www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



GöREVE DEVAM
İstanbul Tabip Odası Genel Kurulu’nda yeniden yönetime gelen ‘Demokratik Katılım Grubu’, hasta ve hekim hakları için verdiği mücadeleyi, başta ABD patentli politikalar olmak üzere siyasi alanda da sürdürmeye devam edecek.

Neden benimle arkadaşlık etmiyorlar?
“Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi” çerçevesinde 81 il 300 okul arasından seçilen Öğrenci Meclisi’nin, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’la görüşmesinde doğu-güneydoğudan katılan öğrencilerin sıkıntılarına cevap verilemedi.

Madencilik bunalımda mı?
Son yıllarda yalnızca Almanya ‘daki ve Polonya’ daki kömür ocaklarının da üçte ikisi kapandı ve 100 bin kişi işsiz kaldı. Çin’de yalnız 2000 yılında 40 bin küçük kaçak işletme ve 250 kadar da devlet madencilik işletmesi kapatıldı.

Orgeneral ve JİTEM’ci yan yana
Ülkede Özgür Gündem gazetesi, dönemin Jandarma Asayiş Komutanı Orgeneral Necati Özgen ile JİTEM’ci Abdülkadir Aygan’ın yan yana çekilmiş fotoğrafını yayımladı.


GöREVE DEVAM
Fadime Alkan
İstanbul Tabip Odası yönetimine tekrar seçilen ‘Demokratik Katılım Grubu’, hekimlerin odaya olan ilgilerini artırmayı, hükümetin yanlış sağlık politikalarına karşı yüksek sesle itirazda bulunmayı ve başta Büyük Ortadoğu Projesi olmak üzere ABD patentli siyasi eğilimlere karşı mücadele etmeyi, mesleğin bir gereği olarak görüyor. Hekimler önümüzdeki günlerde bu anlayış çerçevesinde yeni eylem ve etkinliklere hazırlanırken; İstanbul Tabip Odası Başkanı Gencay Gürsoy, oldukça çekişmeli geçen ve 2022 oyla kazandıkları seçim sürecini, seçimde dönen oyunları ve önümüzdeki döneme ilişkin sorularımızı yanıtladı.
İstanbul Tabip Odası’nın geçtiğimiz hafta sonu yapılan genel kurulunda AKP’nin desteklediği Hekim Hakları Platformu 1886, Ulusal Hekim Güçbirliği 1276, Ulusal Birlik Grubu ise 401 oy almıştı.
Seçimde birbirine yakın sonuçlar çıktı. Sağlık Bakanlığı’nın desteklediği Hekim Hakları Platformu’nun bu kadar yüksek oy alacağını öngörüyor muydunuz? Seçim süreci hakkında bilgi verir misiniz?
Siyasi iktidarın dolaylı ya da dolaysız desteklediğini bildiğimiz Hekim Hakları Platformu’nun bu kadar oy alacağını tahmin etmiyorduk. Ancak beklenen bir durumdu. Son derece profesyonellerdi. Belli ki mali bakımdan geniş imkânlara sahiplerdi. Birkaç otopark yerini sadece kendi gruplarına mensup kişilere kiralamış olmaları bile anlamlıydı. Yer yer ambulanslarla kendi adaylarını taşıdıklarını gördük. Bunları çok da anormal karşılamıyoruz. Seçim de bu tip eşitsizlikler oluyor. Biz tamamen kendi sınırlı olanaklarımızla seçime girdik. Katılım geçmiş döneme göre oldukça yüksekti. Ama İstanbul’daki hekim sayısı dikkate alındığı zaman çok yeterli bir katılım olduğunu söyleyemeyiz. Kendi açımdan hekimlerin önemli bir kısımının bu tür faliyetlerden uzak kalmış olmasını meslek adına üzücü, eleştirmeye değer bir nokta olarak tespit etmek istiyorum. Diğer gruplardan Ulusal Hekim Güçbirliği kesimi beklenen başarıyı gösteremedi. Tabii bu grup hekim hareketini kendi sınırlarından taşırıp milliyetçi bir kampa aktarma ve orada bir birikim yapma mesejını veriyor. Bu mesajın kabul görmediği anlaşılıyor.
