www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



ODTÜ’de şenlik başlıyor!
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde dört yıldır amatör tiyatro topluluklarının katılımı ile düzenlenen ODTÜ Tiyatro Şenliği yarın başlıyor.

Gelin’in nefesi kesilmiş
Kill Bill’in ikinci bölümü gösterimde. İlk bölüm başdöndüren bir tempo ile geçiyordu. Ama ikinci de tempo düşüyor. Tarantino bu bölümde de bütün numaralarını konuşturuyor ancak, zamanı bol olduğu için ‘gerçekten gereksiz’ kimi ayrıntıları filmde tutması sıkıntıya neden olmuş.

Hazır ‘terörizm’ gündemdeyken
Hıristiyan Demokrat Parti’nin lideri Aldo Moro’nun 1978 yılında kaçırılması ve iki ay rehin tutulduktan sonra öldürülmesi, hem İtalya’nın hem de Avrupa’nın siyasi tarihinde önemli olayların başında gelir.


ODTÜ’de şenlik başlıyor!
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde dört yıldır amatör tiyatro topluluklarının katılımı ile düzenlenen ODTÜ Tiyatro Şenliği yarın başlıyor. Oyunların sergilenmesinin ardından, yönetmen ve oyuncularla, seyircilerin oyun üzerine söyleşilerinin de düzenleneceği şenlik ODTÜ Mimarlık Amfisinde gerçekleştirilecek.
Şenlik kapsamında Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü, Dicle Üniversitesi Tiyatro Topluluğu, Tiyatro Gazi Mühendislik Mimarlık, İTÜ Oyuncuları ve ODTÜ Oyuncuları gibi çoğu üniversitenin tiyatro toplulukları ile birlikte Seyyar Sahne, Antalya 3. Zil Tiyatro Topluluğu, Yedibölge Oyuncuları ve Adana Geleneksel Gösteri Sanatları Topluluğu da oyunlarıyla yer alacak.
Atölye çalışmaları
Şenlikte kukla yapımı, Karagöz yapımı ve deneysel ve alternatif tiyatro oyunculuğu üzerine yapılacak atölye çalışmalarının yanı sıra “Alternatif Tiyatro ve Üniversite Tiyatrosu Üzerine” başlıklı bir panel gerçekleştirilecek. Panele, Prof Dr. Sevda Şener, Prof. Dr. Ayşegül Yüksel, Bülent Acar ve İnönü Bayramoğlu katılacak. Nezihe Araz’dan Maksim Gorkiy’e, William Shakespeare’den Güngör Dilmen’e kadar çoğu yazarın tiyatro eserlerinin sahneleceği şenlik, 2 Mayıs günü sona erecek.


Başa dön


Gelin’in nefesi kesilmiş
Şenay Aydemir
Quentin Tarantino’nun bir yıldır konuşulan ve ocak ayında ilk bölümü ile ‘tanışma’ fırsatı bulduğumuz “Kill Bill”in ikinci bölümü bugünden itibaren gösterimde. Yapımcıların fazla uzun bulduğu (!) Tarantino’nun kısatmak istemediği (!) filmin iki parçaya bölünmüş olması yapımcılarını ‘fazladan’ gelir getirmiş olmalı. Ama filmden birşeyler götürdüğü kesin.
İlk filmde, düğün gününde öldürülmek istenen “Gelin”, Cobra ve O-Ren Ishi’den intikamını almıştı.
İkinci filmde ise intikamına kaldığı yerden devam ediyor. Bu bölümde, düğün günü gerçekte neler olduğuna dair düğüm de, ‘Gelin’in nasıl bir ölüm makinesi haline geldiği de çözüme kavuşuyor.
Kill Bill’in önceki ve sonraki diye ayırmak oldukça güç. Zira baştan tek bir film olarak tasarlanmış olduğu için iki film arasındaki mesafesi bir antrakt olarak değerlendirebiliriz. Ama Tarantino’nun uzunluk problemini çözdüğü için ikinci filmde gereksiz eklemeler yaptığını, boş gevezelikler tarzı olmasına rağmen gerçekten boş gevezeliklerle bazı sahnelere uzattığnı söyleyebiliriz.
İki filmin temel ayırtedici özelliği ise tempo. İlk filmin giriş sekansında yüklenen tempo zaman zaman durgunlaşsa da özellikle O-Ren Ishi’den alınan intikam bölümünde zirveye çıkıyordu. Ancak ikinci bölüm, daha ağır tempoda geçiyor ve sanki uzakdoğu felsefesinin şiddet yayından ‘felsefesiyle’ ilgileniyor. Bu bakımdan Volum II’de temponun düştüğünü ve uzun dialoglarla seyircinin zaman zaman ‘sıkılır’ hal aldığnı söyleyebiliriz.
Özellikle Gelin’in Bill ile karşılaştığı son ‘final’ sahnesinin ‘muhteşem’ olacağına dair öngörülerde bulunanlar ya da beklenti içinde olanlar hayal kırıklığı yaşayabilirler. Ama bütün bunler Tarantino’nun ‘bilerek ve isteyerek’ yaptığı tercihler de olabilir; bir yetersizlik durumu da. Tarantino sinemasının en önemli özelliği de bu belki. Hangi durumun tercih, hangi durumun ‘yetersizlik’ olduğunu kestirmek oldukça güç.
Bunlar ikinci bölümün ‘sıkıntıları’ ve büyük çoğunluğu bölünmüşlükten kaynaklanıyor. Keşki film tek parça haline ve 3 saat olarak vizyona girseydi. O zaman iki film arasındaki parçalanma durumu da ortadan kalkabilirdi.
Ama bütün bunlara rağmen Volum II’de Tarantino ve uzakdoğu dövüş sanatı hayranlarına önemli şeyler vadediyor. Yönetmenin, bildik sinema aksiyonları, Gelin’in eğitim almak için gitiği Çin’de doruğa çıkıyor örneğin. 70’lerin Çin filmlerini çekim tekniklerine, renk kullanımlarına ve ‘felsefesine’ sadık kalınarak çekilen bu bölüm, ilk bölümde O-Ren Isnı’nın hikâyesinin anlatıldığ manga bölümü gibi, Çin kungfu filmlerine esaslı bir gönderme.
Tarantino’nun da bir görünüp kaybolduğu bu bölümün esas oğlanı ise kuşkusuz Bill. David Carradine’ın ‘coll’ bir hava kattığı ve ete kemiğe büründürdüğü Bill karakterinde oldukça başarılı olduğu dikkat çekiyor.
Birinci bölümü izleyenler için söyleyecek bir şey yok. Onlar izleyecekler. Ama izlemeyenlerin ilk bölümü seyrettikten sonra gitmeleri tavsiye olunur.

