www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Halkın parası boşa aktı
Sonbaharda alınması gereken önlemlerin alınmaması ve karların erimesiyle su seviyesinin yükseldiği Keban Barajı’nın kapakları açıldı.

TESEV’in sivil maskesi neyi gizliyor
Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker TESEV’in yeni misyonunu anlatırken, petrol ile demokrasi arasında ilginç bir tezatlık bulunduğunu söylüyordu: “Dünyanın yüzde 75’i demokrasi ile yönetiliyor.

İstanbul Gübre Fabrikası satıldı
Türkiye Gübre Sanayi AŞ.’ye (TÜGSAŞ) bağlı İstanbul gübre fabrikası, Yıldız Entegre Ağaç Sanayi’ne 4-5 yıllık kârına satıldı.


Halkın parası boşa aktı
Onur Bakır
Plansızlık ve özelleştirme Türkiye’nin enerji politikalarını çıkmaza sürüklüyor. Karların erimesi ve sonbaharda alınması gereken önlemlerin alınmaması nedeniyle su seviyesinin yükseldiği Keban Barajı’nın kapakları Devlet Su İşleri’nin aldığı “ani bir kararla” açıldı ve su bırakılmaya başlandı. Gazetemize bilgi veren yetkilliler, su seviyesi tehlike arz eden bir boyuta ulaşmadığı halde kapakların açılmasını eleştirirken, bunun günlük maliyetinin yaklaşık 10 milyon dolar olduğunu belirttiler.
Türkiye’nin günlük enerji tüketimi 400 milyon kwh civarında. İçinde bulunduğumuz dönemde enerji ihtiyacını kendi karşılayan şirketler, otoprodüktörleri ile günde yaklaşık 60 milyon kwh enerji üretiyorlar. Kamuya ait, doğalgaz ya da kömürle çalışan termik santrallerde günde ortalama 130 milyon kwh enerji üretiliyor. Yap-İşlet, Yap-İşlet-Devret ve İşletme Hakkı Devri gibi modeller üzerinden özel sektörün işlettiği termik santrallerde ise günde 150 milyon kwh civarında enerji üretiliyor. Bu işletmelerle yapılan anlaşmalar, “Al ya da öde garantili” olduğu için, devlet buralardan enerji almasa bile bunun parasını ödemek zorunda kalıyor.
Barajlarda fazla su
Bu hesaba göre bugünlerde kamuya ait hidrolik santrallerin 50 ila 60 milyon kwh enerji üretmesi gerekiyor. Ancak sonbaharda 120-130 milyon kwh saat enerji üretmesi gereken hidrolik santrallerde 60 milyon kwh enerji üretilmesi ve karların erimesi nedeniyle barajlarda olması gerekenden daha çok su birikti. Bu da hidrolik santrallerden daha fazla enerji üretilmesini zorunlu kıldı. Bugün 50-60 milyon kwh enerji üretmesi gereken hidrolik santraller 200 milyon kwh enerji üretiyor.
Türkiye’nin enerji üretimi ve tüketimini dengelemek için, kamuya ait termik santrallerin üretimi sıfırlanırken, özel sektöre ait termik santrallerde üretim 150 milyon kwh’den 80 milyon kwh’ye düşürüldü. Ancak bu işletmelerle yapılan anlaşmalar “Al ya da öde” garantili olduğu için özel sektöre, ürettirilmeyen 70 milyon kwh enerjinin parası ödeniyor.
Böylece halktan toplanan vergiler, özelleştirmeci enerji politikalarının bir sonucu olarak, bedelsiz olarak özel sektöre aktarılıyor.
Keban Barajı’ndan saniyede 1100 metreküp su bırakılıyor. Keban’ın bıraktığı suyun diğer barajlarda da tutulmadığı ve 3 metreküp sudan 1 kwh enerji üretildiği göz önüne alınırsa, günde 100 milyon kwh enerji üretilebilecek su boşa bırakılıyor. Bu Türkiye’nin günlük enerji tüketiminin 4’te birine denk düşerken, su salınmasının günlük maliyetinin yaklaşık 10 milyon dolar olduğu belirtiliyor.

TEHLİKE YOKKEN AÇILDI
Barajlarda enerji üretilebilmesi için su seviyesinin bir alt sınırın üstünde olması, “baraj kapakları açılarak su salınmaması” için de su seviyesinin belli bir üst sınırın altında tutulması gerekiyor. Barajlarda enerji bu iki sınırın arasındaki sudan elde ediliyor. Fırat Nehri üzerinde su gücüyle enerji üreten Keban, Karakaya, Atatürk, Birecik ve Kargamış barajları bulunuyor.
Keban Barajı’ndaki su seviyesi için alt sınır 820, üst sınır ise 845 metre. Bugün itibariyle barajdaki su seviyesi ise 834.5 metre civarında. Alt sınır ile üst sınır arasındaki toplam hacim 12 milyar küp ve bugün itibariyle bu hacmin yalnızca yarısı dolu. Gazetemize bilgi veren yetkililere göre henüz Keban Barajı’ndaki su seviyesi tehlike arz eden bir düzeye yükselmeden, barajın kapaklarının açılması için “ani bir karar” verildi ve bir hafta önce barajdan su salınmaya başlandı.

