www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Fotoğraf çektiğim dağlarda...
Nursen Karas, benim öykücü olarak tanıdığım bir ad. 1966-67 yıllarında Varlık Yayınevi’nde birlikte çalıştık...

Daha işin başındayız
Ülkemizde pek bilinmeyen “Exlibris” uluslararası bir yarışmanın konusu artık. Ankara Exlibris Derneği ve Hacettepe Üniversitesinin ortaklaşa gerçekleştirdiği 1.Uluslararası Exlibris Yarışmasına 44 ülkeden 1171 sanatçı eserleriyle katıldı.

‘Eseses Kikiki EskiEski Es’
60’lı yıllarda doğan ve birkaç yıl içinde futbol liginin tozunu atan, sloganlarıyla, dünyanın en büyük korosu olan seyircisiyle, futbolda “Anadolu ihtilalini” yaratan Eskişehirspor kitaplaştı.


Fotoğraf çektiğim dağlarda...
Sennur Sezer
Nursen Karas, benim öykücü olarak tanıdığım bir ad. 1966-67 yıllarında Varlık Yayınevi’nde birlikte çalıştık. 1959 yılında yayımlanan ilk kitabı “Gülümseyen Hayal”in bir şiir kitabı olduğunu biliyordum, ama şairlik kibirliliği midir nedir, onun şiiri sürdürdüğünü hiç sezmemiştim. Şiiri onun gençlik hevesi sanmıştım. Yanılmışım. Eylül ayında Gerçek Sanat Yayınları arasında yeni bir şiir kitabı çıktı: “Boşluğun Sesi”.
70’lerde Hakkâri
Fotoğrafla ilgilendiğini ilk duyduğumdaysa , öykücülüğünü besleyen kaynaklardan biri sanmıştım bu uğraşı. Yine yanılmışım. Onun için fotoğraf bir tutku.
1976-77 yılları arasında Hopa’dan Hakkâri’ye dolaşıp fotoğraflar çekmiş bir başına. Başına elbette tatsızlıklar gelmiş. Gazeteci değil, kimin adına fotoğraf çektiği belli değil. Yasak bölge, filan falan diye sorguya çekilmiş, gözaltı benzeri alıkonmalar, tepeden tırnağa aranmalar yaşamış.
Fotoğraflar 1979 yılının Martı’nda Harbiye Şehir Tiyatrosu fuayesinde sergilenmiş. Bu yaşadıklarının öyküleriyle fotoğraflarının bir bölümü “Fotoğraf Çektiğim Dağlarda” adıyla kitaplaşmış. “Mozaik Yayınları”nca ikinci baskısı yapıldı bu yıl.
“Hopa-Hakkâri çizgisinde, amatör bir kamerayla çektiği” filmlerden hazırlanan bir belgeseli 1997 Tüyap Kitap Fuarı’nda gösterdi.
Nursen Karas’ın kültürel yaşam öyküsüne baktığınızda öykü kitapları: “Sevgi-Sizler (1967)”, “Türkü Olan Kadın (1972)”, “İçinden Rüzgâr Geçen Sarı (ilk iki kitabının birlikte basımı 1993)”, “Ceviz Sürgünü (1993)”. Fotoğraf Sergileri: “Türkiye’yi Yaşamak (İstanbul’da iki ayrı mekânda,1979)”, “Scenes From Anatolia (1979, Londra ve Paris)”, “Ben Avrupa’dayken (İstanbul, 1982)”, “Anadolu Uygarlıkları Sergisi’nden İzlenimler (1984)”, doğa ve canlıları korumayla ilgili konuşmalar (sıralanamayacak kadar kalabalık), öykü okuma günleri, film gösterimleri görebilirsiniz.
Kitaplarına bir de oyun eleştirileri eklendi bu yıl: “Saçmalarla Gerçekler” (Mitos- Boyut Yayınları, Tiyatro/ Kültür Dizisi). Çocuk kitabınıysa çevreciliğinin bir sonucu saymak olası: “Dağlardan Atlamak İstiyorum” (Şimşek Yayınları).
Devletin görevi!
Bunca çalışması olan bir yazarı ya da sanat emekçisini tanımıyorsak suç biraz da bizde. Kitaplarından birinden okumaya başlamamız gerekir. Yoksa, “Ağustos’ta karlar yağan bir yürek” gibi “hep eksik” kalabiliriz. Bir fotoğraf ve gezi serüveninin ardından, “Devlet , cansız taşları yönetmiyor, bir gövdesi, bir kafası olan insanları yönetiyor. Bunu gözden kaçırmamak, insanı doyurmak,ilk çağlardan kalan baskıyı, işkenceyi tarihe gömmek gerekiyor. Devletin görevi de bunlardır” diyen bir yazarı tanımamamızın ayıbı ayrı.
sezer@evrensel.net


