürüldü
Aliağa’nın Haraççıbahçe mevkii’nde bulunan Özden Bozoğlu’na ait çiftlikte çoban olarak çalışan Çanakkale Yenice nüfusuna kayıtlı İbrahim Şapçı (43), önceki akşam saat 17:00 sıralarında ağılda kimliği belirsiz dört kişiye rastladı. Bir anda panikleyen Şapçı, elindeki tek kırma av tüfeği ile iki el ateş etti. Kurşunlardan biri boynuna isabet eden Bangladeş uyruklu Abdul Razzak (41) olay yerinde yaşamını yitirdi. İkinci kurşunun sıyırıp geçtiği ikinci mülteci Pakistanlı Mohammed İslam, hafif yaralanırken grubun diğer üyeleri Pakistanlılar Alem Gerl (21) ve Hicaz Ahmed (21) yara almadan kurtuldu. Saat 18.00 sıralarında polise yapılan ihbar sonucu olay öğrenildi. Polis bir mülteciyi öldürüp birini yaralayan Çoban Şapçı’yı gözaltına aldı. 4 kişilik mülteci gurubunun olaydan 3 gün önce Aliağa’nın Pınarcık köyüne geldikleri ve Haraçcıbahçe mevkiinde saklandıkları ortaya çıktı. Mültecilerin Aliağa’ya getirilmesinden ismi açıklanmayan Aliağalı bir şahsın sorumlu tutulduğu ve bu şahsın halen firarda olduğu ifade ediliyor...
Uluslararası şebeke
Geçtiğimiz pazar günü de Aliağa’dan Yunanistan’a geçmek isteyen Hindistan, Pakistan ve Bangladeş uyruklu 60 kişi yakalanmıştı. Pazar günü sabaha karşı Aliağa’nın Gemi Sökümler bölgesi yakınındaki Ilıcaburun mevkii’nde yakalanan 60 kişinin 53 Pakistanlı, 1’i Bangladeş’li, 6’sı da Hindistanlı. Polis tarafından yakalanan mülteciler, Yunanistan’ın Midilli adasına geçmek üzere İstanbul’dan yakalandıkları mevkiye getirildiklerini belirttiler. Mülteciler, polisteki ifadelerinde Pakistan’dan yola çıktıklarını ve İran’a girdiklerini, burada İran’ın Selman şehrinden gece yürüyerek Van’ın Çaldıran İlçesine geldiklerini belirttiler. Çaldıran’dan bir kamyonla 37 saatte İstanbul’a geldiklerini anlatan mülteciler, İstanbul’da binlerce kişinin toplandığı bir depoda 5 gün bekletildiklerini ifade ettiler. Aliağa’ya geldikleri noktadan kendilerini zodyak botların alacağını ve bu botlarla Midilliye 4- 5 saatle ulaşacaklarını söylediler.
Polis, yabancı uyruklu mültecilerin ifadeleri doğrultusunda insan tacirliğini gerçekleştiren uluslararası şebekenin Türkiye bağlantılarını araştırıyor.
Öte yandan son günlerde sık sık yakalanan yabancı uyruklu mülteciler, Aliağa ve çevresinde yaşayanları endişelendiriyor. Vatandaşlar, mültecilerin Pakistan, İran gibi ülkelerden yola çıkarak Van’a ve İstanbul’a geldiklerini, oradan da Aliağa’ya ulaştıklarını belirterek, “Nasıl oluyor da 2000 km yol kat eden bu insanlar yakalanmıyor. Biz çoluk çocuğumuzla gece dışarı çıkamaz olduk” diye konuşuyor.
Yurdundan binlerce kilometre ötede yaşamını yitiren, horlanan, şiddete maruz kalan mültecilerin yaşadığı insanlık dramı ise dinecek gibi değil. Ege kıyılarından Yunan adalarına gidebilmek için yasadışı yollarla binlerce km. gelen mülteciler, eğer yakalanmayıp bir gemiye binebilirlerse ve eğer çoğu hurda olan bu gemiler batmazsa amaçlarına ulaşıp, Yunan adalarına çıkıyorlar. Tabii orada onları bekleyen geleceğin pek de umdukları gibi olmadığını da kısa sürede öğreniyor, bu “şanslı” mülteciler…


Başa dön


Küreselleşmenin mağduru kadınlar
Silke Ballweg*
Uluslararası yardım kuruluşu OXFAM’ın tahminlerine göre, düşük ücret verilen ülkelerde 35 milyon kişi, dağıtım şirketleri aracılığıyla büyük uluslararası zincirler, yani küresel devler için çalışıyor. Çalışanların yüzde 85’i kadın. Dolayısıyla küreselleşmenin etkilerinden en çok mağdur olanlar da onlar...
Bir şirketin, örneğin Almanya’da fabrikasını kapatıp, aynı üretimi 15 kez daha ucuza maledeceği Afrika ya da Asya ülkelerine yönelmesi artık ender rastlanan bir durum değil. Düşük ücret ülkeleri denilen ülkelerde spor ayakkabıları diken, montaj bandında çocuk oyuncaklarını monte eden ya da dev meyve plantasyonlarında ürünü toplayanların çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor.
Küreselleşmede kadının rolüne dikkat çeken “Küreselleşen Kadın” adlı bir kitap yazan Christa Wichterich, bu tür kalifiye eleman aranmayan işlere kadınların uygun görüldüğünü belirtiyor. Witchterich, “İşte bu yüzden biz kadınlar ufak tefek işler bulabiliyoruz. Saat başına iş, kiralanma, evden çalışma gibi...
Yani şu anda, küreselleşmeye tipik bir şekilde gelişen ve üretim maliyetlerini düşüren çalışma şekilleri” diyor.
Şehirde çalışabilme imkanı, Asya ya da Afrika’daki pek çok kadın için köylerini terkedip kendi ayakları üzerinde bir yaşam kurmaları için ilk fırsatı sundu. Ancak fabrikalarda çalışmak aynı zamanda haftada 70 saate varan sürelerde, üstelik çok kötü çalışma koşulları altında çalışmak anlamına geliyor. Christa Wichterich bu konuda şunları söylüyor:
“Aralarından çok sayıda kadın birkaç yıl sonra tamamen tükenmiş bir halde işi bırakmak zorunda kaldı ya da giderek daha hızlanan çalışma temposuna artık ayak uyduramadıkları için işten çıkarıldılar.”
Küreselleşme kadınların karşısına başka zorluklar da çıkarıyor. Özellikle de Afrika’nın yoksul bölgelerinde küçük değişiklikler bile kırılgan ekonomik yapıyı tamamen çökertebiliyor. Süpermarket zincirlerinin giderek yayılması pekçok ülkede örneğin iç piyasadaki fiyat dengesini bozuyor ve kadınların asgari geçim kaynaklarını da elinden alıyor. Uzun yıllar Almanya’da yaşayan ve birkaç yıl önce ülkesi Tanzanya’ya geri dönen Margret Mshana, Tanzanyalı kadınların sorunlarını yakından biliyor:

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net