TEDAŞ NİSAN’DA SATILIYOR
Enerjide bir sorun da dağıtım şirketlerinin özelleştirmeleriyle yaşanacak. Enerji Bakanı Hilmi Güler ise TEDAŞ’ın nisan ayında satışa çıkarılacağını söyledi. Güler, TEDAŞ personelinin kaderinin de sadece ÖİB’nin elinde olduğunu kaydetti. Dağıtım sektörünün ardından üretim tesislerinin özelleştirilmesine de 2006 yılı ortasında başlanacak. Elektrikle ilgili tüm konularda tek yetkili ise ÖİB olacak. Tarifelerde Bakanlık, TEDAŞ ve EPDK birlikte çalışacaklar.Barajlar ise DSİ’den EÜAŞ’a devredilecek ve satışları başlayacak. ÖİB Metin Kilci ise 2005 yılı Mart ayından itibaren dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesine başlanmasının öngörüldüğünü ve bunların özelleştirme işlemlerinin 2006 yılının sonuna kadar tamamlanacağını bildirdi.


Başa dön


TESEV’in sivil maskesi neyi gizliyor
Bahadır Özgür
Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker TESEV’in yeni misyonunu anlatırken, petrol ile demokrasi arasında ilginç bir tezatlık bulunduğunu söylüyordu: “Dünyanın yüzde 75’i demokrasi ile yönetiliyor. Bu oran içinde Müslüman devletlerin payı yüzde 28. Müslüman devletlerin de sadece yüzde 70’i demokrasi ile yönetiliyor. Buralar ise dünyanın en zengin petrol gelirine sahip ülkeler.”
Ne var ki, Paker’in bu sözleri sarf ederken TESEV’in Danışma Kurulu listesini unuttuğunu düşünüyoruz. Zira TESEV’de petrol şirketlerinin adamları iş başına gelmiş durumda. Söze, kamuoyunda çok da fazla bilinmeyen Turcas Petrol’ün Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Aksoy ile başlayalım...
Nereden nereye....
Aksoy’un ilginç ilişkileri ilk kez ABD’nin eski Başkanı Bill Clinton’un eşi Hillary Clinton’ın fındıkçı kardeşleri sayesinde gündeme geldi. Hillary Clinton’ın kardeşlerinin 1999 yılının Ağustos ayında Gürcistan’a bağlı Acaristan Batum’da giriştikleri bir fındık işi, ABD basınında olay oldu. Hillary’nin kardeşlerinin yerel ortağı Argo Holding’in sahibi Aslan Abaşidze, Devlet Başkanı Eduard Şvardnadze’nin en güçlü rakipleri arasında gösteriliyordu. Çeçenistan’da Ruslara karşı direnen savaşçılara destek çıktığı gerekçesiyle Rusya tarafından sert uyarılara muhatap kalan Gürcüler Abaşidze’nin Kremlin’le işbirliği içinde olduğunu ileri sürüyorlardı. Bu yüzden Beyaz Saray, New York senatörlüğüne soyunan Bayan Clinton’un iki kardeşinin bu tür karışık işlere bulaşmasını uygun bulmadı ve Clinton’un kardeşleri de projeden çekildiklerini ilan ederek, meseleyi kapattılar. Ancak 9 Aralık 1999 günü iki kardeşin İstanbul Conrad Oteli’nde çekilmiş bir fotoğrafı, Hürriyet Gazetesi’nin birinci sayfasında yayınlanınca, durum yeniden karıştı. Haberde iki kardeşin Batum’a fındık işi için gidecekleri yazıyordu. Fotoğrafta bulunan üçüncü kişi ise Conrad Oteli’nin sahibi Erdal Aksoy’du. Hürriyet gazetesinde bu işin üzerine giden Enis Berberoğlu, ABD Tiflis Büyükelçiliği’nin Haber Bülteni’ndeki şu ilginç bilgiyi aktarıyordu köşesinde:
“ABD Petrol Şirketi Conoco’nun temsilcileri Başkan Eduard Şevardnadze ile görüştü. Görüşmede Conoco’nun Batum’daki doğalgaz nakliye, depolama, işleme ve pazarlama yönündeki büyük bir yatırım planı ele alındı. Bu konuda ön anlaşma Acaristan Özerk Yönetimi, Conoco ve Conoco’nun Türk ortağı Erdal Aksoy Grubu arasında imzalanmıştı. Anlaşma Hazar Denizi çevresindeki kaynaklardan temin edilen doğalgazın Batum’da işlenmesi ve Karadeniz ile Akdeniz’deki büyük ticari müşterilere satılmasını öngörüyor.”
Aksoy Irak’tan ihaleyi kaptı