İstanbul’da 30 bin hekim var. Ve Oda’ya kayıtlı olan hekim sayısı 25 bin. Ancak oy kullanan sayısı 5 bin 600. Bu katılımın düşük olmasında oda olarak kendi eksikliğiniz olduğunu düşünüyor musunuz?
Bizim katılımı artırmak için geçmiş dönemde de çalışmalarımız oldu. Katılımın düşük olması sadece bizim odamız için değil bütün meslek odalırı için geçerli bir durum. Hatta bazı odalarda bu katılım daha da düşük. Hekim kesiminin özellikle de özel alana doğru kaymış olanları çok fazla bu tür olaylarla ilgilenmiyor. Bu ilgiyi canlı tutmaya çalışıyoruz. Anketler yapıyoruz. Hekimlere ulaşıp, ‘Ne tip bir tabip odası istiyorsunuz?’ gibi sorular soracağız. Bu tür yöntemlere ağırlık verip, hekimleri harekete geçirmeyi düşünüyoruz. Bana öyle geliyor ki bu ilgisizlik azalacak. Çünkü gerek sağlık problemlerinde gerekse de hekimlerin kendi sorunlarının çözümü noktasında hekim örgütlerinin dışında bir araç yok. Ve siyasi iktidar herhangi bir yapıcı adım atmıyor. Dolayısıyla hekimler kendi durumlarından şikâyetçi iseler bu oda çevresinde toparlanmaya özen göstermek zorundalar.
Önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalarınız olacak? Sağlık Bakanlığı’nın politikaları karşısındaki tutumunuzda herhangi bir değişiklik olacak mı?
Tavrımızda bir değişiklik yok. Zaten başlamış olan mücadelenin orta yerindeyiz. Bunu sonuna kadar sürdürmekte de kararlıyız. Yerel seçimler, Kıbrıs sorunu gibi konular nedeniyle bizim sağlık alanı ile Türkiye’nin gündemine taşıdığımız sorunlar geri planda kaldı. Önümüzdeki haftalar itibariyle yeniden sağlık sorunlarınının bütün boyutlarıyla bizim ve diğer tabip odaları tarafından gündeme taşınacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Aynı enerji ve büyük kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Hekim hareketi enerjisini sağlık sorunlarına yoğunlaştıracaktır. Ancak bu demek değildir ki siyasetin diğer alanlarına ilgimiz yok. Elbette var. Savaş karşıtı hareketler geçmişte zaten bizim öncülük etteğimiz hareketlerdi. Bundan sonra da özellikle Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) gibi Türkiye’yi ve bütün Ortadoğu’yu maceraya sürükleyecek ABD patentli siyasi eğilimlere karşı da bütün gücümüzle mücadele etmeyi mesleğimizin bir gereği sayıyoruz. Çünkü, hekimlik öncelikle barışı savunan bir mesleki ahlaka sahiptir.

Görev dağılımı yapıldı
18 Nisan 2004 tarihinde yapılan İstanbul Tabip Odası seçimlerinde Yönetim Kurulu üyeliklerinin altısını Demokratik Katılım Grubu, birini Hekim Hakları Platformu; Onur Kurulu üyeliklerininin dördünü Demokratik Katılım Grubu, birini Hekim Hakları Platformu; Denetleme Kurulu üyeliklerinin ise üçünü Demokratik Katılım Grubu kazandı.
Seçimlerin ardından İstanbul Tabip Odası’nda görev bölüşümü şöyle belirlendi:
Yönetim Kurulu
Prof. Dr. Gencay Gürsoy (Başkan)
Dr. Ali Çerkezoğlu (Genel Sekreter)
Dr. Güray Kılıç (Muhasip Üye)
Dr. Nilüfer Kapaklı (Veznadar Üye)
Prof. Dr. Huri Özdoğan (Üye)
Prof. Dr. Yunus Söylet (Üye)
Dr. Naciye Demirel (Üye)
Onur Kurulu
Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı
Prof. Dr. Özdemir Aktan
Doç. Dr. Hakan Gürvit
Dr. Tayfun Hakan
Prof. Dr. Bingür Sönmez
Denetleme Kurulu
Prof. Dr. Feyza Erkan
Prof. Dr. Zeynep Aydın
Dr. Mehmet Uhri

