www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



ABD’den gelen kriz tehdidi
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Alan Greenspan, ABD’de kısa vadeli faiz oranlarının yükseltileceğini belirtti. FED faiz artırımı toplantısı 4 Mayıs’ta yapılacak.

Yasada şirketlerin dediği oldu
Maden sahalarının ulusal ve uluslararası tekellere sunan, kültürel ve tabi alanlar, ormanlar, kıyılarda maden aranmasının yolunu açan ve bor maden sahalarının zaman içerisinde küçültülerek özel maden şirketlerinin işletmesine getiren Maden Yasa Tasarısı, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi.

Küçük balık büyük balığı yuttu!
Aylardır Almanya ile Fransa arasında tartışma konusu olan Alman-Fransız ilaç tekeli Aventis'in Fransız Sanofi tarafından yutulma planlarında sona doğru yaklaşılıyor.


ABD’den gelen kriz tehdidi
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Alan Greenspan, ABD’de kısa vadeli faiz oranlarının yükseltileceğini belirtti. FED faiz artırımı toplantısı 4 Mayıs’ta yapılacak. Sadece Greenspan’ın açıklaması bile piyasalarda 300 milyon dolarlık bir dalgalanmaya neden oldu. Dış ticaret açığı tehlike sinyalleri veren Türkiye’yi FED artırımının vuracağına ekonomistler kesin gözüyle bakıyor.
İktisatçı Mustafa Sönmez, ABD’nin faiz artırımının Türkiye için negatif bir gelişme olduğunu belirtiyor. Sönmez’e göre, faizler çıkınca gelişmekte olan ülkelerde, yahut yükselen piyasalarda borçlanma da daha pahalı hale gelecek. Kısacası, bu ülkelerin tahvilleri değer yitirecek. Ama daha önemlisi tüm dünya ekonomisi bundan olumsuz etkilenecek. Gözlemciler, FED’in daha sıklıkla faiz artırımına gidebileceği görüşündeler.
Sönmez, ABD Merkez Bankası’nın, ekonominin 2001’de girdiği durgunluktan çıkabilmesi için faizleri 13 kez indirerek 1958’den bu yana en düşük düzey olan yüzde 1’e düşürdüğünü hatırlattı. Düşük faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelere para akışına neden olduğuna dikkat çeken Sönmez, ABD’nin faiz yükseltmesinin bu para akışını tersine çevirmesinden korkulduğunu belirtti.
IMF’nin uyarısı
Sönmez’e göre IMF de dünya piyasalarının FED’in faiz artırımı kararından etkileneceği görüşünde. Öyle ki IMF, FED’in faizleri artırma aşamasında amacını olabildiğince açık ifadelerle dile getirerek, piyasalar üzerindeki riskleri azaltması gerektiğini belirtti. IMF ayrıca, ABD’de faiz oranlarının yükselmesinin gelişmekte olan piyasalar açısından zorluklar doğurabileceğinin altını çizdi. Öte yandan, IMF, ABD’nin izlediği maliye politikasının orta vadede ABD ve dünya ekonomisine zarar verebileceğini kaydetti. IMF raporunda, ABD’nin 500 milyar dolarlık cari işlemler açığında yapılacak ani düzeltmelerin diğer finans piyasalarındaki dengeleri bozabileceği de dile getirildi. IMF, Avrupa Merkez Bankası’na (ECB) da Euro bölgesindeki düşük ekonomik performans sebebi ile faiz oranını indirme konusunu düşünme tavsiyesinde bulunacak.
Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch tarafından yayınlanan araştırma raporunda ise, gelişmekte olan ülkelerin finansal açıdan zor dönemlere karşı daha sağlam bir konumda bulunduğu kaydedilmekle birlikte, ABD’nin faiz artırmasının gelişen piyasalara sermaye akışını azaltabileceği belirtildi.
Türkiye riskte
Raporda, bu akışın kısmen, spekülatörlerin gelişmiş piyasalarda borçlanarak başka piyasalarda daha fazla getirisi olan kâğıtlara yatırım yapmalarından kaynaklanması gerekçe gösterildi.
Fitch, “Yüksek emtia fiyatları, düşük uluslararası faiz oranları ve küresel ekonomik toparlanmadan en fazla yararlanan Latin Amerika en fazla riski yaşayacaktır. Borç servisinin hâlâ kamu finansmanında önem taşıdığı Türkiye, Lübnan ve Filipinler gibi ülkelerde de durum aynı olacaktır” dedi.
Gelişen piyasalara yönelen doğrudan yabancı yatırımların bu yıl azalacağını tahmin eden Fitch, bu ülkelerin dış borçlanma ihtiyacında yüzde 13’lük artış yaşanacağını öngördü.
Yalancı baharın sonu mu?
Sönmez’e göre, Türkiye’ya para girişi ABD’nin yükselteceği faizlere dümen kırarsa, Türkiye’nin hem borç denkleminde, borçları çevirmesinde hem döviz kuru, enflasyon ve büyüme hedeflerinde ciddi sıkıntılar yaşanabilir. Kurlar yükselmeye başlayabilir, bunu frenlemek için faizler yeniden yükseltilebilir. Bunun hem enflasyona hem de büyüme sürecine negatif etkileri olur. Ekonomi, yaşadığı “yalancı bahar”dan sonra kurak bir yaza sürükleniyor gibi.