Aksoy’un ortaklık kurduğu Conoco şirketi işgalden sonra Irak petrollerinin işletme hakkını alan devlerin başında geliyor. Bu şirket aynı zamanda ABD Başkanı George Bush’un seçim faaliyetlerinin büyük kısmını da finanse etmişti. 10 Mart 2004 günü gazetelerde yer alan bir haber Aksoy ile Conoco arasındaki bu ticari ilişkilerin bugün nerelere ulaştığının bir belgesi oldu. Haberde Pentagon’un, Irak’ın kuzeyindeki sivillere petrol ürünleri satılması konusunda değeri 200 milyon doları bulan altı ihaleyi Türk şirketlerine verdiği belirtiliyordu. Ve ihaleden 59 milyon dolar ile en büyük payı alan şirket, Erdal Aksoy’un Turcas Petrol’üylü. Aksoy tıpkı ihalenin ilk sırasında olduğu gibi, TESEV’in yeni danışma kurulunun da ilk sırasında bulunuyor!
Listeler yarışıyor!
Pentagon’un ihale listesinin ikinci sırasında bulunan şirket ile TESEV’in danışma kurulunun ikinci sırasında yer alan isme bakınca, “tesadüfün böylesi!” diyesi geliyor insanın. Çünkü her iki listenin ikinci sırasında Vural Akışık bulunuyor. BDDK Başkanlığı’ndan ayrılıp Doğan Holding’e geçen ve Petrol Ofisi’nin başına getirilen Akışık, TESEV’de Zapsu darbesinden sonra yönetime alınanlardan. Petrol Ofisi’nin Irak’taki ihaleden kaldırdığı para ise 35 milyon dolar!
TESEV listesinin üçüncü sırasında yer alan Ünal Aysal da bir enerjici. Aysal’ın Unit International adlı şirketi enerji sistemleri ve elektrik santralleri kuruyor. Ve devlete en pahalı elektriği satan bu şirketin büyük ortağı Irak’taki enerji ihalelerini alan İngilizler. Ağırlıklı olarak da Ortadoğu ülkelerinde projeler üstlenmiş durumda Aysal’ın şirketi.
TESEV’deki son portremiz Zapsu’nun ekibinde yer alan Tekfen Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Feyyaz Berker. Berker, Irak’ın işgalinden hemen sonra Nestle ile ortaklık kurup Irak’taki Amerikan askerlerinin su ihtiyacını karşılamaya soyundu. Berker’in asıl projesi ise diğerleri gibi enerji ve petrol üzerine. Irak’ın yeniden yapılandırılması ihalelerinden önemli bir pay, Tekfen’e verildi...
Paker yanıldı
TESEV’in listelerinden daha birçok büyük patronun Irak ihalelerinden aldığı payları çıkarmak mümkün; ancak, bu kadarına bakınca bile, Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker’in ne derece yanıldığı ortaya çıkıyor. Petrol ile demokrasi, isteyince gayet güzel bir ilişki yakalayabiliyormuş!
Kuşkusuz TESEV’in finansörleri arasında yer alan bu isimler “gizli” değil. TESEV’e telefon açan herkes, (internet sitesinde yönetim kurulu farklı yazılmış. Danışma kuruluna ise hiç yer verilmemiş) bu isimleri kolaylıkla öğrenebilir.
Sorun daha önce akademisyenlerin ağırlıkta olduğu ve sadece Türkiye ve AB üzerine çalışan TESEV’in, bu isimler yönetime geldikten sonra yaşadığı köklü dönüşüm. Türkiye siyaseti üzerinde giderek belirleyici bir konuma gelen TESEV, ABD hegemonyasının sivil toplum örgütleri ve aydınlar üzerindeki etkilerini yansıtan net bir ayna gibi...
YARIN: ABD’nin sivil silahları Ortadoğu’ya kilitlendi


Başa dön


İstanbul Gübre Fabrikası satıldı
ABD Çin’i DTÖ’ye şikâyet etti
ABD, kendi yarı iletken üreticilerine uyguladığı vergi kolaylıklarının serbest ticaret kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle, Çin’e karşı Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) başvurdu. ABD Ticaret Temsilcisi Robert Zoellick, Çin’in kendi yarı iletken üreticilerini katma değer vergisininin yüzde 80’inden muaf tutmasının yabancı üreticilerin Çin pazarında haksız rekabetle karşı karşıya kalmasına yol açtığını belirterek, konuyu DTÖ’ye götürdüklerini söyledi. Başkan Bush yönetiminin Çin’e karşı şu aşamada harekete geçmesi yaklaşan seçimler öncesinde ABD’li ihracatçıların gönlünü kazanmaya yönelik bir manevra olarak değerlendiriliyor. ABD, Çin ile ticaretinde geçen yıl 124 milyar dolarlık rekor bir açık vermişti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net