Başa dön


Neden benimle arkadaşlık etmiyorlar?
Ulaş Tosun
“Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi” çerçevesinde 81 il 300 okul arasından seçilen Öğrenci Meclisi’nin, önceki gün Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’la görüşmesinde doğu-güneydoğudan katılan öğrencilerin sıkıntılarına cevap verilememesi ve öğrencilerin sorularının yönlendirilmeye çalışılması projenin inadırıcılığına gölge düşürdü.
Belediye Meclis salonu’nda öğrencilerle biraraya gelen Topbaş, “farklı illerinden seçilerek gelen öğrencilerin, bu tür çalışmalara katılmasının ülke sorunlarını tartışmak, bu sorunlara sahip çıkmak ve saydam olmak açısından önemli olduğunu” söylerken eğitim koşullarıyla ilgili sıkıntılarını belirten sorulara yetki alanının dışında olmasını sebep gösterererk cevap vermemesi projenin gerçekçiliğini ortaya çıkardı. Demokratikleşme iddiasıyla yürütülen projeye 81 ili temsilen katılan öğrencilere, program sonunda kısaca söz hakkı verilmesi üzerine sıkıntılarını anlatmaya çalışan çocukların soruları cevapsız kaldı.
Konuşmalarını bölgedeki eğitimin yetersizliğine ilişkin sorulara ayıran doğu ve güneydoğulu öğrenciler salonda bulunan renkli görüntü peşindeki çeşitli televizyonların muhabirleri ve Belediye başkan yardımcıları tarafından susturulurken öğrencilerden “İstanbulun güzelliklerindien bahsetmesi” istendi. Eğitimde demokratikleşme için İstanbul’a getirilen öğrencilerin sıkıntılarından çok magazin malzemesi toplamaya çalışan kalabalık muratlarına erip salondan ayrıldıktan sonra dile getirilmesine izin verilmeyen soruların sahibi öğrencilerle görüştük.
“Yaşıtlarım neden kendini öldürüyor?”
Projeye Batman’dan katılan İl Meclis Başkanı Veysi Yalçın ilinde öğretmen eksikliğinden kaynaklanan sorunlarına Başkan Topbaş’ın yanıt vermemesi ve Kanal D muhabirinin Yalçın’ın sorunun ardından kendini gazetecilerin sözcüsü ilan edip öğrencilere “İstanbul’u gezerken neler hissettiniz? Böyle şeylerden bahsedin, bunları duymak için geldik” diyerek yarım kalan konuşmasını Evrensel’e tamamladı. Yalçın’ın yöneltiği soru “Batman’a neden sadece stajiyer öğretmenlerin gönderildiği, bunların da deneyim kazanınca neden süratle ilden ayrıldığıydı” Sorusuna “Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi”nde yanıt bulamayan Yalçın 7 kardeşiyle birlikte eğitimlerini tamamlamaları için hamallık yapan babasının kazandığı paranın yetmediğini Başkan’a söyleyemedi bile. Yalçın’ın merak ettiği diğer bir konu ise Batman’da yaşıtları arasında intihar oranının çok fazla olmasının sebebiydi.
“Hakkâriliyim diye benle oynamıyorlar”
Hakkâri’yi temsilen İstanbul’a getirilen Mesut Uz ise şehirine tiyatro, sinema veya herhangi bir kültür faaliyetinin ne zaman geleceğini öğrenmek istiyor. Uz neden 25 kişilik sınıflarda 60 öğrenci ders gördüklerini ve Hakkâri’den geldiğini öğrenen diğer il başkanlarının neden kendisiyle arkadaşlık etmek istemediğini merak ediyordu. Oysa Başkan da dahil kimse bunları duymak istemiyordu. Toplantı da öğrencilerden sadece sevimlilik yapması ve belediye’ye teşekkür konuşmasını yapacak başkanlarını kuvvetle alkışlamaları bekleniyordu. Başkan ise iki kez söz alarak teşekkür konuşması yaptı. İlkinde Büyükşehir Belediyesine şükranlarını bildirirken unuttuğu polis teşkilatının hakkını iade etmek için 2. kere söz almak zorunda kaldı.


