www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



FBI belgelerinde Reich
Teoman Kumbaracıbaşı’nın yazıp yönettiği, Metin Coşkun, Bora Sivri ve Ferhat Büküş’ün rol aldığı “Küçük Adam ya da Wilhem Reich’ın Garip Vakası” adlı oyun bir gala ile Barış Derneği yararına, geçtiğimiz günlerde Muammer Karaca Sahnesi’nde izleyicisi ile buluştu.

Bir ömürden taşan şarkılar...
Ahmet Kaya ömründen taşan şarkıları mırıldanıyor kulaklarımıza. “Acaba yaşıyor mu?” diye dedikodu arayanlara da cevap veriyor sevdiklerinin aracılığıyla “Siz hâlâ soruyor musunuz?”

Amerikan işgaline karşı müzik!
Iraklı gençler arasında Amerikan işgalini eleştiren müzik albümleri hayli revaçta. “Kendi değerlerini reddedenleri biz de reddedelim”, “Amerikayı haritadan silelim” gibi şarkı sözlerininin coşturduğu gençler arasında en çok dinlenenenlerin biri de Sabah Haşim adlı işgal karşıtı müzisyen.


FBI belgelerinde Reich
Selma Altıntaş
Teoman Kumbaracıbaşı’nın yazıp yönettiği, Metin Coşkun, Bora Sivri ve Ferhat Büküş’ün rol aldığı “Küçük Adam ya da Wilhem Reich’ın Garip Vakası” adlı oyun bir gala ile Barış Derneği yararına, geçtiğimiz günlerde Muammer Karaca Sahnesi’nde izleyicisi ile buluştu. Kara Tiyatro ve Yeni Tiyatro, raflarda gizli kalan ve unutturulmaya çalışılan, yirminci yüzyılın bilim adamlarından Wilhem Reich’ın hayatını, çalışmalarını ve insanlığa yaptığı katkıları nedeniyle, Amerikan hükümetinin tüm bunlara karşılık Reich’ı tutuklayıp sorgu sırasında kendisini iğrenç bir ilaç deneyi ile ödüllendirerek kalp krizinden öldürülmesini konu alan oyunu ilginç bir biçimde sahneledi.
FBI’ın 1939’dan başlayarak 1960lara kadar Wilhem Reich hakkında tutmuş olduğu belgelerden ve Reich’ın eserlerinden yola çıkarak yazılan oyun, dünyanın yönetimini küçük adamlara bırakanların yine küçük adamlar olduğunu vurgulayan kışkırtıcı, bir o kadar da düşündürücü. İnsanların ve toplumların refahına ve gerçeklere karşı bir tutum sergileyenlerin “Coşkusal Veba”ya tutulmuş olduklarını anlatarak, aslında herkesin kendi kaderini yönlendirebileceği gösterilmeye çalışılıyor. Oyunun finali ise hayli duygulu. İnsan yaşamının en temel ve belirleyici tüm konularında çalışmalar yapan ve hayatının son anına dek bunları haykıran Reich yaşama veda ederken geride kalanlar da kendisi gibi göz yaşlarına boğuluyor. Sahnede ki oyuncularla birlikte salondaki birçok izleyici gözyaşlarına hakim olamıyor.
İçeriğinin yanı sıra biçimsel olarak da dikkat çeken oyun oldukça iddialı. Bazı sahnelerde aktif kamera ile oyuncular beyazperdeye yansıtılıyor ve sinemanın hızı tiyatro sahnesine geçiriliyor. Birinci perdede Reich’ın hayatına dair ipuçları toplamaya çalışan üç tiyatrocu kendi aralarında tartışarak Reich hakkında temel bilgilere ulaşmaya çalışırlar. İkinci perdede hazırlıklarını bitiren karakterler yoğun bir performansla hazırladıkları oyunu sahneliyor ve oyun içinde oyun oyuyorlar.
Wilhem Reich’ın değeri ve hizmetleri hakkında bellki vasiyeti gereği 3 Kasım 2007’de açılacak belgeleri incelendikten sonra kesin bir karara varılabilir. Ancak kesin olan şu ki geçmişten bugüne Reich gibi pek çok önemli bilim, düşün, edebiyat ve sanat adamı düşüncelerinden, yapıtlarından ve insanlığa hizmetlerinden ötürü hükümetler tarafından çok çeşitli işkenceler maruz kalmış, yaşam hakları ellerinden alınmıştır. İşte “Küçük Adam” temelde bunun eleştirisini yapıyor.