Başa dön


Daha işin başındayız
Koray Karaermiş
En basit tanımıyla kitapta mülkiyet işareti olan ve Latince’de “...nın kütüphanesinden” anlamına gelen exlibris, kitapların iç kapaklarına yapıştırılan ve sahibinin özelliklerini yansıtan, sanatçılar tarafından tasarlanmış küçük boyutlu grafik yapıtlar. Exlibris’in kişiye özel olması ve sınırlı sayıda basılması onu ilk ortaya çıktığı Ortaçağ Avrupa’sından beri koleksiyonerlerin tutkusu haline getirdi.
Bu sanat yapıtının ülkemizde yaygınlaşması 20.yy’lın sonlarına denk düşüyor. Kitap okuma oranının çok düşük olduğu bir ülkede exlibriscilerin işi zor gibi görünse de, exlibris, kitap kapaklarından bağımsızlığını ilan edip başlı başına bir sanat yapıtı oldu bile. Ülkemizde exlibris adının duyulması bu konuya ilgi duyan insanların örgütlenmeleri ve tutkularını daha geniş kitlelerle paylaşmaya çalışmalarıyla oldu.
Özellikle 1997’de kurulan Ankara Exlibris Derneği(AED) ve ardından uluslararası derneklerle ilişkiler kurulması bu süreçte bir dönüm noktası. Üstelik exlibris, iletişim teknolojilerinin tüm olanaklarını yanına almış olarak hızla yoluna devam ediyor. Tüm bu gelişmelerde öne çıkan bir isim var. Ankara Exlibris Derneği Başkanı Prof Hasip Pektaş. Geçtiğimiz Mayıs ayında Ankara’da yapılan 1.Uluslararası Exlibris Yarışması Seçmeleri’nde 8 kişilik uluslararası jürinin arasındaydı. Bu ilk yarışmaya 44 ülkeden 1171 sanatçının 4247 eseri katıldı. Seçmeler sonucunda 371 sanatçının 747 eseri sergilemeye değer bulundu. Bu eserler halen İstanbul’da Karşı Sanat Çalışmaları’nda (0212 245 46 57) sergileniyo. Yarışma sergisi Ankara ve İstanbul’un ardından Adana, Eskişehir, İzmir, Van ve Lizbon’u gezecek. Hayatını Exlibris’e adamış olan Hasip Pektaş’la yarışmayı ve exlibris sanatının ülkemizdeki durumunu konuştuk;
Yarışmayı gelecek yıl da yapacak mısınız?
Gelecek yıl yapılacak uluslararası bir yarışmanın zaten içindeyiz. FISAE(Uluslararası Exlibris Dernekleri Federasyonu) adına 8 ülkenin temsilcisi CGD(bilgisayarda özgün tasarım) exlibris yarışmasını organize ettik. Ben de jüri üyesiyim. Yarışma şartnamesi web sitemizde (www.aed.org.tr) var.
Yarışma seçmelerinde jüriyi en çok zorlayan etmenler nelerdi?
Juri ön elemede çok zorlanmadı. Nitelik, teknik ve estetik yönden çok olumsuzlar hemen elendi. Ama ikinci gün yapılan değerlendirme gerçekten zorluydu. Birbirine yakın değerde çok başarılı exlibrislerin içinden 20 sanatçıyı belirlemek zaman aldi. Dil birliği, tasarımlardaki özgünlük, kompozisyon, teknik yetkinlik, yazıyı kullanmadaki beceri jurinin dikkate aldığı ölçütlerdi.
Yarışma hiçbir sanat eğitimi almamış tutkunların katılımına da açık mı? Yoksa exlibris’lerin “eğitimli” ellerden çıkması şart mı?