BİR YANDA CARİ AÇIK TEHDİDİ
Merkez Bankası tarafından açıklanan ödemeler dengesi verilerine göre, Türkiye ocak ayında 783 milyon dolar cari açık verdi. 2003 Ocak ayında bu rakam 189 milyon dolar düzeyinde bulunuyordu. Merkez Bankası açıklamasında, cari açığın hızlı tırmanışta dış ticaret açığının 472 milyon dolara çıkması ve net yatırım giderlerinin 204 milyon dolar yükselmesinin etkili olduğu ifade edildi. Öte yandan Merkez Bankası, 2003 yılı cari işlemler açığının 6.8 milyar dolardan 6.6 milyar dolara revize edildiğini açıkladı. Açıklamaya göre, ödemeler dengesinde kaynağı bilinmeyen döviz girişlerini gösteren net hata noksan kalemi de 5.2 milyar dolardan 5.1 milyar dolara indirildi. Ödemeler dengesi verilerinde yapılan yeni düzenlemeyle, Ocak ayından başlamak üzere yabancı ziyaretçilerin yaptığı harcamalara ilave olarak yurtdışında ikamet eden Türk vatandaşlarının Türkiye’de bulundukları süre içerisinde yaptıkları harcamalar da “Turizm Geliri” içerisinde değerlendirildi.

TÜRKİYE DERİNDEN ETKİLENECEK
Prof. Dr. Türkel Minibaş
ABD FED Başkanı Alan Greenspan’nın açıklamaları piyasaların faiz artırımına odaklandığı sırada yapıldı ve piyasalarda 300 milyon dolarlık bir dalgalanmaya neden oldu. Bu sözler 12 aylık dış ticaret açığı 24 milyar doları bulan Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. Greenspan’in konuşmalarını üç noktada toplamak mümkün:
* Deflasyon beklentisinin ABD ekonomisi için geçerli olmadığı
* Şirketlerin fiyat ayarlayabilecek güçte oldukları
* Kısa vadeli faiz oranlarının yükseltilmesi gerektiği.
Bilindiği gibi, ABD’de faiz oranları uzun zamandır çok düşük, yani yüzde 1 seviyesinde seyretmekte. İflaslarla birlikte işsizlik artması sürüyor. Son üç yılda sadece imalat sanayiinde işsiz kalanların sayısı 2.8 milyon kişiye ulaştı. Deflasyonist ortam ve düşük faizler karşısında paranın adresi de yeni ve yükselen piyasalardı. Adresin değişmesi, yani fonların yeniden ABD’ye dönmesi faizlerin yükselişe geçmesine bağlı ki kriz sürecinde çeyrek puanlık bir artış bile buna yeterli. Böylelikle, Bush hükümeti hem cari açığın finansmanında kullanılacak fonlara kavuşacak hem de düşük kurların etkisiyle oluşan enflasyonist baskıyı hafifletme olanağını yakalayacak. ABD’nin faiz oranlarını yükseltmesi 24 milyar dolarlık dış ticaret açığı bulunan Türkiye’yi dipten vuracağı kesin. Zira, ABD’de faiz oranlarının yükseltmesi fonlara ABD adresinin gösterilmesi demek. Dolayısıyla, Türkiye’deki fonların yeni adreslerine doğru yön değiştirmesi, beklenenlerin de gelmemesi demek. Oysa, fon akışları cari açığının finansmanındaki temel kaynaklardan biri! Özellikle de bu ülke enflasyonu düşük kur politikasıyla geriletmenin başarı sanıldığı Türkiye ise!. Bildiğiniz gibi Ecevit-Bahçeli hükümeti gibi Erdoğan hükümeti de başarı çıtasını enflasyonu tek haneli rakamlara getirme iddiası üstüne kurdu... Enflasyonu tek haneli kılmak tabii ki kontrol altında tutmak anlamına gelmiyordu ama olsun!. Enflasyondaki gerilemeyle birlikte faiz oranları düşmüş, dolayısıyla dış fonlar için cazip bir ortam doğmuştu. Bu, borç dinamiklerini olumlu etkilemiş, hükümetler borçları döndürmekte zorlanmamışlardı. Büyüme hızlarına da piyasaların dış fonlarla beslenmesi sayesinde ulaşılmıştı! ABD’de faiz oranlarının yükselmesi bu oyunu bozmakta. Faiz oranlarındaki yükselmeyle birlikte borçlanma maliyetleri de yükseleceğinden dış ve iç dinamikler eşzamanlı olarak olumsuz etkilenecek. Devlet Bakanı Ali Babacan ‘ın ‘’FED arttırımının Türkiye’de borç dinamiklerini etkilemeyeceği’’ şeklindeki sözlerini ciddiye almak mümkün değil.