Başa dön


Madencilik bunalımda mı?
Elif Görgü
Türkiye’nin madenleri, özellikle bir kaç yıldır TBMM gündemini işgal eden Maden Yasa Tasarısı ve uluslararası maden şirketlerinin zaman zaman bastırması ile birlikte ülke gündeminden de düşmüyor. Yüksek Jeoloji Mühendisi Tahir Öngür’ün ‘Yeraltı Kaynakları ve Sosyalist Kalkanma’ başlıklı araştırması ise madenciliğin gelişmiş ülkelerin kalkınmalarındaki payının giderek düştüğünü rakamlarla ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre, gelişmiş kapitalist ülkeler bu gelişmişliklerini madenciliğe borçlu değil. Örneğin, ABD’de maden ürünleri ihracı, ulusal gelirin yüze 1’inden biraz daha yüksek olmuş. Maden ürünleri gelirinin, ulusal gelir içindeki payı da ancak yüzde 1-2 arasında değişmiş. Bu oran Kanada’da yüzde 1-4 arasında değişiyor. Kanada’da madenciliğin toplam istihdam içindeki oranı ise yüzde 1.6. Kanada, madencilik ürünleri ihracı toplam ihraca oranı da yüzde 5-9 arasında ve ulusal gelirin de yüzde 1-3’ü arasında değişiyor. Son 20 yılda, ABD’deki 3100 ilçeden madenciliğin ilçe gelirinin yüzde 20’sinden çoğunu sağladığı 100’ünde Gelir, 80’li yıllarda öteki örelere göre yüzde 60, 90’lı yıllarda yüzde 30 daha yavaş büyümüş Kişi başına gelir, yüzde 25 daha yavaş artmış. İşsizlik oranı öteki yörelerdekinden yüzde 55 daha yüksek olan Avustralya’da bile madenciliğin ulusal gelir içindeki payı 1900’lü yılların başından bu yana yüzde 5’in altında kalmış.
İşletmeler kapanıyor işsizlik artıyor
Madencilik sektörü, son 2-10 yılda en düşük kârlılıklı sektörler arasında yer alıyor. Önümüzdeki 10 yılda gelişmekte olan ülkelerdeki 25 büyük maden işletmesi tükenip kapanacak ve geride bıraktıklarının uygun bir biçimde temizlenmesi gerekecek. Yalnızca Almanya’daki kömür ocaklarının üçte ikisi kapanmış durumda ve bunların iyileştirilmesi için 5 milyar dolar gerekli. Polonya’da da kömür ocaklarının üçte ikisi kapandı ve 100 bin kişi işsiz kaldı. 1,5 milyar dolar ödeme yapıldı ve ocakların fiziksel kapatma maloluşu da 500 milyon dolar öngörülmekte. Çin’de yalnız 2000 yılında 40 bin küçük kaçak işletme ve 250 kadar da devlet madencilik işletmesi kapandı. Güney Afrika’da son birkaç yılda 100 bin işçi işten çıkarıldı. Araştırma raporunda şöyle deniyor: “Küresel kapitalizmin madencilik sektörü, derin bir bunalımın içinde. Azgelişmiş ülkelere karşı sürdürülen talan saldırısı da bu sektörü ayakta tutacak gibi görünmüyor. Yatırımlar azalıyor. Gelişmiş ülkelerde maden fakülteleri kapanıyor. 1980’lere kadar dünya madenciliğinin ağırlığı ABD, Kanada ve Avustralya gibi gelişmiş birkaç kapitalist ülke ile sosyalist ülkelerde iken, yaratılan çevre sorunlarına yükselen karşı çıkışlar ve bu ülkelerde yüksek tenörlü cevher yataklarının azalması, düşen metal fiyatları ve alınması gereken çevre koruma önlemlerinin maliyetinin yükselişi nedeni ile son on yılda bu ağırlık bütünü ile az gelişmiş ülkelere kaydı. Başta Güney Amerika, sonra Afrika, eski sosyalist ülkeler ve Güneydoğu Asya ülkelerinde yoğun bir arama ve işletme kampanyasına girişildi.” Toronto Borsası’nda madencilik sektörünün payı 1995’ten 2000’e, yüzde 20’den yüzde 5’e düşmüş. Dünyadaki finans kapitalin yalnızca yüzde 1.7’si madencilikte kullanılıyor. Tek başına General Electric firması bunun toplamının 1.5 katı bir kaynağı kullanıyor. Ancak örneğin Kanada sermayeli bir uluslararası şirket gelip Türkiye’de bir altın işletmesi yatırımı yaptığı zaman, örneğin Kanada’nın dış ticaret fazlası artıyor, doğal olarak Türkiye’nin ki de bozuluyor. Madenci şirketler, başka endüstrilere kıyasla en düşük kâr payı dağıtan şirketler arasında. ABD’nde endüstri kârlılığı kıyaslanan 23 sektör arasında madencilik 21. sırada. Başka endüstrilerin yüzde 35.02’ye varan kârlılıklarına karşı madenciliğin kârlılığı yalnızca yüzde 5.47. Araştırma’ya göre, “Sosyalist planlama madenciliğin dünya ekonomisinin, öteki sektörlerle bütünleşik bir sektörü olarak varlığını sürdürmesinde de tek çıkar yolu. Ancak sosyalist üretim ilişkileri, yeraltı kaynaklarının planlı bir biçimde çıkarılıp işletilmesi için bir ortam sağlayabilir.”