Yarışmalar herkese açıktır. Eğer katılımcı kendine güveniyorsa neden katılmasın. Yaptığı çalışma onun amatör mü yoksa gerçekten ciddi bir sanat eğitimi almış ve bu işe gönül vermiş birimi mi olduğunu zaten hemen gösterir. Hele de yıllardır bu konuda çalışıyorsa yukarıda saydığım ölçütlerde belli yol almış demektir. Başarıya kolayca ulaşmak mümkün değildir. Amatör ruha sahip olmak, heyecan duymak elbette gerekli. Ama böyle bir yarışmada ödül kazanmak, 6 yıl desen eğitimi alan hayal dünyası zengin, sabırlı, sürekli çalışan Julian Jordanov (yarışmanın birincisi) gibi sanatçılara nasip oluyor.
Exwebis adı verilen ve web sitelerine özel tasarımlar yaygınlaşıyor. Bu konuda çalışmalarınız var mı?
Exwebis, web sitelerinin exlibrisi için yapılmaya başlandı. Oldukça yenidir. Ben de kendi sitem için bir tane yaptım. Fakat işlevsel yönden baktığımızda exlibrisin amacına pek uygun değil gibi. Exlibrisin birkac işlevi var. Öncelikle yaşayan biri veya bir kurum kitaplığından alınan kitapların geri
getirilmesinde bir uyarıcı görev, bir hatırlatma yapması, kitabı alanda bir tedirginlik yaratacak mülkiyet işareti olması, ikincisi ise anlamlı bir koleksiyon belgesi olması, biriktirilmesi ve değiş tokuş yapılabilmesi. Bir diğer işlevi ise sanatçısına kendini anlatma fırsatı verecek değişik bir alan olması ve sanatseverin duvarına asabileceği sanat eseri niteliği
Kötü ellerde kullanılan teknoloji Exlibris sanatını tehdit mi ediyor? Özellikle sergi kitabında bahsettiğiniz “Yalancı Exlibris” nedir? Bir exlibris yapıtı hangi durumlarda yalancı olur?
Teknolojiyi doğru yerde kullanırsanız hiçbir şeyi tehdit etmez. Aksine yaşamı kolaylaştırır. Ama
duygularınızı yok edecek kadar da esiri olursanız, siz ona hükmedeceğiniz yerde o size hükmetmeye başlar. Yalancı exlibrisin teknoloji ile ilgisi yok. Tasarlayanın önemsemediği ve çeşitli dil bilgisi hatalarının oluştuğu exlibrisler, başka amaç için yapılmış şeylerin exlibris gibi sunulmuş olması, kısaca amaca uygun yapılmayan exlibrisler yalancı exlibrislerdir.
Ülkemizde düzenlenmesine çalıştığınız FISAE 2008 kongresi’nde son durum nedir?
Yaptığımız yarışmanın organizasyonunu çok beğenen juri başkanımız Benoit Judot’un bir önerisiydi bu. Bu kongreyi ülkemize alabilmek, 2004 kongresine iyi hazırlanmaya ve 250 delegeyi ikna etmeye, en önemlisi bu konuda yeterli katkıyı ve desteği almaya bağlıdır.
Exlibris’in ülkemizdeki geleceği nedir?
Türkiye’den katılımın yüksek olmasi bizim geldiğimiz noktayı perçinler. Türkiye’de exlibris yeteri kadar olmasa da tanınmaya başladı. Özellikle genç sanatçı adayları ilgi gösteriyor ve üretiyorlar.
Çok çalışmamız ve gerçekten bu işe gönül vermemiz gerekiyor. Daha işin başındayız. Şu gerçeği gözardı edemeyiz; Yarışmaya Türkiye’den 1606 çalışma katıldı. Sadece 62 çalışma sergileme alabildi. Bulgaristan’dan 96 çalışmanın 54’ü sergileme aldı. Belarus’tan 37 çalışmanın 20’si sergileme aldı. Oranları iyi yorumlayanlar ne yapmamız gerektiğini daha iyi anlayacaklardır.