Başa dön


Yasada şirketlerin dediği oldu
Maden sahalarının ulusal ve uluslararası tekellere sunan, kültürel ve tabi alanlar, ormanlar, kıyılarda maden aranmasının yolunu açan ve bor maden sahalarının zaman içerisinde küçültülerek özel maden şirketlerinin işletmesine getiren Maden Yasa Tasarısı, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Tasarı, TTK Genel Müdürünün de karşı çıkmasına rağmen Ereğli Kömür Sahası’nın devrinin de yolunu açarken, meralarda maden aranmasını düzenleyen madde Mera Kanunu’nda ayrıca düzenlenecek şekilde metinden çıkarıldı.
Tasarı ile Ereğli Kömür Havzası’nın bölünmesi ve elden çıkarılmasını getirdi. Maddeye ilişkin AKP’lilerin verdiği önerge ile taşkömürlerini işlettirmeye ve/veya devretmeye TTK yetkili kılındı. TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen, ihalesiz devretmenin yanlışlığını dile getirdi. Zaten saha içinde rödovans sistemi ile işletme hakkının verildiğini belirten Dağdelen’in karşı çıkışlarına rağmen öneri kabul edildi. Ancak önerinin, yönetiminde AKP’li bürokratların olduğu ve özelleştirilmesi çalışmaları süren Erdemir’in isteği ile yapıldığı da AKP’liler tarafından da söjylendi.
Gazetemize açıklama yapan Dağdelen, işin arkasında Erdemir’in Ereğli Armutçuk’u istemesinin yattığını söyledi. Armutçuk’ta 1400 işçi çalıştığını, Ereğli yönetimine “işçilerle birlikte alırsanız devrederiz” önerisi götürdüklerini, ancak işçilerle devrin kabul görmediğini söyledi. Dağdelen maddedeki bu değişikliğin ileride üzerindeki baskıyı artıracağını dile getirdi.
Trona yasa dışında
Tasarının yasalaşmasından sonra bor madenlerinin aranması ve işletilmesinde eski yasa geçerli olacak. Ancak tasarı yasalaşıncaya kadar geçecek sürede bulunan bor madeninin ne olacağı muğlak kalırken, trona ve asfaltit tasarı yeni yasa metninde yer almadı. Böylece, Park Holding’in sahibi Turgay Ciner’in işlettiği Beypazarı trona yatakları gibi diğer trona sahaları da özel maden şirketlerine açılmış olacak.
Tasarıya eklenen bir geçici madde ile aslında kamunun işletmesinde olmak zorunda olan bor sahaları özele açılacak. Bor sahaları yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl içinde kamu kuruluşu tarafından belirlenecek ve alan üzerinde aynı grup ruhsat verilmeyecek. Ancak, kamu sözkonusu alan üzerinde beş yıl içinde bor tuzu bulamazsa, bor sahaları özel işletmeye açılabilecek. Uzmanlar, düzenleme ile halen 1 milyon 785 bin hektar olan bor sahalarının, 5 yıl içinde 900 hektara düşürülmesinin amaçlandığı, bu saha içindeki bor dışındaki madenlerin özelleştirilmesinin önünün açıldığı” değerlendirmesini yaptılar.
Kamulaştırılan sahalar
Tasarıya eklenen başka bir geçici madde ile 1970’li yıllarda ülent Ecevit tarafından kamulaştırılan 4 saha da yeniden özelleştirilecek. Edindiğimiz bilgiye göre 1978’de Ecevit 151 işletmeyi kamulaştırdı. Ancak ‘80’den sonra dördü hariç kamulaştırılan sahalar yeniden özelleştirildi. Şimdi de Malatya Hekimhan, Deveci ve Karakuş ile Adana Feke-Aktepe’deki dört alan yeniden özelleştirmeye açılacak.