TÜRKİYE
Türkiye’de ise toplam sabit sermaye yatırımlarında, madenciliğin payı 1985’te yüzde 8.17 iken, bu oran 1999’da yüzde 0.99’a düştü. 1983-2001 döneminde, yılda ortalama 103 madencilik girişimi teşvik edildi. Uluslararası maden şirketleri, yalnızca son 10 yılda ülkemiz madenciliğine ilgi göstermeye başladı. 1980-2001 döneminde ülkeye girmesine izin verilen yabancı sermaye tutarının yalnızca yüzde 0.94’ü madenciliğe yöneldi. Araştırmaya göre, 1980’den bu yana çoğu mermercilik için olmak üzere madenciliğe yatırım yapmak üzere izin alan 85 yabancı sermaye kuruluşu, hepsi topu topuna 275 milyon dolar getirmeye söz verdi. Bu miktar, ülkemize yönelen toplam yabancı yatırımın yalnızca yüzde 0.9’u. Öncelikle mermercilik ve altın işletmeciliğine istekliler. Bunların hiç biri ülke içinde metal işleme endüstrisi kurma düşüncesine sahip değil.”


Başa dön


Orgeneral ve JİTEM’ci yan yana
Bir süredir JİTEM tetikçisi Abdulkadir Aygan’ın itiraflarını manşetine taşıyan Ülkede Özgür Gündem gazetesi, dönemin Jandarma Asayiş Komutanı Orgeneral Necati Özgen ile JİTEM’ci Aygan’ın yan yana çekilmiş fotoğrafını yayımladı.
Ferrokrom işçileri açlık grevine başladı
Elazığ’ın Kovancılar ilçesindeki Eti Krom AŞ’ye ait Ferrokrom Fabrikası’nın özelleştirme kapsamında olmasını protesto eden 5 işçi açlık grevine başladı. Maden-İş Sendikası Elazığ Şube Başkanı Vahdettin Demirtaş, sendika binasında yaptığı açıklamada, fabrikadaki 446 işçinin 23 Nisan gününden itibaren fabrikada çıkan yemekleri yemediğini söyledi. “Özelleştirmenin önüne zaten geçemeyiz. Biz, burada çalışan işçilerin yaklaşık bir ay sonra işsiz kalmamaları için mücadele ediyoruz” diyen Demirtaş, seçimlerden önce bazı milletvekillerinin bir taslaktan söz ettiğini, ancak Ankara’da yaptığı temaslarda böyle bir taslağa ulaşamadığını belirtti. Halen 441 arkadaşlarının fabrikada çıkan yemeği yemediğini, 5 arkadaşlarının da açlık grevine başladığını anlatan Demirtaş, “1 Mayıs’tan sonra Ankara’ya giderek Özelleştirme İdaresi Başkanlığı önünde toplanacağız. Gerekirse fabrikanın tüm işçileri açlık grevi yapar” dedi. “AKP kendini aklasın”, “İşçilik suç ise memur olmak istiyoruz”, “Bugün beşiz yarın hepimiz” yazılı önlükler giyen işçiler açlık grevine başladı.
‘Bağdat Fuarı’ Diyarbakır’a taşınıyor
