www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Diğer dünya’nın fotoğrafçısı
Dünyanın tüm haksızlıklarını fotoğraflarında odaklayan Sebastiao Salgado, “tadımlık” denebilecek bir sergiyle Yapı Kredi Sermet Çifter Salonu’nda.

Sürgün peşini bırakmıyor!
Ali Asker 23 yıl sonra döndüğü ülkesinde verdiği konser sonrası gözaltına alındı. Sevenleriyle Abdi İpekçi Spor Salonu’nda verdiği konserle hasret gideren sanatçının gözaltı gerekçesinin ise 1978’de gerçekleşmiş bir olay olduğu öne sürüldü.

Kitabevleri kafe oluyor
Diyarbakır’da birçok kitabevi sahibi, ekonomik ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kitabevlerinin bir bölümünde kafe açmaya başladı.


‘Diğer dünya’nın fotoğrafçısı
Koray Karaermiş
Sebastio Salgado’nun fotoğraflarında görülen evsizler, berbat koşullarında görüntülenmiş işçiler, kimsesiz çocuklar, kısacası kötü yaşam koşullarında bırakılmış tüm o insanlar, gözleriyle sizi (fotoğrafa bakanı) sorgular. Dünyanın egemenlerinin tüm demokrasi, çağdaşlık, insan hakları, medeniyet söylemlerinin iflas ettiği karelerdir bunlar. Sanki “insanlığın vicdanı” misyonuyla makinasnı eline alan Salgado, son otuz yıldan beri dünyanın görünmeyen çoğunluğunu belgeliyor. Ama Salgado’nun fotoğraflarındaki insanlar hiçbir zaman teslim olmuş, aciz ya da umutsuz bir halde görülmezler.
Maruz bırakıldıkları tüm kötü yaşam koşullarına rağmen dimdik ayakta duran, büyük bir bilgelikle bakan, gözlerinde umut ya da tebessüm taşıyan bu insanlar, tüm bu halleriyle kendilerine reva görülen koşullara isyan ederler içten içe. Bu, Salgado’nun hayat karşısındaki duruşunu yansıtan bir bakış açısıdır aslında.
Onlardan biri
Brezilya’lı bir ailenin çocuğu olarak 1944 yılında dünyaya gelen Salgado, iyi bir iktisat eğitimi gördü. Batı’daki üniversitelerde doktora yaptı. Londra’ya yerleşti. Afrika’daki kahve plantasyonlarında üretimi kontrol etmek amacıyla yaptığı iş gezisi onun hayatını değiştirdi. Afrika’nın Sahel bölgesindeki kuraklığı fotoğraflayarak foto muhabiri olarak çalışmaya başladı. Daha sonra Avrupa’daki göçmen işçilerin fotoğraflarını çekti. 1977’den itibaren dünyanın farklı bölgelerindeki uzun soluklu projelere başladı. 1979’da Magnum Photos’a katıldı. Latin Amerika’daki topraksız köylüleri anlatan “Diğer Amerikalar”, Brezilya’daki bir altın madenini konu alan “Serra Pelada”, dünyanın farklı endüstri bölgelerindeki işçilerin yaşam koşullarını ele alan “Workers” ve “Göçler” onun dünya çapında tanınmasını sağlayan, ödüller alan ve kitaba dönüşen belli başlı projeleri.
Belgesel fotoğrafın 20. yüzyılın son çeyreğindeki bu en önemli temsilcisi, dünya çapında yakaladığı büyük başarı ve saygınlığı fotoğraflarının yanısıra, çalışma yöntemleri ve hayat karşısındaki duruşuyla da kazandı.
Fotoğraflayacağı insanlarla aynı ortamda uzun süre vakit geçiren, benzer şartlarda yolculuk eden, acılarını paylaşan Salgado onlardan biridir adeta. Mesleğini fotoğrafladığı insanların yaşam standartlarını ve çevre koşullarını düzeltmek amacıyla kullanan fotoğrafçı, UNICEF’in özel temsilcisi. Çektiği fotoğrafların önemli bir kısmını Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’ne bağışlayan Salgado, Dünya Sağlık Örgütü, Mülteciler Yüksek Komiserliği, Uluslararası Af Örgütü ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’yle de işbirliği yapıyor.
Kaçırılmaz teklif
Ülkemizin büyük fotoğraf ustası Ara Güler, Salgado ile Paris’teki bir kafede oturmuş röportajcılık üzerine sohbet ederken, Salgado ona bir değiş-tokuş teklif eder. Ara Güler’e kulak verelim; “Bir an durakladım. İyi bir teklifti. Muhakkak ki kabul edecektim. Cevap bekliyor gibiydi. Bir an düşündüm; benim bir fotoğrafım New York fotoğraf pazarında 1000-1500 dolar ediyor, onun ki ise 5000-6000 dolar. Bu bir iş değildi ama kuşkusuz iyi bir teklifti. Kaçırılmaz bir teklifti, derhal kabul ettim.”
İlk andaki on fotoğraflık değiş-tokuşun ardından belli bir zaman sonra hediye edilen fotoğraf sayısı otuzu geçer. Böylece Ara Güler hatırı sayılır bir Sebastião Salgado koleksiyonuna sahip olur. Fotoğraflar Salgado’nun da onayının alınmasıyla sergiye dönüşmüş. Sergide, Salgado’nun çeşitli projelerine ait çoğu artık klasikler arasına girmiş otuz’dan fazla siyah-beyaz fotoğrafının yanısıra, John Berger’ın sanatçı hakkındaki belgeselini izlemekte mümkün. “Ara Güler Koleksiyonu: Sebastiao Salgado” sergisi onu hâlâ tanımayanlar için olduğu kadar hasret tazelemek isteyenler için de kaçırılmayacak bir fırsat.
(0212 252 47 00)