Başa dön


Küçük balık büyük balığı yuttu!
Aylardır Almanya ile Fransa arasında tartışma konusu olan Alman-Fransız ilaç tekeli Aventis'in Fransız Sanofi tarafından yutulma planlarında sona doğru yaklaşılıyor. Fransa hükümetinin de desteğini alan Sanofi-Synthélabo'nun kendisinden büyük Aventis'i yutmak için yaptığı öneri kabul edildi. Birleşme sonucunda yeni firma Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük ilaç tekeli olacak.
Taşeronluk toplantısı
Irak’taki taşeronluk işleri, İstanbul’da bir toplantıda ele alınacak. Amerikan Şirketler Derneği (American Business Forum in Turkey-ABFT), ABD Büyükelçiliği Ticaret Müsteşarlığı ve DEİK Türk-Amerikan İş Konseyi’nin organize ettiği “Irak’ta Taşeronluk İmkânları” başlıklı seminer, 29 Nisan’da Hilton Convention Center’da yapılacak. Seminere, Irak işgal yönetimi, Proje İdare Ofisi, ABD Ticaret Bakanlığı ve ABD Kara Kuvvetleri İkmal Ofisi yetkilileri konuşmacı olarak katılacaklar. Seminer, Amerikan işgal görevlilerinin konuşmalarından sonra 8 ana müteahhitin “taşeronluk fırsatları” hakkındaki sunumu ile devam edecek.
İsviçre’de inşaat grevi
İsviçre’de bini aşkın boyacı ve alçıcı greve gitti. “Mezarda emekliliğe hayır, 62 yaşında emekliliğe evet!” diyen işçiler, fırçalarını ve kovalarını bırakarak bir araya geldiler. Bern bölgesinde greve katılan yaklaşık 300 işçi, saat 7.30’da Jardin Oteli’nde buluştu. Otelin önüne “grevdeyiz” pankartı asan işçiler, buradan saat 9.30’da şehir merkezine doğru yürüdüler. Yürüyüş boyunca taleplerinin içeren bildiriler dağıtan işçiler, İsviçre Boya ve Alçı İşverenleri Birliği’nin (SMGV) önünde protesto gösterisi yaptılar. İşçiler daha sonra diğer şehirlerden gelen işçilerle buluşmak ve merkezi yürüyüşe katılmak için Zürih’e hareket ettiler.
Boyasan’da oturma eylemi
Boyasan AŞ’de çalışan TEKSİF üyesi 370 işçi mart ayı ücreti ve ikramiyelerinin ödenmemesi nedeniyle fabrika önünde oturma eylemi yaptı. Eylem üzerine TEKSİF Genel Başkanı Zeki Polat ve Denizli Şube Başkanı Recep Oktay, Boyasan Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Uslu ile görüştü. Görüşme sonrası işçilere açıklama yapan Oktay, patronun alacakları sıfır faizle 7 Mayıs’ta ödeyeceği ve “istediği işçiyi çalıştırıp istemediğini çıkarabileceği” şeklinde görüş bildirdiğini aktardı. Oktay, haklarını yasal yoldan arayacaklarını kaydetti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net