Başa dön


‘Eseses Kikiki EskiEski Es’
Rahmi Emeç
Genç yazar Özgür Topyıldız’ın Eskişehirspor üzerine yaptığı çalışma İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Gazeteci İsmail Alkılıçgil’ın zengin fotoğraf arşiviyle destek verdiği kitapta, siyah- kırmızılı takımın öyküsü anlatılıyor.
Özgür Topyıldız, yoğun tempolu bir çalışma ile yazmış kitabını. Bir emek ürünü iş var ortada. Her Eskişehirlinin, her Eskişehirsporlunun değil, futbolla ilgili herkesin okuması gereken bir kitap. Özgür, eski kuşak için olduğu kadar, bilsinler diye kendi kuşağı için de yazmış kitabı. Kitapta, Eskişehirspor’dan önce Eskişehir’de futbol ve genel olarak spor da ele alınmış.
24 yaşındasın ve Eskişehir üzerine yazılmış iki kitabın var: “Eski-şehir’de Karikatür” ve “Eskişiir”. Yeni çıkan kitabın da öyle. Konu bu kez futbol. Kitabı çıkartma düşüncesi nasıl oluştu?
Önsözde biraz bahsediyorum; benim genel anlamda Eskişehir’le ilgili çalışmalarım 15 yaşımdayken 1994 yılında başladı. 1995’in Ocak ayında karikatür araştırmasına başladım, 1996’da basıldı. Üniversitede hazırlık okurken şiir kitabını hazırladım 1998’de basıldı ve o periyotları düşününce uzun bir aradan sonra bu kitapla yine ortalara çıktım...
Bu “Eses” kitabı da bu serinin, yani Eskişehir üzerine belki 10 yıl sonra belki 30 yıl sonra bir bütünlük teşkil edecek serinin bir parçası. Dolayısıyla bir Eses taraftarı olmamdan ya da futbola aman aman bir tutkumdan dolayı ortaya çıkmadı bu kitap. Benim asıl derdim Eskişehir ve haliyle ona dair ne varsa... İyisini de kötüsünü de bilmek isterim, yazmak isterim.
Kentin “futbol belleğine” tekrar can vermişsin. Kitapla ilgili ilk tepkiler nasıl oldu?
Kitap ters bir zamanda çıktı aslında... Ramazanın son günlerinde çıktı, araya bayram girdi, reklamı vs. yapılmadı buna rağmen sadece burada 400 civarı sattı. İletişim Yayınları tarafından tüm Türkiye’de dağıtımı yapıldığı için oralarda da bir o kadar sattı. Tahmin ediyorum bu ayın sonlarına doğru ikinci basımı yapacaktır. Bunlar satış olarak beliren tepkiler. Ayrıca elektronik posta yoluyla ulaşan pek çok Eskişehirliyle daha doğrusu kitapseverle de görüşüyorum. Örneğin İstanbul, Ankara gibi iller başta olmak üzere pek çok ilden, Eskişehirli de olmayan insanlardan kutlama mesajları alıyorum. 16 yaşından 76 yaşına kadar pek çok insanın kitabı gözleri yaşararak, yürekleri pırpırlanarak okuduğunu belirtmesi çok heyecan verici geldi bana. Bu güzel bir şey, bunun dışında “profesyoneller”den gelen tepkiler olumlu. Çoğu yazar-çizer önümüzdeki günlerde bu kitaptan ve dolayısıyla Eses’ten bahsedecekler göreceksiniz.