Başa dön


Sürgün peşini bırakmıyor!
Sanatçı Ali Asker, 23 yıl aradan sonra döndüğü Türkiye’de verdiği ilk konserin ardından gözaltına alındı. İstanbul’da düzenlenen ‘Terketmedi Sevdan Beni’ adlı konserin çıkışında arabasının önü çevrilerek sivil polislerce gözaltına alınan sanatçı Ali Asker’in, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğu öğrenildi.
Sanatçının basın danışmanı Mehmet Ayat’tan alınan bilgiye göre önceki akşam Abdi İpekçi Spor Salonu’nda düzenlenen “Terketmedi Sevdan Beni” adlı konser çıkışında, sivil polislerin bulunduğu 5 araç, Ali Asker’in arabasını durdurdu. Gözaltına alınan Asker, İstanbul Emniyet Müdürülüğü’ne götürüldü.
Gerekçe 26 yıl önceden
Ali Asker’in gözaltına alınmasına gerekçe olarak da, yurt dışına gitmeden önce 1978 yılında Tunceli’de meydana gelen bir olay gösterildi. Sanatçının dün öğlen saatlerinde halen İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğuna dikkat çeken Ayat, “Avukatlarımız devrede, Ali Asker’in aranıp aranmadığına ilişkin Tunceli’den belge bekliyoruz” dedi.
Mehmet Ayat ayrıca Fransız Konsolosluğu ile TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış’ın da Asker’in serbest bırakılması için girişimlerde bulunduğu ifade etti.
23 yıllık “sürgünün” ardından Türkiye’ye geri dönen Ali Asker, İstanbul’da dinleyenleri ile ilk defa buluştu. Önceki gece Abdi İpekçi Spor Salonu’nda düzenlenen ve Sevinç Eratalay ile Musa Eroğlu’nu da katıldığı “Terketmedi Sevdan Beni” adlı konsere ilgi büyüktü. “Hayat Yeşilde”, “Sürgün”, “Gökte bulut yan yan gider” ve “Dilim Yasak” adlı şarkıları ile tanınan Ali Asker, yıllar sonra ülkesine adım atmanın heyecanı içindeydi. Sahnede kaldığı iki saat boyunca 21 yıllık hasretini 10 bine yakın dinleyeni ile paylaşan sanatçı, Türkiye’ye ancak Fransız pasaportu taşıdığı için girebilmenin hüznünü de yaşadı. Konseri, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, TMMOB Genel Başkanı Kaya Güvenç, KESK Genel Başkanı Sami Evren, sanatçılar Ekrem Ataer, Edip Akbayram ve yazar Adalet Ağaoğlu ve birçok kitle örgütü temsilcisi de izledi.