Başa dön


Bir ömürden taşan şarkılar...
Ziya Özışık
Yaşamını yitirmesine rağmen devam ediyor Ahmet Kaya. Dinleyenlerinin kulaklarına bildik, kendinden emin, eşsiz sesiyle melodiler mırıldanmayı sürdürüyor. “Susturamazsınız” diyordu susmadığını gösteriyor şimdi. Ölümünden bu yana ismini taşıyan üçüncü albümünün heyacanında bu aralar. Ve tıpkı sesini, ruhunu götürmediği gibi arkasındaki tartışmaları, tahammülsüzlüklere karşı barışı, umudu, kızgınlıklarını, taşlamalarını da götürmüyor mezara. O ömründen taşan şarkılarla bizimle şimdi…
Emanet şarkılar…
“Biraz da Sen Ağla” adını taşıyor Gam Müzik’ten çıkan albüm. Kaya’nın sesinden şimdiye kadar yayınlanmamış 11 şarkıyı barındırıyor. Ahmet Kaya bu şarkıları yurtdışına çıkmak zorunda kaldığı günden bir gün önce okumuş stüdyoda. Diğer bir deyişle albüm Ahmet Kaya’nın kendi ülkesindeki son gününde söylediği şarkılar. Albüm bir Kürtçe selamlamayla başlıyor. Sanatçı eşi Gülten Kaya’nın çevirisiyle yıllardır söylediğini bu kez Kürtçe haykırıyor : “Dağlarımız yeşerecek göreceksin/Geceyi tutacağız göreceksin/Güneşi tutacağız göreceksin”…
“Bir de Sen Gitme” adlı Ahmet Kaya bestesini dinliyoruz sonra. Bu şarkı albümün adını da içinde saklıyor. Bir sonraki şarkıda ise Ahmet Kaya kendi yazdığı bir melodinin üstüne Orhan Kotan’ın şiirini okuyor. Yine geleceğe dair özlemlerini Kotan aracılığıyla söylüyor “Halkların kardeşliği adına” diyor sanatçı. Dizelerin bitiminde önemli bir not : “Ahmet Kaya ve Orhan Kotan, bedenlerini sürgüne, şarkılarını ülkeye emanet ettiler”…
Bildiğimiz gibi…
Takip eden şarkılarda da Ahmet Kaya’nın bildik tadı, yabancı olmadığımız imgeler ile bezenmiş şarkı sözleriyle devam ediyor. Atilla İlhan, Yılmaz Odabaşı gibi şairlerin eserlerine yapılmış besteler de mevcut. “Çökertme, Sensiz yaşayabilmirem” adlı iki de türkü söylemiş sanatçı. Toplam olarak söylendiğinde albüm her yönüyle “Ahmet Kaya bildiğimiz gibi” dedirtiyor.
Sanatçının yeni yeni yayınlanan klibinde de sembolik bir noktaya işaret ediliyor. Ahmet Kaya Diyarbakır’dan, Nemrut’a, Çukurova’ya ve son olarak da İstanbul’da, Beyoğlu’nda, durdurak bilmeden yürüyor ve son olarak da kendi albümünün afişini görüp gülümsüyor. Dostları onun için bütün karalamalara rağmen “aramızda” demeyi sürdürüyor yalın olarak.
Hâlâ soruyor musunuz?
Son bir noktaya değinmekte yarar var. “Biraz da sen ağla” adlı albüm bir spekülasyon gölgesinde kendinden bahsettiriyor ancak. Televizyon kanalları, paparazziler, gazeteleri köşeleyenler klişe gazetecilik serüvenlerini sürdürüyorlar. “Şok! Şok! Flaş! Flaş! “ Acaba Ahmet Kaya yaşıyor mu?… Az sonra…” deniliyor jeneriklerde. Ölüm sorgulanıyor.
Oysa Ahmet Kaya sevenler ve onu savunanlar kendilerinden emin veriyorlar yanıtını:
Hâlâ soruyor musunuz?
Siz televizyonda Kürtçe söyleyenlere “Bir gece ansızın gelmeyi” sürdürdükçe, “barış” diyenlere ülkenin kapısını gösterip iki kere öldürdükçe, “Ama elektriği negatif” şımarıklarıyla “kısa mesaj” şarkıcılarını bu topluma pompaladıkça; Ahmet Kaya yaşıyor ve yaşayacak!
Neden mi?
Çünkü daldaki onlarca diken değil, bir tek gül var dokunulacak, koklanacak olan!