Kill Bill Vol.2; Yönetmen: Quentin Tarantino; Oyuncular: Uma Thurman, David Carradine, Daryl Hannah, Michael Madsen, Chiba, Samuel L. Jackson, Bo Svenson; Senaryo: Quentin Tarantino; Görüntü Yönetmeni: Robert Richardson; Müzik: Lars Ulrich, RZA, Ennio Morricone; Yapım: 2004, ABD; Tür: Aksiyon; Dağıtım: Pinema


Başa dön


Hazır ‘terörizm’ gündemdeyken
Hıristiyan Demokrat Parti’nin lideri Aldo Moro’nun 1978 yılında kaçırılması ve iki ay rehin tutulduktan sonra öldürülmesi, hem İtalya’nın hem de Avrupa’nın siyasi tarihinde önemli olayların başında gelir. Bir dönem İtalya’sında hatırı sayılır bir etkiye sahip olan Kızıl Tugaylar örgütünün hem zirvesini hem de çöküş sürecinin başlangıcını temsil eden bu kaçırma olayı, İtalyan yönetmen Marco Bellocchio’nin aktarımıyla bugünden itibaren sinemalarda. Devam eden İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen film, Moro’yu kaçıran hücre elemanlarından Chiara üzerine kurulu. Bir arkadışıyla ev tutan ve ‘sıradan’ bir hayat yaşayan Chiara’nın ‘yoldaşları’na ve ‘devrim’e olan bakışı Moro’nun o evde kaldığı iki ay boyunca sürekli bir değişime uğruyor.
Yönetmen Bellocchio, film için hazırlık yaparken 11 Eylül saldırıları olmuş. Bu da onun terörizme bakışında belirli değişiklikler yaratmış. Yönetmen karakterleri yaratırken birebir eşleşmeler yerine kimi hayali karakterleri ve hayali dialogları eklemeyi de ihmal etmemiş. Bu bakımdan film, Moro’nun kaçırılışını ve öldürülüşünü anlatsa da anlatılanlar yorum.
Ama filmin asıl sıkıntısı bu değil. Yönetmenin bütün filmi Chiara üzerinden tasarlaması ve İtalyan kontrasıyla bağlantıları bugün hâlâ tartışmalı olan Kzıl Tugaylar’ı birebir sosyalizm düşüyle birlikte tasarlanması asıl problemler. Yönetmenin bir konuyu ele alırken yöntemini seçmedeki özgürlüğü bir yana, bu seçimlerin hangi tercihlere karşılık geldiği önem kazanıyor.
Yasaya karşı Homur!
Mizah gazetesi Homur’un nisan sayısı KESK’e bağlı Eğitim-Sen için yayımlandı. 30 bin tirajla dağıtılan Homur’un gündeminde “Kamu Yönetimi Temel Kanunu” var. Eğitim-Sen Genel Basın Yayın Sekreteri Nazım Alkaya’nın “Seçim sonuçları ve Kamu Yönetimi Yasası” ile ilgili başyazısıyla başlayan dergi. Atay Sözer’in “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana kamu reformu az” manşet girişi, Özel performans koleji açılış haberi, Homurabi talimatlarını da içeriyor. “Müşteri daima haklıdır” öyküsü Atay Sözer’in, “Çok Özel Özelleştirme” öyküsü Fırat Eryılmaz’ın kaleminden okurla buluşuyor. Homur’da Kemal Urgenç, Devrim Demiral, Cabbar, Mustafa Yıldız, Atay Sözer, Murat Özmenek, Lütfü Çakın, Seçkin Temur, Vladimir Kazanevsky (Ukrayna), Dinçer Pilgir, Cem Kenan Öngü, Muhammet Tunçsan, Canol Kocagöz de çizgileriyle yer alıyor. Ayrıca, Profösör Zihni Sinir’le beraber eğitimciler için ürettiği projesiyle İrfan Sayar, fotoğraflarıyla Işıl Yıldırım, şiirleriyle Rehime Henden ve Gülsüm Cengiz de Homur’a katılanlar arasında. Yine derginin her zamanki köşesinde Marko Paşa, “Performansın kadar konuş” derken, haber bölümünde Çorum Bahçelievler İlköğretim Okulu öğrencilerinin çıkardığı “Tebeşir Mizah Dergisi” tanıtılıyor. Homur çizeri, Kıbrıs Türk Karikatürcüler Derneği Başkanı Hüseyin Çakmak’a açılan tazminat davası da Homur’un gündeminde yer alıyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net