Kitabında Eskişehirspor’un kuruluşu ve sonraki yıllarda elde ettiği başarılara imza atmış birçok isim var. Bu isimleri atlamadan bulup çıkarmak kolay değil. Bu kadar araştırdıktan sonra Anadolu Yıldızı’nın “reçetesi” nedir sence?
Vücut gerekli ortamı bulunca nasıl kendi hastalığını kendi hallediyorsa bu kent de bu hastalığı yine tek vücut olmak suretiyle aşabilir. Güncel isimlere, olaylara girmeye gerek yok. Kent tek vücut olduktan sonra aynı amaç uğruna savaşımını verecek, bünyedeki zararlı maddeleri önce yok edecek. Sonra kentin beyniyle kentin kalbinin aynı ritmi tutturması sağlanacak.
Eskişehir’de kaç mahalle var, 80 diyelim. 80 muhtarın görevi ne; oradaki insanları tanımak ve “erk”le olan ilişkilerinde bir nevi menejerlik yapmak. Bu mantıkla Eskişehir’in her mahallesinde sizin bir futbol muhtarınız olsa, oradaki çocuklardan 100 tanesini size önerse, siz ukalalık yapsanız 20’ye düşürseniz, bir 10 kişi de teknik direktör elese sırf bir mahalleden 10 tane geleceğin topçusunu kazanmış olursunuz. Biraz dolambaçlı anlatıyorum ama çözüm her yönüyle Eskişehir sınırları içinde, başka yerde değil. Eses’in şampiyon kadrolarına bakın, takımın yüzde 80’i 90’ı Eskişehirlidir her zaman. Elin adamı niye senin derdine düşsün ki.. O profesyonellik adı altına topunu oynar gider, o kadar, ama şehirden bir çocuk bilir ki iyi oynarsa lig yükselecektir, lig yükselince otobüsler dolusu insanın akınına uğrayan lokantacı babası da ekmek kazanacaktır, otelci komşusu da. Bu bu böyle bir şey.
Gemi misali vardır ya, onun gibi sonuçta hepimiz bu sahanın içinde birer topçuyuz ve birer mevkiiyi almışız. Paslaşmazsak, yardımlaşmazsak, hep çalıma kaçıp tribünlere oynarsak bu maç bir şeye benzemez. İşte bu Eses kitabında 1960’lı yıllar Eskişehir’inde bu nevi futbol oynamayı başarmış insanların öyküsü olduğu için alınacak dersler olmasa bile altı çizilecek hayatlar var diye düşünüyorum!


Başa dön


Bağdat’ta tiyatro festivali
Irak’ta savaş sonrası ilk tiyatro festivalinin Bağdat Ulusal Tiyatrosu’nda başladığı bildirildi. Irak Kültür Bakanı Müfid Cezairi, oyunların, bakanlık danışmanı Iraklı şair Sadık Saageg’in başkanlığını yaptığı bir komite tarafından seçildiğini belirterek, “Oyunlar, halk önünde oynanması yasaklanan eski tiyatro metinleri arasından seçildi” şeklinde konuştu. Bakanlık bünyesinde tiyatrolardan sorumlu yetkili Fahir el Obeidi ise “bu festivalin Irak’ta hayatın normale döndüğünü dünyaya gösterdiğini” kaydetti. Ünlü Rus yazar Anton Çehov’un bir eserinden uyarlanan oyunla başlayan festivalin programında dokuz oyunun yer aldığı, gösterilerin bedava olduğu belirtildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net