Irak ve Amerika Ticaret ve Sanayi Odası tarafından Bağdat’ta yapılması planlanan “Uluslararası Bağdat Fuarı”nın Diyarbakır’da yapılacağı bildirildi. Fuarın Diyarbakır’da yapılması için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a öneri götürdüklerini söyleyen Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Kudbettin Arzu, başbakanın öneriye sıcak baktığını kaydetti. Görüşmeleri sırasında Erdoğan’ın “Diyarbakır’a selam söyle” dediğini aktaran Arzu, “Ayrılırken başbakana ben sizin selamınızı bu önerinin kabulü olarak anlıyorum dedim” diye konuştu. Irak-ABD Ticaret ve Sanayi Odası’nın web sitesinde de fuarın Diyarbakır’da yapılacağının açıkladığını söyleyen Arzu, fuarın Diyarbakır’da yapılmasının ekonomik açıdan önemli olduğunu dile getirdi. Arzu, ayrıca fuarın kültür ve turizm açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti. Fuarın 25 Mayıs’ta başlaması bekleniyor. 2 Nisan’da Bağdat’ta yapılması planan fuar, Irak halkının gösterdiği direniş nedeniyle 30 Nisan’a ertelenmişti. Direnişin artması üzerine fuarın tamamen iptal edildiği bildirildi.
80 köy muhtarı bir araya geldi
Tunceli Mazgirt ilçesine bağlı 80 köy muhtarı, Emeğin Partisi (EMEP) İl Genel Meclis üyesi Salih Gündoğan’ın çağrısı üzerine biraraya geldiler. Toplantıda sorunlarını dile getiren muhtarlar, yol ve su sıkıntısı çektiklerini ifade ettiler. Köylerine geri dönen ailelerin zor durumda kaldığını anlatan muhtarlar buna çözüm bulunmasını istediler. Toplantıda söz alan Salih Gündoğan ise halka hizmet götürmek için seçildiklerini hatırlatarak, muhtarlara örgütlenerek sorunlarını dile getirmelerini önerdi. Halkla birlikte sorunları çözeceklerini ifade eden Gündoğan, muhtarlara bir dernek altında birleşmelerini tavsiye etti.
Tutuklu yakınları cezaevi yasasına tepki
Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu, hükümetin hazırladığı cezaevi yasa taslağının sorunları çözmekten uzak olduğunu bildirdi. Çok sayıda insan hakları savunucusunun katıldığı basın açıklamasında konuşan federasyon başkanı Nursel Aydoğan, yasa taslağının hükümlülere, cezaevinde çalışma yükümlülüğü yanında tek tip elbise giydirme ve tek kişilik odalar ile ağırlaştırılmış tecridi öngördüğünü ifade etti. Aydoğan, “Ayrıca olağanüstü derecedeki disiplin cezalarıda yasa kapsamına alınmıştır” dedi. Yasanın bu haliyle 12 Eylül koşullarına geri dönüşün yolunu açtığını dile getiren Aydoğan, kamuoyunu bu yasa taslağına karşı çıkmaya çağırdı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net