www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



2003’ün son günlerinde, Erzurum polisi, basının çok “ilgisini” çeken bir açıklama yaptı. Erzurum’daki bir otelde fuhuş yaparken yakalandığı söylenen Ukraynalı bir kadının, HIV virüsü taşıyıcısı yani AIDS olarak bilinen hastalığın “bulaştırıcısı” olduğu iddia ediliyordu...

ÜÇÜNCÜ SAYFA ............................................................. Hakkı Özdal
Oksana T. ve toplumsal ahlâk
2003’ün son günlerinde, Erzurum polisi, basının çok “ilgisini” çeken bir açıklama yaptı. Erzurum’daki bir otelde fuhuş yaparken yakalandığı söylenen Ukraynalı bir kadının, HIV virüsü taşıyıcısı yani AIDS olarak bilinen hastalığın “bulaştırıcısı” olduğu iddia ediliyordu. Üstelik haber bundan ibaret de değildi: Kadın, kendisini bu işte kullanan adamlardan parasını tam olarak alabilmek için bir “defter” tutmuştu ve bu defter, 1335 kişinin kadınla para karşılığında ilişkiye girdiğini gösteriyordu. Erzurum’un “güvenlik” yetkilileri konuyla ilgili “çarpıcı” açıklamayı yaparken, Oksana T. de masanın bir ucunun az ilerisinde, ayakta bekletilmişti. Ertesi gün yayınlanan gazeteler, “Erzurum’da AIDS paniği”, “Oksana Erzurum’u yaktı” gibi başlıklarla ve o 1335 kişilik bilançonun vurgusunun öne çıktığı metinlerle verdi haberi. Kadının, basına teşhir edilmesi sırasında çekilen fotoğrafı da, kadrajlanarak ve basın açıklaması ortamından tamamen soyutlanarak yayınlandı. Polis muhabirleri, bir kez daha “asıl haberi” gözden kaçırdılar ve bir kadının, üstelik hastalığına ilişkin bir iddianın görsel malzemesi olarak, bizzat teşhir edilmesinin önemini atladılar.
Bazı yazarlar, kadın kuruluşları ve Ukraynalı yetkililerin uyarılarından sonra bu büyük gafletin üzerinde ancak durulabildi. Ama bu kez de bir başka gelişme gözden kaçtı. Olayın gazetelere yansımasından iki gün sonra, Erzurum’da gösteri yapan bir topluluk, otelin önüne kadar geldi ve hatta oteli “taşladı”. Belli ki Erzurumlular, şehirlerinin adının “bir fuhuş vakasıyla anılmasından” rahatsız olmuşlardı.
Erzurum, Türkiye’nin muhafazakar kentlerinden biri olarak bilinir. Bir kent için “muhafazakar” sıfatı kullanmak fazla kolaycı ve genelleyici bir yaklaşımdır ve bu bakımdan gerçeği tam olarak ifade edemiyor olabilir. Ama gerici siyasal akımların, dinci grupların kentteki etkinlikleri ve kentin gündelik yaşamı üzerindeki belirleyicilikleri de herkesin malumu. Gösterinin içeriği, kullanılan söylem ve “taşlama” gibi dolaysız olarak dini göndermeleri olan bir eylem biçimi de gösteriyor ki, otele yönelen protestonun arkasında da bu “muhafazakar” kesimler var. İşte ilgi çekici durum da tam olarak burada başlıyor. Erzurum gibi kapalı, sosyal yaşamı bir büyük kentinki kadar karmaşık olmayan bir kentte, “o otelin” ne tür amaçlarla kullanıldığının; basın konuyu gündeme getirmeden önce bilinmiyor olması mümkün müdür? Ya da gösteriye katılanlar arasında o “1335 kişi”den birinin bulunmadığı, gönül rahatlığıyla söylenebilir mi?
Her iki soruya da rahatlıkla “hayır” yanıtı verilebilir. O halde, dini-geleneksel ve tutucu-gerici değerlerle belirlenmiş bir “ahlak”ın da, bizzat kendisiyle bir paradoks oluşturduğu söylenebilir. İnsanların ve onların arasındaki her türlü ilişkinin, alım-satıma, büyük ya da küçük ölçekli ticarete ve bunların hepsini belirleyen toplam iktisadi çevrime havale edildiği bir toplum düzeninde, yaşamın ve onun ihtiyaçlarının yabancılaşmış görünümleri, bir insanı, aynı ticari olgunun hem “müşterisi” hem de “protestocusu” haline getirebilir. Genel anlamıyla ahlak böyle bir çelişkiye göz yummakla, izin vermekle kalmıyor; bunu teşvik de ediyor.
hakkiozdal@evrenselbasim.com

Başa dön



 
Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net