Başa dön


Amerikan işgaline karşı müzik!
Sudarsan Raghavan
Iraklı gençler arasında Amerikan işgalini eleştiren müzik albümleri hayli revaçta. “Kendi değerlerini reddedenleri biz de reddedelim”, “Amerikayı haritadan silelim” gibi şarkı sözlerininin coşturduğu gençler arasında en çok dinlenenenlerin biri de Sabah Haşim adlı işgal karşıtı müzisyen. Haşim’in şarkı sözlerinde tamamen Batı karşıtlığı ve nefreti hakim. Son albümünün bir numaralı şarkısında şöyle sesleniyor: “Silahlarınızı hazırlayın ve kendi değerlerini reddedenleri topraklarınızdan atın. Felluce’de yaşayanlar düşmanlarına saldırdıklarında kurt kesilirler”.
Direnişe teşvik ediyor
Özellikle Felluce gibi Amerikan işgalinin yoğun hissedildiği yerlerde ve Saddam Hüseyin’in yönetiminde daha çok gelişmiş bölgelerde bu tür duygular hat safhada. 36 yaşındaki işsiz baba Nudler Abud, Devrim Sound adlı firmadan çıkan “Öfke” isimli albümü dinlerken; “ Bu müzik beni direnişe katılmaya teşvik ediyor” diyor.
Adını 1969 yılında Irak Sosyalist Partisi’den alan müzik marketin sahibi olan ailenin 20 yaşındaki oğulları Ehab Taya ise “Öfke”nin ilk haftasında tükendiğini söylüyor. Kentteki başka bir müzik marketinin sahibi olan 30 yaşındaki Nuri Haşim de, bu albümlerin hızla satıldığını ve çoğunlukla kadınların da içinde bulunduğu gençlerin talep gösterdiğini belirtiyor.
“Öfke”nin CD versiyonunu takıyor ve Haşim’i başındaki Arap sarığıyla görüyoruz. Provakatif görüntülerin yer aldığı fonun önünde söylüyor şarkısını; bir F-16’nın büyük bir patlamaya yol açmasının ardından, Iraklı anneler ölen oğulları için ağıt yakıyor ve Amerikan askerleri Iraklıları tutukluyor. Başka bir sahnede ise bir grup Iraklı, tahrip ettikleri bir ABD tankını etrafında kutlama yapıyor.
Modern Arap popu
Diyarbakır’da klasik müzik rüzgarı esti
Yeni yılı girmeden, Borusan Oda Orkestrası gider ayak Diyarbakırlıların karşısına çıkarak, bir keman konçertosu sundu. Diyarbakır Sanat Merkezi (DSM) ve Büyükşehir Belediyesi’nin ortak düzenlediği konsere ilgi yoğundu. Oda Orkestrası’nın solisti Pelin Halkacı Akın ile izlenimleri ve klasik müziğin Türkiye’deki düzeyi konusunda sohbet ettik. Daha önce Borusan Flarmoni Orkestrası olarak Diyarbakır Kültür Sanat Festival’inde Diyarbakır’da konser verdiklerini hatırlatan Akın, Diyarbakır’da ilginin büyük olduğunu ifade ederek, “Viranşehir’de Kültür Sanat Merkezlerinin açılış etkinlikleri çerçevesinde de konser verdik. Müthiş bir coşku vardı. Heyecan vardı. Enterasan seyircisi hoşumuza gitti” dedi. Aynı şekilde Diyarbakır seyircisinin de kendisine büyük heyecan verdiğini belirten Akın, “Diyarbakır’da orkestra ile seyirci arasında çok farklı çok güzel bir elektrik var” diyerek karşılaştığı durumu “çok şaşırtıcı” olarak niteledi. Bölgede bu tür etkinliklerin sürmesinden yana olduğunu ifade eden Akın, klasik müziğin sevdirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net