Başa dön


Kitabevleri kafe oluyor
A. Kadir Özbek
Diyarbakır’da birçok kitabevi sahibi, ekonomik ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kitabevlerinin bir bölümünde kafe açmaya başladı. Kafelerle kitap okumayı daha fazla olanaklı kılmayı amaçladıklarını belirten kitabevi sahipleri, kitapların kafelerin arkasında kalmasından kaygı duyuyor.
Diyarbakır’da arka arkaya açılan kitabevleri sahipleri, beklediği satışları gerçekleştiremeyince mekânlarının bir bölümünü kafeye dönüştürmeye başladı. Kitap-kafelerle, ekonomik getirinin yanı sıra insanların eğlence mekânı haline gelen kafelerden bir parça da olsa koparılması; kitap, dergi, gazete gibi yayınların okunabileceği, okurların bir araya gelebilecekleri yeni mekânların oluşturulması amaçlanıyor. Kitabevleri sahipleri, kafelerin kentin kültür seviyesinin yükselmesine de katkı sağlayacağına inadıklarını belirtiyor.
Kitap Diyarı Yöneticisi Çiğdem Demir, kafe bölümü olan kitapevlerinin gerekliliğine dikkat çekerek, “Sıradan kafelerde oyun oynamak yerine, insanların gelip bu tür yerlerde oturabilecekleri, kitap okuyabilecekleri ve okudukları konularla ilgili sohbet edebilecekleri mekânlar çok gerekli” dedi. Bu tür kitabevlerinin, kentin kültür seviyesinin yükselmesine katkıda bulancağına inandığını söyleyen Demir, kitapevlerinin böylece “kültür-cafe”lere dönüşeceğini ifade ediyor. Kitap satışlarının iyi olmadığını ve kafeden elde ettikleri gelirle, bu ekonomik kaybı dengelediklerini söyleyen Demir, kitapların kafelerin gölgesinde kalma kaygısını da dile getirerek, “Her şeyden önce burası bir kitapevi. Bizim için kitap daha öncelikli” diye konuştu.
Rahatsızlar ama...
Sadece kitap satarak ekonomik ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını, bu nedenle kafe kurmak zorunda kaldıklarını dile getiren Portakal Kitap’ın sahibi Jan Axîn, “Kitap evi ile kafeyi bir arada kurmamızın nedeni daha çok ekonomiktir. Ama biz buranın adını kafe koymadık” dedi. Ekonomik nedenlerle kafe kurmalarından rahatsız olduklarını ifade eden Axîn, “Kitap satışları düştüğü zaman, biz geçimimizi kafe bölümünden sağlamak zorunda olduğumuz zamanlarda rahatsız oluyoruz. Yani tek başına kitapla buranın ekonomik giderlerini karşılayamadığımız için, kafe bölümü ekledik. Gönül isterdi ki, buraya insanlar kitap okumaya gelsin, ama maalesef henüz öyle bir seviye yakalayamadık” diye konuştu.
Aktörler en iyi olanlarını seçti
Beyaz Perde Aktörleri Derneği Ödülleri, ABD’nin Los Angeles kentinde yapılan törenle sahiplerini buldu. Ünlü film yıldızı Charlize Theron, Monster adlı filmde canlandırdığı seri katil rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazanırken ünlü sinema sanatçısı Johnny Depp ise “Karaip Korsanları: Siyah İncinin Laneti” (Pirates of the Caribbean: Curse of the Black Pearl) adlı filmde canlandırdığı maceraya atılan korsan kaptan rolüyle En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nün sahibi oldu. Öte yandan “Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü” (The Lord of the Rings: the Return of the King) filminde yer alan oayuncular ise film oyuncuları grubu için verilen en yüksek ödül olarak kabul edilen En İyi Rol Grubu Ödülü’ne layık görüldü. Ünlü film yıldızı Tim Robbins “Gizemli Nehir” (Mystic River) adlı filmdeki canlandırdığı çocukluğunda geçirdiği bir travma sonucu duygusal açıdan sakatlanmış, erişkin bir cinayet sanığı rolüyle, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandı. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’ne ise, “Soğuk Dağ” (Cold Mountain) filminde canlandırdığı, ABD’de yaşanan iç savaşın getirdiği zorluklara göğüs gererek ayakta kalmaya kararlı becerikli kadın rolüyle Renee Zellweger layık görüldü. Robbins, ödülünü alırken sahnede yaptığı konuşmada eşi ünlü film yıldızı Susan Sarandon’u kastederek şaka yollu “Susan’da bunlardan bir tane var. Ben bunları karanlık bir odada tek başımayken alacağım ve bakalım ne olacak” dedi. Robbins, ayrıca ödül kazandığı filmin yönetmenliğini yapan, ünlü film yıldızı Clint Eastwood’a da teşekkür etti. Zellweger ise ödülünü alırken yaptığı konuşmada “Çok teşekkür ederim. Beni bu akşam buraya çğırdığınız için size teşekkür ederim. Bu çok büyük bir onur. Dürüst olmak gerekirse bu, yılın en güzel daveti” dedi. Zellweger konuşmasında ayrıca aynı filmde kendisine rol arkadaşlığı yapan Nicole Kidman ve Jude Law ile filmin yönetmeni Anthony Minghella’ya teşekkür etti. Beyaz Perde Aktörleri Derneği Ödülleri’ni kazanan sanatçılar, genellikle ABD film endüstrisinin en önemli ödülü olarak kabul edilen Oscar ödüllerinin de sahibi oluyorlar. Oscar ödülleri 29 Şubat’ta yapılacak törenle sahiplerini bulacak.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net